13:46 16 Kasım 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘ABD, Türkiye’nin petrol ve doğalgaz alımlarını sıkıştırmaya çalışıyor’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 53

    Türkiye’nin geçen sene petrolün yüzde 45’i, doğalgazın ise yüzde 17’sini İran’dan aldığını hatırlatan Necdet Pamir’e göre, ABD bu yaptırımlarla Türkiye’yi de sıkıştırmaya çalışıyor. Ankara'nın şimdiden petrol alımını azalttığını belirten Pamir'e göre, sorun sadece dolar değil dışa bağımlılık.

    ABD'nin Türkiye'ye yaptırım kararı sonrası Türkiye-ABD arasında gerilim hızla tırmanıyor. ABD'nin yaptırım kararının yankıları devam ederken Türkiye'den yaptırım misillemesi geldi. ABD menşeli bazı ürünlerin ithalatında ek mali yükümlülük oranlarının yüzde 100 artırılmasına dair Cumhurbaşkanı kararı Resmi Gazete'de yayımlandı. ABD'nin yaptırım siyaseti Türkiye'nin özellikle enerji zengini komşularıyla ilişkilerinde ne anlama geliyor?

    Gelişmeleri eski Petrol Mühendisleri Odası Başkanı Necdet Pamir ile konuştuk.

    ‘PETROLÜN YÜZDE 45'İNİ, DOĞALGAZIN YÜZDE 17'SİNİ İRAN'DAN ALMIŞIZ'

    Necdet Pamir, Türkiye'nin geçen sene petrolün yüzde 45'ini, doğalgazın ise yüzde 17'sini İran'dan aldığına dikkat çekti. Pamir, ABD'nin Türkiye'nin petrol ve doğalgaz alımlarını sıkıştırmaya çalıştığını ifade etti:

    "Türkiye tükettiği enerjinin yüzde 31'ini petrol, yüzde 28'ini doğalgazla karşılıyor. Bu 2017 rakamları. Ve biz hem petrolde hem doğalgazda neredeyse tamamen dışa bağımlıyız. Doğalgazın yüzde 99.7'sini, petrolünse yüzde 94'ünü ithal ediyoruz. Bu politikalar temelden yanlış. Senelerdir eleştiriyoruz. Bizim yerli ve özellikle yenilenebilir kaynaklarımız son derece zengin. Bunlara dayalı bir enerji tüketim profilimiz gerçekleştirilebilseydi, çok daha rahat bir yerde olurduk. Bu bir gerçek. Biz geçen sene ithal ettiğimiz petrolün yaklaşık 44.6'sını İran'dan almışız. İran kendi konumunu sağlama alabilmek için, piyasadaki payını artırabilmek için biraz daha olumlu fiyat teklifleri yapıyor. Yıllık bir bağlantı yaparsınız her ay referans aldığınız brent petrole ya da herhangi bir petrole göre eksi artı bir rakam belirlersiniz, buna göre ödeme yaparsınız. Demek ki İran çok daha uygun koşullarla vermiş ki petrolün yüzde 45'ini oradan almışız. Diğer taraftan yüzde 17'sini de doğalgazın İran'dan alıyoruz. Amerika burada Türkiye'nin hem petrol hem doğalgaz alımlarını sıkıştırmaya çalışıyor. Yani mevcut yönetim Trump ve arkasındaki askeri endüstriyel kompleks diyelim. Trump bir figür. Onun aklının ürünü değil bunlar. Ama vitrinde o görülüyor onun adıyla anılıyor. Petrol ile doğalgazın şöyle farklı bir durumu var hem Türkiye açısından hem teknikalite açısından bakacak olursak. Petrolde sizin alternatifleriniz var."

    ‘KASIM AYI GELMEDEN TÜPRAŞ, İRAN'DAN ALIMLARINI YARI YARIYA İNDİRDİ'

    Necdet Pamir, Türk bakanların ABD ile ilgili sert söylemlerde bulunmasına rağmen kasım ayı gelmeden TÜPRAŞ'ın İran'dan petrol alımlarını yarı yarıya indirdiğine dikkat çekti. Pamir, Türkiye'nin İran yerine başka bir ülkeden petrol alımı yapmasının mümkün olduğunu belirtti:

    "Amerika'nın bu tek taraflı yaptırımları kabul edilebilir değil. Bu Birleşmiş Milletler yaptırımı değil. Avrupa Birliği başta olmak üzere aklı başında kim varsa herkes buna karşı çıkıyor. Onun için biz buna normalde uymak zorunda değiliz. Ama NATO üyesisiniz, Amerika'ya gırtlağınıza kadar bağımlısınız, silah alımlarınız ağırlıklı olarak oradan, bir de Amerika'ya rağmen politika yapması AKP iktidarının pek kolay olmadığı için içeriye milliyetçi söylemlerle hikâyeler anlatabilirsiniz ama pratikte geldiğiniz zaman bunun böyle olmadığı görülüyor. Petrolde 18 tane ülkeden belki alım yapıyoruz. Bu alımı yapmak için sadece boru hatları değil, bir sürü limanımızda müsait Ceyhan başta olmak üzere. Dolayısıyla İran yerine başka ülkeye yönelmemiz mümkün ve bu sizin ekonominizi büyük oranda sıkıntıya sokmaz. Ama İran kadar olumlu koşullarda alabilir misiniz ya da buna uymak zorunda mısınız, değil misiniz, ayrı bir tartışma konusu. Çünkü Sayın Çavuşoğlu bir açıklama yapıyor, Erdoğan zaten sürekli yapıyor ‘Sen kimsin, o kim, bu kim'. Ama baktık ki biz daha Kasım ayı gelmeden TÜPRAŞ alımlarını yarı yarıya indirdi İran'dan. Yani diğer seçeneklere yöneliyor. Ağırlıklı olarak İran dışından Irak, Rusya ve Suudi Arabistan'dan almışız. Yüzde 27.6'sını Irak'tan almışız vs. burada bir seçeneğiniz var ama doğalgazda Türkiye'nin pratikte bir seçeneği yok. Siz 10 milyar metreküp gaz oradan alıyorsunuz yüzde 17'sini. Bunu ya boru hattıyla alacaksınız ya LNG Terminalleri üzerinden alacaksınız. Bir altyapı lazım. Türkiye'nin mevcut altyapısı İran yerine kısa ve orta erimde bir başka seçeneği koymak hele 10 milyar metreküplük bir hacim için mümkün değil. Dolayısıyla daha önce de böyle ambargolar olduğu zaman taraflar karşılıklı müzakere yaptılar. Bu durum açık olarak karşı tarafa anlatıldı. Bu istisnai bir durum yarattı, devam ettik İran'dan alıma. Fakat daha sonra Zarrab, Zencani türü alımlar söz konusu olunca açıkçası Amerika'nın Patriot yasası var, burada Türkler dahil yabancı bankaların buna uyma zorunluluğu var. Siz burada birtakım kaçaklar yaparsanız petrol tarafında, o pek olmaz. Doğalgazda ise makul biçimde karşı tarafa bunu anlatırsınız ve siz doğalgaz ticaretine devam edersiniz. Amerika'nın bu tek taraflı baskısına kesinlikle karşı koyulmalı. Ama benim söylemeye çalıştığım Çavuşoğlu ya da Erdoğan'ın farklı açıklamalarına rağmen petrolde aşağı iniş ki mecbur değiliz gösteriyor ki iç politikaya yönelik yine yağacaklar, gürleyecekler, içeride bunu devam ettirirken dışarıdan İran ile ilişkilerde bu tür birtakım oynamalar olacak. Geçen ay Reuters'e bakıyorsunuz Çavuşoğlu'nun ‘Biz tek taraflı yaptırımlara uymak zorunda değiliz. Birleşmiş Milletler yaptırımı değildir, uymayacağız' açıklaması var. Hemen ertesi gün yine Reuters'den TÜPRAŞ'ın İran'dan petrol alımlarının geçen yılki oranlarının yarı yarıya düştüğüne dair bir haber var. İkisi de Reuters. Uluslararası basından dikkatlice karşılaştırarak bunlara bakmak lazım. Biz her ne kadar akılcı olarak bunu öne sürsek bile Amerika'da akılcı, rasyonel bir yönetim olmadığı için gözü dönmüş bir şekilde kendi çıkarları doğrultusunda dünyaya bir tasarım dayatıyorlar. Buna karşı çıkmak hepimizin görevi."

    ‘RUSYA'YA BAĞIMLILIK DA BAŞKA BİR TEHDİT OLUŞTURUYOR'

    Pamir'e göre, Türkiye için çözüm ABD dışında bir ülkeye yönelmek değil, dışarıya bağımlılığın azaltılması. Türkiye'nin kaynak sorunu olmadığını vurgulayan Pamir, izlenen politikaların yanlışlığına dikkat çekti:

    "Siz Rusya'ya doğalgaz alımlarında yüzde 52 bağımlısınız. Bir kere akıl dışı çok yüksek bir bağımlılık. Mesele Rusya, Azerbaycan, Amerika hangisine daha bağımlı olalım değil, hiçbirine bağımlı olmamak için sizin yerli kaynaklarınız var, enerji bağlamında söylüyorum. Bunlarda maalesef bugünden yarına düğmeye bas devreye girmez ama 16 yıllık bir iktidardan söz ediyoruz. 60 kilovat saatten fazla yerli yenilenebilir kaynağı orada bekliyor. Dolayısıyla kaynak sorunumuz yok. Politika temelden yanlış. Şimdi siz yüzde 52 doğalgazda bağımlısınız, yüzde 21 civarında petrol ve petrol ürünlerinde Rusya'ya bağımlısınız, kömürün yüzde 32'si Rusya'dan geliyor. Bunlara eğer Akkuyu gerçekleşirse yüzde yüz bağımlılığınız devreye giriyor. Bir taraftan NATO üyesi, öbür taraftan Rusya'ya giderek artan bir bağımlılığın var. Ben birinden çıkıp ötekinin kucağına oturmamalıyım. Çünkü Rusya'nın da çok fazla çatışan çıkarı var. Amerika yada batılılar eliyle yaratılan IŞİD var mıntıka temizliği için sonra da yerine kendi düzenlerini kurmak için kullanıyorlar. Bu IŞİD dediğiniz yapının kopan militanlarının büyük çoğunluğu anavatanlarına döndüğünde eski Sovyet coğrafyası, Rusya bunu başlı başına tehdit olarak görüyor. En önemli çelişkimiz bu. Şimdi böyle bir Rusya ile siz yarın papaz olacaksak o zaman bu giderek artan Rusya'ya bağımlılık da başka bir tehdit oluşturuyor."

    ‘MESELE SADECE DOLAR DEĞİL'

    Pamir, sorunun sadece dolar olmadığını söyledi. Pamir, TL'ye geçme söylemlerinin gerçekçi olmadığını belirterek ekonomi dahil tüm alanlara zaman kaybedilmeden müdahale edilmesi gerektiğini belirtti:

    "Türk Lirası'na geçelim diye konuşuyorsunuz da kiminle ticaret yaptığınıza baktığınız zaman 20 küsur milyar doların üzerinde Amerika Birleşik Devletleri var, öbür tarafta Avrupa Birliği var. Almanya'nın müthiş sempatik açıklamaları var. Mesela Avrupa Birliği'nin geçen sene Türkiye'ye ihracatı 85 milyar euro. Türkiye'ninki de 70 milyar euro civarı. Şimdi siz euro'nun yerine TL'yi ne kadar koyabileceksiniz? Mesele sadece dolar değil, TL'nin güçsüz olduğu bu ortamda bu kamuoyuna kuru gürültü konuşursunuz ama bunu bugünden yarına hayata geçirmek, öbür tarafta alımlarınızın önemli bir kısmını Amerika ile yaparken, F-35'leri beklerken silahlarınızı çalıştıracak altyapı unsurları, kurşunumuza kadar oradan alıyorsanız, bunları konuşuyorsunuz ama onun gereğini yapabilmeniz lazım. Enerji bağımlılığınız başta olmak üzere dışa bağımlılığınızı azaltacak adımları çok geç kalsa da şimdiden atın. Savunma sanayinde olduğu gibi hamlelerinizi doğru yapın, ekonominizi bağımsız hale getirin ondan sonra konuşun. Bunların büyük bir çoğunluğu maalesef ‘kuru gürültü'."

    Etiketler:
    Petrol, Doğalgaz, TÜPRAŞ, AB, NATO, ABD Başkanı Donald Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın