14:11 17 Aralık 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘ABD, Irak’taki gibi Türkiye’nin önüne PKK havucu koyarak PYD’yi kabule zorlayacak’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 17

    Mehmet Ali Güller’e göre ABD ile Türkiye, sorunlu başlıklarda adım adım ilerliyor. ABD’nin Irak işgalindeki gibi PKK havucu koyarak Ankara’yı PYD’yi kabule zorlayacağı görüşünde olan Güller, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna karşı Fırat’ın batısı pazarlığı yaparak ÖSO devletçikleri yaratabileceğini kaydetti.

    ABD, PKK'nın üç üst düzey yöneticisinin başlarına 12 milyon dolar para ödülü koyarken, üst düzey Amerikalı yetkililerden art arda Ankara'ya mesajlar geldi. Üst düzey bir Amerikalı yetkili Suriye'de YPG ile ilişkilerinin ‘geçici ve taktiksel' diye nitelerken, ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey PYD'yi PKK'nın Suriye'deki uzantısı olarak gördüğünü ancak hem Ankara hem de Suriye Kürtleri ile çalışmak durumunda olduklarını dile getirdi.

    ABD'den art arda gelen açıklamaların neye işaret ettiğini Cumhuriyet gazetesi yazarı ve Tele1 tv yorumcusu Mehmet Ali Güller ile konuştuk.

    ‘ABD'NİN GÜLEN İLE İLGİLİ AÇIKLAMASI GERÇEKSE, ERDOĞAN'A MART SEÇİMLERİNDE GÜÇLÜ BİR KOZ OLACAK'

    Mehmet Ali Güller, son dönemde Türk ve Amerikalı yetkililer arasındaki temas trafiğinin yoğunlaşmasına dikkat çekti. Türk-Amerikan ilişkilerinde Suriye'den İran'a, S-400'lerden Halk Bankası ve Fethullah Gülen meselesine uzanan sorun başlıklarını anımsatan Güller, bunların adım adım görüşüldüğünü vurguladı. Güller'e göre, eğer Trump'ın Gülen'in 'iadesinin araştırılması' talimatı verdiği yolunda ABD medyasında çıkan haberler doğruysa, bu Erdoğan hükümetinin elinde mart ayındaki yerel seçimler öncesinde güçlü bir koz olacak:

    "Üst üste gelen mesajların nedeni şu: Bu ay başında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile Amerika Devlet Başkanının yapmış olduğu telefon görüşmesinde bir temel mutabakata varıldı. Bu mutabakatın gereği olarak da teknik detayların görüşülmesi için hem Amerika'dan Türkiye'ye hem Türkiye'den Amerika'ya heyetler gönderildi. Yaklaşık 15 gündür çeşitli temaslar yapılıyor. Bu temaslar boyunca da el yükseltmek, pazarlığın çeşitli unsurlarını masaya kuvvetli getirmek vs. gibi gerekçelerle bu açıklamalar yapılıyor. Aslında olan biten Türkiye ile Amerika arasında birikmiş kimi sorunların en azından bazılarının çözümü noktasında bir pazarlığın başlamış olduğu gerçeği. Nedir bu konular? Aslında bu konuların en önemlisi şu anda en yakıcı sorun olan Suriye'nin Kuzeydoğusu, Fırat'ın doğusu meselesi. Türk-Amerikan ilişkilerinin en sıkıntılı konusu bu. Sonra İran meselesi var, bunun da iki boyutu var. Bir yandan Amerika'nın bu ay başında yaptırım uygulamasıyla başlayan bir İran süreci var bir yandan da Türkiye ile Suriye'den İran'ın çıkarılması konusu, James Jeffrey'in hemfikiriz dediği bir süreç var. Bir diğer Türk-Amerikan ilişkilerinin sıkıntılı olduğu konu birkaç yıldır zaten sıkıntılı olan Halkbank konusu. Yeni bir dava mı açılacak, eski dava konusunda bir minimum ceza ile iş geçirilecek mi, rahip Brunson'ın bırakılmasından sonra Trump ile Erdoğan'ın yaptığı telefon görüşmesinde bu işin çözüleceğine dair de karşılıklı bir açıklama yapılmış olması masada böyle bir sorunun olduğunu daha gösteriyor. Bir diğer sorun da Türkiyen'in uzunca bir süredir istediği Fethullah Gülen. Bu konuda da yeni bir iddia oldu. Trump'ın önümüzdeki aylarda Fethullah Gülen'in verilebilmesi için bir çalışma başlatılmasını istediği şeklinde bir haber ortalığa düştü. Kuvvetle muhtemeldir ki bu gerçekse Tayyip Erdoğan'a Mart seçimlerinde güçlü bir koz olacak. S-400'lerin alınmasının dışında Amerika ‘Madem bunu almanı engelleyemiyoruz, bu Patriotları da al' diye bir pazarlık yürütüyor. Dolayısıyla masada böyle pek çok konu var. Hepsi adım adım görüşülüyor."

    ‘AMERİKA TIPKI BUNDAN YILLAR ÖNCE IRAK'TA YAPTIĞI GİBİ…'

    Güller'e göre Türkiye ile ABD'li yetkililer arasındaki temaslar ve ardından ABD'li yetkililerden gelen açıklamalar ‘yeni bir duruma' işaret ediyor. Güller, özellikle üst düzey üç PKK liderinin başlarına konulan ödülden hareketle Washington'ın Irak işgali döneminde olduğu gibi Suriye'de Türkiye'nin önüne ‘PKK havucu koyarak PYD'yi kabullenmeye zorlayacağı değerlendirmesinde bulundu:

    "Bu ay içerisinde çok ciddi görüşmeler başladı. Bunlardan en önemlisi, Türk basınına yansıyamadı ayrıntılarını öğrenemedik. Türk Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal'ın bu ay başında Amerika'ya yaptığı ziyaret. Orada çeşitli temaslarda bulundu. Hemen arkasından hemen Amerikan Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Palmer Ankara'ya geldi. İki günlük burada bir görüşme yaptı. Eş zamanlı olarak bu süreç içerisinde Amerika'nın Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey'in Türkiye ziyareti var. Burada hem Suriyeli muhaliflereler hem Türk hükümeti yetkilileriyle yaptığı görüşmeler var. Bunlar neticesinde ortaya çıkan açıklamalar çok çarpıcı. Bunlardan en önemlisi biraz da pozisyonu itibariyle Amerikan devletini temsil etme düzeyinde büyükelçi unvanı olması nedeniyle de James Jeffrey'in açıklamaları önemli. ‘Kürtlerle Türkiye arasında çözüm için çabalarımızı yeniden başlattık' dedi. Bu aslında Fırat'ın doğusuna ilişkin yürütülmekte olan bu yeni açıklamaların başladığı nokta. Yani Kürtlerle Türkiye arasında çözüm için çabalarımızı yeniden başlattık dediği andan itibaren James Jeffrey, hem Amerika'dan üç PKK liderinin başına ödül konması gibi bir açıklama geldi hem Anadolu Ajansı'na resmi bir açıklama olarak üst düzey Amerikalı bir yetkilinin ‘YPG ile ilişkimiz taktiksel, geçici' açıklaması geldi. Bütün bunlar topluca bir yeni duruma işaret ediyor. Bu yeni durum şu: Amerika şimdi tıpkı bundan yıllar önce Irak'ta yaptığı gibi şimdi de Suriye'de Türkiye'nin önüne bir PKK havucu koyarak PYD'yi kabul ettirmeye zorlayacak."

    ‘FIRAT'IN DOĞUSUNDA EKONOMİK BÖLGE KURULUP ANKARA'NIN ÖNÜNE HAVUÇ KONULMASI GÜNDEMDE'

    ABD'nin Suriye'de uygulamaya çalıştığı bir şablon bulunduğu söyleyen Güller, PKK liderlerinin başına ödül konulmasını ise komik bulduğunu, "O liderlerin nerede olduğunu en iyi Amerika bilir" sözleriyle dile getirdi. Ankara'nın Suriye savaşının başlangıç dönemlerinde Salih Müslim'i ağırlamış olduğuna atıf yapan Güller, tıpkı Irak'ın kuzeyinde olduğu gibi bir ‘petrol havuzu' oluşturulduğu ve Fırat'ın doğusunda ‘ekonomik bölgeler' tesisi yoluyla Ankara'nın önüne ‘havuçlar' konulmasının gündeme gelebileceğini kaydetti.

    "Irak'ta Türkiye çok uzun yıllar bir Kürt devletini savaş nedeni ilan etmişti. Ne oldu da Türkiye'nin savaş nedeni saydığı o Kürt Özerk Bölgesi bir anda Türkiye'nin kabul ettiği ve birkaç yıl öncesine kadar da çok çok iyi ilişkiler sürecine götürmüştü. Orada Amerika'nın uyguladığı ve bugün de Suriye'de uygulamaya çalıştığı bir şablon var. 1997 yılında PKK'yı terör örgütü ilan etmişti. 99'da Abdullah Öcalan'ı Türkiye'ye teslim etmişti. PKK kartını kullanarak Türkiye'ye Barzani'yi kabul ettirmişti. Petrol havucu kullanmıştı. Türkiye'nin bölgeyi ekonomik himaye etmesini sağlayacak birtakım havuçlar Türkiye'nin önüne koymuştu. Başka parametrelerle birlikte Türkiye bir anda savaş nedeni ilan ettiği Kürt devletini Irak'ta kendini kabul eder bulmuştu. Şimdi Amerika aynısını Suriye'de uygulamaya çalışıyor. Bu PKK liderlerinin başına ödül konulması tuhaf hatta komik bir durum. Çünkü o liderlerin nerede olduğunu en iyi Amerika biliyor. Aranıp da birinin ihbar etmesini gerektirecek bir durumları yok, görüşüyorlar zaten Kandil'de. Bunun bir jest olarak ortaya konulmuş olması YPG'yi PYD'yi ayıran birini terör örgütü ama diğerini terör örgütü olmadığını savunarak Türkiye'yi bu noktada PYD'yi kabul ettirmeye çalışan çizgiye çekmeye çalışacaklar. Burada şöyle bir avantajları var. 2015'e kadar PYD lideri Salih Müslim, Ankara'da kırmızı halılarla karşılanabiliyordu, demek ki yeniden PYD ile Türkiye'ye bir ilişki kurdurabiliriz deniyor. Yine Irak'takine benzer bir petrol havuzu bulmaya başlandı. Fırat'ın doğusundaki bölgede ekonomik bölge kurulması Türkiye ile Amerika'nın bu bölge üzerinden iş birliğini geliştirmesi, petrolü birlikte pazarlamaları vs. yavaş yavaş havuçlar Türkiye'nin önüne getiriliyor."

    ‘TÜRKİYE'NİN ASTANA SÜRECİYLE RUSYA İLE İTTİFAK KURMUŞ OLMASI ELİNİ GÜÇLENDİRİYOR'

    Irak işgali döneminden farklı olarak ABD için bölgede işlerin eskisi gibi yolunda gitmemesinin Türkiye'nin elini güçlendirdiğine de vurgu yapan Güller, Ankara için asıl sorunun Rusya ve İran ile ilişkilerindeki yönelimi olacağının altını şu saptamalarla çizdi:

    "Türkiye'nin en önemli kozu şu: Irak'taki süreçte Amerika dünyanın tek süper devletiydi, büyük güçtü, istediğini yaptırıyordu. Irak'ı iki kez hiç kimsenin onayını almadan işgal edebilmişti. Şimdi durum böyle değil. Suriye'de ciddi bir işgale soyunamadıklarını görüyoruz. 7 yıldır da Suriye'nin üstelik yanına Rusya'yı da alarak bir direnç gösteriyor olması Amerika'nın elini Irak'taki duruma göre zorlaştırmış vaziyette. Bu aynı zamanda Türkiye'nin elini de güçlendiriyor. Yine Türkiye'nin Astana süreciyle Rusya ile ittifak kurmuş olması Türkiye'nin elini güçlendiriyor. Yine Türkiye'nin bölgesel ilişkilerde Amerika'nın yapmak istediklerine karşı bir bölge ittifakı içerisinde hareket etmeyi önüne koyuyor olması yine elini güçlendiriyor. Ama AKP hükümeti açısından şöyle bir sorun var. AKP hükümeti kendi önüne şöyle bir dış politika stratejisi kurmuş vaziyette. Amerika ile pazarlıkları her daim sürdürecek ama Rusya ile kendine alan açacak. Bu iki kuvvetle ilişkisini ise AB'ye açılarak dengelemeye çalışacak. Böyle bir strateji belirlemiş vaziyette. Bu ne kadar sürdürebilir bunu göreceğiz. İran, Şam'ın davetlisi olarak İdlib'e asker gönderme açıklaması yaptı. İdlib'de meseleler Soçi mutabakatına uygun olarak yürüyemiyor. Rusya, Soçi mutabakatını Türkiye'yi kaybetmemek için yaptı ama bu işler bir büyük operasyon, taarruz yapılarak İdlib tamamen ele geçirilecekken Türkiye'nin ısrarı ile yapılmamış olduğu ama Türkiye bir yandan da söz verdiği halde buradaki tampon bölgede silahların alınması örgütlerin silahsızlandırılması gibi meseleleri çözememiş durumda. Bu noktada bir de üstüne James Jeffrey gibi Türkiye ile İran'ın Suriye'den çıkarılması konusunda hemfikiriz dediği andan itibaren İran'da İdlib konusunda ortaya hamleler yaparak ‘Ben buradayım, hem de yanı başındayım' mesajlarını verdiğini görüyoruz. işlerin biraz daha karışacağı bir durum olacak. Demin belirttiğimiz stratejiye uygun olarak Amerika ile pazarlık yapan Rusya ile kendine alan açan AKP hükümeti belli noktalarda ikircikli davranmak durumunda kalıyor. Bunun en öneli göstergesi zaten bir yandan Amerika ile PYD konusunda bu kadar gerginken diğer yandan Menbiç'te ortak devriye yapılıyor olması. Bunlar tamamen yeni Abdülhamitçi diyebileceğimiz bir dengeci stratejinin yansımaları."

    ‘AKP HÜKÜMETİNİN SURİYE'DE ÖSO HÜKÜMETÇİKLERİ İNŞA ETMEK GİBİ HEDEFİ VAR'

    Erdoğan yönetiminin Suriye'den çekilmeyerek bölgede hala ÖSO devletçiği kurma hedefinin sürdüğü görüşündeki Güller, bu durumun hükümetin ABD ile Fırat'ın doğusuna karşılık Fırat'ın batısı pazarlığı yoluna gidebileceğine de işaret olduğunu dile getirdi:

    "İki tarafın da avantaj ve dezavantajlarının olduğu bir pazarlık masası. Amerika'nın avantajları Türkiye'nin burada başta ekonomik kriz gibi meseleler ya da iktidarın konsolidasyonu gibi meselelerde AKP hükümetini sıkıştırabilme yeteneği, Türkiye'nin avantajı ise Rusya ile birlikte hareket ediyor olması. Bütün bunlar pazarlıkta işleri masada güçleştiren durumlar. AKP hükümeti netice itibarıyla Suriye içerisinde ele geçirdiği toprakları kolay kolay Suriye'ye bırakmak istemiyor. Buralarda mümkün mertebe bir nüfuz bölgesi oluşturmak, oralarda bir ÖSO hükümetçikleri inşa etmek gibi hedefi var. Rusya ile ilişkilerinde sıkıntı yaratan bir parametre bu. Çünkü Rusya için bir an önce Türkiye'nin ele geçirdiği yerleri Suriye'ye devretmesi gerekiyor. Ama bu olmuyor. Bunun bu kadar geciktirilmesi aynı zamanda Türkiye'yi Amerika ile Fırat'ın doğusuna karşı Fırat'ın batısı pazarlık kartını yaratmış oluyor. Önümüzdeki süreçte şu masaya gelebilir; Fırat'ın doğusunu kabul etmesi karşılığında AKP hükümetinin Amerika'nın desteği ile Rusya'ya rağmen Fırat'ın batısında Türkiye'nin bir ÖSO devletçiği özerk yapısı kurması bir ekonomik bölge inşa etmesi yapılabilir. Amerikan düşünce kuruluşları şunu tartışıyor: Netice itibarıyla Kürtler Türkiye'den daha değerli değil, biz bu meseleyi gerekirse Fırat'ın doğusunda da Türkiye ile birlikte çözebileceğimiz bir yeni formül bulmalıyız şeklinde yeni görüşler var. Bir zamanlar Irak'ta Türkiye'nin himayesinde Kürdistan planı diye özetleyebileceğimiz bir nokta Türkiye'nin önüne yeniden getirilebilir. Fırat'ın doğusu, Fırat'ın batısı pazarlığı dışında Suriye'nin kuzeyinin bütünü içerisinde Türkiye'nin himayesine verilebilecek bir Türk-Amerikan ilişkisinde zorlanabilir. Önümüzdeki dönemde bunlar mümkündür."

    Etiketler:
    Yaptırım, SDG, FETÖ, Halk Bankası, PYD, PKK, IŞİD, Fethullah Gülen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, ABD Başkanı Donald Trump, Mehmet Ali Güller, Irak, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın