02:23 22 Mart 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'ABD'de itirazlar olsa da Trump, bürokrasiyi Suriye'den çekilmeye ikna etmiş görünüyor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 0 0

    Pınar Tremblay’e göre Trump, Suriye’den çekilme kararıyla ekibine rağmen vaadini yerine getirmiş oldu ve ABD bürokrasisi bu karara 'alışıyor'. ABD kamuoyunun, başkanın dış politikadaki adımlarını anlayamadığını söyleyen Tremblay, Trump’ın Meksika sınırına duvar çekme planını uygulayabilirse tekrar seçilme şansını arttırabileceği görüşünde.

    ABD Başkanı Donald Trump'ın güvenlik bürokrasisinin itirazlarına aldırmadan Suriye'den çekilmeye karar vermesi Amerika'da büyük tartışma yarattı. Özellikle de ABD'nin dünyanın her yerine müdahalede bulunmasını ‘doğal bir hak' olarak addeden dış politika çevrelerinde… Trump, ilk başta kendisine tepki gösterenlerin de görüşünü benimseyeceğini dile getirmeye başlarken, ABD içinde kendisine yönelik siyasi girişimlerin sonucu olarak akıbeti eşliğinde süren büyük bir kapışma dikkati çekiyor.

    Trump'ın çekilme kararı ve Amerikan iç siyasetindeki tartışmaları ABD'de yaşayan Al Monitor yazarı Pınar Tremblay ile konuştu.

    ‘AMERİKAN HALKININ SURİYE'DEN ÇEKİLME KARARINA ÇOK ÜZÜLDÜĞÜNÜ DÜŞÜNMÜYORUM'

    Pınar Tremblay'e göre ABD'de genelde bir başkan değiştiğinde mevcut bürokrasi de bu değişime uyum sağlamaya çalışırken Trump söz konusu olduğu için işler daha da karıştı. Trump'ın kampanyasında da Suriye'den çekilmekten söz ettiğini ve bugün ekibinden olan isimlerle karşıt saflara düştüğünü anımsatan Tremblay, ABD Başkanı'nın nihayet bunu yerine getirdiğini söyledi. Tremblay'a göre başta tepki olsa da ABD bürokrasisi karara ‘alışıyor':

    "Trump esasında kampanyasında da (başkan yardımcısı) Mike Pence ile bu konuda çok tartışmıştı. Çünkü Pence, Suriye'de misyonun bitmediğini ve yapılması gerekenler olduğunu söylemişti. Trump baş başa yaptıkları bir görüşmede buna çok kızdı, ‘Hayır, çekileceğiz Suriye'den' diye o zamandan başlamıştı. İlk geldiğinden beri ‘Suriye'den çekileceğiz' diyor sürekli ama sonrasında Suriye'ye saldırılarda da bulundu. Ne zaman çekileceğiz dese Suriye'ye daha fazla müdahil oldu ABD. Bunların en önemli nedeni bürokrasiydi. (Bunlar) Trump'ın seçtiği insanlar esasında. Trump, kabineyi kendisi seçmesine rağmen bürokratlar çıkmak istemediler. Bunun da nedenleri vardı. Ama Trump çıkmaya kararlıydı, uzun zamandır da söylüyordu. Şu anda anladığım kadarıyla Trump bürokrasiyi ikna etmişe benziyor. Bürokrasinin yeni başkana alışması biraz zaman alıyor Amerika'da. Ama bürokrasi öyle gözüküyor ki öyle ya da böyle başkana uyum sağlayacak. Başkan kaldığı sürece onun dediklerinin dış politikada olması elzem. Trump, Erdoğan ile konuşmasından sonra Suriye konusunda fişi çekti. Amerikan halkının Suriye'den çıkma konusunda çok üzüldüğünü düşünmüyorum. Ama böyle ani olması ve planın belli olmaması, yani ‘Amerika çekildikten sonra Erdoğan her şeyi halledecek' söylemi dışında bir şey görmedik Trump'tan. Bu haliyle herkesi çok kaygılandırıyor."

    ‘TRUMP SİYASET BİLİMİ TEORİLERİNİ ALABORA ETTİ'

    Tremblay, ABD kamuoyunun dış politikada Trump'ın adımlarını anlayamadığını belirtirken, yine de özellikle göçmen meselesinde kendisine verilen desteğe dikkat çekti. Trump'a her şeye rağmen sonuna kadar inanmış bir kitlenin bulunduğunu anlatan Tremblay'e göre eğer Trump söz verdiği gibi Meksika'ya duvar inşa ederse, Cumhuriyetçi Parti'den destekçilerini yeniden kendisine oy vermeye ikna eder. Tremblay, öngörmesi henüz erken olsa da Trump'ın tekrar seçilme şansı olduğunu düşünüyor:

    "Amerika'daki en önemli değişiklik insanların dış politikada Trump'ın ne yaptığını anlayamaması. Bugüne kadar Trump, Obama'yı IŞİD'in kurucusu, en güçlü destekçisi olarak sert biçimde eleştirdi. Fakat şu anda hem Afganistan hem Suriye hem Irak'tan çekilmeden söz edilmesi, İran'ın etkisini nede kadar genişleteceği, bölgedeki İslami terör örgütlerinin ne kadar etkin olacağı, bunlarla kimlerin uğraşacağı tartışmalarıyla birlikte durumu belirsiz hale getiriyor. Dış politikaya bağlı olarak iç politikada uygulanan yüksek kotalar, örneğin buradaki soya fasulyesi üreticilerinin, süt üreticilerinin, Çin'e özellikle satış yapan üreticilerin —bunlar Trump'ın oy tabanı- çok ciddi bir şekilde kayıplara uğramasına neden oldu. Bir süt üreticisi ‘Bu yıl 90 bin dolar zararım var, 10 kişiyi işten çıkartmak zorunda kaldım ve 9 bin dolar devlet bana destek oluyor, ben o çeki nasıl bankaya yatıracağımı nasıl bozduracağımı bilmiyorum. Çünkü biz hayatımızda hiç devletten yardım almadık' diyor. Sonra yine Trump'a oy verir misin diye soruyorlar. ‘Evet veririm' diyor, ‘çünkü o vatansever olduğu için' diyor. İnsanların inatla ve inançla oy verdikleri zaman o inat ve inançtan vazgeçmek çok zor oluyor. Sadece Amerika'da değil birçok ülkede bunu gözlemliyorum. Ne yazık ki popülist liderlerin böyle bir gücü var. ‘Her şeyi biz düzeltiriz' jenerasyonu yavaş yavaş azalıyor Amerika'da. Amerikan kamuoyunun bu şekilde düşündüğüne inanmıyorum. Washington'da tabii ki ABD'nin dünya polisliği yapması gerekmediğini düşünen insanlar var. Ama özellikle Ortadoğu açısından Amerika'nın son derece başarısız olduğunu düşünenler de var. Fakat Trump'ın bir yandan Suriye'den çekileceğiz bir yandan dünya polisi değiliz biz derken, bir yandan da sürekli silah satma isteği de var. Bu ikisin ayırt edebilmek çok kolay değil. Hem dünyanın polisi olmayıp hem de dünyanın silah endüstrisini belirlemek çok kolay değil. Bir süre Trump onu yapabilir. Çünkü Amerika polislik rolünü üsteleniyordu. Ama polislik rolünden tamamen çekilecek kadar uzun süre görevde kalırsa o zaman silah endüstrisini ne kadar güçlü kılacağı da ayrı soru işareti. Trump, bir duvar sözü verdi Meksika sınırında. Bu çok saçma bir sözdü. Ama tabanında son derece etkili oldu. Son araştırmalar gösteriyor ki duvar yapılmazsa Trump'ın yeniden seçilme şansı olan tabanının oy vermeye gitmeye ikna etme olasılığı çok düşük. Amerika'da oy vermek en önemli olan. Nüfusun yüzde 60'ından azı oy veriyor. O yüzden kendi tabanınızdan biraz daha fazla oy vermeye çağırabilirseniz, o zaman kazanma şansınız artıyor. Trump o şekilde kazandı. Önemli eyaletlerde kendisine inanan insanların oy vermesini sağladı, Hillary onu başaramadı. Aynı oyunu yeniden yaparlarsa o zaman Trump'ın kazanma şansı var. Ben artık yok diyemiyorum. Çünkü Trump bugüne kadar dediğimiz her şeyi, siyaset bilimi teorilerini alabora etti. Trump'ın karşısında kimin olacağı önemli, henüz onu bilmiyoruz. O kişinin demokrat tabanı ne kadar mobilize edeceği önemli ve Trump'ın duvar sözünü tutup tutabileceği önemli. Zaten hükümeti kapattı. Duvarımı finanse edinceye kadar hükümeti açmayacağım diyor."

    ‘ABD'DE TRUMP'IN ÇEKİLME KARARINI ALMA BİÇİMİ ELEŞTİRİLİYOR, ERDOĞAN'DAN ÇOK RUSYA KONUŞULUYOR'

    Trump'ın Suriye'den çekilme kararını Cumhurbaşkanı Erdoğan ile telefon konuşması sırasında almış olması da ABD'de eleştiri konusu olurken, Tremblay, asıl meselenin Trump'ın ekibiyle koordinasyonun dışına çıkarak bunu yapmış olması olduğunu belirtti. Tremblay'e göre ABD'de ‘negatif' olan Erdoğan algısında çekilme kararının alış biçiminde oynadığı rol nedeniyle bir değişiklik yok ve daha ziyade ‘Rusya etkisi' konuşuluyor:

    "Trump'ın o ani ve prosedürü izlemeyen, kendi kabinesiyle önceden konuşup haber vermeden yabancı bir liderle konuşurken böyle asabi bir şekilde bu kararı almış olması ne halk ne de Washington'daki çevreler tarafından onaylanmıyor. Trump, ilk başta ‘IŞİD bitti' diye tweet atmıştı. Hemen onu değiştirdi, ‘Erdoğan savaşacak' dedi. Arkasından da ‘Suudi Arabistan para yollayacak'… Suudi Arabistan kime nasıl para yollayacak? Erdoğan'ın Amerikan kamuoyundaki durumunun ben iyileştiğini zannetmiyorum. Sadece prestij olarak daha güçlenmiştir. (Trump'ın) Brunson döneminde yaşadığımız ‘Erdoğan'ı bitireceğiz' söylemleri şu anda yine ‘Erdoğan benim çok yakın arkadaşıma' dönüştü. Artık Amerikan kamuoyu buna alıştı. Trump'ın en yakın arkadaşlarının hepsinin otoriter karakterler olduğunu görüyoruz, o nedenle de kimse şaşırmıyor. Burada Trump'a negatif bir tepki var, Erdoğan'a değil. Ama Erdoğan'dan çok Rusya'nın etkisi konuşuluyor burada. Erdoğan sadece buna neden oldu diye düşünüyorlar."

    ‘TÜRKİYE AMERİKA'NIN ÇEKİLMESİNİ İSTEMİYORDU'

    Tremblay, Trump'ın çekilmeye dair davranışıyla Erdoğan'ı da şaşırttığı görüşünü dile getirirken, ABD'nin planlı bir çekilme politikası hazırlamamış olmasının sorunlara sebep olacağını da kaydetti:

    "Türkiye, Amerika'nın çekilmesini istemiyordu bence. Türkiye, Amerika'nın PKK/YPG'ye destek vermesini engellemek istiyordu, çekilmesini değil. Zaten hemen arkasından Erdoğan ‘bize lojistik destek verin' dedi. Amerika artık oradan çekiliyor, lojistik destek olabileceğini zannetmiyorum. Yani söylenen çekilme planı gerçekleştirilirse, Amerika, Türkiye için bir yerleri bombalamayacak. Her şey karışacak. Çünkü Trump planlı bir çekilme kararı almadı. Amerikan politikası orada tam anlamıyla çöküşe gidecek. Zaten Suriye'de doğru düzgün bir strateji yoktu hiçbir zaman. Ama bundan sonra çekilmesi girmesinden çok daha büyük bir bedele mal olacak. Çevredeki güçler eğer aralarında anlaşamazsa öyle gözüküyor."

    Etiketler:
    YPG, IŞİD, AK Parti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Jim Mattis, Meksika, Suriye, Türkiye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın