02:57 26 Eylül 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘ABD, Britanya ve Fransa’nın İdlib’de yapabileceği kimyasal komplolarına Türkiye’nin şiddetle karşı çıkması gerekir’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 15

    Naim Babüroğlu’na göre, Türkiye için en kötü senaryo ABD ile Rusya gibi iki küresel güç arasında sıkışmaktı. Şam yönetiminin Rusya ve İran desteğiyle açılacak insani koridor eşliğinde İdlib’de operasyona girişeceğini belirten Babüroğlu, ABD, Britanya ve Fransa’nın olası kimyasal silahlı komplosuna Ankara’nın karşı çıkması gerektiğini kaydetti.

    Türkiye'deki uzun Bayram tatili boyunca Suriye/İdlib odaklı diplomatik trafik iyice hızlandı. Suriye ordusu, Rusya Federasyonu ve İran eşliğinde ülke çapında yeniden tam egemenlik haklarını sağlamak üzere İdlib'de el Kaide ve türevi örgütleri ‘temizlemek' üzere operasyona hazırlanırken, ABD ordusunun da koruması altındaki Suriye Kürtleri'nin kontrolündeki bölgeye radarlar yerleştirdiği haberleri geldi. Moskova ABD, Britanya ve Fransa'nın el Kaide unsurlarının gerçekleştireceği kimyasal silah saldırısının ardından Suriye'ye saldıracağı yönünde istihbarat açıklamışken, Washington'ın da fırsattan istifade Suriye'nin kuzeyinde uçuşa yasak bölge tesis etmeyi planladığı öne sürülüyor. Tüm bu gelişmeler karşısında Ankara'nın Rusya ve İran ile işbirliğinin çerçevesi, ABD'nin tutumu karşısında alacağı pozisyon merak konusu.

    Gelişmeleri İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi ve emekli Tuğgeneral Dr. Naim Babüroğlu ile konuştuk.

    ‘İKİ SÜPER GÜÇ ARASINDA SIKIŞAN TÜRKİYE, İNİSİYATİFİ KAYBEDER'

    Naim Babüroğlu, Türkiye'nin ABD ve Rusya arasında kalması durumunda inisiyatifini kaybedeceğini, bunun da Türkiye'nin hareket etme kabiliyetini elinden alacağını belirtti. Rusya liderinin Türkiye'ye ‘stratejik', ABD liderinin ise sadece ‘taktik anlamda' yaklaştığını anlatan Babüroğlu, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun son olarak Rusya için ‘stratejik ortaklık' ifadesini kullandığını anımsatırken, NATO üyesi olan Türkiye'nin, NATO'nun düşman olarak gördüğü Rusya'yı stratejik ortak olarak tanımlamasındaki sıkıntılı resme şu sözlerle işaret etti:

    "Türkiye için en kötü senaryo Amerika Birleşik Devletleri ile Rusya arasında sıkışmaktır. Çünkü iki süper güç veya küresel güç arasında sıkışan Türkiye gibi bir ülke inisiyatifi kaybeder. İnisiyatifi kaybeden taraf da istediği yer ve zamanda manevra yapma, hareket etme imkan ve kabiliyetini elinden yitirir. Yani inisiyatifi kaybeden savaşta sonuç olarak yenilir. Böyle bir kural var askeri literatürde. Türkiye, ABD'den uzaklaştı ama Rusya'ya da çok fazla yanaştı. Burada sıkışma durumu var. Yani Rusya'ya mecbur olma durumu söz konusu. Rusya'ya mecbur olduğunuz takdirde Rusya'nın istediklerini yapmak durumunda kalırsınız. En azından çoğunu istemeseniz bile. Çünkü karşınızda sizi sürekli sıkıştıran bir ABD var. Rusya önemli bir NATO üyesi olan Türkiye'yi kendine doğru çekmeyi başardı. Putin'in stratejik adımları sayesinde. Trump taktik adımlar, Putin stratejik adımlar atıyor: Şöyle bir kural var stratejide: Taktik olmadan sadece strateji ile hareket ederseniz, zafere gidersiniz ama çok yavaş kaplumbağa gibi gidersiniz. Strateji olmadan sadece taktik ile gitmeye çalışırsanız bu sadece yenilgi öncesi gürültü gibidir. Trump'ın yaptığı da bu. Strateji yok ama sürekli taktik. Türkiye sıkışmış durumda ne yazık ki. Putin sürekli gerek ticari ilişkileri gerek ekonomik işbirliğini, S-400, Türk Akım projesi, nükleer santral gibi daha da önemli bazı işbirliklerini devam ettiriyor ve derinleştiriyor. O kadar ileri gittiler ki dışişleri bakanı stratejik ortak olarak söz etti Rusya için. NATO, kendi savunma konseptinde ve yıllık yayınladığı güvenlik belgesinde Rusya'yı daima bir tehdit olarak, düşman olarak görür. NATO'nun müttefiki Türkiye. Dolayısıyla Türkiye de onu tehdit, düşman olarak görür. NATO'nun düşman olarak gördüğü ve NATO kuvvet havuzunun her yıl buna göre oluşturulduğu bir ittifakta siz müttefiksiniz ama düşman olarak görülen bir ülkeye bir küresel güce stratejik ortak diyorsunuz. Bu çok önemlidir. İleride bu türden söylenen sözler Türkiye'yi NATO'ya ve ABD'ye yaklaştırmaz tersine uzaklaştırır."

    ‘ESAD, MUHALİFLER ÜZERİNDE STRATEJİK BİR ÜSTÜNLÜK SAĞLADI'

    Babüroğlu, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın muhaliflere karşı kesin bir üstünlük sağladığını belirtti. Babüroğlu'na göre, İdlib'te Afrin'dekine benzer bir insani koridor kurulacak, ardından Rusya destekli bir operasyon başlatılacak:

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin'de Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Hakan Fidan'ı ağırladı. (24.08.2018)
    © REUTERS / Alexander Zemlianichenko
    "Rusya, İran desteğiyle Suriye coğrafyasının Fırat doğusu hariç ve Zeytin Dalı Harekatı ile Türkiye'nin kontrol ettiği alanlar hariç İdlib dışında bütün coğrafyayı kontrol altına aldı ve muhaliflere kesin bir üstünlük sağladı. Esad şu anda muhalifler üzerinde stratejik bir üstünlük sağladı. Esad'ın, Rusya'nın ve İran'ın gözü İdlib'te. İdlib kuzeyde Reyhanlı güneyde Yayla Dağı, Türkiye'nin sınırıdır. Yaklaşık 130 km sınırı olan bir yerleşim birimidir. Şu anda 3-3.5 milyon insan yaşıyor. Ama bunların yaklaşık 90-100 bini de silahlı. Bunun dışında 30 bin kadar da Birleşmiş Milletler'in, Türkiye'nin, Rusya'nın ve tüm ülkelerin terörist olarak kabul ettiği terörist grubu var. Rusya, İran ve Suriye diyorlar ki ‘Biz bütün coğrafyamızı kontrol altına aldık. Şimdi teröristlerin sığındığı alan İdlib. İdlib'te çeşitli ülkelerden gelen teröristler var. Bunlar Çin'in kabul etmediği Uygurlular var. Rusya'nın çeşitli yerlerinden gelenler var. Bunlar Rusya bu teröristlerin kendi ülkelerine, Çin de Uygurluların kendi ülkelerine dönmelerini istemiyor. Bunların burada etkisiz duruma getirilmesini istiyor. Türkiye'nin 12 gözlem noktasında askerleri unsurları var. Rusya ve İran'ın da unsurları var. Türkiye ‘Biz Rusya'nın İran'ın istediği gibi bir operasyon başlatırsak burada 3, 3.5 milyon insan yaşıyor. Katliam yapılır. Çünkü bu 30 bin kadar terörist bu yerleşim birimleri içinde yaşıyor. Sivilleri kalkan olarak kullanıyor' dedi. Ancak bunlara bir süre tanındı benim değerlendirmeme göre. Ağustos'un sonun kadar Türkiye istediği için kendilerini arındırsınlar sivil halktan ve orayı terk etsinler. Bu terk etme durumu önemli. Yavaş yavaş Suriye ordusunun Lazkiye'den saldırı yapabilecek noktalarda şu anda oraya kendi teröristlerini yerleştiriyor El Nusra. Demek ki El Nusra silah bırakmaya niyetli değil."

    ‘TÜRKİYE, İDLİB OPERASYONUNU ENİNDE SONUNDA KABULLENECEK'

    Babüroğlu 7 Eylül'de Türkiye, İran ve Rusya arasındaki toplantıya dikkat çekerken, İdlib'e olası operasyonun Türkiye için sorunlar yaratacağını ancak Ankara'nın bunu eninde sonunda kabulleneceği değerlendirmesinde bulundu:

    "Toplantıda iki önemli gündem maddesi var. Ana gündem maddesi İdlib, iki ABD'nin İran'a yaptırımlarına karşı Rusya'nın ve Türkiye'nin alabileceği önlemler. Rusya, Türkiye'yi ikna edecektir. Ama Türkiye'yi de fazla dışlamak istemiyor. NATO üyesi olan ülkeye o kadar yaklaşmış, S-400 Hava Savunma Sistemlerini 2019'da teslim edecek. Türk Akım Projesi var. Nükleer Santral Projesi var. Buna benzer ilişkilerimizi daha da derinleştirelim hatta savaş uçaklarını beraber yapalım gibi konuşmalar var. Putin stratejik düşündüğü için Türkiye'ye hemen ‘İdlib'te istediğimizi yapalım, siz ne yaparsanız yapın' demez. Çünkü stratejik adım atıyor, öngörüsü var. Bunu Türkiye'yi en azından yüzde 50 ikna etmeye çalışacak. Ama İran ve Rusya sonunda bastırarak burada ben sivil halk için Afrin'de yapıldığı gibi bir insani koridor açılacağını düşünüyorum. Bu insani koridor Afrin'e, Fırat Kalkanı'na gidebilir. İnsani koridor açıldıktan sonra, sivil halk teröristlerden arındırıldıktan sonra buraya Rusya'nın desteğinde Suriye'ye bir operasyon yapılacağını ve Türkiye'nin de bunu eninde sonunda kabul edeceğini değerlendiriyorum. Aksi takdirde Türkiye bunu kabul etmedi, operasyon başladı. Birleşmiş Milletler öngörüsüne göre en az 500 bin-700 bin kadar ilave sığınmacı sınırlara yığılacak."

    ‘SURİYE REJİMİN KİMYASAL SİLAH KULLANDIĞI İDDİASI BİR KOMPLODUR'

    Babüroğlu'na göre, Suriye rejiminin kimyasal silah kullanması gerekçesi bir senaryodan ibaret. Babüroğlu, Türkiye'nin bunun bir senaryo olduğunu göz önünde bulundurması gerektiğinin altını çizdi:

    "ABD, İngiltere ve Fransa'nın ‘Suriye rejimi kimyasal silah kullanırsa karşılık veririz' gerekçesi tamamen bir komplodur, bir senaryodur. Bu tarihin tekerrüründe var. ‘Saddam nükleer silahlara sahip, kimyasal silah üretiyor Irak'ta' dediler, işgal ettiler. Fakat 15 yıl sonra Tony Blair, 2015 yılında bütün dünya kamuoyunda özür diledi. ‘Saddam için nükleer silah gerekçesi ile işgal ettik. Irak'ta böyle bir silahın olmadığı ortaya çıktı, özür dilerim' dedi. Ama özür dilediğinde 1.5 milyon Iraklı yaşamını yitirmişti. ‘Esad veya Suriye rejimi kimyasal silah kullanıyor' dediler. 3 ay önce de bu bahane ile ABD, İngiltere ve Fransa bombaladı. Sonra kimyasal silahın muhalifler tarafından kullanıldığı ortaya çıktı. Kendi muhaliflerine ve kendisine karşı savaşanlara karşı yüzde 90 oranında başarı kazanmış bir lider kendisini kötü duruma düşürecek öyle bir kimyasal silah kullanır mı? Bunun mantıkla bir ilgisi yok. Zaten Rusya bununla ilgili koordinat bile verdi. ‘Bu senaryo burada bu koordinatlarda işlenecek' dedi.

    ‘TÜRKİYE İÇİN EN BÜYÜK FELAKET'

    Dr. Babüroğlu'na göre ABD, Britanya ve Fransa destekli bir kimyasal silah komplosu düzenlenirse Türkiye'nin buna şiddetle karşı çıkması gerekiyor. Babüroğlu, bu gelişmelerin Suriye'nin kuzeyinde ABD'nin uçuşa yasak bölge eşliğinde bir PKK/PYD bölgesi tesis etmesine uzanacağına şu sözlerle dikkat çekti:

    "Hem ABD'nin hem İngiltere'nin hem de Fransa'nın üst üste verdiği bu demeçlerde bunun bir komplo olduğu ortaya çıkıyor. Şimdi silah kullanılırsa Türkiye'nin buna şiddetle karşı çıkması lazım. Çünkü silah kullanılması demek ABD'nin Suriye'nin kuzeyinde uçuşa yasak bölge ardından da bir güvenli bölge oluşturması söz konusu. Kuzey Irak'ta 1990'lardan sonra oluşturduğu bir coğrafyaya benzer bir oluşum olacak. PYD-PKK terör örgütünün orada özerk, otonom veya federal bir yapı kazanmasını sağlayacak. Suriye'nin kuzey coğrafyasının tamamen kontrol dışına çıkmasını sağlayacak. Bir de Fırat'ın doğusunun Irak'a kadar olan ve Suriye'nin yüzde 30'unu kapsayan bir Suriye coğrafyasının tümünü ABD'nin eline vermek demektir. Bu Türkiye için en büyük felaket budur. Bu şu demek: Şu anda Türkiye yurt içinde 5 bin-7 bin kadar olan PKK bölücü terör örgütü ile 34 yıldır başarılı bir şekilde mücadele ediyor. Ve yurt içinde PKK'yı zayıflattı. Ama PKK bölücü terör örgütünü yurt dışında zayıflatan bir ülke ABD, İngiltere ve Fransa'nın bu komplo teorileriyle özellikle ABD'nin isteğiyle Suriye'de yaklaşık 70 bin — 80 bin silahlı PYD-PKK'lıya özerk bir devletçik veriyor. Bu PKK tehdidinin Türkiye için 10-15 kat artması demek. Bunu Türkiye'nin bilmesi lazım. Yurt içinde başarı kazanmak önemlidir. Ama yurt dışında 9-10 bin kilometrelik sınırda ABD'nin bu projesi karşısında sizin tehdidiniz azalmıyor. Türkiye'nin ABD'nin güvenli bölge oluşturma senaryosuna, bu kimyasal gazla ilgili komplo teorisine şiddetle karşı çıkması lazım. Türkiye ‘Suriye ile ilgili problemi Rusya, İran ve Türkiye beraber çözme imkan ve kabiliyetine sahiptir' demeli."

    ‘TÜRKİYE, SURİYE İLE İŞBİRLİĞİ YAPARAK TERÖRİSTLERİ BERABER YOK ETMELİ'

    Türkiye'nin Suriye ile işbirliği yapması gerektiğini belirten Babüroğlu, Türkiye'nin ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi'ne katkıda bulunmaması gerektiğini ifade etti. Babüroğlu'na göre ABD, Büyük Ortadoğu Projesi'ni gerçekleştirerek burayı sadece İran'a karşı değil, Türkiye'ye yönelik operasyonlarda da atlama tahtası olarak kullanacak:

    "PKK bölücü terör örgütü tehdidini ortadan kaldırmak için Menbiç modelini uygulayalım. Ama ne yazık ki benim değerlendirmeme göre, Fırat'ın doğusu yani Suriye'nin yüzde 30'u ABD tarafından PYD-PKK'ya teslim edilmiştir. ABD, orada radarlar, hava üsleri vb. sistemler geliştirmektedir. Fırat'ın doğusuna ne Türkiye'yi ne de başka ülkeyi kesinlikle sokmayacaktır. Onun için Türkiye, İran ve Rusya ile işbirliğine devam etmeli ama Rusya ile işbirliğine devam ederken İdlib gibi cihatçı örgütlerin bulunduğu alanda bence Rusya, İran hatta Suriye ile işbirliği yaparak oradaki teröristleri beraber yok etmeli, PYD-PKK'ya da belki ileride beraber operasyon yapma, işbirliğine girişme şansına sahip olmalıdır. Bunu Suriye rejimi ile işbirliğine girerseniz yaparsınız, dışlarsanız yapamazsınız. ABD'nin Türkiye'nin isteklerini evet diyeceğini hiç değerlendirmiyorum. ABD zaman kazanma taktiği ve stratejisi güdüyor. Fırat'ın doğusunu Suriye'nin yüzde 30'unu koparmıştır. Orada ileride uçuşa yasak bölge ilan edecekti. Ve orayı İsrail'in de isteği doğrultusunda, Büyük Ortadoğu Projesi doğrultusunda hem İran'a karşı bir operasyonda hem de Türkiye'ye karşı yapılacak bir operasyonda bir atlama tahtası olarak kullanacaktır."

    Etiketler:
    Yaptırım, Operasyon, PKK, IŞİD, NATO, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Britanya, İdlib, Fransa, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın