19:46 23 Temmuz 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'Türkiye'nin Suriye'de yeni bir cephe açmasını kimse istemiyor, ne Ruslar, ne ABD'liler ne de Avrupalılar'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 78

    Serkan Demirtaş’a göre Trump iç ve dış baskılarla Suriye’den hızla çekilme kararını değiştirirken, Ankara’daki iyimserlik kayboldu ve ‘ayın karanlık yüzüne geçildi’. Türkiye’nin Suriye’de yeni bir cephe açmasını kimsenin istemediği görüşündeki Demirtaş, ABD heyetiyle YPG meselesinin çözülmeyi beklediğini belirtti.

    ABD Başkanı Donald Trump, 19 Aralıkta ‘Suriye'den hızla çekilecekleri' yolundaki açıklamasını revize ederken, dikkatler üst düzey ABD heyetinin Ankara temaslarında. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Suriye özel temsilciliğinin yanı sıra Bret McGurk'ten boşalan IŞİD'la mücadele temsilciliğine de atanan James Jeffrey ve ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford'ın Türkiye hükümetiyle temasları öncesi verilen mesajlar Ankara'da kaşları kaldırdı. ABD Dışişleri Bakanı Pompeo geçen Cuma ‘Türkiye'nin Kürtleri katletmesini önlemekten' söz ederken, aynı söylemi bölge turuna İsrail'den başlayan Bolton'ın tekrarlaması ve Ankara'dan garantiler isteyeceklerini söylemesi dikkat çekti.

    Trump'ın geri çekilme açıklamasını ‘dış politika zaferi' olarak gören ve koordinasyon halinde ‘IŞİD'la mücadeleyi' ABD'den devralmayı hesaplayan Türk hükümetindeki son durumu, Hürriyet Daily News gazetesi Ankara temsilcisi ve yazarı Serkan Demirtaş ile konuştuk:

    ‘TÜRKİYE'NİN YENİ BİR CEPHE AÇMASINI KİMSE İSTEMİYOR'

    Serkan Demirtaş'a göre, Trump'ın Suriye'den hızlıca çekilme açıklamasının üzerinden 20 gün geçmeden meselenin askıya alındığını belirtirken, ani çekilmeye hemen herkesin itiraz ettiğini anımsattı. Trump'ın ilk açıklamasını yaptığındaki ‘iyimserliğin' artık kaybolmasına atıf yapan Demirtaş, "Ayın karanlık yüzüne geçmiş durumdayız" diyerek ABD'li heyetle yürütülecek görüşmelerde yanıtlanması gereken soruların katlandığına dikkat çekti. Demirtaş'a göre Türkiye'nin Suriye'de yeni bir cephe açmasını hiç kimse istemiyor:

    "Amerikan Başkanı'nın bu kararını açıkladığı tarih 19 Aralık idi. Şimdi 7 Ocak'tayız. Aşağı yukarı 20 günlük bir süreçten bahsediyoruz. Açıklandığı tarihlerdeki iyimser havayla şimdiki biraz daha kararmış hava, birbirinin 180 derce tersi bir durum. 19 Aralık günü yapılan açıklamalar ve ardından gelen onu destekleyici Amerikan bilgilendirmelerinde 30 güne kadar çekilmenin olabileceği, çok süratli bir çekilme, hemen ardından Türkiye'nin IŞİD'i yok etmeye dönük operasyonu üstleneceği yer aldı. Sadece ayın görünen yüzünü biz ilk birkaç gün iyimser bir havada konuştuk. Ama ayın karanlık yüzüne geçmiş durumdayız. Orada gerçekten yanıtlanması gereken soru adedi dörde beşe katlanmış durumda. 19 Aralık'tan sonra birkaç telefon görüşmesi daha oldu, başkan düzeyinde, dışişleri bakanı düzeyinde. Fakat sadece Türk tarafı görüşmedi Amerikalılarla. Neredeyse hem Avrupalılar hem Ortadoğu ülkeleri Amerikan Başkanı'na yetkililerine çekilmeyle ilgili itirazlarını, kaygılarını çok üst düzeyde ilettiler. Bu çekilme olacak. Ama bunun ani şekilde yapılması bir IŞİD tehdidini güçlü bir şekilde hem bölgede hem Avrupa'da Batı'da ortaya koyabilecek bir tavır geliştirebilirdi. Türkiye'nin faaliyetleri ile de ilgili askeri operasyon çağrılarını yaptığı bir dönemde geldi bütün bu olaylar. Türkiye'nin de yeni bir cephe açmasını kimse istemiyor açıkçası. Ne Ruslar istiyor, ne Amerikalılar istiyor, ne Avrupalılar istiyor… Hatta Ortadoğu'daki güçlü ülkeler bile istemiyorlar. ‘Kürt kartını' dikkatlere getirerek Amerikan tarafını çekilme ile ilgili biraz da ağırdan alın ve Kürtleri orada muhafaza edin koruyun diyorlar. Amerika içerisinde de çok ciddi tepkiler yarattı Savunma Bakanı istifa etti, Senato'da Cumhuriyetçi senatörler bile ayaklandı. Bu artan iç ve dış baskılar neticesinde Amerika Birleşik Devleti Başkanı, Suriye'den çekilme projesini daha başka bir şekle oturttu."

    ‘YPG MESELESİNİN KATİ BİR ŞEKİLDE ÇÖZÜLMESİ LAZIM'

    Çekilme konusunda gelinen noktanın Türkiye'nin pozisyonunu da değiştirdiğini belirten Demirtaş, ABD ile Türkiye arasındaki en önemli sorunun YPG meselesi olduğunu ve durumun bir an önce çözüme kavuşturulması gerektiğini düşünüyor. Demirtaş, ABD tarafının öncelikle ‘Suriyeli Kürtler' derken kimleri kast ettiğine açıklık getirmesi gerektiğini söyledi. Amerikalı üst düzey yetkililerin ‘Türkiye'nin Kürtleri katledeceği' yolundaki iddialarını anımsatan Demirtaş, bu bakış açısıyla yeniden 2015'te tartışmaların başladığı noktaya dönüleceğini şu sözlerle vurguladı:

    "Türkiye'nin 19 Aralık ile 7 Ocak arasında gerçekten pozisyonunu da değişecek. Üç gün içerisindeki haberler ve açıklamalar Ankara'nın gerçekten kabul edebileceği çerçevede değil. Türkiye'nin politikasını çok net biliyoruz. Fırat Kalkanı ile başlayan ve sınırların ötesindeki terör örgütü olarak değerlendirdiği YPG'nin bir tehdit olmaktan çıkartılması üzerine inşa edilmiş bir ulusal güvenlik politikası var Türkiye'nin. Eğer bu çekilme kararı verilmeseydi belki Aralık ayının son haftasında üçüncü bir operasyon da başlayacaktı. Biz bugün belki yeni askeri operasyonların gelişimini konuşacaktık. Burada Amerika'nın yanıt vermesi gereken bir konu var Türkiye açısından bakıldığında. Kürt derken kimleri kastediyor? YPG'yi mi kastediyor, yoksa daha geniş anlamıyla Suriye Demokratik Güçleri içerisinde YPG unsurlarından mı bahsediyor, yoksa bütün Suriye Kürt halkından mı bahsediyor, bu konuları Ankara'ya biraz daha netleştirmesi lazım. Eğer Ankara'nın bu konudaki tepkisini bir anlamda haklı görmek lazım. Bütün Suriye'nin Kürtlerini kastediyorlarsa, yani Türkiye girip oradaki Suriyeli Kürtleri katledecek gibi bir ifade kullanıyorsa bu gerçek değil doğru da değil. Orada Amerika Birleşik Devletleri'nin ittifak ilişkisi içinde olduğu YPG güçleri var. Eğer ondan bahsediyorsa başladığımız noktaya geri döneriz. Tekrar 2015'ten itibaren 3 senedir neyi tartışıyorsak yine aynı noktaya gelmiş oluruz."

    ‘TÜRKİYE ABD'NİN ÇEKİLMESİNİ PEK İSTEMİYORMUŞ SANKİ'

    Demirtaş, Türkiye'nin ABD'nin çekilmesi süreciyle ilgili Washington'a yönelik lojistik ve hava desteğini de içeren geniş çaplı taleplerine yer veren WSJ gazetesi haberini anımsatırken, bu taleplerin Ankara'nın ABD'nin çekilmesini istemediği izlenimi yarattığına kaydetti. Demirtaş'a göre, taleplerin yerine getirilmesi geniş çaplı koordinasyonu ve YPG meselesinin kati şekilde çözümünü gerektiriyor:

    "WSJ'daki haberi okuduğumda Türkiye'nin taleplerini görünce aslında Türkiye, Amerika'nın çekilmesini pek istemiyormuş sanki. Bu kadar talebin yerine gelmesini istiyorsa, Amerika'nın burada daha uzun süre kalması lazım IŞİD tamamen ortadan kaldırılana kadar. Bahsettiğimiz mesafeler Türk sınırından Suriye-Irak sınırına kadar olan bölge 380-400 km'lik bir yerden bahsediyoruz. Çok sayıda askeri aracın, askerin lojistik olarak taşınması gerektiğinden ve onların güvenli bir şekilde ulaşması gerektiğinden bahsediyoruz. Bunların yapılabilmesi için koordinasyon şart. Amerika'nın çekileceği üslere, askeri tesislere Türk askerinin yerleşmesi gibi birtakım fikirler de var. Bütün bunlara baktığımızda çok kapsamlı bir tablo. Ama bu tablonun hayata geçirilebilmesi için bu YPG meselesinin kati bir şekilde çözülmesi lazım. Birkaç senedir tartıştığımız bir tampon bölge meselesi var. Türk birlikleriyle YPG'nin arasında bir tampon bölge olacak. Böylece YPG'nin Türkiye'ye tehdit olması ortadan kaldırılmış olacak. YPG'nin korunması açısından da bir bölge sağlanacak gibi haberleri hep tartıştık. Wall Street Journal'daki haberde o haritalarda YPG'ye ayrılmış bir bölge olduğunu anlıyoruz. Belki YPG'yi tamamen Suriye'nin doğusunda başka alanlardan çekip bir noktada toparlayacak onları izole edecek bir harita geliyor diye bunu yorumladık. Bu çerçevede Ankara'nın kabul edebileceği ben herhangi bir boyut göremiyorum."

    ‘ABD MENBİÇ KONUSUNDA HAZİRAN ANLAŞMASINI TAM OLARAK UYGULAMIŞ DEĞİL'

    Ankara hükümetinin ABD ile Menbiç'te yerel idareler üzerinden tasarımlara onay veren yaklaşımını da değerlendiren Demirtaş, öncelikle Amerikan tarafının bu anlaşmayı tam olarak uygulamamış olduğuna dikkat çekti. Ankara'nın ‘en azından' resmi tutumunun Suriye'nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği olduğunu anımsatan Demirtaş, Menbiç için tasarlanan yerellik bile henüz hayata geçirilememişken bunun Fırat'ın doğusu için örnek teşkil etmesinin zorluğuna dikkat çekti:

    "Resmi politikamız Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğinin korunması. Suriye'de Irak'taki gibi yazılacak anayasa federal olsun diye bir Ankara'nın talebi beklentisi, politikası olduğunu ben bilmiyorum, tam tersine siyasi birliğini de koruyacak bir toprak bütünlüğü çerçevesinde Suriye konusunun çözümlenmesi yaklaşımı var. Menbiç özelinde yapılan müzakerelerde Türkiye'nin talebi şuydu Amerika Birleşik Devletleri'ne. Nüfus olarak yoğunluğu Kürt olan yerler Kobani gibi, Suriye'nin kuzeyindeki Rojava kantonundaki kentler açısından örneğin evet buradaki yönetimlerin Kürt yönetimi olması ama teröre bulaşmış kişiler değil teröre bulaşmamış Kürtler buraları yönetsin. Aynı şekilde Arap kentlerinde de yerel yönetimler o demografik tabloyu yansıtacak şekilde geliştirilsin. Bu uzun vadeli bir plan değil tam da şu geçiş döneminde yani Suriye'de Anayasa yazılmamış, şiddet tam olarak sona erdirilmemiş, daha atılacak çok adım varken, bu geçiş sürecinde belki bu tür adımlar atılıp, Kürtlerin Kürt yönetimlerce, Arapların Arap yönetimlerce idare edilmesiyle ilgili bir planı vardı Türkiye'nin. Menbiç o yüzden örnek olarak sunulmuş. Oradaki başarı Fırat'ın doğusundaki kentleri de taşıyabilir arayışında ve umudundaydı Türkiye. Amerika şu ana kadar Menbiç konusunda haziran anlaşmasını tam olarak uygulamış değil. Burada yapılamayan bir konunun da Fırat'ın doğusundaki farklı kentlere taşınması şu aşamada mümkün görünmüyor."

    ‘TÜRKİYE'NİN FIRAT'IN DOĞUSUNDAKİ PLANLARI KÜRT-ARAP ETNİK FAY HATTINI YENİDEN HAYATA GEÇİREBİLİR'

    Türkiye'nin Fırat'ın doğusundaki planları Demirtaş'a göre bir Kürt-Arap etnik fay hattını yeniden hayata geçirebilir:

    "Cenevre'de yapılan müzakerelerde özelikle Anayasa komitesinin kurulması fikri, nasıl çalışacağı ile ilgili çerçeveye baktığımızda tamamen Suriyeliler tarafından yönetilen ve Suriyeliler tarafından yazılan bir Anayasa peşinde ilgili ülkeler. Eğer Suriye'yi yeniden inşa edecek komite ortaya çıkacak Anayasa, bir federasyondan bahsediyorsa, bu onların bileceği ve seçime götürecekleri bir mesele. Ama bizim Fırat'ın doğusundaki geçici plan çok da geleceğe dönük bir projeksiyon gibi durmuyor. Bir Kürt-Arap etnik fay hattını yeniden hayata geçirebilecek gelişmelere de sahne olabilir. Çeşitli zamanlarda kaygıları seslendiren kesimleri görüyoruz. Fırat'ın sadece doğusunda değil ülkenin genelinde yeni bir etnik mezhepsel fay hatlarının tekrar ortaya çıkabileceği ile ilgili tartışmalar yatıyor. O yüzden bu Anayasa çoğulcu olsun, herkesi kapsasın gibi bir arayış peşindeler. O Fırat'ın doğusuna da çok uzun vadede bu bölge Kürtlerin bu bölge Arapların gibi şeklinde bakmamak lazım. Hiçbir politikanın da bunu destekleyeceğini zannetmiyorum."

    ‘EL-KAİDE İDLİB'TE OPERASYONU ÇAĞIRIYOR'

    Diğer yandan Demirtaş'a göre İdlib'deki sorunlar da ‘ısınıyor'. Trump'ın çekilme açıklamasıyla birlikte bölgede cihatçı güçlerin pozisyonlarını tahkim ettiklerini anımsatan Demirtaş, "İdlib meselesi her an buzluktan indirilip tekrar karşımıza yeni bir Suriye operasyonu olarak gelebilir" vurgusu yaptı:

    "Türkiye ile Rusya arasında 29 Aralık'ta yapılan kapsamlı görüşmelerin bir boyutu Amerika Birleşik Devletleri'nin çekilme konusu ise, diğer önemli boyutu da İdlib'teki artan şiddet ortamı ve özellikle cihatçı grupların yeniden güçlerini tahkim etme ve bu güçleri sahada güç kazanmak için kullanmaya başlamaları meselesi oldu. Amerika Birleşik Devletleri'nin çekilme kararının ardından artan bir hareketlilikte bahsediyoruz. Tüm dikkatlerin Fırat'ın doğusuna çevrildiği bir anda belki Heyet Tahriru'ş-Şam grupları, el-Kaide bağlantılı gruplar yeni bölgelerde belki biraz daha nüfuzlarını ve kontrollerini artırmak ve ileride olabilecek bir Suriye ordusu harekâtına karşı kendilerini tahkim ediyormuş gibi bir görüntü çerçevesi veriyor bana. İdlib meselesi gerçekten askıya alınmış, dondurulmuş bir konu olarak Türkiye, Rusya ve Suriye arasındaki bir mesele. Ama her an buzluktan indirilip tekrar karşımıza yeni bir Suriye operasyonu olarak gelebilir. Buradaki el-Kaide bağlantılı grupların ne yapmak istediklerini çok net görmek mümkün değil. Ama bu şöyle bir tablo yaratıyor. Operasyonu çağırıyorlar. Böyle bir resim ortaya çıkıyor."

    Etiketler:
    YPG, IŞİD, John Bolton, Brett McGurk, İdlib, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın