22:57 15 Kasım 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘Diplomatik kanallar İdlib’te sonuna kadar zorlanacaktır’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 40

    İdlib meselesinin bir süredir Suriye-Türkiye ve Rusya-Türkiye arasındaki ilişkilerin imtihan sahası haline geldiğini belirten Mehmet Yuva’ya göre, İdlib’te diplomatik kanallar sonuna kadar zorlanacak. Yuva, İdlib’in Suriye hükümetinin kontrolüne girmesi konusunda mutabık olunduğunu ancak bunun nasıl yapılacağı yönünde ihtilafların olduğunu söyledi.

    Suriye güçleri İdlib'de beklenen operasyona başladı. Basında çıkan haberlere göre, Suriye ordusu ülkenin kuzeydoğusundaki İdlib vilayetinde 'terörist' unsurlara bir dizi saldırı düzenledi. Öte yandan, Ankara'da bir araya gelen Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İdlib'e ilişkin açıklamalarda yaptı. Çavuşoğlu, "Terörist var diye tüm İdlib'i bombalamak, sivilleri bombalamak katliam olur" derken, Lavrov "Suriye ordusu kendi topraklarında hareket ediyor, bizim de Suriye ordusuna destek verme hakkımız var" ifadelerini kullandı.

    Suriye'de yaşanan gelişmeleri Şam Üniversitesi Öğretim Görevlisi Mehmet Yuva ile konuştuk.

    ‘RUSYA, SURİYE'DEKİ SÜRECİ EN İYİ OKUYAN ÜLKE'

    Rusya'nın Suriye meselesinde temkinli adımlar attığını belirten Mehmet Yuva'ya göre Rusya, Suriye'deki süreci en iyi okuyan ülke. Yuva, Suriye'nin müttefikleri ile İdlib konusunda bir uzlaşma sağlamadan İdlib'in merkezi bölgelerine girmeyeceğini belirtti:

    "Benim düşüncem Suriye ordusunun İdlib'te tasarladığı operasyonun daha geniş, daha etkili ve sonuç alıcı aşamasını çok yakın müttefikleri ama özellikle Rusya ile görüşmeden bu sahada mutabık olunmadan ve özellikle bu askeri operasyonların sınırı ve niteliği iki ülke arasında tespit edilmeden Suriye ordusunun İdlib'in özellikle merkezi bölgelerini Türkiye sınırına yakın bölgelere yönelik ister hava ister karasal operasyon başlatmayacağı yönündedir. Zira Suriye sahasında şüphesiz çok farklı denklemler ve dengeler zuhur etmiş durumda. Bugün baktığımız zaman haritaya artık kuzey ve güney ve cephesinin nihayete ermesi sonucunda ortaya çıkan net bir tablo var. Nedir bu tablo? Bir Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ve Türkiye'deki siyasi otoritenin ÖSO ile beraber hareket ettiği tablosu öbür taraftan Amerika Birleşik Devletleri'nin ister adına PYD-PKK ister SDG deyin onlarla beraber stratejik bir işbirliği içinde olduğu ve bütün çalışmalarını, faaliyetlerini onlarla beraber koordine ettiği, buna mukabil Suriye, İran, Hizbullah ve sahadaki milislerin bu son durum haritasını ortaya koyduklarını göstermektedir. Rusya özel bir statüye sahiptir. Suriye devletinin yanındadır. Suriye ordusu ile birlikte operasyonları organize etmektedir. Ancak siyaseten ve diplomatik sahada Rusya, ister Amerika ile ister sahadaki Kürt gruplarıyla ister sahadaki diğer siyasal dinci kimlikli silahlı örgütlerle ama en önemlisi de İran ve Suriye ile fakat bunun yanı sıra da son dönemlerde Türkiye ile birlikte geliştirdiği farklı bir konsepti var. Rusya daha temkinli, daha akıllı, daha sağduyulu bu meselenin çözümünden yana görünmektedir. Satranç oyununda ister stratejik ister taktiksel hamlelerle bence bu oyunu en iyi oynayan ve Suriye'deki süreci en iyi okuyan ve yönlendiren ülke konumundadır."

    ‘DİPLOMATİK KANALLAR İDLİB'TE SONUNA KADAR ZORLANACAKTIR'

    İdlib'te 12 Türk, 12 Rus ve 6 İran askeri gözlem noktasının yer aldığını hatırlatan Yuva'ya göre, diplomatik kanallar İdlib'te sonuna kadar zorlanacak. Yuva, Türk Silahlı Kuvvetleri ile Suriye Silahlı Kuvvetlerinin İdlib'te karşı karşıya gelme ihtimaline değindi:

    "Özellikle 2015'ten sonra İdlib meselesi Suriye-Türkiye ilişkilerinin imtihan sahası, Rusya-Türkiye ilişkilerinin imtihan sahası. Şu an halen diplomasi çalışmakta ve diplomatik kanallar sonuna kadar zorlanacaktır İdlib'te. Zira Türkiye'nin kaygılarını da nazar-ı dikkate aldıklarını görmekteyiz. Bugün 2.5-3 milyona yakın insanın yaşadığı bir bölgeden bahsediyoruz. Binlerce silahlı terör örgütünün de mevcut olduğu bunun yanı sıra onların aileleri vs. dışında da birçok bölgeden İdlib'e göç etmiş 2.5-3 milyona yakın insan var. Başka bir önemli husus özellikle İdlib'te Suriye'nin en büyük iki mülteci kampının olduğunu da unutmamak gerekiyor. Şimdi bu bölgeye yapılacak askeri operasyonun hassasiyeti buradan kaynaklanmaktadır. Bir, toplu göçe sebebiyet verebilir miyiz? İki, orada mevcut olan silahlı örgütlerin yanı sıra o bölgede Astana'da kabul edilen 12 Türk askeri gözlem noktasının herhangi bir provokasyon sonucu bu savaş daha büyürse oradaki terör örgütlerinin saldırılarına maruz kalabilir mi? Türk Silahlı Kuvvetleri ile Suriye Silahlı Kuvvetleri orada karşı karşıya gelir mi? Şüphesiz bilinmesi gereken bir başka önemli husus 12 Türk askeri gözlem noktasının yanı sıra 12 Rus askeri gözlem noktası ile 6 İran gözlem noktası da mevcuttur. Şimdi bu kadar hassas bir bölgede kapsamlı bir askeri operasyonun yani İdlib'i tamamen temizlemeye odaklı askeri operasyonların, bunun yanı sıra İdlib'de mevcut olan yabancı kökenli savaşçılarla nasıl mücadele edileceği, bunların ortadan nasıl kaldırılacağı diğer ılımlı örgütlerle bu örgütler arasında bir dayanışma olur mu? Suriye ordusuna karşı ortak bir yapı ortaya koyarlar mı? Son dönemlerde Suriye Ulusal Ordusu adı altında birçok fraksiyon örgütün ‘Suriye ordusuna karşı bizler aramızdaki ihtilafları bir kenara bırakarak birleşmek zorundayız' gibi taleplerin daha da gür seslendirildiği bir dönemde Türkiye'nin ortaya koyduğu hassasiyetleri, Rusya'nın ve Suriye'nin de bence nazarı dikkate aldığını söylemek mümkün. Buna rağmen İdlib vilayetinin güneyinde yani biraz Halep'ten ama özellikle Hama'dan gelen Suriye ordusunun askeri baskılarının bence bir başka anlamı da var."

    ‘TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ'NİN ÖSO'YU KARŞISINA ALMA İHTİMALİ VAR'

    Yuva, Türkiye'nin Suriye'de izlediği stratejiler sonucunda ÖSO'yu karşısına alma ihtimali olduğunu belirtti:

    "Türkiye tarafının binlerce örgüt mensubuna karşı sorumlu olması, halen ÖSO'yu en çok silahlandıran hatta TSK ile beraber birçok ortak operasyona katılan böyle bir yapının Suriye ordusu İdlib'e müdahale ettiği zaman eğer Suriye ordusu ile ÖSO arasında başka bölgelerde hasıl olan uzlaşma sağlanmamışsa, Rusya'nın müdahalesi ile ÖSO ile Suriye ordusu arasında başka bölgelerde hasıl olan konuşma, uzlaşma, silah bırakma, birlikte hareket etme veya pasif duruma düşürme durumları hasıl olmazsa ve birlikte ÖSO ile de karşı karşıya kalındığı takdirde Türk Silahlı Kuvvetleri buna müdahale etmezse bu sefer ÖSO'yu karşısına alma ihtimali de mümkün olur. ÖSO'nun birlikte hareket ettiği ister sivil ister askeri birçok yapının TSK ile karşı karşıya gelmesini beraberinde getirir. Bence bütün bu hususları Rusya dikkatlice okumaktadır. Buna rağmen Türkmen Dağı olarak bilinen Lazkiye'nin kuzey bölgelerinde çatışmaların sürüyor olması ve bu bölgelerin temizlenerek özellikle Rus askeri üslerinden uzak tutulması, bütün bu çabalar Rusya ve Suriye tarafından dillendirilen kaygılar Türkiye tarafından da nazarı dikkate alındığını tahmin ediyorum."

    ‘DAHA DERİN SIKINTILAR İÇİNDE OLAN BİR ÜLKE DE AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİDİR'

    Yuva, sadece Türkiye'nin değil ABD'nin sıkıntılı bir süreçten geçtiğine değindi. Yuva, İdlib meselesinde Türkiye'nin Rusya ve Suriye ile antlaşmaya varması durumunda Suriye ordusunun İdlib'in güneyini daha güçlü tahkim edeceğine dikkat çekti:

    "Dün itibariyle YPG'nin deklarasyonunda Suriye ordusu ile birlikte ‘İdlib operasyonuna katılamayacağız' dendi. Görüşmelerin masaya yatırıldığı, her iki tarafın taleplerinin dinlendiği ama resmi bir antlaşmaya varılmadığı tespitini yapmıştık. Ama birçok insan bunu başka bir amaçla suiistimal etmektedir. Birileri PYD'nin Suriye ile anlaşmaması için çaba harcarken, birileri de bu memnuniyetlerini PKK ile Suriye'yi özdeşleştirmek ve kamuoyuna bu şekilde tanıtmak için suiistimal etmektedir. Gerçek şudur: Suriye devleti ve ordusu egemenliğini bütün Suriye toprak parçaları üzerinde ikame etmek istiyor. Bu kolay mı, değil. Arzulanan, amaçlanandır. Buna adım adım gidilecek. Suriye sahasını objektif okuduğumda şöyle bir ihtimal de doğabilir: İdlib operasyonunu beklerken Türk Silahlı Kuvvetleri Fırat'ın doğusunda bir operasyona girişebilir. Ve Suriye ordusu, İdlib'i Fırat'ın doğusunda yapılacak operasyonun sonrasına da bırakabilir. Türkiye, Amerika ile yaşadığı sıkıntılı bir süreçten geçiyor ama daha derin sıkıntılar içinde olan bir ülke de Amerika Birleşik Devletleri'dir. Bugün sahada Rusya ile Fırat'ın doğusu ile ilgili antlaşmaya mukabil Suriye ordusunun ve Rusya'nın Suriye'nin genelinde daha rahat hareket etmesinin önünü açmaya meyilli olan ülke Amerika Birleşik Devletleri'dir. Bu Amerika Birleşik Devletleri'nin tavizini Rusya ile anlaşma isteğine bağlamamak gerekir. Aksine yitirdiği ve kaybettiği bir savaşın, ayrıca güç kaybının, ayrıca uluslararası arenada Amerika Birleşik Devletleri'nin yaşadığı sıkıntılarla da ilişkilendirmek gerekiyor. Böylece eğer İdlib meselesinde Rusya-Türkiye-Suriye bir antlaşmaya varırlarsa olacak olanı söyleyeyim: Suriye ordusu İdlib'in güneyini daha güçlü tahkim edecektir. Yani bir kapan düşünün, o kapanı tahkim edecektir. En azından terör örgütlerinin İdlib'in belirli bölgelerinden başka bölgelere gidişatını, hareketliliğini önleyecektir. Ama Lazkiye'nin kuzeyi ve özellikle Hatay'ın Altınözü'nün hemen karşısında olan İdlib'teki Cisri Şuur'un temizlenmesi gündeme gelir. İdlib'in güneyi tahkim edilir. Bu konum özellikle Rusya-Türkiye ve Rusya-Türkiye-İran arasında yapılacak müzakereler sonucuna bırakılır. Bu esnada da Fırat'ın doğusu patlar. Halen Deyr-i Zor'da Amerika Birleşik Devletleri, IŞİD ve YPG özellikle Fırat'ın doğusuna geçmekte olan Suriye ordusuna veya onunla beraber hareket eden milislere karşı çok ciddi askeri operasyonlar yapmaktadır ve Suriye ordusu kayıplar vermektedir. Şimdi bu tahkimini oraya da yığabilir. Ama bunu Türk ordusunun, özellikle Fırat'ın doğusunda yapacağı harekat sonrasında Suriye ordusunun eli rahatlar ve Fırat'ın doğusuna geçerek yukarıdan gelen Türk Silahlı Kuvvetleri baskısı sonucunda orada alan bulmaya ve o alanlarda askeri yığınağını ve konumlanmasını yapmaya yönelik bir yeni süreç de başlayabilir."

    ‘SAHADAKİ MİLİSLER BİLE BÜYÜK DEVLETLERİN SENARYOSUNA ÇOMAK SOKABİLİR'

    Yuva, dünya dengelerinin değiştiğine dikkat çekti, tablonun muğlak olduğunu belirtti. Suriye'nin bir gerçekliği olduğunu ifade eden Yuva, oradaki sorunları Türkiye, İran, Suriye gibi kuvvetlerin de çözebileceğine değindi:

    "Konvansiyonel tarih dediğimiz geleneksel ilişkileri ittifakları ve içinde barındıran o soğuk savaş döneminin o doktrinleri, argümanları, çelişkileri, konumlanmaları artık bugün geçerli değildir. Zihinler karışık, tablo çok muğlak, birçok husus net değil, anlaşılamayan birçok nokta var. Rusya ile Ukrayna karşı karşıya gelmektedir. Türkiye, Ukrayna ile askeri işbirliği yapmaktadır. Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkiler çok iyiye gitmektedir ama buna mukabil Türkiye, Kırım'ın ilhakını kabul etmemektedir. Suriye'de herkes farklı farklı konumlanabilmektedir. Bu o konvansiyonel dönemin kapandığı, yeni bir asimetrik dönemin başladığına işrettir. Bu dönemi iyi okumakta fayda var. Henüz taşlar yerine oturmuş değil. Henüz ülkeler kimliklerini, siyasi duruşlarını, askeri konumlanmalarını tamamlamış değiller. Zaten bu doğum sancılarının bu kadar şiddetli hissedilmelerinin sebebi de bu. Dünyanın halen bir nevi muğlak olmasının sebebi de bu. Fakat net olan bir şey var. Rusya ile Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'nin bu aşamadan sonra parçalanması, Fırat'ın doğusuna özerklik veya başka tür siyasi yapıların ama özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nin inisiyatifi altında bu tür yapıların Kuzey Irak misali bir süreci vs. kabul etmeyecektir. Kendi içinde birtakım kimseler, dış ilişkilerdeki bürokratlar bunu önerebilir. Amerika'yı daha fazla köşeye sıkıştırmadan, kendisinden büyük parçayı koparmak adına böyle bir senaryoyu dillendirebilirler. Ama Suriye'nin bir gerçekliği var. Bu oyunu bozabilecek kuvvetler de var, Türkiye, İran, Suriye ordusu gibi. Hatta sahadaki milisler bile hafif müdahaleleriyle bu büyük devletlerin senaryosuna çomak sokabilir ki böyle bir senaryo Rusya'nın da menfaatine değildir aslında."

    ‘İDLİB, SURİYE HÜKÜMETİNİN EGEMENLİĞİNE TEKRAR GİRECEK'

    Yuva, İdlib'in Suriye hükümetinin egemenliğine girmesi konusunda tarafların mutabık olduğunu söyledi. Yuva, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin uygulayacağı alternatif çözümlerin Suriye ordusunun elini güçlendireceğini belirtti:

    "Jeostratejik ve jeopolitik okumalar Suriye'nin egemenliği, üniter yapısı dışında, Kürt meselesi şüphesiz gündemdedir, gündemde kalacaktır, bunun bir şekilde çözülmesi gerekmektedir. İster Kuzey Irak'ta ister Suriye'nin kuzeyinde ister Türkiye'nin güneydoğusunda bu meselenin Amerika, İsrail, Fransa ile birlikte hareket eden yapılarla çözülmeyeceği de aşikârdır. O hareketlerin Kürt halkı adına bir özerk, bağımsız, hukuku temsil eden, demokrasi, özgürlüğü inşa eden bir sistemi ikame etmeyecekleri de çok aşikar. Bunun bariz örneklerini biz Suriye'de yaşadık. YPG'nin, SDG'nin hakim olduğu bölgelerde aksine antidemokratik, hukuk dışı bir sistemin egemen olduğunu, hele ki Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Suudi Arabistan gibi ülkelerle orada hareket edildiğini artık körler bile görmektedir. Bu meselenin de Türkiye-İran-Rusya-Irak-Suriye arasında bir çözüme kavuşturulması elzemdir ve önemlidir. Ancak şu an için en önemli olan husus İdlib ve Fırat'ın doğusu hususudur. Birileri Türkiye'nin içinde bulunduğu bu mevcut durumu askeri başarılar ve kazanımlar için nasıl kullanabiliriz düşüncesinde olabilir. Ama sağduyu ve aklıselim devreye girdiğinde Suriye devletinde de Rusya devletinde de İran devletinde de Türkiye'de de bu meselenin çözümü yönünde mutabık oldukları, İdlib'in anavatan Suriye'ye ve merkezi devletin egemenliğine tekrar gireceği yönünde mutabık olunduğu ancak bunun nasıl yapılacağı yönünde ihtilafların mevcut olduğunu görmekteyiz. Suriye tarihinde Türkiye misali mali, idari ve belediye seçimleri olacak. 30 bin küsur üzerinde aday var. Ama iki bölge buna dahil değil ve dahil olmamak da direnmekte. Bir YPG ve SDG'nin kontrol ettiği bölge ile binlerce farklı terör grubunun olduğu ılımlı veya radikal yapıların olduğu İdlib. Şimdi öyle bir devlet düşününüz ki ülke genelinde seçim yapamıyorsunuz, en önemli zenginlik kaynaklarına sahip yerleri kontrol edemiyorsunuz, Türkiye-Suriye hududunda sözünüz geçmiyor. Oradaki gümrük ve hudut kapılarını herkes arzu ettiği gibi kullanıyor. Böyle bir tablo ile kabul etmezler ama Türkiye'nin de hassasiyetlerini nazarı dikkate alacaklardır. Bu mesele Rusya ile Türkiye arasında. Ama özellikle Rusya ve Türkiye'nin Suriye tarafını ikna edebilecek bir metotla ihtimal veriyorum. Ama oradaki radikal unsurların tecrit edilmesi ve onlara yönelik operasyonların gelebileceğini de görmekteyiz. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin önünde bir ikinci alternatif çözüm İdlib ile ilgili olarak yanına ÖSO'yu da alarak diğer yabancı ve radikal gruplara karşı Rusya, İran ve Suriye ile birlikte operasyon yapmasıdır. Bir diğeri de Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Fırat'ın doğusuna yönelerek askeri operasyon yapmasıdır. Bu her iki seçimde Suriye ordusunun elini güçlendirecek."

    Etiketler:
    El Nusra Cephesi, YPG, IŞİD, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İdlib, İran, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın