15:09 18 Aralık 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘Seçimler Boşnaklar için bir şey değiştirmedi, çekişme Hırvat ve Sırp üyeler arasında yaşanacak’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 20

    Enes Güler’e göre Bosna Hersek seçimlerinde Müslüman Boşnaklar açısından bir değişiklik çıkmazken, asıl çekişme Hırvatların ılımlı temsilcisi Komsiç ile Sırpların milliyetçi temsilcisi Dodik arasında yaşanacak. Güler, seçimler ve siyasete ilgisizliğin arttığını belirtti.

    Bosna-Hersek'te Pazar günü düzenlenen seçimlerde Sırp, Hırvat ve Müslüman etnik partiler bölgelerinde çoğunluk elde etti. Bosna Sırp Cumhuriyeti'nde en çok oyu toplayan Milorad Dodik ile Müslüman-Hırvat Federasyonu'nda en çok oyu alan ılımlı Hırvat siyasetçi Zeljko Komsic ve milliyetçi Boşnak siyasetçi Sefik Dzaferovic, Başkanlık Konseyi'nin yeni üç üyesi oldu. Özellikle Bosna-Herkes'in birliğini sorgulayan Dodik'in üçlü başkanlık konseyine seçilmesi üzerinden ülkenin geleceği tartışılıyor.

    Bosna Hersek seçimlerini, bölgeyi yakından takip eden gazeteci Enes Güler ile konuştuk.

    ‘SÜREKLİ GERİYE GİDEN BİR SİYASİ YAPI VAR'

    Enes Güler, Bosna Hersek'te sürekli geriye doğru giden bir siyasi yapı olduğuna dikkat çekti. Seçimlere ülkenin yarısının katıldığını belirten Güler, ülkenin büyük bir çoğunluğunun siyasetten çok fazla beklentisi olmadığını, gençlerin apolitik bir tavır sergilediğini söyledi:

    "Dayton Anlaşması'ndan sonra bir anlaşma sonucunda yeni bir sisteme geçildi Bosna Hersek devleti üzerinde. Bu anlaşma Bosna Hersek'i temsil ettiği düşünülen üç farklı millet. Boşnaklar, Hırvatlar ve Sırpların dönüşümlü olarak ülkeyi idare etmesi üzerine kuruluydu. Zaten biraz sıkıntılı bir sistem var. Çünkü bu rotasyon süreci 8 ayda bir değişiyor. Bir Boşnak geçiyor, 8 ay görevini yapıyor cumhurbaşkanı olarak, daha sonra Sırp geçiyor, en son da Hırvat tekrar geçiyor. Ve bu 4 sene boyunca bu şekilde devam ediyor. Amiyane tabirle iki ileri bir geri, hatta sürekli geriye giden bir siyasi yapı var. Çünkü istikrarlı kararlar alınamıyor. Birinin onay verdiği bir kanun bir sonraki seçilen temsilci tarafından rafa kaldırılabiliyor, kimisi donduruyor, kimisi tamamen iptal ediyor. Dolayısıyla bir şekilde ilerlenemiyor. 4 sene önce yapılan seçimin katılım oranlarına baktığımızda yüzde 54 oranında bir katılım oranı var, oldukça düşük. Geçtiğimiz Pazar sonuçlanan seçimlerde de yüzde 53'lük bir oran var, yüzde 1'lik bir kayıp var. Bu normal karşılanıyor. Böyle olmaması gerekiyor. Ama artık insanların da politikadan ve siyasetten çok fazla beklentisi olmadığını, özellikle gençlerin de bu konuda apolitik bir tavır sergilediğini gözlemledim. Bunlar seçim sonuçlarına da yansımış vaziyette."

    ‘MÜSLÜMAN BOŞNAK PARTİSİ KURULDUĞU GÜNDEN BERİ SEÇİLİYOR'

    Güler, Hırvatların Cumhurbaşkanlığı üyesi olan Zeljko Komsiç'in Boşnaklara yakın bir isim olduğuna dikkat çekti. Müslüman Boşnak Partisi SDA'nın kurulduğu günden beri seçildiğini söyleyen Güler, sadece Hırvatlar tarafında bir sürpriz yaşandığını kaydetti:

    "Bosna Hersek Federasyonu'nda yani Müslüman Hırvat Federasyonu'nda bir tane sürpriz yaşandı. Zeljko Komsiç, Hırvat Cumhurbaşkanlığı üyesi oldu. Kendisi Boşnaklara yakın bir isim. Hatta Boşnakların da kendisine oy verdiği düşünülür. Çünkü oldukça yüksek bir oy aldı, yüzde 54 civarında. Kendisinden önce bu makamda bulunan Dragan Coviç, milliyetçi bir Hırvat'tır, yüzde 34'te kaldı. Bu açıdan Boşnaklar inişte. Çünkü Dragan Coviç görev yaptığı süre boyunca neredeyse Hırvatistan'dan çıkmıyordu. Adeta Hırvatistan'ın gölgesi gibiydi. Şimdi yerine gelen Zeljko Komsiç, hem savaş zamanında Boşnaklarla birlikte savaşan biri hem de Yeni Saraybosna'nın belediye başkanlığını yaptı. Altın Zambak ödüllü yani Boşnakların oldukça önem verdiği biri. Bu açıdan sevindirici bir durum var. Hırvat koltuğu tarafında. Aynı şekilde Boşnak tarafında da Aliya İzzetbegoviç'in partisi olan SDA, yine bir hegemonyasını sürdürüyor. Kurulduğu günden beri üst üste seçiliyorlar. İrtifa kaybı olacak deniliyordu. Çünkü Aliya İzzetbegoviç'in oğlu Bakir İzzetbegoviç'ten pek memnun değildi halk. Fakat Bakir İzzetbegoviç bu sefer kendi aday olmadı. Biraz daha düşük profilli birini tercih etti, Sefik Dzaferovic. Bu biraz soru işareti yarattı, acaba bu sefer SDA seçilemeyecek mi diye. Karşısında da sosyal demokratlardan oldukça güçlü bir aday çıktı. Sosyal demokratlar bu sefer hem milliyetçi hem Müslüman tarafı da olan birini aday gösterdi. Nitekim arada 20 bin oyla Sefik Dzaferovic kazandı. Aliya'nın partisi yine götürdü. Müslümanların tarafında pek değişen bir şey olmadı. Hırvatlar tarafında bir sürpriz yaşandı, Zeljko Komsiç."

    ‘DODİK'İN POLİTİKASINDA AB VE NATO YOK'

    Bosna Sırp Cumhuriyeti'nde en çok oyu toplayan Dodik'in tartışmalı bir isim olduğuna dikkat çeken Güler, seçimler sırasında kayıp oyların söz konusu olduğunu belirtti. Güler, Dodik'in dış politikasında Avrupa Birliği (AB) ve NATO'ya kesinlikle yer olmadığının altını çizdi:

    "Dodik zaten Bosna Hersek içerisinde bulunan Sırp Cumhuriyeti'nin başkanıydı yıllarca. Dolayısıyla sürpriz bir karakter değil, Dodik'in ne olduğu biliniyor. İşin enteresanı Dodik'in Bosna Hersek Federasyonu adayı olmasıydı. İnsanlar ondan böyle bir şey beklemiyorlardı. Çünkü genellikle kendisi Sırp Cumhuriyeti'nin başkanı olarak kalır, Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyesine de yine milliyetçi birini önerirdi. Bu sefer kendisi aday oldu. Bir nevi makamı yükselmiş oldu. Çünkü en nihayetinde Bosna Hersek Federasyonu'nda cumhurbaşkanlığı üyeliği yapmak daha yüksek bir mevki. Dodik'in yapacağı hamleler az çok biliniyor ki gelir gelmez açıklamaları var. ‘Ben Saraybosna'ya gelmeyeceğim. Siyasetimi Sırp Cumhuriyeti'nin başkenti Banja Luka üzerinden yapacağım Bu savaş sonrası Bosna'nın içinde bulunduğu en kötü durumdur' diyor. Şimdiden ortamı kızıştırıyor. Ama bunun yanı sıra Sırp Cumhuriyeti tarafında da Dodik biraz tartışmalı bir şekilde seçildi. Çünkü birtakım olaylar yaşandı. Kayıp oylardan bahsediliyor. David denilen bir gencin öldürülmesi hadisesi var Sırp Cumhuriyeti'nde. Bunun sorumlusu olarak Sırp Cumhuriyeti gösteriliyor. Ama bu bir şekilde üzeri kapatıldı ve protestolar başladı. Dolayısıyla onun üzerinde de oklar var. Dahası Sırbistan ile ayrı düştüğünü düşünüyorum Dodik'in. Çünkü orada evet bir yandan Rusya ile ilişkiler iyi gidiyor bir taraftan Avrupa Birliği ile de iyi gidiyor. Fakat Dodik'in politikasında Avrupa Birliği ve NATO hiçbir şekilde yok. Dodik, Bosna Hersek politikalarını baltalayacaktır. En azından sıra ona geçtiği zaman. O 8 aylık süreçte oldukça durağan hale gelecektir Bosna Hersek siyaseti. Fakat bunun yanı sıra Bosnalılar da artık şunu biliyor ki ‘Dodik, Dodik'tir. Artık bütün sorunları da Dodik üzerinden konuşmayalım. Bütün bahaneyi de Dodik'e yüklemeyelim. Biraz da kendimiz bir şeyler yapalım' kafasındalar. Çünkü gerçekten Bosna Hersek'te Dodik bir bahanedir. Bütün başarısızlıkların müsebbibidir. Bütün suçlar ona atılır. Dodik böyle yaptı, böyle konuştu gibi… Ama ben biraz halkta uyanma görüyorum. En azından Dodik'in yapacağı hamleler sürpriz olmayacaktır. Ben bu tartışmaların Hırvat ve Sırplar arasında olacağını düşünüyorum. Çünkü Boşnaklar yıllardır SDA Partisi ile birlikte oradalar. Çok da bir şey değişmedi. Ama bu sefer Hırvatlarla yani Komsic ile Sırplar arasında bir çekişme, rekabet olacak. Daha önceki Hırvat temsilci Dragan Coviç ile Dodik'in arası çok iyiydi mesela. Şu anda Dragan Coviç seçilemedi. Yerine gelen Komsiç daha liberal bir adam, daha ılıman bir adam ve Boşnaklara yakın. Ben ikisi arasındaki çekişmeyi merak ediyorum. İlerleyen zamanlarda göreceğiz bunu."

    ‘DODİK'İN PARTİSİ SOSYAL DEMOKRAT, SÖYLEMLERİ MİLLİYETÇİ'

    Güler, Dodik'in sosyal demokrat bir partiye mensup olmasına rağmen aşırı milliyetçi söylemleri olduğuna dikkat çekti. Dragan Coviç'in seçilememesini olumlu gören Güler, yerine ılımlı bir figür olarak görülen Zeljko Komsiç'in gelmesinin faydalı olabileceği görüşünde:

    "Öncelikle Yugoslavya tecrübesi olan ülkeler bunlar. Birlikte yaşayan hatta çok da büyük bir ülke tecrübesi yaşayan milletler bunlar. Mesela Dragan Coviç, Hırvat üyesiyken Hırvatların da ayrılması gerektiğinden bahsediyordu. Oldukça da büyük bir destek tabanı buluyordu kendine. Bu tarzda siyasetçiler olduğu sürece maalesef milliyetçi damar Balkanlarda yer alıyor ve ufak bir kaşımayla tekrar canlanıyorlar. Bu yüzde 53'lük katılımın da benim gözlemlerime göre genellikle milliyetçi kesim olduğunu söyleyebilirim. Çünkü kullanmayanlar apolitik bir tavır sergiliyorlar. Onlar zaten bu milliyetçilik tamtamlarına kulak asmayan kitle. Dolayısıyla Dodik'in de söylemleri tamamen milliyetçi. Kendi partisi aslında sosyal demokrat ama söylemleri tam tersi. SDA'nın rakibi yıllardır rakibi olan sosyal demokratlar SDP Partisi aslında Boşnakların bir nebze de olsa umuduydu. Farklı bir şey istiyordu bu sefer Boşnaklar. Çünkü yıllardır aynı kişi seçiliyor. Belki SDP seçilse bir şey yapamayacak ama en azından bir sosyal demokratları da görelim havası vardı. SDP Partisi biraz daha böyle Yugoslavya özlemiyle politikalarını sürdüren daha multi-kültürel, daha kozmopolit bir yapıya sahip parti içerisinde de, Boşnak, Sırp ve Hırvat üyeleri de bulunduran bir yapı. Oldukça da yaklaşmıştı bu seçimlerde ama yine olmadı. SDP'yi ben bir umut olarak görüyorum en azından Müslüman tarafı adına, Boşnaklar adına görüyorum. Dragan Coviç'in seçilememesini de olumlu görüyorum. Onun yerine Zeljko Komsiç gibi ılımlı birinin gelmesi hatta artık şöyle bir yorum da var, Boşnakların iki tane üyesi var yorumu yapılıyor, bunu da olumlu görüyorum. Fakat Dodin biraz milliyetçi damarı kışkırtması buradaki bahsettiğimiz bu olumlu tabloyu bozuyor gibi oluyor. Ama Balkanlar'da bu damar her zaman var. Çevremle konuşuyorum, oy vermeyenlerle konuşuyorum, kullanın oyunuzu diyorum. Çünkü milliyetçiler bu işi götürüyor. Hırvat üyesi Zeljko Komsiç ılımlı diyorum fakat Zeljko Komsiç kişisel olarak başarılı oldu, partisi başarılı olamadı. En başarılı parti yine milliyetçi parti. Partiler bazında liderler tablosuna baktığımızda hep milliyetçi partileri görüyoruz."

    ‘SARAYBOSNA BÜTÜN ÜLKEYE BAKAR DURUMA GELDİ'

    Boşnakların seçimlerdeki en büyük probleminin ‘bölünmek' olduğunu, çok fazla bağımsız adayın çıktığını ve yeni partilerin kurulduğunu belirten Güler, yerinde duran sadece iki parti olduğunu ifade etti. Saraybosna'nın bir turizm şehri olma yolunda ilerlediğini gözlemleyen Güler'e göre Saraybosna, bütün ülkeye bakar duruma geldi:

    "Aslında Aliya'nın partisi olan SDA ki en İslamcı parti olarak o söylenir. Onların ekibi sosyal demokratlar oldukça yaklaşmıştı bu seçimde. Aslında çok büyük bir uçurum yok, 20 binlik bir oy farkı var. Çok fazla radikalleştiklerini söyleyemem ama kendi işlerine çok daldıkları gerçeği var. Müslüman kanadı temsil edip de bağımsız aday olan mesela Mirsad Hadzikadic var. Yüzde 10'luk oy aldı. Aynı şekilde Fahrudin Radonçiç var, kendisi medya patronu Bosna'da. O da Boşnakları temsil ediyor ve beklentisinin altında bir oy aldı. Boşnaklarda şöyle bir sıkıntı var. Çok fazla parçalanıyorlar. Çok fazla bağımsız aday çıkıyor, çok fazla parti kuruluyor. Bir önceki seçimde SDA adayken şimdi bakıyorsunuz kendi parti kurmuş. Bu da Boşnakları daha çok bölüyor. Ama partilerin ben söylem anlamında radikalleştiğine inanmıyorum. Bu dağılan partiler, bağımsız adaylar oldukça daha çok liberal havaya bürünüyorlar. Sadece yerinde duran iki parti var. Bir sosyal demokratların partisi, bir de Aliya'nın partisi. Bu iki parti tavrında ve ideolojisinde net bir şekilde duruyor. Fakat Müslümanları temsil eden diğer parti ve adaylar biraz konjonktürel davranıyorlar gibi geliyor bana. Resmi olarak yüzde 50'den fazla işsizlik oranı var. İşsizlik oranı yanı sıra eğitim kalitesinde bariz bir düşüş var. Gençler bunu hissediyor. Çünkü Yugoslavya'nın getirdiği sağlam bir birikim var. Bu birikim ilkokuldan lise seviyesine kadar geliyor fakat üniversiteye gelemiyor. Üniversite bazında çok yetersiz. Gençler de daha çok Avrupa'yı tercih ediyorlar. Bunların içinde bir kısmı Türkiye'yi tercih ediyor. Ama daha çok Avusturya ve Almanya tercih ediliyor. Gençler çok umutlu değiller ülkeleri adına. Siyasetten zaten umudu kesmişler fakat ekonomik manada da bir umutsuzluk var. Dahası başkent Saraybosna'ya diğer şehirlerden çok fazla göç geliyor. Artık şehrin kapasitesi de almıyor. Saraybosna'da bir nevi artık turizm şehri olmaya gidiyor. Tamamen iç piyasasını turizmden ve yazın gelen ziyaretçilerden, diasporalardan oluşturuyor. Bir şehir bütün ülkeye bakar duruma geldi. Hiç olmayan trafik Saraybosna'da sürekli var. Bu durumun iyi olmadığını gösteriyor. Çünkü ben oraya ilk gittiğimde 10 sene önceydi. Şehirlerde eşit bir dağılım vardı. Bugün neredeyse bütün nüfus, kırsal kesim Saraybosna'ya göçtü. Bu şehir bu kadar büyük bir şehir gibi kaldıramayacak bunu. Nitekim kaldıramıyor da şu anda."

    Etiketler:
    NATO, Avrupa Birliği (AB), Sefik Dzaferovic, Zeljko Kosic, Ceyda Karan, Enes Güler, Milorad Dodik, Sırbistan, Hırvatistan, Bosna-Hersek
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın