20:54 22 Ekim 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    'Macar yönetimi Avrupa'daki illiberal demokrasi arayışında Türkiye'yi kendine yakın görüyor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 10

    Sezin Öney’e göre Macaristan lideri Orban, Avrupa’daki ‘illiberal demokrasi’ mücadelesinde Türkiye’yi kendisine yakın görüyor. Budapeşte’nin Ankara’ya ilgisinde ‘milliyetçilik’ ve ‘Orta Asya’ kökenlerinin rol oynadığını anlatan Öney, Orban yönetiminin kendisini ‘Avrupa’da İslam’a karşı son kale’ olarak sunduğunu anımsattı.

    Recep Tayyip Erdoğan - Viktor Orban
    © AA / Cumhurbaşkanlığı / Murat Çetinmühürdar
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Kurulu vesilesiyle ABD ve ardından Almanya’ya yaptığı ziyaretinin ardından Avrupa Birliği içinde özellikle Müslüman göçmenlere set çeken tutumu ile büyük eleştirilerin odağında bulunan Macaristan’daydı. İki günlük ziyarette üst düzeyde ağırlanan Erdoğan hem siyasi hem ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine yönelik mesajlar verirken, Macaristan ile birlikte Afrika açılımından söz etmesi dikkat çekti. Cumhurbaşkanı, ziyaret sırasında Batı dünyasına eleştirilerini de ihmal etmedi.

    Erdoğan’ın Macaristan temaslarını, uzun yıllar bu ülkede yaşamış akademisyen ve gazeteci Sezin Öney ile konuştuk.

    ‘MACARİSTAN AVRUPA’DA İSLAM’A KARŞI SON KALE OLDUĞUNU İDDİA EDEN BİR ÜLKE’

    Sezin Öney, Cumhurbaşkanı’nın ziyaretinin Macaristan için önemine dikkat çekti. Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın 2014 yılındaki bir konuşmasında “Liberal olmayan demokrasilerin zamanı geldi” diyerek Erdoğan’ı örnek gösterdiğini anımsatan Öney, diğer yandan Orban’ın ülkesini ‘Avrupa’da İslam’a karşı son kale’ olarak sunmasına dikkat çekti:

    “Macaristan için bu ziyaret çok önemliydi. Türkiye için elbette önemli. Fakat Ankara’nın aklındaki birçok ziyaretten sadece bir tanesi. Almanya ya da Amerika ziyaretleriyle karşılaştırdığımızda çok fazla üzerinde durulmayan bir ziyaret olsa da Macaristan için öyle değil. Orban için çok önemli. Çünkü 2014’te bir konuşma yapmıştı. Liberal olmayan demokrasilerin zamanı geldi demişti. O zaman Türkiye ve Erdoğan’ı örnek göstermişti. Dolayısıyla ideolojik olarak şu anki Türkiye’nin çok büyük önemi var Orban’ın gündeminde. Halbuki Türkiye tarafında daha çok ticari olarak bakılıyor. Çünkü Afrika açılımı yapıldı. Türkiye’nin Afrika’da son dönemlerde ticari olarak da etkin olmaya başlaması. Onun dışında diplomatik ilişkiler bakımından da. Macaristan’ın ise fazla açılımı yok. Macaristan’da alternatifler aranıyor. Türkiye daha çok Müslüman nüfusu olan Afrika ülkelerine hitap etme arzusunda. Müslüman birliği üzerinden gidiliyor. Macaristan da tam tersi Avrupa’da İslam’a karşı son kale olduğunu iddia eden bir ülke olduğu için şu anki yönetimde. O enteresan bir durum.”

    ‘MACAR TURANCILIĞI KENDİ LİDERLİĞİNİ ÖNGÖRÜR’

    Macaristan’ın dünyadaki ilk Türkoloji bölümünü kuran ülke olduğunu belirten Öney’e göre, Budapeşte yönetimi Ankara’ya ‘milliyetçilik’ ve ‘Orta Asya’ üzerinden bakıyor. Ancak Öney, ‘Macar Turancılığının’ kendi liderliğinin altını çizdiğini anımsattı:

    “Aslında gerçekten de 19. yy sonunda Macaristan köklerini ararken Avusturya-Macaristan imparatorluğundan farklı bir yerde Macarlar olarak kendilerine özgü kökenlerini ararken Orta Asya’ya bakmaya başlıyorlar. İlk Türkoloji bölümü de dünyada Macaristan’da kuruluyor. Meşhur bestecileri Bela Bartok, Türkiye’ye gelip 20 yy’in başında gelip araştırmalar yapıyor. Anadolu ezgilerini topluyor. Böyle bir enteresan, eski bir bağ var. Daha sonra bu bağ yani Orta Asya köken konusu işin folklorik kısmından çıkıp, milliyetçilik ve giderek artan biçimde negatif bir dışlayıcı milletçiliğin aslında ögesi olmaya başlıyor. Günümüze geldiğimizde Jobbik Partisi’nin Türkiye’de MHP ile bağ kurmaya çalıştığını ve aslında bir Orta Asya Turan Birliği’ne bir zamanlar atıflarda bulunduğunu, son 10 yıldan bahsediyorum, böyle çabalar içine girdiğini görüyoruz. Bir de her yıl kurultay diye orada Ağustos ayında Orta Asya Halklar Birliği toplanıyor Macaristan’da. Fakat orada bir anlaşmazlık var. Macar Turancılığı kendilerinin lider olacağını öngörüyorlar. Diğer Orta Asya’dan gelen kuzen, kardeş halkların da onlara tabi olacağını öngörüyorlar. Burada herhalde dillerden bir anlaşmazlık oluyor. Dilleri geçtim din konusu hiç gündeme gelmiyor ama. Gene de Orta Asya sporları yapılarak eğlenceli vakit geçiriliyor Ağustos’taki kurultaylarda. Orban’ın yaklaşımlarında farklı bir durum var. Çünkü o yeni bir ideoloji çerçevesinde. Güçlü lider, yerli ve milli vurgusu üzerinden, günümüzün daha popülist akımları üzerinden farklı bir şey var orada. Biz bize benzeriz, kendimize özgüyüz, o zaman kendine özgü toplumlar değerlerine milliyetçi biçimde sahip çıkmalılar. Kendilerini koruyabilecek güçlü bir liderin önderliğinde buluşmalılar gibi bir yaklaşım var. Burada özellikle Hristiyanlık vurgusu Orban’ın tarafında ortaya çıkıyor. Ama Orban’ın geçmişine baktığımızda aslında ateistlikten neredeyse gelen bir kişilik. Daha sonra Hristiyanlığı birden keşfediyor. Daha sonra eşiyle de tekrar kilisede ikinci defa evleniyor. Şimdilerde de çok muhafazakar ve Hristiyanlığa vurgu yapan bir aile babası görünümü vermeye çalışıyor Orban.”

    ‘BATI AVRUPA’NIN MACARLARA YAPTIĞI HAKSIZLIKLAR VAR’

    Öney, Batı Avrupa’nın Macaristan’ın eğitim gücünü kullanarak yaptığı haksızlıklara da dikkat çekti. Macaristan’da mülteci krizinin patlak verdiği sırada Macarların kendi geçmişleriyle empati yaparak mültecilere yardımda bulunduğunu anlatan Öney, olayın çok kısa sürede politize edildiğini ve yabancı karşıtı histeriye dönüştürüldüğünü vurguladı:

    “Orban, Macaristan’da 2014’te liberal olmayan konuşması havada kalan bir konuşmaydı. 2015’te mülteci krizi yaşanırken akın akın mültecilerin geliyor olması hakikaten sarsıcı görüntülerdi. Orada ben Avrupa’nın sonsuza kadar adeta değişeceğini düşünüyordum. Öyle de oldu. Orada ilk başta Macarlar çok açık davrandılar. Çelme takan gazeteci de var malum. Fakat onun yanı sıra aslında halkın büyük bir çoğunluğu mültecilerin geçtiği yollarda mesela sıra sıra su ve yiyecek dağıtımı organize etti. Macaristan çok göç vermiş bir ülke, mülteci olarak da çok göç vermiş bir ülke. Bütün bunları hatırlarına getirdiler ve bir empati yaşadılar. Fakat çok kısa zamanda olay politize oldu. Avrupa genelindeki saldırılar çok etkili oldu. Medyada müthiş bir negatif propaganda var. Aslında orada hiç kimse arasında pek ayrım yapılmıyor. Mülteciymiş, Macaristan’a legal olarak girmiş, legal olarak girmemiş göçmenlermiş hiçbir ayrım yapılmıyor. Hepsi bir arada gözüküyor. Macaristan’ın çok açık bir mülteci politikası vardı. Vatandaşlık haklarını fazla fazla sahip olabiliyorlardı. Gerçekten kucak açılıyordu Bosna’dan olsun, Kosova’dan gelen olsun. Fakat şimdi tamamen kapalılık politikası var. Macaristan’ın aslında bir mülteci hatta göçmen problemi de yok, Macaristan’a gelmek isteyen de yok. Çünkü iş imkanı yok, sosyal güvenlik yok. Hatta sağlık hizmetleri çöküş içerisinde. Özellikle doktorların ve kalifiye elemanların Batı’ya doğru göçü yüzünden. Batı Avrupa’nın da Macaristan’a yaptığı haksızlıklar var. Adeta kamplar halinde Macaristan’da eğitim görmüş yetenekli doktorlar özel eğitim kamplarına alınıyorlar ve Batı Avrupa’ya transfer ediliyorlar. Burada Macaristan’ın eğitim gücünü kullanma hali var.  Avrupa Birliği üyesi bir ülke olmalarına rağmen bir yanda onlara karşı uygulanan zenofobi var Batı Avrupa’da. Dolayısıyla bütün bu karmaşalar, çözümlenmemiş sorunlar, Avrupa Birliği’nin de aynı zamanda kendi hatalarıyla harmanlanarak müthiş bir öfkeye, tepkiye ve reaksiyona sebep oluyor Macaristan’ın kendi içerisinde. Bu da günah keçisi olarak göçmenlere ve mültecilere yönlendiriliyor.”

    ‘ORBAN’IN ERDOĞAN’A BİR HAYRANLIĞI VAR’

    Öney, Orban’ın Erdoğan’ı örnek aldığını belirterek Erdoğan’a karşı bir hayranlığı olduğunu ifade etti. Diğer yandan Orban’ın Avrupa’nın İslamlaşmasına set çeken bir lider olduğunu belirten Öney, normal şartlarda Ankara için bunun bir problem olması gerektiğini fakat bunun görmezden gelindiğini belirtti:

    “Orban’ın muhakkak ki Erdoğan’a bir hayranlığı var. Örnek alma, öykünme olduğunu düşünüyorum. Çünkü gerçekten Orban’ı bu kadar ağzı kulaklarına varırken, bu kadar gülümseyen ve içten bir şekilde başka bir lidere karşı görmedim. Macaristan’ın gördüğü birtakım çıkarlar var.  Avrupa Birliği’ne karşı tavır koyuyor olmak. Bunu Türkiye ile aynı zamanda iyi ilişkiler geliştirirken yapmak. Onun ötesinde alternatif politikalar. Biz işin hep mülteci tarafına değiniyoruz. Ama mesela Rusya ile de iyi geçinmek, özel ilişkiler kurmak. Bu konuda Macaristan çok eleştiriliyor Avrupa’da. Bunun için de Türkiye’yi bir partner olarak görüyor. Türkiye ile Macaristan arasında şu sorun olabilir. Fakat olmuyor. Orban’ın Avrupa’nın hızla İslamlaştığı ve kendisinin de buna set çeken lider olduğu bir söylemi var. Normal şartlarda aslında bunun Ankara ile bir çelişme yaratması gerekir. Fakat bu herhalde pek dikkate alınmıyor ya da Ankara tarafından bilinmiyor mu… Burada çakışma alanı olarak karşımıza çıkmıyor, konu da olmuyor. Bu konuda soru soran gazeteciler de oldu aslında. Ama Erdoğan’ın vurgusu tamamen pozitif yöndeydi. Biz Macaristan’ı sadece iyi tarafını görüyoruz çünkü Avrupa Birliği konusunda destek oluyor gibi söylemleri vardı. Orada Erdoğan’ın sürekli vurguladığı; ‘biz Macaristan’da kendimizi evimizde hissediyoruz’. Hatta Anadolu Ajansı da Orban’ı kabul eti gibi bir söylemi vardı Erdoğan ile ilgili. Osmanlı döneminden gelen Macaristan’ı ev kabul etme halimiz de var.”

    İlgili konular:

    Erdoğan: Macaristan ile dayanışmamız örnek teşkil etmektedir
    Macaristan'dan Fransız bakana tepki: Sömürgeniz değiliz
    Erdoğan, Macaristan'a gitti
    Etiketler:
    Sezin Öney, Viktor Orban, Recep Tayyip Erdoğan, Macaristan, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın