22:42 20 Nisan 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘Britanya Brexit derken, darmadağın olma tehlikesiyle karşı karşıya’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 20

    Ergin Yıldızoğlu’na göre Britanya, İrlanda ve İskoçya sorunlarıyla birlikte Brexit derken darmadağın olma tehlikesiyle karşı karşıya. İngiltere’de Brexit konusunda hiçbir önerinin yeterli desteğe sahip olmadığı söyleyen Yıldızoğlu, gidişatın böyle sürmesi halinde ikinci bir referandumun olabileceği ihtimalini dillendirdi.

    İngiliz parlamentosunda yapılan oylamada İngiltere Başbakanı Theresa May'in AB ile vardığı birlikten çıkış (Brexit) anlaşması 202 evet oyuna karşı 432 hayır oyu ile reddedildi. Bunun üzerine İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, May'in hükümeti hakkında ‘güvensizlik' oylaması talep ederken, ertesi gün yapılan oylamada May, zor da olsa güvenoyu almayı başarabildi. 29 Mart'ta İngiltere'nin ayrılma konusunda süresi dolacakken, May'in ‘B' planı bekleniyor.

    Öte yandan yapılan son ankete göre halkın Avrupa Birliği (AB) üyeliği konusundaki görüşü keskin bir şekilde değişmişe benziyor. YouGov araştırma şirketinin bin kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği ankette, İngiltere'nin AB'den ayrılması yönünde desteğin yüzde 44'e gerilediği görüldü.

    İngiltere'nin yaşadığı ‘çıkamama' durumunu Cumhuriyet Gazetesi yazarı Ergin Yıldızoğlu ile konuştuk.

    ‘BAŞBAKAN MAY, BREXİT YANLISI DEĞİLDİ, BU DURUM ONUN ÜSTÜNE KALDI'

    Ergin Yıldızoğlu, mevcut Başbakan Theresa May'in önceden Brexit yanlısı olmadığı ve hesapsız bir şekilde bir girilen sürecin içine ‘dalarak' bunu götürmeye çalıştığı yorumunu yaptı:

    ''İngiltere'deki Brexit meselesine birkaç düzeyde yaklaşmak gerekiyor. İlk olarak şunu hatırlayalım: Son derece gereksiz bir şekilde ve beklenmedik anda, kazanmak umuduyla girilen bir referandum, eski Başbakan Cameron zamanında Muhafazakâr Parti'nin yüzüne patladı. Dolayısıyla ondan sonrakiler hesaplanmamış bir şekilde girilen bu durum içinde bocalanıyorlar. Başbakan Theresa May, Brexit yanlısı bir insan değildi. Bu durum onun üstüne kaldı ve ‘Brexit Brexittir' diye işin içine ‘daldı'. Şimdi bunu götürmeye çalışıyor. Yani ‘bir deli bir kuyuya bir taş attı, kırk akıllı çıkaramaz' durumu var burada.''

    ‘BREXİT OYLAMASI ESAS OLARAK GÖÇMENLERİN GELMESİNİ ENGELLEME OYLAMASIYDI'

    Yıldızoğlu'na göre Brexit oylamasının arkasında ciddi bir yabancı düşmanlığı var:

    ''İngiltere halkında birikmiş önemli bir tepki var. 'Bu kadar göçmen geldi buraya evet ekonomiye katkıları oldu, buna itiraz etmiyoruz ama bu katkıların bize bir dönüşü olmadı ve bundan dolayı bu durumu bir yük olarak algılıyoruz' diyorlar. Dolayısıyla Brexit oylaması esas olarak göçmenlerin gelmesini engelleme oylamasıydı. Arkasında ciddi bir yabancı düşmanlığı, ırkçılık, milliyetçilik gibi duygular var''.

    ‘PAZARLIK BİR MÜDDET DAHA SÜRECEK'

    İngiltere'de Brexit konusunda ortaya atılan hiçbir önerinin yeteri desteğe sahip olmadığını düşünen Yıldızoğlu, iş çevrelerinin bu belirsizlikten hoşnut olmadığı görüşünde:

    İngiltere Başbakanı Theresa May
    © AFP 2019 / Adrian DENNIS
    ''İş çevreleri açısından da çok tatsız bir durum oluştu. Şu anda iş çevreleri kendilerini hiç istemedikleri bir durum içinde buldular. Birincisi, gelecekte nasıl bir durum içerisinde olacakları hiç belli değil. Şu anda olası hiçbir önerinin arkasında çoğunluk yok. Dolayısıyla bunun pazarlığı bir müddet daha sürecek''.

    ‘PARLAMENTO MU, REFERANDUM MU ÇELİŞKİSİ ORTAYA ÇIKTI'

    Yıldızoğlu, Brexit krizinin İngiltere'deki siyaseti referandumun mu yoksa parlamentonun mu belirleyeceği konusunda bir çelişki ortaya çıkardığı yorumunu yaptı:

    ''Bir başka düzeyde ise çok ciddi bir siyasi problem ortaya çıktı; referandum mu siyaseti belirler, parlamento mu siyaseti belirler? Dolayısıyla plebisit mi belirleyecek, parlamenter demokrasi mi belirleyecek? İngiltere bir parlamenter demokrasi. Referandum sonuçları ne olursa olsun, son tahlilde parlamento egemen olur ve eğer bir karar çıkarabilirse o karar geçerli olur. Böyle bir çelişki ortaya çıktığı için, şöyle yorumlar yapıldı: ‘Parlamento yavaş yavaş gücü hükümetin elinden alıp kendi eline geçiriyor'. Bu çok anlamlı bir laf değil bu çünkü parlamento deyince ortada bir kişi yok gücü eline geçiren, oy vermeye gelince birbirleriyle ‘anlaşamayan' 650 insan var.''

    ‘İŞ ÇEVRELERİ BİR AN ÖNCE ÇÖZÜM İSTİYOR'

    İrlanda ve İskoçya sorunu nedeniyle Britanya'nın Brexit derken darmadağın olmak gibi bir problemle de karşı karşıya olduğunu belirten Yıldızoğlu'na göre iş çevreleri bir an önce çözüm istiyor:

    ''İş çevreleri bir an evvel çözülmesini istiyorlar. Hemen hemen bütün ticaret odaları, küçük işletmeler örgütleri bu işin hemen halledilmesi gerektiğini, asla anlaşmasız Brexit yoluna gidilmemesi gerektiğini ama ikinci bir referandum konusunda isteksiz olduklarını belirtiyorlar. Bu manzaranın içinde en önemli problemlerden bir tanesi İrlanda sorunu öbürü de İskoçya sorunu. Dolayısıyla çıkalım derken darmadağın olmak gibi bir problemle de Britanya karşı karşıya.''

    ‘İŞ ÇEVRELERİNİN KARŞIT OLDUĞU CORBYN LİDERLİĞİNDEKİ İŞÇİ PARTİSİ AÇMAZDA, SÜRECİNİ NEREYE GİDECEĞİNİ BİLMEK İMKANSIZ'

    Yıldızoğlu'na göre parlamentoda hükümeti devirme koşulları olmayan İşçi Partisi lideri Corbyn, önceliğini genel seçim koşulları yaratıp, bu seçimleri kazandıktan sonra da her şeyi yeniden ‘konuşmak' üzerine kuruyor:

    ''İşçi Partisi bazı açmazlarla karşı karşıya. Parlamentoda hükümeti devirme koşulları yok. Yani peş peşe güven oylaması yaptırsa da —ki birkaç kere yaptıracak anlaşıldığı kadarıyla- İrlanda Birlikçi Partisi, Muhafazakarları desteklemeye devam ettiği müddetçe bu devam eder. Yani May'i deviremezler. İş çevrelerinde Corbyn karşıtı bir korku var. Çünkü adam 35 yıllık ‘tescilli' sosyalist. Dolayısıyla Corbyn ile ilgili olarak ağızlarını açtıklarında hoş şeyler söylemiyorlar. Corbyn'in önceliğini bir genel seçim koşulları yaratıp, seçimleri kazandıktan sonra tüm bunları yeniden konuşmak üzerine kuruyor. Çıkmak yani Brexit'ten yana tavır koymaya kalkıştığı zaman ciddi bir sorunla da karşı karşıya; birincisi kendisi tüm tarihi boyunca bir şekilde Avrupa'dan çıkmak istemiş birisi. Yakın çevresi de aynı şekilde. Yani böylesine bir durum var bu noktada. İkincisi, geleneksel işçi sınıfı oy tabanı belli ki Brexit istiyor ama öbür taraftan da İşçi Partisi'nin üyelerinin de —ki 600 bin civarı üyesi var- %70'i ya da başka bir hesaba göre %82'si kalmaktan yana. Şimdi hem üyelerini yönetmesi lazım hem diğer yandan çıkmaktan yana olanların oyunu alacak şekilde bir formül bulması lazım. Hem de parti içinde kendilerine manevra alanı bulmuş olan İan Copper gibi isimlerin de gücünün yükselmesini engellemesi lazım. Bu zor bir durum. Hele bu konuda Corbyn tecrübesi olan bir siyasetçi değil. 35 yıldır 'backbencher' dedikleri yani hükümet dışında durmuş ve oradan ne yapacaksa yapmış birisi. Dolayısıyla burada nereden bakarsak bakalım şu anda bu sürecin nereye gideceğini bilmek neredeyse imkânsız. 29 Ocak'ta önümüze ne geleceğini görmemiz lazım. O geldiği zaman parlamentodaki diziliş ne olacak, onu görmek lazım. Bu sıkışıklık daha böyle devam edecek.''

    ‘GİDİŞAT BÖYLE GİDERSE İSTER İSTEMEZ İKİNCİ BİR REFERANDUM OLUR'

    Yıldızoğlu'na göre 29 Mart'ta parlamentoya sunulacak paketi görmeden öngörüde bulunmak zor olsa da gidişatın böyle sürmesi halinde ikinci bir referandumun olabilme ihtimali var:

    ''29 Mart'ta bir paket sunulacak parlamentoya. Bunun içinde erteleme önerisi olabilir. Ya da Başbakan May ‘ne yapalım bundan başka seçenek yok, canınız isterse' diyebilir. Yani anlaşmasız çıkış. İki gün önce ‘partiler arası görüşmelere başlayacağız' dediler ama ortada bir şey yok. Çünkü İşçi Partisi bir şart koydu: ‘Eğer anlaşmasız çıkmak seçeneği masadan kaldırılmazsa görüşmeyeceğiz' dediler. Dün The Telegraph gazetesinde Maliye Bakanı'na atfen ' anlaşmasız çıkmak seçeneği tabii masadan kalkacak' gibisinden bir demeç vardı. Ama bugün gazetelere baktığımızda bu konuda bir gelişme yok. Televizyonlarda da bu konudan kimse bahsetmedi dolayısıyla Bakan Hammod'ın bunu söylemesi ne anlama geliyor bilemiyorum şu anda. Böyle bir durum var. Yani gidişat tam bu eksende giderse şimdi ben risk alıp söyleyeceğim, ister istemez ikinci bir referanduma doğru gidilecek. Yani şu andaki durum bu. 29'unda masaya getirilecekleri görmeden bir şey söylemek zor. Ama şu andaki durum devam ettiği takdirde gidecek başka bir yer yok. Yani bu memleketin de ‘sahipleri' açıkçası ‘anlaşmasız çıkış istemiyoruz' diyorlar.''

    ‘YENİ BİR SAĞ YÜKSELİYOR, AVRUPA BİRLİĞİ PROJESİ ZOR DURUMDA'

    Brexit konusunda Avrupa Birliği'nde oluşacak tavrı, Avrupa büyük sermayesini temsil eden büyük sanayicileri, Brüksel'deki bürokratları ve Avrupa'da yükselen yeni sağı da dikkate alarak düşünmek gerektiğini söyleyen Yıldızoğlu'na göre Avrupa Birliği projesi zor durumda:

    ''Avrupa Birliği burnundan kıl aldırmamaya devam ediyor. Ama bugün Alman otomotiv sanayi temsilcileri İngiltere'ye yönelik olarak ''Çıkmayın, en iyisi bu'' minvalinde bir mektup yayınlamışlar. Şimdi Avrupa Birliği'ni değişik düzeylerde düşünmek lazım. Bir Brüksel olarak bakarsak: Brüksel, ‘çıkacaksa mümkün olduğu kadar ağır bir şekilde cezalandırılarak çıksın, ama esas olarak geri dönüp kalırsa bizim için iyidir' diye düşünüyor. Çünkü arkada İtalya, Polonya, şimdi Fransa ve artı olarak İspanya'da yeni bir sağ hareket güçlenmeye başladı ve bunların niyeti belli. Bunlar önümüzdeki Avrupa Birliği parlamento seçimlerinde en büyük bloku oluştururlarsa önemli değişiklikler yapmayı düşünüyorlar. Süreci boğacaklar çok belli. Avrupa Birliği'ni dağıtmayacaklar belki ama Brüksel'in yetkilerinin büyük bir kısmını tırpanlayacaklar. Brüksel bürokratlarının bunların da bunu yapmasını engellemesi gerekiyor. Dolayısıyla Avrupa sanayicilerinin en büyük sermayeyi temsil ettiklerini —yuvarlak masayı temsil ettiklerini- düşünürsek, onların da bunu engellemesi gerekiyor. İngiltere tabii çok kritik bir noktada burada. ‘Paldır küldür' çıkarsa arkasından da bir felaket yaşanırsa bunun ekonomik ve siyasi sorunları olacak. Avrupa Birliği projesi şu anda zor duruma girmiş durumda. Dünyanın dengeleri, yönetilenlerin talepleri ve ekonomik gerginlikler, Avrupa Birliği projesini sırtında taşımaya devam edecek gibi gözükmüyor''.

    ‘İNGİLTERE'DE BREXİT TARAFTARLARI VE KARŞITLARI BİRBİRİNE GİRMEDİ'

    Brexit oylaması yapıldığı sırada, Parlamento önündeki karşıt grupların birbirlerine ‘girmediğini' belirten Yıldızoğlu, bu durumun ekonomik açıdan halka yük bindirmedikçe Sarı Yelekler tarzı bir şeye dönüşeceğini düşünmüyor:

    ''İngiltere'de geçen sefer Parlamentoda oylama yapılırken, kalmaktan yana olanlarla çıkış taraftarların kortejleri yan yanaydı, yani aralarında bir buçuk metre mesafe vardı. En ufak bir itiş kakış olmadı. Karşılıklı pankartlarını gösterdiler. Polis aralarına barikat kurma ihtiyacı bile duymadı. Ülkenin geleceği açısından önemli olan bir konuda taban tabana zıt iki ayrı projeyi büyük bir heyecanla savunan iki taraf birbirlerine girmedi esas olarak orada. Bunun çok kolay kolay Sarı Yelekler durumuna dönüşeceğini düşünmüyorum. Ama geçmişte tabii gördük, yani çok büyük olaylarda birdenbire patlak verdiğine şahit olduk. Özellikle Margaret Thatcher büyük vergileri getirmeye kalktığı zaman bir anda ortalık patladı ve o vergi geri çekilmek sorunda kalındı mesela.''

    ‘SERT ELEŞTİRİLER YAPAN İŞ ÇEVRELERİ, BEYİN GÖÇÜ İSTİYOR'

    Ergin Yıldızoğlu son olarak iş çevrelerinin anlaşmasız çıkışla birlikte hükümetin göçmenlerle alakalı politikalarına sert bir şekilde karşı çıktığını belirterek, bu çevrelerin beyin göçünü istediği yorumunu yaptı:

    ''İngiltere'de ekonomiye dair öngörülerde yüzde 8'den yüzde 1.5 gerilemeye giden bir yelpazeden bahsediyoruz. Azınlıkların durumu, yabancıların durumu bir problem. İş çevreleri kesinlikle karşılar. Geçen gün şöyle bir konuşma geçiyordu, CBI —yani Türkiye'deki TÜSİAD'ın karşılığı diyebiliriz- onun başkanı ‘siz anlaşmasız çıkmayı yönetebileceğinizi sanıyorsunuz ama sizin kafanız çalışmıyor, bu yönetilemez' diyor. İkincisi ‘bu göçmenlik konusunu siz istismar ettiniz, bizim bu konuyu anlatmamıza fırsat bile bırakmadınız, bu da çok saçma bir şekilde yürüyor' diyor. Çünkü ihtiyaçları var gelen işçilere. Gittikçe de vasıflı işçi getiriyorlar. Bir de böyle bir sorun var, Doğu Avrupa'dan ve dünyanın başka yerlerinden getiriyorlar. Burada yetiştirme maliyetini üstlenmiyor tabii ülkeler. Hazır yetişmiş bir doktoru getirmekle burada senelerce kaynak harcayıp doktor yetiştirmek başka bir şey. Yani beyin göçünü istiyorlar. Buradaki yabancı düşmanlığını da engellemek istiyor. Dolayısıyla da dünyanın bütün sorunları bir anda ortaya çıkmaya başladı burada''.

    Etiketler:
    Brexit, Avrupa Birliği (AB), İşçi Partisi (İngiltere), Muhafazakar Parti (İngiltere), Ergin Yıldızoğlu, Jeremy Corbyn, Theresa May, Ceyda Karan, Britanya, İskoçya, İrlanda, İngiltere, Avrupa
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın