13:59 17 Aralık 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘Batı Trakya sadece Lozan’dan kalan haklarını istiyor’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 20

    Evren Dede’ye göre, Yunan hükümeti tarafından papazların devlet memuriyetinden çıkartılıp, konunun bir fon aracılığıyla yeniden düzenlenmesi seçimler öncesinde bir ‘görüntüden’ ibaret. Dede, Batı Trakya'daki azınlığın sadece ‘Lozan’daki haklarını istediğini’ kaydetti.

    Yunanistan'da Syriza/Anel koalisyon hükümetinin devlet ve kilisenin rollerini ayırmaya yönelik olarak papazların devlet memuriyetinden çıkartılmasını içeren yasa tartışılıyor. Başbakan Aleksis Çipras ile Başpiskopos İeronomios arasında din adamlarının memuriyetten çıkartılmasına yönelik anlaşma Yunan Kilisesi tarafından reddedilirken, Fener Rum Patrikhanesi'nin de itirazlarıyla karşılaşıldı. Diğer yandan Batı Trakya'da da Türk azınlığın devam ettiği Osmanlı'dan kalma medresede Türkçe derslerine getirilen kısıtlama tartışılıyor. Kısıtlama Türk azınlık tarafından boykot kampanyasını doğurdu.

    Yunanistan'da laiklikle ilgili son tartışmalar ve Türk azınlığın boykot kampanyasını Yunanistan'da yaşayan gazeteci-yazar Evren Dede ile konuştuk.

    ‘DEVLET SADECE CEBİNİ DEĞİŞTİRİYOR AMA PARA YİNE DEVLETTEN'

    Evren Dede'ye göre Yunanistan'da devlet ile kilise ayrımına dair laiklikle ilgili son tartışmalar yaklaşan seçimlerle alakalı. Yaklaşık 10 bin papazın devlet memuriyetinden çıkartılmasına karşılık meselenin özel bir kurum kurulması ve kaynağın yine devlet olmasıyla düzenleneceğine dikkat çeken Dede, buna rağmen ülkede kilisenin en zengin ve nüfuzlu kurum olmasının işleri zorlaştıracağına dikkat çekti:

    "Seçimler yaklaşıyor. Bunun için Syriza kaybettiği seçmeni almak için bazı hamleler yapmak işitiyor. Bunlardan bir tanesi 10 bin papazın, din görevlilerinin, Ortodoksların devletin memurluğundan çıkarılması ki bu aslında kelime olarak çok hoş duyuluyor. Yunanistan'ın Anayasasında Ortodoks dini belirtilir. Örneğin Ortodoks olmayan cumhurbaşkanı seçilemez. Dolayısıyla başbakan Çipras'ın söylediği kadar kolay bir şey olsa belki hemen hamle yapılabilir. Ama gerçek şudur. Yunanistan'da en çok mal mülk gayrimenkul sahibi Yunanistan kilisesidir. Memur dediği o kiliseye bağlı her köyde kasabada veya sokakta olan kiliselerdeki din görevlilerinin maaşlarını devletin ödemesi. Resmi statüde tam devlet memuru olarak geçmez papazlar. Fakat bütün devlet memurlarının bütün haklarından da yararlanırlar. Başbakan Çipras bu devlet memurluğundan yararlanma kısmında şöyle bir formül düşündü. Syriza soldur çünkü. (Koalisyon ortağı) Anel ise tam kilisecidir. Realitede olması zor hamleler bunlar. Ama istenen şu. Kilise için özel bir kurum kurulacak. Ve bu kurum bu kiliseye ait mülklerini değerlendirecek. Bir kısmını belki satacak, bir kısmını kiraya verecek. Bu kurum papazların da maaşlarını ödeyecek. Bu kuruma devlet aynı miktarda parayı yine verecek. Devlet sadece cebini değiştiriyor ama para yine devletten çıkacak. Fakat kilise buna karşı çıktı. Yunanistan'ın bir kısmı Yunan toprağı olsa bile Fener'deki Patrikhane'nin malı mülkü gibidir. 12 Adaların bütün papazlarını Patrikhane atar. Dolayısıyla Çipras'ın Eğitim ve Din İşleri Bakanı Gavroğlu, İstanbul Rum'udur kendisi de. Bakanın ikna etmesi gereken kişi ve Başbakan Çipras'ın sadece Yunan kilisesi değil aynı zamanda Fener'deki İstanbul Patrikhanesi. Bu yüzden dün oradaydı Eğitim ve Din İşleri Bakanı. Oradaki Sen Sinod'a izahat ve garanti verdi. Memurluktan resmiyette çıkıyor gibi gözükecek ama katiyen haklarınız elinizden alınmayacak, maaşlar alınacak diye teminat verdi. Yunanistan Kilisesinin Sen Sinod'u ise kabul etmeme kararı almışlardı. Dolayısıyla uzun bir sürecin birinci adımı olarak değerlendirilebilir."

    ‘LOZAN'A TABİİ OLMAYAN MEDRESE-İ HAYRİYE'

    Evren Dede, Yunanistan'da alınan son kararla Batı Trakya'da 1455'ten bu yana eğitimi aralıksız sürdürmüş Türkiye'deki imam hatip liseleri ayarındaki ünlü Medrese-i Hayriye'de Türkçe derslerinin kaldırılması kararının ise yoğun tepki yarattığını aktardı. Bu kurumun geçmişte Kurtuluş Savaşı'nda Yunanlılarla saf tuttuğunu ve Lozan Anlaşması'ndaki azınlık statüsüne tabi olmadığını anlatan Dede, Yunan hükümetinin kararını mezunların Yunan üniversitelerine gidecek olması sebebine dayandırdığını kaydetti. Dede, tartışmaları şöyle aktardı:

    "Batı Trakya bölgesi Lozan Anlaşması ile İstanbul Rumlarına karşılık burada Müslümanların bırakıldığı bölge. Türkiye'nin de konuşma konusunda hakkı var. Nasıl İstanbul Rumları ile ilgili Yunanistan'ın bazı hakları var ise Türkiye'nin de buna karşılık hakkı var. Bu bölgede de azınlık okulları dediğimiz Müslümanların Türklerin kendi eğitimleri Lozan'dan kalma hakları var, vakıfları var, dernekleri var. Fakat medrese dediğimiz Türkiye'deki imam hatip ayarında. Farkı şudur. Osmanlı'dan 1455 yılından beri eğitimi aralıksız sürdürmüş, Gümülcine'de Balkanların ilk diyebileceğimiz bir yapısı var. Bu medrese Yunanistan Cumhuriyeti kurulduktan sonra 1950 ve 70'lerde reformize edilerek, 4-5 küçük medrese bir medrese haline getiriliyor ve şu anki adıyla Medrese-i Hayriye dedikleri yer var. Bunun aynısından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da uğradığı İskeçe'de Şahin Köyü var. İki sene önce İskeçe'ye indirildi o medrese de, imam hatip ayarındadır. Yunan devlet yasaları çerçevesinde ortaokul-lisedir. Bu okullar Lozan'daki azınlık statüsüne dahil değildir. Batı Trakya'daki İslamcılarla Kemalistler arasındaki tartışma dönemini anlatırlar. Türkiye'den gelen 150'lilikler dediğimiz son Osmanlı Şeyhülislamı Batı Trakya'ya gelmiş. Mustafa Kemal ve arkadaşlarına karşı savaşı buradan devam ettirmişlerdir. İslamcı dediğimiz o dönemin bölünmesinde Yunanistan'ın destek verdiği ve Yunanistan ile birlikte olan İslamcılar buradaki medresedeymiş. Buna karşılık Gümülcine'de Celal Bayar ortaokul ve lisesi var. O da tamamen azınlık okulu statüsünde olan ve Bayar'ın da gelip açılışını yaptığı okul. Bu iki medrese azınlık statüsünde olmasa bile azınlığın burada yaşayan Müslümanların bir okulu ve yıllar geçtikçe Kemalist İslamcı ayrımı kalktı. Başörtülüler Celal Bayar okuluna gitmiyorlardı, şimdi gidebiliyorlar. Bugünkü müfredatta muallakta bırakıldığı için uzun yıllardır devlet okulu değildir. İçeride derslerin yarısı Türkçe yarısı Yunancadır. Fakat Türkçe müfredatın içerisinde tamamen Türkiye'deki imam hatiplerde olduğu gibi fıkıh, hadis gibi İslam ile ilgili bir sürü dersler bulunur. Zaten Yunan hükümetinin kaldırdığı bütün dersler Türkçedir, din dersleri de Türkçe verilir."

    ‘MEDRESEDEN DİN DERSLERİNİ KALDIRDIĞINIZ ZAMAN, ZATEN BİR ANLAMI KALMIYOR MEDRESENİN'

    Ailelerin çocuklarını medreseye din dersi almaları için götürdüklerini söyleyen Dede, ailelerin din derslerinin medreseden kaldırıldığı takdirde bir anlamının kalmayacağı görüşünde olduklarını dile getirdi. Dede, bugün Batı Trakya'da Kemalistler-İslamcılar diye bir ayrımın artık kalmadığını savundu:

    "Syriza'nın aldığı bu kararla lise son sınıfta size lazım değil Türkçe dersleri, nasıl olsa Yunan üniversitelerinde okuyacaksınız diyerek Türkçe ve din dersleri kaldırıldı. Artı Yunanistan'daki bu iki medresede bir fazlalık vardır. Osmanlıca da vardır. Osmanlıcanın konuşma dili Türkçe ama yazı dili Arapça. Dolayısıyla onlar o dersi de kaldırıyorlar. Buradaki sıkıntı şu, boykotu yapanlar da şunu söylüyorlar: ‘Zaten biz çocuğumuzu din dersi alsın, Kur-an öğrensin diye götürüyoruz ve resmi olarak zaten tanımışsınız orta okul, lise statüsünde. Seçme özgürlüğü vermişsiniz, isteyen Yunan devlet okulunu seçebiliyor, isteyen medreseyi seçebiliyor. Şimdi medreseden din derslerini kaldırdığınız zaman zaten bir anlamı olmuyor medresenin. Biz de çocuklarımızı Edirne'deki veya Türkiye'nin başka yerlerine göndeririz' şeklinde protesto ettiler. İki gün boykot ettiler bu kararı. Hükümet ile tekrar bu konuda müzakereye oturuldu, kararlılar. 40 dakika bir ders saati. Yunan hükümeti lise son sınıflarda 40 dakika bile Türkçe dersine ayırmamış. 40 dakika ile hiçbir şey olmaz. Din dersleri olmadıktan sonra zaten medrese imam hatip demenin anlamı kalmaz. Talepleri bu noktada velilerin ve encümenlerin bu noktadaki istekleri zaten kendi var olan hakları. Lozan'dan veya Osmanlıdan kalan hakları dışında bir adım zaten fazla bir şey istemiyorlar. Arapça dersi de var. Arapça deyince ikiye bölelim. Bir yazı şekliyle Arapça, Kur-an dersini Türkçe görüyorlar. Ama gördükleri dersin hocası Türkçe konuşuyor. Ama Arap dilini öğreniyorlar. Fakat mesela peygamberin hayatını öğrendikleri bir ders var, tamamen Türkçe veya peygamberin sözleri tamamen Türkçe. Bugün de Türkiye'deki AK Parti iktidarı hem dönemin Atatürkçülerinin kurduğu hem Celal Bayar okulu olsun hem de medrese olsun hepsi fikriyatta birleşmiş durumdalar. Bugün Batı Trakya'da Kemalistler-İslamcılar diye bir ayrım yok. Cumhurbaşkanı Erdoğan geldiğinde Gümülcine'deki Celal Bayar okulunun bahçesinde öğrencilere konuşmuştu bir sene önce. O dönemin bölünmelerini düşündüğümüzde bugün AK Parti sempatizanı, çoğunluğu İslamcı olan bir hüviyete dönüştüğünü de söylememiz mümkün."

    Etiketler:
    SYRIZA, Batı Trakya, Yunanistan, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın