11:51 21 Şubat 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘ABD’nin hedefleri gerçekleşmedi, Suriye’den tamamen çekilmesi olası değil’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 0 0

    Hediye Levent’e göre en başta İran olmak üzere bölgede hedeflerine ulaşamayan ABD’nin Suriye’den tamamen çekilmesi olası değil. ABD’nin Arap NATO’su türü oluşum çabalarına karşılık Şam’ın Arap Birliği’ne dönme ihtimalinin güçlendiğini anımsatan Levent, Suriye hükümetinin kazanımlarından taviz vermeyeceğini belirtti.

    ABD Başkanı Donald Trump Suriye'den çekilme sürecinin başladığını duyururken, güvenlik ekibinin çizdiği çerçeve içine girerek Türkiye'den Suriye'de YPG/PYD'ye saldırmama resti çekti. Bu yolda söylemini ekonomik olarak Türkiye'yi mahvetmekle' tehdit etmeye vardıran Trump, kimin nasıl kuracağı meçhul bir ‘tampon bölge' fikrini de ortaya attı. Ankara'dan ise bu tehditlere düşük yoğunlukta yanıtlar gelirken, çekilme, güvenli bölge tesisi ile Rusya ve Suriye'nin gelişmelere olası tepkileri ve Arap Birliği etrafındaki yeni şekillenmeler tartışılıyor. Gelişmeleri Beyrut'tan takip eden Evrensel Gazetesi yazarı Hediye Levent ile konuştuk.

    ‘ABD'NİN TAMAMEN ÇEKİLMESİ OLASI GÖRÜNMÜYOR'

    Hediye Levent'e göre, ABD'nin Suriye'den tam olarak çekilmesi olası görülmüyor. Özellikle İran meselesinin ABD'nin bölge algısındaki önemine vurgu yapan Levent, ABD'nin en fazla asker azaltmaya gidebileceği görüşünü dile getirdi:

    "Hem Arap basınında hem Lübnan'dan yapılan değerlendirmelerde Trump'ın ‘Çekileceğiz' açıklamasına ilk günden şüpheyle yaklaşan geniş bir kesim vardı. Genel olarak Amerika'nın Suriye'de birtakım hedeflerini gerçekleştirmek üzere sahaya dahil olduğunu belirtiyor bu kesim. İran'ın gücünün kısıtlanması hatta mümkünse Irak'a sıkıştırılması ya da Suriye'de daha etkin bir yapı oluşturulması gibi birtakım hedefleri vardı. Bu hedeflerin hiçbiri tam olarak gerçekleşmedi. Durum buyken, ABD'nin Suriye'den çekilmesine çok olasılık verilmiyor. Nitekim Trump'ın açıklamasından sonra Amerika'nın içinden de birtakım çelişkili açıklamalar geldi. Trump'ın Suriye'den çekilme kararına dolayısıyla biraz temkinli yaklaşıldığını söyleyebiliriz. Bu çerçevede asker azaltabilir belki ABD, ancak tamamen çekilmesi çok olası görünmüyor."

    ‘ESAD YÖNETİMİ YENİDEN GÜÇLÜ SİYASİ AKTÖRLERDEN BİRİ OLMAYA BAŞLAYACAK GİBİ GÖRÜNÜYOR'

    Levent'e göre Suriye hükümeti 2011 öncesi olduğu gibi güçlü siyasi aktörlerden biri olacak. Savaşın büyük ölçüde dinmesiyle Suriye'de yeni bir dönemin başladığını, hükümetin artık Arap Ligi'ne dönme ihtimalinin güçlendiğini Levent, giderek dar bir alana sıkışmış olan Türkiye'nin bu gelişmeleri ciddiye alması gerektiği görüşünde:

    "Suriye Kürtleri de Fırat'ın doğusuna sürüklenmiş durumda, çoğunlukla orası konuşuluyor. Ancak Suriye'nin içinde yeni bir dönem başladı. Savaş büyük ölçüde bitti. Esad yönetimi kazandı, bunu artık Batılı cenahtan, Suriye savaşına dahil olan ülkelerden de gelen açıklamalarda böyle birtakım ifadeler söz konusu diğer taraftan artık Arap ayaklanmasının etkilediği coğrafyada yani Yemen, Mısır, Ürdün'den Suriye'ye kadar büyük bir coğrafyadan bahsediyoruz. Yeni siyasi bir süreç başladı. Daha yeni yeni o çatışmaların, savaşın şoku atlatılıyor ya da daha yeni yeni insanlar ya da coğrafya ‘Evet çatışmalar bitti, bundan sonra ne olacak, ne yapacağız, nasıl bir yön belirleyeceğiz?' şeklinde birtakım değerlendirmeler yapmaya başladılar. Ancak bu çerçevede girişimler de başladı. En nihayetinde Suriye artık bölge siyasetine dönmeye başladı. Bu yıl itibariyle eskisi gibi 2011 öncesi gibi oldukça etkili güçlü siyasi aktörlerden biri olmaya başlayacak gibi görünüyor. Önümüzdeki yıl itibariyle de Arap Birliği'ne de girme ihtimali ya da üyeliğinin tekrar aktive edilmesi söz konusu. Türkiye'nin bunu oldukça ciddiye alması gerekiyor. Çünkü bu çerçevede yeni ittifaklar, müttefik ilişkileri de oluşmaya başladı. Ne yazık ki Türkiye'nin 2011'den beri yürüttüğü politikalar sebebiyle Türkiye oldukça dar bir alana sıkışmış durumda. Birçok ülkeyle ilişkileri oldukça sıkıntılı. Genel olarak Arap ayaklanmasının oldukça dar diyebileceğimiz bir politika izlediği görüşünde birçok ülke. Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri dahil olmak üzere bazı ülkelerin Suriye'nin Arap Birliği'ne dönüşü ya da Arap siyasetine geri dönüşü ile ilgili birtakım girişimleri var. Kendi aralarında da pazarlıklar sürüyor. Türkiye açısından bakacak olursak gerek Suriye'de bu Arap ülkelerinin çabaları ve gerekse Ortadoğu'da coğrafyada topyekün oluşacak müttefiklik ilişkilerinde biraz ittifak konusunda kendi alanının oldukça daraltmış durumda. Suriye'de de aynı durum söz konusu."

    ‘ARAP AYAKLANMASI İRAN'IN ELİNİ OLDUKÇA GÜÇLENDİRMİŞTİ'

    Levent'e göre, Araplar arasında da büyük tartışmalar dönüyor. ‘Arap Baharı'nın bölgede İran'ın nüfuz alanını genişletmeye yaradığını vurgulayan Levent, bu meselenin bölgedeki Arap ülkeleri için birincil konu haline geldiğini anımsattı. Levent'e göre Arap Birliği'nde yerini almak yönünde ilerleyen Şam'ın da İran konusunda bazı tavizlere yanaşıp yanaşmayacağını bekleyip görmek gerekecek:

    "Gerek Arap ülkelerinin yeniden bir oluşumla ortaya çıkma çabası, Suriye Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri ve gerekse ABD'nin Suriye'den çekiliyoruz deyip hem de ardından kedi ajandasını Arapların yeniden oluşturacağı oluşuma benzetme gibi bir çabası söz konusu. Bütün bu çabaların hedeflerinden biri İran. Arap ayaklanması İran'ın elini oldukça güçlendirmiş, nüfuz alanını genişleterek pekiştirmişti. Irak'tan Yemen'e kadar geniş bir coğrafyadan bahsediyoruz. Bu çerçevede hem bahsettiğimiz Arap ülkelerinin hem de ABD'nin ilerleyişinden rahatsız olduğu ülke durumunda aynı zamanda İran. Bu noktada bu ülkelerin aslında çıkarları örtüşüyor. Bölgede de zaten Suudi Arabistan, Mısır gibi ülkeler her ne kadar Arap ayaklanması sonrasında yeniden ‘Büyük abi benim, bölgenin abisi benim' şeklinde kendi aralarında bölgede çekişme yaşasalar da hem Suudi Arabistan'ın hem Mısır'ın birleştiği nokta İran'ın ilerleyişini durdurmak şeklinde. Bu çerçevede Suriye'nin neredeyse bir hafta sonra Lübnan'da yapılacak Arap Birliği Ekonomi Zirvesi'ne katılması mümkün mü? Şimdiye kadar henüz net bir sonuç çıkmadı ancak. Bazı ülkeler Lübnan dahil olmak üzere oldukça yoğun bir diplomasi üretiyor bu konuda. Zaten Suriye Dışişleri Bakanı da bu çerçevede bazı ülkelerde görüştü. Tunus'un da buna çok uzak olmadığını biliyoruz. Yine Tunus'ta yapılacak Arap Ligi'ne katılması mümkün mü? Bu çok henüz belli değil. Ancak bunu da çok olası görmüyorum: yine bölgeden yapılan değerlendirmelerde de bu ifadeler kullanılıyor. Suriye resmi olarak, ülke olarak hem Lübnan'daki hem Tunus'taki zirvelere katılır mı, muhtemelen değil. Belki gözlemci sıfatıyla ya da ona benzer gayri resmi şekilde Suriye'nin varlığını buralarda temsil etmesi olası. Diğer taraftan bu süreç de en nihayetinde bir pazarlıklar süreci. Yani Suriye'nin Arap Ligi'ne dönmesi karşılığında İran ile ilişkilerini sınırlaması şeklinde birtakım tavizler istendiğine dair iddialar da var. Suriye bu şekilde tavizler verir mi vermez mi yine kendi aralarındaki pazarlıkların evrileceği sürece göre belirlenecek gibi görünüyor. Ancak Suriye'nin yeniden bölge siyasetine dönük süreci başladı diyebiliriz."

    ‘ŞAM, SAVAŞ BİTTİKTEN SONRA KENDİ EGEMENLİK ŞARTLARINI GERİ ALMAK İSTEYECEK'

    Suriye hükümetinin savaş sonrası egemenlik koşullarını doğal olarak belirlemek isteyeceğine vurgu yapan Levent, ülkede Rus askeri varlığının artık baki olduğunu, İran'ın ise durumunun farklılaşabileceği görüşünde. Levent'e göre Rusya ise salt Suriye değil Lübnan'da da daha etkin bir güç olacak:

    "Suriye ve İran'ın köklü ilişkileri söz konusu. Ancak savaş döneminde bu ilişkilere ek olarak olağanüstü şartlar oluşmuş ve ilişkiler boyut değiştirmişti. Aynı zamanda bu şartlar altında oluşan olağanüstü müttefiklik ilişkileri Kürtlerle çeşitli gruplar için de geçerli ya da Rusya'nın sahaya inmesi gibi birtakım durumlar için de geçerli. Ancak her ülkenin pozisyonu biraz farklı. Mesela Rusya'nın Suriye'den çıkması artık çok olası görünmüyor. İran çıkar mı? İran'a karşı bahsettiği rahatsızlıklar da söz konuşu. Sonuçta savaş bittikten sonra Suriye artık kendi egemenlik şartlarını yeniden geri almak isteyecektir. En azından askeri açıdan ya da bazı konularda tamamen kendi kararını mekanizmasını devreye sokma isteyecektir. Bu çerçevede İran'ın varlığına ne kadar göz yumar ya da ne kadar olasılık verir, bunu bilmiyoruz henüz. Diğer taraftan ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından zaten İran'ın bölgede aslında nispeten eli de zayıflamış gibiydi. Hatta Suriye'de bazı noktalarda Rusya devreye girmişti İran ile ABD arasındaki sıkıntılarda. Bu çerçevede aslında Suriye'deki İran varlığını biraz da Rusya'nın varlığı çerçevesinde de okumak gerekiyor. Rusya peki İran'ı' isteyecek mi Suriye'de? Bu yönde de çok düşük ton da olsa da birtakım iddialar da söz konusu. Rusya'nın da çok fazla İran'ı bu savaş döneminde gördüğümüz çerçevede etkinlikle Suriye'de görmek istemeyeceği yönünde birtakım değerlendirmeler var. Benzer bir şey Lübnan için de söz konusu. Rusya'nın aynı şekilde Lübnan'da da daha aktif olacağına dair iddialar söz konusu."

    ‘ŞAM, SADECE SİYASİ SAHALARA DÖNMEK İÇİN BU KAZANIMLARDAN TAVİZ VERMEYE YANAŞMAYACAKTIR'

    Diğer yandan ABD yönetimi Körfez'deki son hamlelerle bir Arap NATO'su teşkil etmeye soyunmuşken Levent Şam'ın bu konuda temkinli olacağını düşünüyor. Suriye ordusunun savaşta önemli kazanımlar elde ettiğine atıf yapan Levent, hükümetin siyasi sahada kazanımlarından taviz vermeyeceğini dile getirdi:

    "Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri üzerinden Arap NATO'su kurulması tartışılıyor. Hatta Trump çekildiğinde yerine ne gelecek diye sorduğumuzda ortaya çıkan iki senaryodan biriydi bu. Bu senaryo ortadayken Şam'ın Mısır ile görüştüğünü biliyoruz. Aynı zamanda İran'ın önünün alınması şartı da söz konusu bu ülkelerin. Ancak buna rağmen temaslar Suriye ülkeleri arasında. Suudi Arabistan'ın Suriye'deki savaşın finansmanı olduğunu da biliyoruz. Ama buna rağmen doğrudan görüşmese de Şam ile Suudi Arabistan, Mısır ve Sudan üzerinden, el Beşir'in Şam ziyareti vardı, temaslar devam diyor. Böyle bir olasılık söz konusu mu, pazarlıkların nereye kadar elde edilebileceğine bağlı. Çünkü çok çetin pazarlıkların geçeceği kesin. Şam da birtakım şeyler isteyecektir, karşı taraf aynı şekilde diretecektir. Olası mı, aslında olasılık söz konusu. Ancak nasıl bir güç kurulacak, bunun hacmi ne olacak? Suriye'de hangi bölgelere konuşlanacaklar? Suriye'nin lehine mi olur, aleyhine mi olur, bu önümüzdeki süreçte belli olacak gibi görünüyor. Ancak Mısır güçleri ön plana çıkarsa, çok da hayır geleceğini düşünmüyorum. Çünkü Suriye ordusu da aynı zamanda önemli bir kazanım elde etti. Sadece siyasi sahalara dönmek için bu kazanımlardan taviz vermeye yanaşmayacaktır Şam. Dolayısıyla çetin pazarlıkların döneceğini düşünüyorum, Mısır da bu ihtimallerde var."

    Etiketler:
    Tampon bölge, YPG, Arap Birliği, IŞİD, BM, ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mike Pompeo, Hediye Levent, Ceyda Karan, Beşar Esad, Lübnan, İran, Irak, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın