14:06 17 Aralık 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    'Rusya, İdlib’den Halep’i vuran gruplar için Türkiye’yi uyardı'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 43

    Musa Özuğurlu’ya göre Rusya, Halep’in mahallelerini klor gazıyla vuran İdlib’deki militanların mevzilerine operasyon yaparak ateşkes ihlalini yanıtsız bırakmayacağını gösterdi. Özuğurlu, Rusya’nın Türkiye’nin sorumluluk bölgesine işaret ederek ‘Bu gruplara hakim olmanız gerek’ mesajı verdiğini belirtti

    Moskova ve Ankara arasında İdlib için 17 Eylül'de yapılan mutabakat uyarınca silahsızlandırılmış bölge tam olarak hayata geçmemişken, haftasonu Rusya Federasyonu, İdlib'deki militanların Halep'in kuzeybatı mahallelerini klor gazlı havan mermileriyle vurduğunu açıklayarak misillemede bulundu. Suriye ordusu ile birlikte militanların mevzileri vurulurken, Türkiye de konuyla ilgili bilgilendirildi. Rusya açıklamasında saldırının İdlib'den yapıldığını da anımsattı. Türkiye ile ABD arasında Suriye'nin kuzeyinde PYD/YPG bölgesiyle ilgili gerilimin sürdüğü bir dönemde İdlib'deki bu gelişmelerin ne anlama geldiğini Suriye'de uzun yıllar görev yapmış Gazete Duvar internet sitesi yazarı ve Artı Tv yorumcusu, gazeteci Musa Özuğurlu ile konuştuk.

    ‘SALDIRI SURİYE ORDUSUNA CEVABEN GERÇEKLEŞTİ'

    Musa Özuğurlu'na göre, militanların Halep'in kuzeybatı mahallelerine klor gazı içeren havan mermileriyle düzenledikleri saldırının, Suriye ordusunun bölgede operasyona hazırlandığı yolundaki haberlerin ardından gelmesi dikkat çekici. Türkiye ile Rusya arasındaki mutabakata işaret eden Özuğurlu, bölgedeki ateşkesin uzun zamandır bozulabileceği yolundaki kaygılara işaret etti:

    "(Militanlara yönelik operasyonu) Rusya ve Suriye'nin hamlesi olarak değerlendirmek için çok erken. Sonuç itibariyle Rusya zaten uzun zamandır orada istikrarı sağlamak için Suriye'nin de aynı zamanda lehine olacak şekilde uğraş veriyor. Bugünlerde hele hele Ukrayna ile bu kadar gerginlik devam ederken de iş ateş açmaya varmışken Rusya'nın böyle bir hamleyi yapması bana çok mantıklı gelmiyor. Diğer yandan şunu düşünmek lazım. Uzun zamandır zaten aslında bu ateşkesin her an bozulabileceği bekleniyordu. Çünkü bu gruplar kontrol edilebilir gruplar değil. Fakat bunlara Türkiye'nin vermiş olduğu bir garanti olduğu için ve aynı zamanda Türkiye'nin garantisi nedeniyle Rusya'nın kendilerine yönelik herhangi bir hamle içinde bulunmayacağını düşündükleri için bu örgütler sakin bir şekilde duruyor gibi görünüyorlar. Şunu unutmayalım, geçtiğimiz günlerde TSK'nın Afrin'de bir operasyonu vardı. Bunun oradaki haraç çetelerine yönelik olduğu ifade edildi resmi olarak. Fakat eninde sonunda oradaki anlaşmazlıkların ne kadar yüksek düzeyde olduğunu gösteriyor. Diğer yandan bu örgütlerin her an kendileriyle ilgili herhangi lehlerine olacak bir tasarruf bulunmadığı zaman nasıl harekete geçebileceklerini de gösteriyor. Bence bu kendilerinin bir harekete geçmesi aynı zamanda ve daha öncesinde Suriye ordusu birliklerinin bazılarının operasyona hazırlandığı yönünde haberler vardı. Zannediyorum bunlara bir cevap olarak yapıldı."

    ‘ABD VE RUSYA, SURİYE YÖNETİMİ KONUSUNDA TAMAMEN TERS DÜŞÜNÜYORLAR'

    Özuğurlu'ya göre militanların saldırısının ardından Rusya onların mevzilerini vurarak karşılık vermesi, ateşkesin ihlali durumunda cevap vermekten geri durmayacağının göstergesi. Rusya açıklamasında Halep'e yönelik klor gazlı saldırının Türkiye'nin sorumluluk bölgesinden geldiğnin belirtilmesine atıf yapan Özuğurlu, mesajın da ‘Bu gruplara hakim olmanız gerekiyor' olduğunu anımsattı:

    "Rusya'dan yapılan ilk açıklamada Türkiye'nin sorumluluk bölgesinden yapılan diye bir ifade var, oraya yönelik bir vurgu söz konusu. Rusya burada Türkiye'ye şunu hatırlatıyor. Siz bize garanti verdiniz bu konuda ama bu garanti belli ki gerçekten bu grupların saldırılarını önleyemiyor. Bu gruplara bir şekilde hakim olmanız gerekiyor ki Rusya'nın bu yönde hiç şakasının olmadığını yani ateşkesin herhangi bir şekilde ihlal edilmesi durumunda cevap vereceğini de gösteriyor Rusya'nın yapmış olduğu saldırı. Nokta atışları şeklinde yapmaları da sadece bekle-gör ya da karşılıklılık esasına göre bundan sonra hareket edeceğiz mesajını içeriyor. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile, Rus mevkidaşı Şoygu arasındaki görüşmede bir provokasyon olasılığından bahsedildi. Ama ben görüşmenin o kadar da dostane geçtiğini zannetmiyorum. Rusya büyük ihtimalle bu konuda Savunma Bakanı düzeyindeki kanalından da uyarmış olmalı çünkü sonuç itibariyle bu bölgedeki grupları kontrol etmesi gereken ülke Türkiye. O haritayı göz önüne aldığımız zaman da Halep'in batısında yer alan ve aşağısında yer alan diğer merkezden yapılan bir saldırıydı, Rusya da bu iki merkeze yönelik saldırı yaptı. Hem bir taraftan Rusya, ben herhangi bir şekilde taviz vermeyeceğim bu konuda dedi hem de diğer yandan provokasyon açıklamasını kabul ederek aynı zamanda bundan sonra da belki toleranslı davranmaya yani Türkiye açısından söylüyorum bunun devam edeceğinin sinyalini de verdi.

    ‘TÜRKİYE'DEN ENİNDE SONUNDA ÇIKMASI TALEP EDİLECEK'

    Özuğurlu, Türkiye ile Rusya arasında 17 Eylül'de yapılan İdlib mutabakatı tam olarak uygulanmamışken, Suriye'nin kuzeyine dair ABD ile anlaşmazlık yaşayan Ankara'nın bu bölgeler karşılığında İdlib'i iade edebileceği yorumlarına ise katılmadı. Özuğurlu, Türkiye'den eninde sonunda İdlib'den çıkmasının talep edileceğini anımsattı:

    "Amerika Birleşik Devletleri bu bölgeden hemen çıkmak istemez. İdlib karşılığında ben YPG'nin hakim olduğu bölgelerin herhangi bir şekilde pazarlık unsuru olacağını zannetmiyorum. Suriye yönetimi açısından baktığımızda ikisi de kendi toprağı, eninde sonunda buraları geri alacaklarını da ifade ediyorlar. Bu durumda iddia edildiği gibi bir pazarlık varsa bu bölgelerden bir tanesinin Suriye'nin kontrolü dışına çıkması gerekiyor ya da Suriye'nin zararla o bölgeyi kapatması gerekiyor ki bu Suriye yönetimin kabul edeceği bir durum değil. Üstelik burada şundan da bahsediyoruz. Taraflar Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya, Suriye yönetimi konusunda tamamen ters düşünüyorlar. Diğer taraftan Türkiye ve Amerika yine aynı şekilde Suriye'deki Kürt bölge konusunda tamamen ters düşünüyorlar. Rusya ile Türkiye'ye baktığımız zaman da yine aynı şekilde İdlib tarafında bir problem olduğunu görüyoruz. Nihayetinde orada bir sorunlar dondurulmuş durumda. Ama eninde sonunda Türkiye'ye oradan lütfen buradan çıkın denilecek. Dolayısıyla ben böyle bir pazarlığın olduğunu zannetmiyorum, çok mantıklı gelmiyor."

    ‘TÜRKİYE DE AMERİKA DA KARŞI KARŞIYA GELMEYİ GÖZE ALMAZ'

    Diğer yandan Özuğurlu, Türkiye ve ABD'nin Suriye sahasında karşı karşıya gelmeyi istemeyeceğinin altını çizdi. Özuğurlu'ya göre, ABD Suriye'de kalmaya devam ettiği sürece Türkiye'nin bir şey yapabilme ihtimali ve imkanı yok:

    "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı kastetmiyorum o zaman zaman kendi üslubuyla konuşuyor fakat diğer yetkililere baktığımızda bir nezaket çizgisini ısrarla devam ettirdiklerini görüyoruz. sayın Akar da bunu biliyordur, Erdoğan da biliyordur, diğer yetkililer de biliyordur. Amerika Birleşik Devletleri'nin doğrudan isteği bu ve amacı da bu. Aynı zamanda Türkiye'ye yönelik olarak tam da operasyon düzenleyeceğiz söylemlerinin arttığı bir dönemde sınıra iki ülke arasındaki çatışmayı önlemek üzere ifadesini kullanarak gidiyor. Bu doğrudan Türkiye'ye kusura bakmayın sizin YPG'ye saldırmanıza izin vermeyiz mesajı. Bundan sonra sorunları ne kadar büyütebileceğini kestiremiyorum. Savunma Bakanı Akar eğer sorunun büyümesinden bahsediyorsa şunu söylemesi gerekiyor. Karşısında bu sefer sahada Amerikan askerleri olacak, bu sorun onlarla mı yaşanacak, orada bir set var, yoksa arkasındaki YPG ile mi yaşanmaya devam edecek ya da diplomatik olarak mı sorun büyüyecek? Bunların hiçbirisinin olması mümkün değil. Bu Amerika ile Türkiye'nin doğrudan karşı karşıya gelmesi demek olur ki Türkiye böyle bir şeyi göze almaz, Amerika da göze almaz. İki tarafta böyle bir şeye kalkışmaz. Sorunun bundan sonra daha fazla ne kadar büyüyeceği konusunda sanırım açıklamayı yapmak ya da bunu detaylandırmak Savunma Bakanı Akar'a düşüyor. Amerika Birleşik Devletleri bugüne kadar bütün politikalarını uyguladı. 90'lı yıllarda kırmızı çizgilerimiz vardı bizim Irak'ta. O dönemde de çok sert söylemler kullanılabildi. Daha sonrasında pragmatik bir anlayışla yaklaşıldı meseleye ve böyle bir şekilde kabullenildi. Bundan sonra Türkiye'nin belki önündeki seçeneklerden biri bu. Daha fazla gerginlik doğrudan Amerika ile Türkiye'nin karşı karşıya gelmesi olacak. eğer Amerika Birleşik Devletleri stratejik bir karar alıp aradan çekilmezse tabii. Ama Amerika Birleşik Devletleri orada kalmaya devam ettiği sürece Türkiye'nin daha fazla herhangi bir şey yapabilme ihtimal ve imkanı yok. Ya Amerikalıların çekilmesi gerekiyor o zaman niye bu kadar yatırım yapıyorlar ya da çekilmemesi gerekiyor, çekilmediği zaman da karşı karşıya geleceklerdir ki bunu iki ülkenin de isteyeceğini zannetmiyorum."

    ‘CİHATÇI GRUPLAR TÜRKİYE'Yİ DE TEHDİT EDEBİLİR'

    Özuğurlu, Türkiye'nin Suriye üzerinde başka keskin dönüşler yapma ihtimaline de vurgu yaparken, militanlara destek politikalarının tehlikelerine de şu sözlerle dikkat çekti:

    "Bir şekilde Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye ile ilgili bazı tezlerini kabul etmek durumunda kalırsa eğer ve bunun da artık ülkenin menfaatleri gereği olduğunu kamuoyuna anlatırsa neden olmasın bir uzlaşma? Politika olmaz olmaz diye bir şey yok. Sonuçta herhangi bir şekilde bir politikanın keskin dönüşlerle değiştiğine defalarca şahit olduk. Bu aynı zamanda Suriye için de geçerli olabilir. Ama bütün tarafların aynı zamanda tatmin olacağı herhangi bir çözümün bulunabilmesi sadece bu ikiliye bağlı değil bence. Orada başka faktörler var, Rusya da var, her ne kadar bugünlerde defans oynuyorsa da İran da var, Suriye'nin kendisi de var. Bütün bunların bir arada tatmin oldukları bir anlaşmanın hayata geçirilmesi, yumuşamanın sağlanabilmesi demek Suriye'de 6 ay içerisinde bütün her şeyin sona ermesi, maddi olarak olmasa da eski günlerine dönmesi demektir ki bana çok iyimser geliyor bu senaryo. Türkiye çok tehlikeli oynuyor. Şu ana kadar kontrolde kaldı bu militanlar ama yarın bir şekilde bu çatışma yayılırsa Türkiye'nin de istemediği bir şekilde Türkiye'nin içerisine yönelik olarak da bunlar kontrolden çıkabilir. Binlerce kişiden bahsediyoruz. Aynı zamanda cihat yapan bir anlayıştan bahsediyoruz. Yarın Türkiye bugüne kadar bize yardım etti diye düşünmezler, tam tersi Türkiye'yi de tehdit etmeye başlarlar.

    ‘BATI SESSİZ KALMAYI TERCİH EDİYOR, BU BİLE RUSYA'NIN İDDİALARININ DOĞRU OLDUĞUNU GÖSTERİYOR'

    Batı basını, Suriye hükümetine kanıt yokluğuna rağmen atfettiklerinin aksine militanların kimyasal silahlı saldırılarını ‘iddia olarak vermesine' de dikkat çeken Özuğurlu, bunun bile Rusya'nın iddialarının doğruluğunu gösterdiğini söyledi.

    "Batı basınının bu kimyasal haberlerine, Rusya'nın iddialarına yeterince yer vermemesi bile bu haberin doğru olduğunu gösteriyor zaten. Bu maalesef bugüne kadar birçok olayda rastladık. Gösterilen bir tavır ve kendi propaganda makineleri bunu yapmayı gerektirdiği zaman olmasa bile kimyasal saldırı bunu yapabiliyorlar, saldırı bile düzenleyebiliyorlar. Kendilerinin aleyhine ve bugüne kadar destekledikleri grupların aleyhine olacak bir durumda da sessiz kalmayı tercih ediyorlar. Bu bile Rusya'nın iddialarının doğru olduğunu gösteriyor."

    Etiketler:
    PYD/YPG, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İdlib, Halep, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın