21:00 22 Ekim 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘İdlib meselesi çözülmedi, Batı’nın bahaneleri elinden alınarak ötelendi’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 00

    Fehim Taştekin’e göre İdlib meselesi çözülmedi ama Batı’nın ‘bahaneleri’ elinden alınarak ötelendi. Ancak Türkiye güdümlü örgütlerin diğerlerine göre daha çok sorun çıkardıklarını belirten Taştekin “Bu mesele patlayacak” dedi. Taştekin, Suriye Kürtlerinin ABD’ye dayanma tutumunda Rusya’nın da Türkiye ile uzlaşmasının etkili olduğu görüşünde.

    Moskova'nın Suriye'ye S-300 hava savunma füze sistemi teslim etmesinin yankıları sürerken, ABD basınında da Suriye'de F-22 ‘hayalet' avcı uçaklarını ve F-16CJ anti-radar uçaklarını yeniden kullanmaya başlayabileceği iddiaları yer aldı.

    Pentagon'un ‘sorumsuzca bir adım' olarak nitelediği Rusya'nın Suriye'ye S-300 teslimatının yansımalarını Ortadoğu uzmanı gazeteci-yazar Fehim Taştekin'le konuştuk.

    ‘İDLİB MESELESİ ÖTELENDİ, ÇÖZÜLMEDİ'

    İdlib operasyonunun sadece ertelendiğini, meselenin çözülmediğini hatırlatan Fehim Taştekin, bölgede Türkiye'nin güdümündeki örgütlerin diğerlerine göre daha çok sorun çıkardığına dikkat çekti. "Bu mesele patlayacak" öngörüsünde bulunan Taştekin, durumun tekrar Rusya'nın dediği noktaya geleceğinin işaretlerinin bulunduğunu şöyle anlattı:

    "Bu olayın bir geçmişi var. Tabii ki doğrudan İsrail'in kurduğu bir tuzağa düşmüş olması İsrail ile Rusya arasında bir gerilim konusu. Haliyle İsrail'e verilen bir yanıt var. Bu pratik olarak hemen söylenebilecek bir şey. Ama yanıtın genel çerçevesi ve hızı açısından baktığımız zaman Suriye genelindeki yeni duruma ilişkin Rusya'nın daha farklı bir hazırlık aşamasına geçtiğine gösteriyor. İdlib var. İdlib'te şu anda Türkiye ile bir mutabakatla mesele ötelendi, çözülmedi. Sahada hala bu konuda ciddi tutarsızlıklar var. Bırakın el-Kaide bağlantılı grupları ki onlar daha zeki, esnek, çok renk vermeden daha uyumlu bir yaklaşım sergilerken Türkiye'nin güdümündeki örgütler daha çok arıza çıkarıyor gibi. ‘Türkiye bize söz verdi, buraya Rusya gelmeyecek, ağır silahları çıkarmak da nereden çıktı?' diyorlar. Ağır silahtan sadece tankları anlıyorlar. Halbuki tanksavar, uçaksavar, havan topları hepsi dahil. ‘Biz tanklarımızı çeksek de cephe hattımızı yeni silahlarla ve savaşçılar ve keskin nişancılarla tahkim ediyoruz' diyorlar. Kendi aralarındaki Arapça kaynaklardaki tartışmalara baktım. Konuşmalar böyle ve Türkler bize burada kesinlikle taahhütte bulundular pozisyonları değişmedi diye de ardı ardına yaptıkları birtakım açıklamalar var. Bu mesele patlayacak. Bu mesele 15 Ekim itibarıyla teröristler çekilecek dendi, 10 Ekim itibarıyla silahlar çekilecek dendi. Henüz bir gelişme olmadığı gibi nasıl olacağı konusunda kafalar son derece karışık. Demek ki bu mesele tekrar Rusya'nın dediği noktaya gelecek."

    ‘S-300'LERİN TESLİMİ İŞİN BOYUTUNU DEĞİŞTİRDİ

    Taştekin, Türkiye'nin desteklediği yol haritasının bölgenin çatışma çıkmadan Suriye'nin egemenliğine iadesini öngördüğünden Rusya için de uygun bir adım olduğunun altını çizdi. Böylelikle İdlib için Batı'nın ‘susturulmasının' ve ellerndek ‘bahanelerin' alınmasının mümkün hale geldiğin belirten Taştekin'e göre Rusya'nın savunma sistemlerini Suriye'ye teslim etmesi ise işin boyutunu değiştirir:

    "Putin ‘Bakın ben sizin de desteklediğiniz bu yol haritasına prim verdim, şans tanıdım, olmadı' diyecek. Olursa Rusya'nın da işine gelen bir şey. Çünkü anlaşma bir kere ortalama 20 km'lik bir derinlik 250 km uzunluğunda bir şerit, otomatik olarak esasen hiç kurşun sıkmadan birkaç ay sonra Suriye ordusunun kontrolüne geçmiş olacak. Geri kalanını o zaman tekrar konuşmaya başlayacaklar. Bu olursa elde var bir diyebileceği bir durumdur. Burada Rusya hem Batı'yı susturdu, Batı'nın olası müdahale bahaneleri ellerinden almış oldu hem Türkiye'yi yanında tutarak Suriye'de kendi oyun planında Türkiye'nin katkılarını lehine çevirecek bir avantajı sürdürme konusunda şu anda eli yeniden üstün hale gelmiş oldu. İkincisi, yarın burada ortalık karışabilir. Rusya savunma sistemini her açıdan tahkim ederek, özellikle uluslararası koalisyon ile mutabakat çerçevesinde kendisi angajmana girmedi şimdiye kadar, girmekten de kaçınıyor. Ama Suriye'ye teslim etmesi işin boyutunu değiştirir. Caydırıcılık unsuru bir girdi olarak şu anda sahada söz konusu. Bu İdlib ile bağlantılı değil. İkincisi Fırat'ın doğusu ile bağlantılı. Çünkü Rusya'da Lavrov ve savunma bakanı sürekli olarak Amerika'nın bölgeden çekilmesi gerektiğini, tüm yabancı unsurların çekilmesi gerektiğini söylüyor, Şam ile anlaşması olmayan. Siz de Şam ile anlaşırsanız, uluslararası hukuk size de böyle bir meşruiyet sağlar, o zaman siz de kalırsınız ama önce anlaşmamız lazım, diyor. Yol gösteriyor yani. Şimdi S-300 restini görüldü. Onlar da eğer haberler doğruysa F-22 Raptor'u devreye sokuyorlar. Sona doğru bütün sahneler maalesef daha da çetrefilli hale geliyor."

    ‘KÜRTLER, SURİYE YÖNETİMİNE TAM OLARAK GÜVENEMİYOR'

    Kürtlerin Esad yönetimine güvenemediğini belirten Taştekin, Kürtlerin ABD'ye de güvenemediğini ama ABD'nin yanlarında olmasının işleri kolaylaştıracağı düşüncesinde olduklarını söyledi:

    YPG'nin omurgasını oluşturduğu DSG'nin ABD eğitiminden geçtikten sonra Deyr ez Zor'daki Kasrah'ta mezuniyet töreni, 21 Mayıs 2018
    © AFP 2018 / Delil Souleiman
    "Burada henüz hiçbir şey net değil. Görüşmeler bitti diyemeyiz. Bu belirsizlik ortamında suları herkes test etmenin derdinde. Herkes kendi bagajını doldurmanın derdinde. Kürtler, Suriye yönetimine tam olarak güvenemiyorlar, Amerika'ya da güvenmiyorlar. Ama ‘Amerika yanımızdayken Şam'a bir şeyleri daha rahat kabul ettirebiliriz' diyenler var. Amerika'nın Türkiye ile bir anlaşma yapıp yapmayacağını bilmiyoruz. Yarın her şey birden değişebilir. Ama bize şunu söylüyorlar. Amerika 3 tane hedef tayin etmiş durumda. Bu hedefler şu anda geçerli: IŞİD ile mücadele, bunu uzatıyorlar. 10 günde bitecek bir meseleyi kendini gerekçelendirmek için uzatıyorlar. İkincisi İran mevzusu. Öyle deklare ettikleri gibi İran'ın nüfuzunu kesme konusunda şu anda master planını uyguladıkları Irak sahnesinde hiçbir şey yapamadılar. Bu meselede çok uzun sürecek. Bir diğer mesele siyasi olarak Kürtlerin tesis ettikleri bu yapının kalıcı olarak kabul edilmesi. Amerika'nın bunun çok da derdinde olduğunu zannetmiyorum. Amerikalıların üzerine titredikleri şeyler hiçbir zaman böyle şeyler olmadı. Suriye'nin demokratikleşmesiyle ilgilendiklerini zannetmiyorum. Ama net olan zorluklar var. Bir, Amerika'nın varlığı orada ciddi bir problem haline dönüşüyor. Kürtlerle ilgili pazarlıkları doğrudan etkileyecek bir faktör haline geliyor. Çünkü Kürtlerle pazarlıkta belli konularda ilerleme sağlanabilecekken birdenbire yabancı güçlerle olan bağlarını kesmesi gerektiği söyleniyor. Haklı olarak bunu söylüyorlar. Orası Suriye ve Amerika'nın orada asker bulundurma, üs kurma hakkı yok. Bu pazarlığı zorlaştırıyor."

    ‘RUSYA, AFRİN'DE KÜRTLERİ ŞAM'A İTMEK İÇİN TÜRKİYE'YE GEÇİT VERDİ'

    Rusya'nın Kürtleri Şam'a itmek için Türkiye'nin Afrin'e girmesine olanak sağladığına dikkat çeken Taştekin, Rusya'nın Türkiye ile gelişen işbirliğinin Kürtlerin Suriye yönetimine karşı kozunu kaybettiğini söyledi:

    ''Diğer taraftan da Rusya ile Türkiye arasındaki gelişen bu işbirliği Kürtlerin Rusya üzerinden giderek Şam'dan bir şeyler alma konusundaki ümitlerini biraz zayıflattı. Bu da yeni ama güçlü bir realite. Afrin'de bunu gördük. Afrin'de Rusya, Kürtleri Şam'a itmek için Türkiye'ye geçit verdi. Bu oyun ikinci perdesini açar mı onu tartışıyoruz. Tekrar Tel Abyad'dan ya da Serekaniye'den acaba yeni bir Afrin senaryosu işler mi, Rusya buna izin verir mi gibi yeni şeyler konuşuyoruz. Bütün bunları dikkate aldığımız zaman şöyle bir şey de var. Kürtlerin Şam'a güven konusunda bir sorunu var. Bu güvensizliği besleyen klasik Şam'daki mevcut anlayışın ötesinde şöyle bir soru var: ‘Acaba Şam yönetimi iki kez görüşme yapılarak belirsizliğe düşmüş olan müzakere kanalını açmak suretiyle Türkiye'yi mi köşeye sıkıştırdı, Türkiye'yi mi İdlib'te belli bir şeylere zorlamak için bu oyunu oynadı?' şimdi bunu tartışıyorlar. Ama bir gerçek var ki Kürtler burada fiilen bir şeyi tesis ediyorlar. Bu tesis ettikleri şeyin son olarak Ayn İsa'da Kuzeydoğu Suriye Federatif hükümetini ilan ederek daha ileri bir noktaya taşıdılar. Buradaki kazanımın bir şekilde geleceğe aktarılması lazım. Bunu aktarmak için ortaklaşa bir formülün bulunması lazım. Türkiye'nin de Rusya üzerindeki etkisi dikkate alındığında bu nasıl olacak? Kürtlerin bu konuda yumurtalarını çok Amerika'nın sepetine koyduklarını düşünmüyorum. En azından benim özel görüşmelerimde (görüyorum), ‘Şu an fiili bir durum var. Bunu tersine çevirecek bir güce sahip değiliz. Sonuçta Amerika, IŞİD ile mücadele ile geldi buraya girdi. Onların varlığı bizi eğer bir süreliğine koruyacaksa buna tamam' (diyorlar). Burada hiç kimse yüzde yüz Amerika'yı garanti olarak görmüyor. Hele Amerika'nın Güney Kürdistan'da referandum öncesi ve sonrası tutumu da ciddi bir şekilde tartışıyorlar. Amerika'nın, 91'den beri fiilen koruduğu ve oluşumuna doğrudan katkı sunduğu Güney Kürdistan bölgesinin ya da Kürdistan bölgesel yönetiminin birdenbire ortada kalmasında payı var deniliyor. Orada bunu yapan bize ne yapar acaba diye soruyorlar. Ama bir taraftan da Suriye ordusu yarın İdlib'te de kontrolü sağladıktan sonra çok daha güçlenmiş bir şekilde bize de hiçbir şey vermeden aynı senaryoyu buraya da uygulamaya kalkar korkusu var. Bu durumda Amerika belki bizi caydırıcı bir etken olarak bizi belki korur. Öyle bir beklenti var. Bu işler son derece çetrefilli hale geldi. Amerika dahil herkes bekliyor. Amerika'nın esasen elinde yarına dair hiçbir şey yok."

    Etiketler:
    F-22, S-300, SDG, YPG, El Nusra, IŞİD, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Afrin, İdlib, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın