06:46 17 Ağustos 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘ABD yönetimi, seçimler öncesi ‘önünü açtıklarını’ düşündükleri iktidarın, sözlerini tutmamasından dolayı kızgın’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 42

    Zeynep Gürcanlı’ya göre ABD ile Türkiye arasındaki krizde, Brunson’un serbest bırakılması halinde bile geri dönüş olamayabilir. Gürcanlı, ABD’nin dünyaya bir mesaj vermek için Halkbank’a ceza verebileceğini söylerken, ABD yönetiminin ‘Türkiye’deki iktidarın önünü açtık ama verilen sözler tutulmadı’ havasında olduğunu belirtti.

    ABD ile Türkiye arasındaki kriz hız kesmiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yükselen dolar kuru karşısında söylediği ‘Sizin dolarınız varsa bizim Allahımız var' açıklamasının ardından Donald Trump, Twitter'dan ‘Türk Lirası bizim güçlü dolarımız karşısında değer kaybediyor' açıklamasıyla birlikte çelik ve alüminyumda gümrük vergisinin iki katına çıkarılmasına onay verdiğini duyurdu. Trump'ın tweetinin Erdoğan'ın açıklamasıyla bağlantılı imalar taşıdığı yorumları yapılırken, ABD'nin Brunson'ın bırakılması için Ankara'ya süre tanıyarak ültimatom verdiği söylendi.

    Donald Trump'ın açıklamalarıyla birlikte Türkiye ile ABD ilişkilerinin seyrini ve iki tarafın kulislerinde konuşulanları Sözcü Gazetesi Ankara Temsilci Zeynep Gürcanlı ile konuştuk.

    ‘TRUMP, ATTIĞI TWEETLERLE EL YÜKSELTİYOR, ‘DEVAMI GELEBİLİR' MESAJI VERİYOR'

    Zeynep Gürcanlı, ABD yönetiminin seçimlerden önce Menbiç'teki uzlaşma ve Halkbank'a ceza verilmemesiyle birlikte, ‘Türkiye'deki iktidarın önünü açtık ama verilen sözler tutulmadı' havasına girdiğini yorumunu yaparken, Trump'ın attığı tweetlerle, krizde yapılan hamlelerin ciddiyetini vurgulamaya çalıştığını söyledi:

    ''Trump, bana göre attığı tweetlerle el yükseltiyor. Ciddi olduğunu Türk hükümetine, Recep Tayyip Erdoğan'a anlatmaya çalışıyor. ‘Biz çok ciddiyiz, bu krizde yaptığımız hamleler ciddidir ve devamı da gelebilir' mesajı veriyor. Bu tweet atılmasaydı da ben yine aynı yorumu yapacaktım. Çünkü ABD'den pek çok kişiyle ikili ilişkilerin durumu hakkında konuştum. Edindiğim izlenim şu: ABD'de ‘aldatıldık' havası var. ‘Her türlü yaptığımıza rağmen Türk hükümetinden karşılık alamadık, vereceklerini söyledikleri karşılıkları da vermediler' diye bir hava var açıkçası. Trump'ın son tweetinde de bunun etkisi var. Ne yaptınız diye sordum ben ve hep söyledikleri şu: ‘Bu seçimler önemliydi, seçimler öncesi Halkbank'a ceza gelebilirdi ama gelmedi' dediler. İkincisi de Menbiç dediler. Bunlar yapılmayabilirdi, hem de üstelik Türkiye'deki seçimlerin ne kadar kritik olduğunu biliyordu ABD yönetimi. ‘Yani biz onların önünü açtık' demeye getiriyorlar. Buna rağmen, bu yaptıklarımıza rağmen, beklentilerimizi iletmemize rağmen bize verilen sözler tutulmadı havası var Washington'da. Kiminle konuştuysam hayal kırıklığı ve kızgınlık vardı. Olanları Türkiye'den herhangi bir adım gelmediği takdirde bekliyordum. Nitekim Trump bir adım attı, çelik ve alüminyum vergilerinin ikiye katlanmasını bir de imalı bir tweetle duyurdu. Tweetle duyurdu, bu da çok sıkıntılı bir durum. ‘İlişkilerimiz bu kez iyi değil' dedi. Ben bunun da ciddi bir mesaj olduğunu düşünüyorum ve anladığım bunun gerisinin de gelebileceği.''

    ‘TRUMP, DÜNYAYA MESAJ VERMEK İÇİN HALKBANK'A AĞIR BİR CEZA VEREBİLİR'

    Gürcanlı, Trump'ın İran'a karşı yaptırımlar konusunda dünyaya mesaj vermek için Halkbank'a ağır bir ceza verebileceği yorumunu yaptı:

    ''Yeni yaptırımlar beklemek mümkündür diye düşünüyorum. Nedir bu yaptırımlar? İlk olarak İçişleri ve Adalet Bakanlarına birtakım yaptırımlar konulmuştu. Halkbank'a ceza kesilmesini de bekliyorum. Bir de insanların görmediği şu durum var; ABD'nin İran'a bir yaptırımları petrol ve doğalgaz konusundaki yaptırımları kasım ayında uygulanmaya başlanacak. Petrol konusunda ciddi bir yaptırıma girecek. Trump'ın bir tweeti vardı: ‘Ya onlardansın ya bizdensin'. Yani ya dolar kullanırsın bizimle iş birliği yaparsın ya da gidersin İran'la iş birliği yaparsın diye. Bu tabii ki Türkiye'ye özel değildi, tüm dünya şirketlerine verilmiş bir mesajdı. Buna karşı Avrupa Birliği'nde, Çin'de, diğer ülkelerde ve tabii ki Türkiye'de bir takım öfkeli sesler çıktı, niye ki, yani ‘sizin yaptığınıza uymak zorunda mıyız' denildi. Şimdi Halkbank cezası bu aşamada çok önem taşıyor. Trump bir de sadece Türkiye'ye bir ders vermenin yanı sıra dünyaya da bir mesaj vermek için Halkbank cezasını kullanabilir. Yani ‘şakamız yok' demek için Halkbank cezasını olabildiğinden de yüksek tutabilir. Benim en büyük endişem bu açıkçası. Böylece İran'la bundan sonra, kasımdaki bu yeni, ikinci etap ambargodan sonra iş tutmaya kalkacak sadece Türk değil öbür şirketlere de bir mesaj vermek isteyebilir. Benim en büyük endişem bu. ABD'nin el yükseltmesi işin oraya doğru gittiğini gösteriyor. Hakikaten ciddi sıkıntılar olacak.''

    ‘BAKANLIKLARA YAPTIRIMLAR KİŞİSEL DEĞİL, İKİ KİLİT KURUMA'

    Gürcanlı, Adalet ve İçişleri Bakanlarına gelen yaptırımların kişisel olmadığını söylerken, bu yaptırımların iki kilit kuruma yönelik olduğuna dikkat çekti:

    Washington'da ilk görüşmeyi tamamlayan Türk heyetinin temasları devam ediyor
    © REUTERS / YURI GRIPAS
    ''Bakanlara yaptırımlar konusuna gelince, ABD Hazine Bakanlığı'nın açıklamasını dikkatli okumak lazım. O bakanların şahsına değil yani şahsen yaptıkları herhangi bir ABD'yi rahatsız eden eyleme karşı konulmuş bir şey değil bu yaptırımlar. Bu iki kurumun yani Adalet ve İçişleri Bakanlığı'nın Türkiye'deki insan hakları ihlallerine yönelik koyduk diye not düşürülmüş. Biraz mevkiye yönelik, yani şahsi değildi. Bakanlardan bazıları ‘Benim orada dikili aracım yok, ne olursa olsun diye' ama öyle değil. Bu Abdulhamit Gül'e ya da Süleyman Soylu'ya koyulmuş kişisel yaptırımlar, onların kişisel hataları, suçları ya da ABD tarafından böyle görülecek birtakım eylemler için koyulmuş bir şey değildi. Türkiye'deki iki çok kilit kuruma konulmuş yaptırımlardı aslında. Şimdi o kurumun başındakine koyduktan sonra kurumun kendisine de koyar.''

    ‘ÇARŞAMBAYA KADAR SÜRE VERİLDİĞİ KONUSU ANKARA'YA PEK YANSIMADI FAKAT ABD'LİLER BU KONUDA CİDDİ'

    ABD'nin Türkiye'ye Çarşamba gününe kadar süre verdiği konusunun Ankara'ya pek yansımadığını ancak ABD'nin bu konuda ciddi olduğunu söyleyen Gürcanlı'ya göre artık bir yol ayrımına gelindi:

    ''Ankara'ya pek yansımadı. Bir kere görüşmelerin iyi gitmediği konusu yansıdı fakat bir süre konusu Ankara'da pek telaffuz edilmedi açıkçası Ankara'da. Süreden bahsedilmiyor fakat ABD'nin ciddi olduğunu heyet Ankara'ya da anlatmış durumda. Çok ciddiler, süre vermişlerdir, vermemişlerdir ama başladılar bile. Belli ki süreyi verdilerse bile beklemeyecekler, bugünden Trump elini açtı. En korkuncu da şöyle; Türkiye'nin en sıkıntılı konusunun ekonomi olduğunun farkında Trump, buna atıf yapıyor, vergileri arttırıyor. Benim tahminim bundan sonra da yine ekonomik alanda birtakım vergiler ya da yaptırımların gelebilme ihtimali olabilir. Hakikaten çok endişe verici. Bir de tabii iş adamlarına da birtakım yaptırımlar gelebilir. Dediğim gibi kişisel hiçbir bağlantıları olmamasına rağmen iki bakana yaptırım yaptıktan sonra pek çok iş adamına yaptırım gelmesi, iş adamlarının ciddi sıkıntılara düşmesi demektir. Bunlar olabilir. Onun dışında askeri yaptırımlara girmeyeceğiz dediler ama bu gidişle ona bile girebilirler. Ciddi sıkıntılar önümüzde bizi bekliyor, Türkiye'nin oturup ciddi ciddi bunu düşünmesi lazım. Bu bir yol ayrımı artık ve bu yol ayrımında ne tarafa gideceğimize Cumhurbaşkanı Erdoğan karar verecek.''

    ‘BRUNSON'U GÜNDEME GETİRENLERDEN BİRİ TRUMP'TI, ONU AYRI TUTMAK DOĞRU DEĞİL'

    Gürcanlı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, ABD ile krizde Trump'ı ayrı bir yerde tutmasının yanlış olduğu görüşünde:

    ''Ben de Trump'ın attığı tweet, Erdoğan'ı hedef almış gibi bir izlenim edindim. Cumhurbaşkanı'nın yaptığı yorum, yani Trump'ı bu işin dışındaymış gibi gösterdiği yorum bana kalırsa doğru değildi. Çünkü Trump zaten tweet atarak Rahip Brunson konusunu gündeme getirmişti. Yani bu sadece Başkan Yardımcısı Pence ya da Dışişleri Bakanlığı ve Hazine Bakanlığı üzerinden gitmedi. O tehdit tweetlerini Trump da kendi kişisel hesabından attı. Dolayısıyla Trump'ı ayrı tutmak, yönetimden başka konumda tutmak doğru değildi.''

    ‘İLİŞKİLERDE ARTIK GERİ DÖNÜŞ OLMAYABİLİR'

    Gürcanlı, ABD ile Türkiye arasında gelinen ilişkilerin ciddiyetine vurgu yaparak, Brunson'un serbest bırakılması halinde bile artık krizden geri dönüşün olmayabileceği görüşünü dile getirdi:

    ''Artık bugün rahibi serbest bıraksak bile bu işin dönüşü olabilecek mi endişem var bu konuda. Çünkü çok ciddi bir ‘yanıltıldık, kullanıldık' duygusu var Amerikalılarda, benim konuştuklarımdan edindiğim izlenime göre. Bunun sonucunda sadece rahibi bırakmanın bile yeterli olmayacağını düşünüyorum. Bir de mesela son derece ilginç konular var. Heyete, Amerikan tarafının sözleriyle söylüyorum, —buna katıldığımdan değil- haksız yere tutuklandıklarına inandıkları Amerikan vatandaşları ve Türk vatandaşı olmasına rağmen Amerikan konsolosluk görevlilerinin de serbest bırakılmasından bahsetmişler. Yani artık Brunson meselesinden çıkıp, Amerikan vatandaşından da çıkıp Türk vatandaşlarına kadar elini büyütmüş oldu ABD. Bu da hakikaten endişe verici bir durum. Bir devletin kendi vatandaşlarının haklarını aramasını anlayabiliriz ama artık Türk vatandaşlarının tutuklanması, şekli konusunda da ABD'nin bir eleştirisi olduğunu — sadece konsolosluk çalışanı olmasından dolayı- görüyoruz. Bu da hakikaten ikinci bir endişe unsuru. Buna karşı verilecek yanıt o kadar zor bir şey ki, serbest bıraksanız zorbalığa karşı geri adım atmış olacaksınız, serbest bırakmasanız belli ki ABD elindeki sopayı olabildiğince sallamaya girişecek.''

    ‘ESKİDEN TEK KRİZ OLUYORDU, ŞİMDİ AYNI ANDA BİRÇOK KRİZ SAYILABİLİR'

    Gürcanlı, ABD ile krizin öncekilerden farklarına değindi ve eskiden aynı anda bu kadar çok krizin yaşanmadığı yorumunu yaptı:

    ''Ben böyle bir kriz görmedim. Gazeteciliğimin 28. Yılındayım. ABD ile pek çok kriz yaşadık, ‘çuval krizi' yaşadık, Kuzey Irak'ta terörle mücadele konusunda pek çok ciddi, yaşamsal kriz yaşadık. Ama tek farkı ne biliyor musunuz? Eskiden tek bir kriz oluyordu yani o konu çözüldüğünde ABD ile ilişkilerin de çözülmesi yönünde bir hareketlenme derhal oluyordu. Ama ben şu anda bir çırpıda hepsi de birbirinden ciddi 8 ayrı krizi sayabilirim.''

    ‘RUSLARIN DA TÜRKİYE İLE BİRÇOK ANLAŞMAZLIĞI ORTADA, TÜRKİYE'NİN BİR ÇIRPIDA İTTİFAK İÇİNE GİRMESİ ZOR'

    Rusya ile Türkiye arasında birçok anlaşmazlığın bulunduğunu söyleyen Gürcanlı'ya göre Türkiye bu yüzden bir anda ABD'den kendini sıyırıp Rusya ile ittifaka giremez:

    ''Türkiye'nin Rusya ile birlikte davranarak jeo-stratejik bir rest çekme işine gidebileceğini tahmin etmiyorum. Çünkü bakarsak Rusya ile Türkiye'nin ilişkileri de öyle ‘ballı börekli' değil aslında. Ticari ilişkilerde olabildiğince iyi bir noktaya gelinmiş de olsa Suriye'deki çıkar çatışması hâlâ orada duruyor. Mesela İran yaptırımında Türkiye'nin alacağı taraf, Rusya'nın duruşu önemli. Bunların hepsi ciddi sıkıntı. Mesela şu anda konuşulan konulardan bir tanesi Türkiye'nin Nahçıvan'a üs kurmaya hazırlanması. Buna Rusya ne diyecek? Ayrıca Gürcistan'ın NATO'ya üye olmasına yine Türkiye onay verdi. Moskova'nın bu konularda çok da memnun olduğunu söylemek mümkün değil. Açıkçası Türkiye'yle Rusya arasındaki siyasi ilişkilerde de şu anda iyi gitmekle birlikte patlama noktaları, kriz noktaları olduğu gibi duruyor. Bu çerçevede Türkiye'nin ABD'den kendini sıyırıp Rusya'yla bir ittifaka gitmesi bana göre oldukça zor görünüyor. Kaldı ki Rusların da pek çok konuda Türkiye'yle anlaşmazlığı olduğu ortada.''

    ‘TÜRKİYE, İRAN YAPTIRIMLARINA UYMAK ZORUNDA KALACAK, RUSYA İLE GÖRÜŞME KRİZE HAZIRLIĞIN ÖN ADIMLARI OLABİLİR'

    Türkiye'nin İran yaptırımlarına uymak zorunda kalacağını düşünen Gürcanlı'ya göre Rusya ile yapılan son görüşmeler bununla alakalı yeni ekonomik krizlere hazırlık için gerçekleşmiş olabilir:

    ''Önümüzde bir de çok ciddi bir İran krizi var. Ben Türkiye'nin yaptırımlara uymak zorunda kalacağını düşünüyorum. Böyle bir ekonomiyle ABD ile bir de İran üzerinden yeni bir itiş kakışa girmesinin çok da olası olduğunu düşünmüyorum. Ben bugünkü görüşmenin belki de bu olabileceğini düşünüyorum, yani Ruslarla bu doğalgaz ya da petrol konusundaki işbirliğinin biraz daha arttırılması, belki Türkiye'nin biraz daha öyle bir krize hazırlıklı olmasının ön adımları olabileceğini düşünüyorum. İkincisi, Berat Albayrak geçen hafta —belki mutlulukla diyeyim- Çin'den kredi alındığını açıklamıştı. Çin'den alınmış kredinin ardından belki Rusya'yla da benzer bir ilişkiye girmenin yolu açılacak olabilir. İşte ticari ilişkiler deyince benim aklıma bunlar geliyor. Türkiye'nin çok hızlı bir şekilde hem yabancı yatırıma hem nakit paraya ihtiyacı var. Rusya da bunu sağlayabilecek ülkelerden bir tanesi. Acaba bunu mu konuştular? Benim aklıma gelen ilk konu bu.''

    ‘ERDOĞAN YÖNETİMİ CİDDİ BİR KRİZ İÇERİSİNDE, NE TARAFA DÖNSE DEMOKRATİKLEŞME ŞARTI GELİYOR'

    Zeynep Gürcanlı son olarak, Türkiye'deki iktidarın ciddi bir kriz içerinde olduğu yorumunu yaparak, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerine değindi:

    Temmuz 2018 NATO liderler zirvesinde Merkel-Erdoğan görüşmesi
    © REUTERS / Kayhan Ozer/Presidential Palace
    ''Bir de tabii Rusya, Almanya, Fransa zirvesi olacak Türkiye'de. Bu da açıklanan önemli bir zirve. Suriye'yi konuşacaklar ama ben böyle bir zirvede İran konusunun ele alınmayacağını ve yaptırımların konuşulmayacağını düşünemiyorum. Mutlaka bu konu ele alınacaktır. İşte bu aşamada Avrupa Birliği'ndeki hissiyat da bir şekilde Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne dönme eğilimine gireceği. İşte, Almanya ziyareti de bunun örneği fakat bunun tabii bir ön şartı var. Yani AB'nin ön şartı çok net; demokratikleşme. Türkiye anti-demokratik tavrında ısrar ettiği sürece Avrupa Birliği'yle ilişkilerde —belki bir iki ülkeyle ikili ilişkilerde olumlu adım atsa bile- yeni bir sayfa açılması pek olası görünmüyor. Bu da Avrupa Birliği'nin bu İran yaptırımları konusunda ABD'ye karşı çıkıp kendi şirketlerini koruma altına almasından elbette Türkiye de yararlanmak isteyecektir. Ama benim tahminim Avrupalıların da bundan yola çıkarak eğer Türkiye'den böyle bir talep gelirse karşısına mutlaka demokratikleşmeyi, insan haklarını getirmesini bekliyorum. Ankara'nın çıkmazı da burada. Ne tarafa dönse karşısına bir demokratikleşme şartı geliyor. Bir insan hakları ihlali unsuru geliyor. Hakikaten ciddi bir kriz içinde Erdoğan yönetimi.''

    Etiketler:
    Yaptırım, Döviz, Dolar, AB, NATO, Andrew Brunson, ABD Başkanı Donald Trump, Recep Tayyip Erdoğan, İran, Çin, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın