21:04 22 Ekim 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘Türkiye, Rusya sayesinde kazandığı alanı ABD'ye dayanarak korumaya çalışacak’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 21

    'Erdoğan hükümetinin Rusya’ya dayanarak kazandığı alanı bu kez Amerika’ya dayanarak korumaya çalışacağını' ifade eden Mehmet Ali Güller’e göre Türkiye, AB aracılığıyla Rusya ve ABD arasında denge kurmaya çalışıyor. Güller, Ankara ile Şam’ın anlaşmasının bütün düğümü çözeceğini belirtti.

    Soçi'de Suriye gündemiyle bir araya gelen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ana gündem maddesi İdlib'ti. Türkiye'nin Tahran Zirvesi'ndeki tutumundan dolayı sekteye uğradığı konuşulan İdlib operasyonu ne zaman, ne koşullarda yapılacak? Gelişmeleri gazeteci ve yazar Mehmet Ali Güller ile konuştuk.

    ‘İKİ LİDERDEN BİRİNİN BİR TAVİZ VERMESİ GEREKİYOR'

    Soçi Zirvesi'ni değerlendiren Mehmet Ali Güller'e göre, görüşme sonunda her ülkeden birinin bir taviz vermesi gerekiyor. Rusya'nın Türkiye'yi sıkmamaya özen gösterdiğine dikkat çeken Güller, bu tutumun Türkiye'nin ABD'ye yakınlaşmasını engellemek için gösterildiğini belirtti:

    Türkiye ve Rusya Savunma Bakanları Hulusi Akar ile Sergey Şoygu, İdlib'deki gerilimi azaltma bölgesindeki durumun normale döndürülmesi konusunda mutabakat zaptı imzaladı.
    © REUTERS / Alexander Zemlianichenko
    "Soçi Zirvesi'nin hemen öncesinde iki liderin yaptığı açıklamalardan aslında çıkan tek sonuç şu: O kapıdan çıkıldığında ortak bir açıklama yapılır ya da yapılmaz her iki liderden birinin bir taviz vermesi gerektiği sonucu ortaya çıkıyor. Çünkü bir uzlaşı noktası gerektiği ortada. İdlib eksenli ciddi bir cepheleşme var. Eylül ayının hemen başında başlaması gereken operasyonlar Türkiye'nin itirazları nedeniyle ertelendikçe ertelendi. Bu Rusya açısından iki sonuç yaratıyor. Birincisi, ertelenmesi muhaliflerin konumlarını sağlamlaştırmasına yarıyor. İkincisi, Amerika'nın İdlib üzerinden bunu fırsata çevirip bir pozisyon almaya, bir provokasyon yaratmaya dönüştürebileceği bir zemin oluşuyor. O nedenle Rusya, Türkiye'yi bir an önce operasyon yapılmasına ikna etmeye çalışıyor. Burada Rusya açısından sıkıntı şu: Türkiye'yi çok fazla sıkıştırırlarsa fırsat kollayan Amerika'nın kucağına itmekten çekiniyorlar. Çünkü Astana zirvesini, bütün o iki yıllık emeklerini boşa çıkaracak bir sonuç oluştuğu anda da bu kez Cenevre masası Amerika açısından ciddi bir satranç masasına dönüşecektir. Dolayısıyla Rusya burada hem kontrollü olarak Erdoğan'ı bir operasyona razı etmeye ama çok da doğrudan bastırıp Amerika'nın yanına itmemeye çalışan ince bir taktik yürütmeye çalışıyor."

    ‘İDLİB OLABİLDİĞİNCE KRİTİK BİR ÖNEME SAHİP'

    İdlib'in kritik bir öneme sahip duruma geldiğini vurgulayan Güller, Erdoğan'ın ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu gibi siyasilerin ABD medyasına yazmasının iki hedefli bir amaca hizmet ettiğini ifade etti. Güller'e göre siyasilerin ABD medyasına yazma nedenlerinden biri Rusya'ya başka seçeneklerin de olduğunu göstermek:

    "Hem Erdoğan'ın hem Çavuşoğlu'nun hem İbrahim Kalın'ın Amerikan medyasına yazdıkları iki hedefli bir amaca hizmet ediyor. Birinci hedef, Rusya ile pazarlıklarda, ‘Bak Amerika ile de yanaşabiliyoruz. Orada bir ortaklığımız var' mesajı verip Rusya ile müzakereleri Türkiye adına kolaylaştırmak. İkincisi ise İdlib konusundan sonra olabileceklere bağlı olarak Türkiye'nin Fırat'ın doğusu ve batısı şeklinde Amerika ile yeniden pazarlıklar yapabilecek bir yumuşak zemin inşasına açık olduğunu ifade etmek. Böylesi bir ikili mesaj vardı. Zira İdlib şöylesi bir kritik düğüme dönüştü. Türkiye açsından durum şu: Eğer İdlib Suriye hükümetine terkedilirse bu kez Türkiye'nin Afrin'den, Cerablus'tan çıkması da gündeme gelecek. Rusya açısından ise durum şu: İdlib alınırsa teröristlerin elindeki son bölge de alınmış olacağı için, Amerika'nın kontrolündeki bölge haricinde, Suriye hükümetine eli güçlenecek, Cenevre masası da çok daha güçlü oturmuş olacak, anayasa komitesi çalışmaları çok daha Rusya'nın inisiyatifinde yürümüş olacak. Suriye açısından da durum şu: İdlib'i aldığı zaman Hama, Humus hattını tamamen kontrol edip aşağı doğru Şam'a doğru ciddi, derinlikli bir sahayı tamamen temizlemiş olacak. Bu açıdan İdlib olabildiğince kritik bir öneme sahip noktada şu anda."

    ‘TÜRKİYE, AB İLE RUSYA VE ABD ARASINDA DENGE KURMAYA ÇALIŞIYOR'

    Güller'e göre AK Parti hükümeti, iki büyük kuvvet ABD ve Rusya'yı dengelemek için Avrupa Birliği'ni (AB) devreye sokmaya çabalıyor. Güller, AK Parti hükümetinin Türkiye'nin önemli konumda olmasını birçok güç karşısında kullandığını ancak bunu sürdürebilmenin sonsuza kadar mümkün olmadığını söyledi:

    ''Son olarak bu iki kuvveti dengelemek adına Avrupa Birliği'ni de terazinin bir yanına katmaya çalışıyor AKP. Bunu sürdürebilmek sonsuza kadar mümkün olmayacak. Bir yerde gelip tıkanacak. Ama AKP hükümetinin Türkiye'nin varlığının kritik önemli olmasını iyi kullandığı da aşikar. Çünkü sahada iki terazi varsa, bu kişinin birbirine denk olduğu durumda, Türkiye'nin terazinin hangi gözünden yana ağırlık oluşturması sahadaki bütün dengeleri değiştiriyor. Bu nedenle kritik önemli. Bunu AKP hükümeti olabildiğince kullandı 2 yıldır. Şimdi izlediği strateji de temel olarak şu: Rusya'ya dayanarak iki yılda Suriye'de bir alan açtı. Belli bazı topraklarda güç bulundurmaya başladı. Şimdi işler tersine dönmeye başladığında Rusya'ya dayanarak kazandığı alanı bu kez Amerika'ya dayanarak korumaya çalışacak. Burada da önümüze Fırat'ın doğusu, Fırat'ın batısı, o meşhur pazarlığı yeniden gündeme getirecek. Bir yandan Erdoğan, Rusya'dan kopmak istemiyor. Rusya ile yola devam eden, Astana sürecini devam ettiren bir çizgiyi izlemek istiyor. Ama bir yandan Amerika ile flört ederek stratejisinin ikinci aşaması için zemin oluşturmaya çalışıyor. Diğer yandan da sahaya Avrupa Birliği'ni de sürerek her ikisine karşı bir denge oluşturmaya çalışıyor. Burada da elindeki taktik kozlardan biri Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne göçmen krizinde bir tampon bölge, Avrupa'nın bir sınırının hemen önündeki bir tampon bölge olarak sürme kozu var. AKP hükümeti bunu olabildiğince hem Merkel'e hem Macron'a karşı son iki aydır zaten kullanıyorlar. Böylesi bir tablo olduğu için hala sürdürebilirliği var bu işin. Bu tabii ki sonsuza kadar gidecek diye bir durum yok. Taarruz Türkiye'nin hakim olduğu bölgelere geldikçe ipler daha da gerilecek. İdlib'te 12 gözlemci noktası bulunan Türkiye'nin ve bugüne kadar böyle bir sorunu yoktu. Taarruz bölgesi, gözlemci noktasının olduğu yere gelince iş kritikleşmiş oldu. Yarın bir gün burası da çözülüp Afrin, Cerablus gibi noktalara Suriye taarruzu gelip dayanırsa iplerin tamamen kopabilecek, yeni sıkıntılar doğacaktır.''

    ‘SURİYE'NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ SAĞLANMAZSA…'

    Güller, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunmasının tüm güçler adına yararlı olacağına dikkat çekti. Toprak bütünlüğünün sağlanamaması sonucunda bunun ciddi bir kaosa yol açacağının altını çizen Güller, bunun petrol ve doğalgaz fiyatlarında olumsuz gelişmelere neden olacağını belirtti:

    "Suriye'nin toprak bütünlüğünden en ufak bir fire verildiği anda iki şey gerçekleşmiş olur. Bir, meselenin en başından beri bir meşruiyet kazanmış olan, Rusya'nın da savunduğu Suriye'nin toprak bütünlüğü ve siyasal birliği meselesi güvenlik konseyi olarak Rusya tarafından da rafa kaldırılırsa bu ciddi bir güvenilirsizlik sorunu yaratır Rusya açısından. İkincisi, bu iş şuna benzer; oradan bir toprak parçasını feda ettiğiniz zaman, başka yerlerden de başka sıkıntılar oluşmaya başlar. O zaman son tahlilde Amerikan'ın istediği şekilde Irak'ın ve Suriye'nin ve dahası bölgedeki ilerleyen yıllarda diğer kuvvetlerin bölünmesi anlamına gelecek birbirini tetikleyen durumlara yol açar ki bunun altından şu dünya konjonktüründe herhangi bir ülkenin altından tek başına kalkabileceği bir durumda olmayacaktır. Bu tamamen ciddi bir kaosa yol açar. Bunu enerji politikaları bakımından ne Çin ne de Rusya ister. Bu bütün bölgedeki enerji politikalarının tamamını tepetaklak edecek, petrol ve doğalgaz fiyatlarında olağanüstü olumsuz gelişmelere yol açar. Hem Irak'ın hem Suriye'nin bölünmesi anında Katar doğalgazı, İran petrolü ve doğalgazı, Kürt petrolü vs. bunların hepsinin birbiriyle bileşkesi çok ciddi sorunlar yaratacaktır."

    ‘SURİYE DEVLETİ İLE ANKARA'NIN ANLAŞMASIYLA SORUNLARIN ÇÖZÜLEBİLECEĞİ YENİ BİR SÜREÇ BAŞLAYACAK'

    Güller, Erdoğan hükümetinin, Suriye yönetimiyle anlaşma sağlanmasının önemine değindi. ABD ve İsrail'in bölge ile ilgili planlarının bu şekilde bozulabileceğine işaret eden Güller, Rusya ile Türkiye arasındaki normalleşmenin bu şekilde tam anlamıyla gerçekleşebileceğini belirtti:

    "Doğrudan mesaj Rusya'yı hedef alıyordu. Rusya çünkü oradaki tek muhatap olarak Suriye'nin çağırmış olduğu bir devlet. Burada Türkiye'nin kendisine bir meşruiyet yaratmak üzere Suriye halkı çağırdı demesi diplomatik bir gaf olmanın ötesinde uluslararası hukuk açısından da bir suç. Bu tersinden de başka zaman başka durumlar içinde kullanılabilecek durumlar yaratır. Yarın bir gün herhangi bir uluslararası kuvveti de Türkiye'de bir bölgedeki bir halk çağırdı diye onun o bölgeye gelmesi bir meşruiyet mi kazanacaktır? Bir devlet başkanının etmemesi gereken bir laftı. Bu sıkıntılı. Suriye'deki satranç mücadelesini yürütebilmek adına, kendisinin oradaki varlığına meşruiyet yaratmak adına söylenmiş bu sözlerin tamamının Türkiye'ye bir zararı var. Bu çok sıkıntılı bir laf. Diğer yandan bütün bu Soçi'ydi, Tahran Zirvesiydi, bütün bu çok bilinmeyenli denklemlere, düğüm içinde düğümlere dönüşmüş meseleler aslında tam da bu noktadan tersine çevrilip çok kolay çözümlenebilecek noktada. Suriye devleti ile Ankara'nın anlaşması halinde bütün bu karmaşık sorunların çözülebileceği yeni bir süreç başlayacaktır. Çünkü Türkiye, Suriye devletine karşıt bir politika belirlediği müddetçe Rusya ile arasındaki normalleşme de olabildiğince iyi bir noktaya tam olarak gidemiyor. Amerika'nın bölgedeki planları da görülüyor. İsrail'de fırsat buldukça Suriye'ye saldırmış oluyor. Dolayısıyla bütün bu düğümü çözecek tek nokta öncelikle Ankara ile Şam'ın barışması. Bazı bölgelerin pazarlık yapılarak, taviz verilerek başka kuvvetlerin kontrolüne bırakılması gibi sonuçlar da ortadan kalkacaktır. Suriye'nin yasal birliğinin ve toprak bütünlüğünün azami boyutta uygulanabilmesi de ancak bir Türkiye-Suriye dostluğundan geçmektedir. Esas düğüm budur aslında."

    Etiketler:
    Avrupa Birliği (AB), NATO, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İdlib, Soçi, Suriye, Türkiye, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın