06:04 21 Ekim 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘Trump-Kim zirvesi Kuzey Kore ve ABD’nin başarısı değil, esas başarı Çin Halk Cumhuriyeti’nin’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 0 0

    Barış Adıbelli, Singapur'da gerçekleşen Trump-Kim zirvesinin ABD ve Kuzey Kore’nin başarısı olmadığını, esas başarının Çin’e ait olduğunu belirtti. Adıbelli’ye göre Trump, Ortadoğu’daki barışı yerle bir etti ama Uzak Doğu’da yeni bir barış ortamı tesis etmeyi başardı.

    ABD Başkanı Donald Trump ve Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Singapur'daki tarihi zirvede bir araya geldi. İki devletin başkanlarının tarihte ilk kez yüz yüze görüştüğü zirvede taraflar ikili ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik bir anlaşma imzaladı. ‘Kapsamlı', ‘derinlikli' ve ‘samimi' bir fikir alışverişinde bulunulduğu belirtilen anlaşma metninde, ABD'nin ‘güvenlik garantileri' karşılığında Kore Yarımadası'nın nükleer silahlardan tamamen arındırılması yer alıyor.

    Tarihi ABD-Kuzey Kore zirvesiyi ve iki ülke arasında imzalan anlaşmayı Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Barış Adıbelli ile konuştuk.

    ‘KUZEY KORE LİDERİNİ MASAYA OTURTAN ÇİN'DİR'

    İran'ın bilinen bir nükleer silaha sahip olmadığını ve Kuzey Kore'nin hidrojen bombası denemesini hatırlatan Adıbelli'ye göre ABD, bunlara rağmen İran'ı öteledi ve Kuzey Kore ile masaya oturdu. Adıbelli, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'u masaya oturtan ülkenin Çin olduğuna dikkat çekti:

    "Bu tip zirveler işin gösteri boyutudur. Esas bundan sonraki süreç önemli. Bu da zamana yayılarak devam edecek olan bir süreç. Asya Pasifik'e barış ve istikrarın gelmesi adına önemli bir gelişme. Trump, Ortadoğu'daki barışı yerle bir etti ama Uzakdoğu'da yeni bir barış ortamı tesis etti. İran somut bir nükleer silaha sahip değildi ama Kuzey Kore bizzat hidrojen bombaları denedi. ABD, İran'ı öteledi ama Kuzey Kore ile masaya oturdu. Ama ABD ekonomik bir yardımda bulunmayacağını söyledi. Bunun yanında yaptırımlar da kalkmayacak. Demek ki hedef Kuzey Kore değil. Bu Kuzey Kore ve ABD'nin başarısı dedik ama esas başarı Çin Halk Cumhuriyeti'nin. Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'u masaya oturtan Çin'dir. Kim'in sürekli Çin ile sürekli temas halinde biliyoruz. Singapur'a gelirken de Çin Hava Yolları ile geldi, hatta Çin hava sahasında uçak birkaç kez turladı. Çin de arabuluculuk yaptığını belirtiyor ve Kuzey Kore tarafının garantörü olmak istediğini söylüyor."

    ‘GEÇMİŞTE OLDUĞU GİBİ RUSYA VE ÇİN, KUZEY KORE'NİN ARKASINDA DURUYOR'

    Adıbelli, Rusya ve Çin'in Kuzey Kore'nin arkasında durduğunu ifade ederek, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in hiçbir zaman Kuzey Kore'yi dışlamadığını belirtti. Adıbelli, Kuzey Kore'nin Rusya ve Çin ile olan yakınlığının Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'un dedesi olan Kim Il-Sung'dan geldiğine işaret etti:

    "Putin hiçbir zaman Kuzey Kore'yi dışlamadı. Ancak burada Çin ile Kuzey Kore'nin arasındaki ilişkiler daha farklı. Bu Rusya'nın dışarıda durduğu anlamına gelmiyor. Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'un dedesi olan Kim Il-Sung, Çin Kızıl Ordusunda Japon işgaline karşı Çin'de savaştı. Ondan sonra Moskova'ya geçti. Hem Sovyetler Birliği hem de Çin'in yakın dostuydu. Soğuk Savaş döneminde Kore savaşının taraftarı Sovyetler Birliği, Çin ve Kuzey Kore'ydi. Bugün tarih tekerrür ediyor ve tekrar Rusya ve Çin, Kuzey Kore'nin arkasında duruyor. Rusya'nın askeri olarak dünyadaki caydırıcı gücü Çin'den daha fazla. Rusya gibi bir ülkenin Kuzey Kore'nin arkasında durması en azından bu süreci daha net ortaya çıkaracaktır."

    ‘ABD'NİN ÖLDÜRÜLEN KUZEY KORE LİDERİNİN ÜVEY ABİSİ ÜZERİNDEN BAŞKA BİR PLANI VARDI'

    Adıbelli, ABD'nin suikast sonucu öldürülen Kuzey Kore liderinin üvey abisi Kim Jong-nam üzerinden bir sürgünde Kuzey Kore hükümeti kurmayı planladığını söyledi:

    "Bu süreçten önce Kuzey Kore liderinin üvey abisi Kim Jong-nam Malezya'da bir suikast sonucu öldürüldü. Söylentilere göre, ABD ve Güney Kore istihbaratı Kuzey Kore ile ilgili sorunu farklı bir şekilde çözmek adına öldürülen ağabeyin üzerinden bir sürgünde Kuzey Kore hükümeti kurmayı planladılar. Bir siyasi parti bir sürgünde hükümet ile Kuzey Kore'deki rejim bir şekilde eleştirilecek, halk şehirde isyan ettirilecekti. ABD'nin bu planı çöktü. Dolayısıyla yeni bir adım atıldı."

    ‘BU ZİRVE İLE 2. DÜNYA SAVAŞI, KORE HALKI İÇİN BİTMİŞTİR'

    Adıbelli, tarihi ABD-Kuzey Kore zirvesi ile 2. Dünya Savaşı'nın Kore halkı için bitmiş olduğunu vurguladı. Adıbelli, Çin'in Kuzey Kore'ye sık sık "Libya gibi olursunuz. ABD'ye karşı caydırıcılığınızı kaybetmeyin" şeklinde uyarılarda bulunduğunu belirtti:

    "ABD bir iki yıl önce müzakere edelim dediğinde Çinliler bu konuda Kim'i ‘Libya gibi olursunuz, caydırıcılığınızı kaybetmeyin' diyerek uyarmıştı. Kim en son Çin'e gittiğinde Şi Cinping Libya modeline işaret ederek uyarıda bulundu. Bugün ABD bölgedeki temel düşüncesi Çin. Kuzey Kore'yi bu yüzde bir vekil olarak kullanmaya çalışıyor. Trump basın toplantısı yaparak tüm ülkelere teşekkür etti. Ama esasında teşekkür etmesi gereken Şi Cinping. Ama aslan payını vermek istemiyor. Japonya Başbakanı Şinzo Abe'den bahsetti. Ama Japonya buna en karşı çıkan müttefik ve ‘Kuzey Kore ile eğer ilişkileri düzeltirsek, o zaman güvenliğimiz tehlikeye girer. Biz kendi nükleer gücümüzü geliştiririz' diyor. Burada başka bir noktada iki Kore'nin birleşmesi. Çinliler bu konuda da uyarıyorlar, Doğu-Batı Almanya örneğini vererek Kuzey Kore'yi böyle bir hata yapmamaları konusunda uyarıyorlar. Amerikan müttefiki bir Kore ortaya çıkar diyorlar. Burada Japonya'nın ‘Böyle bir durumda Kuzey Kore'nin nükleer teknolojisi, nükleer bilgisi Güney Korelilerin eline geçerse, birleşirlerse o zaman inanılmaz bir nükleer gücü olan bir Kore ortaya çıkar' şeklinde bir endişesi var. Bu zirve ile 2. Dünya Savaşı, Kore halkı için bitmiştir."

    ‘KUZEY KORE'NİN NÜKLEER SİLAHLARDAN ARINDIRILMASI 15 YIL SÜRECEK'

    Adıbelli'ye göre, Kuzey Kore'nin nükleer silahlardan arındırılması yaklaşık 15 yıl sürecek:

    Kuzey Kore'nin nükleer silahlardan arındırılması uzun bir süreç. Bu silahların imhasının yaklaşık 15 yıl süreceği söyleniyor. Ondan sonra barış masasına tekrar oturacaklar. Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması ve Uluslararası Atom Enerjisi'ne dönmesi lazım. Müfettişleri ülkeye kabul etmesi lazım. Kuzey Kore, ‘Benim bazı nükleer tesislerimi bırakalım. Ben onları sivil çalışmalarım için kullanayım. Konvansiyonel askeri çalışmalarım için kullanayım' diyor. ABD tarafında da ‘Kuzey Kore yarın örtülü bir şekilde tekrar nükleer programa dönebilir mi?' şeklinde soru işaretleri oluşuyor.

    ‘TRUMP'A UZAKDOĞU'DA KUZEY KORE GİBİ ‘ÇILGIN' BİR ÜLKE LAZIM'

    Adıbelli'ye göre, Trump'ın Uzakdoğu'da ‘çılgın' bir ülkeye ihtiyacı var. Adıbelli, ABD Başkanı Donald Trump'ın Kuzey Kore'yi Çin'in rakibi haline getirmek istediğini ifade etti:

    "Trump, ‘Kuzey Kore ile görüşmeye gerek yok, Çin bunu halleder' diyerek Kuzey Kore'yi küçük düşürdü. Kuzey Kore de kendileri adına başka ülkelerin muhattap alınmasından çok rahatsız oldu. Altılı görüşmelerin kesilmesinin nedenlerinden biri buydu. Kuzey Kore son iki yıldır ‘Biz Amerika ile karşılıklı oturalım ve sorunları çözelim. Çin'i ya da başka biir ülkeyi araya sokmayalım' diyor. ABD ‘Acaba bugün Kuzey Kore'yi Çin'e karşı yanımda yer almasını sağlayabilir miyim?' şeklinde düşünüyor. Çünkü Trump'a Uzakdoğu'da çılgın bir ülke lazım. Ne Güney Kore ne Japonya bu kritere uymuyor. Trump'ın düşündüğü iş şu: ‘Kuzey Kore'yi ekonomik olarak bir üs haline getirelim, Kuzey Kore'deki halk zaten aç, yoksul. Tıpkı Çin'deki gibi ucuz iş gücü olarak kullanalım. Amerika'nın bütün fabrikalarını Çin'den buraya taşıyalım. Aynı maliyetle burada üretsinler. Çin'e rakip olsunlar, Çin'in gücünü kıralım'. Bunu daha önce de Hindistan ve Bangladeş'te denedi, olmadı."

    ‘KUZEY KORE'Yİ ŞİÖ'YE ALMAYI DÜŞÜNÜYORLAR'

    Kanada'da yapılan G7 zirvesi ve Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesi ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Adıbelli, G7'de büyük bir parçalanma yaşandığını belirtti. ŞİÖ'nünse bu seneki ana temasının ‘birlik' olduğunu hatırlatan Adıbelli'ye göre, ŞİÖ ilk defa farklı boyutta bir zirve gerçekleştirdi. Adıbelli, Kuzey Kore'nin ileriki zamanlarda ŞİÖ'ye davet edileceğini ekledi:

    "Şanghay İşbirliği Örgütü ilk defa farklı bir boyutta ortaya çıktı. Açıkça Trump'a meydan okudular. Batı'da G7'de ise büyük bir parçalanma var. Ama ŞİÖ'de ana tema birlikti. Özellikle Rusya ile Çin hiç olmadığı kadar samimi görüntüler sergiledi. Aynı zamanda Kuşak ve Yol girişiminin de önemli bir boyutu var. Bunların hepsi ŞİÖ bünyesine alındı. Tartışılan askeri boyut olmamasıydı. Bir sonraki aşamada askeri bir boyut gelebilir. Rusya'nın kurmuş olduğu bir Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) gibi bir yapı var. Bunu oraya askeri bir kanat olarak ekleyebilirler. Bugünkü ana tema terörizmle mücadele. Üç şer kuvvet deniyor: Terörizmle mücadele, ayrılıkçılıkla mücadele ve aşırıcılıkla mücadele. O yüzden ŞİÖ'nün zirveden önce Pakistan'da terörizmle mücadele biriminin bir toplantısı oldu. Dolayısıyla ŞİÖ bu yıl ilk kez terörizmle mücadeleyi, uyuşturucu ile mücadeleyi ve siber güvenlikle mücadeleyi ana teması yaptı. Öte yandan, Kuzey Kore'nin en çok ilgilendiği kurumların başında ŞİÖ geliyor. Kuzey Kore'yi ŞİÖ'ye ya gözlemci ya da ortağı olarak almayı düşünüyorlar. Hatta Kuşak ve Yol Projesi'ne de ekleyecekler. Hindistan ise Kuşak ve Yol Projesi'ni kabul etmeyen tek ülke."

    İlgili konular:

    Trump: Artık Kuzey Kore'den gelen bir nükleer tehdit yok
    Emekli Büyükelçi Loğoğlu: ABD-Kuzey Kore anlaşması somut ve inandırıcı değil
    Kanada'dan Kuzey Kore zirvesi yorumu: Memnuniyetle karşılıyoruz
    Rus Dışişleri: Trump'ın Kuzey Kore ile müzakereler sırasında tatbikatları durdurma kararı olumlu
    Etiketler:
    Kim-Trump Görüşmesi, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), Emre Adıbelli, Ceyda Karan, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, ABD Başkanı Donald Trump, Çin, Rusya, Singapur, Kuzey Kore, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın