21:59 22 Ağustos 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘Rusya’nın İdlib’de sabrı tükendi yeni operasyon olabilir’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 0 0

    Cahit Dilek’e göre, Putin'in Adana Mutabakatı’nı Erdoğan yönetimini Suriye hükümeti ile uzlaşma yoluna gitmesi için örnek olarak ortaya attı. İdlib konusunda ise Rusya’nın artık sabrının kalmadığını anımsatan Dilek, önümüzdeki günlerde bir operasyon ihtimaline dikkat çekerken, bunun adım adım gerçekleştirilebileceğini vurguladı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dün Moskova'da bir araya geldi. Zirvenin öncelikli başlığı Suriye özelinde İdlib oldu, ancak Ankara'nın ‘güvenli bölge' talepleri karşılığını bulmuş görünmüyor. Rusya Devlet Başkanı Putin, Suriye içerisinde Şam hükümetiyle Kürtlerin diyaloğunu desteklediklerini belirtirken, sınırdaki güvenlik sorunlarının çözümü için de Türkiye ile Suriye yönetimleri arasında 1998'de imzalanmış Adana Mutabakatı'na atıf yaptı. Erdoğan, bunun üzerinde durma gerekliliğini daha iyi anladıklarını söyledi.

    Moskova zirvesi ile ilgili gelişmeleri 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı ve Yeniçağ yazarı Cahit Armağan Dilek ile konuştuk.

    ‘TÜRKİYE'NİN YANLIŞ TAVIRLARI NEDENİYLE ŞAM, YPG İLE MÜZAKERE YAPIYOR'

    Cahit Armağan Dilek, 1998 yılında imzalanan Adana Mutabakatı'nın iki komşu ülkenin sorunlarını büyük ölçüde çözmüş olmasını anımsatırken, bu mutabakatın 2011'de devreye giren anlaşma ile pekiştirildiğini anımsattı. Anlaşmanın Türkiye'nin eline büyük imkanlar verdiği görüşündeki Dilek, Türkiye'nin Suriye hükümetiyle uzlaşmayı reddetmesi nedeniyle Suryie hükümetinin YPG ile müzakere yolunu tercih ettiğini söyledi:

    "Toplantıdan ne çıkacağının sonuçlarını bir gün önce Rus tarafından açıkça gördük. Perşembe günü yapılması gereken haftalık toplantısını Rus Dışişleri bir gün öncesine aldı. Orada Zaharova mesajlarını verdi. ‘Kürtlerle diyalogu destekliyoruz. İdlib'te durum kötüye gidiyor' dedi. Biz de basın toplantısında muhtemelen Putin'in ağzından duyduk benzer şeyleri. Bize bir hatırlatmada bulundular. ‘Sizin elinizde bazı imkânlar, manivelalar var, bunları kullanın. Niye gidip Amerika ile işbirliği yapmaya çalışıyorsunuz, sonuçta Amerika burayı işgal etmiş bir güç, siyasal olarak burada bulunmuyor. Hâlbuki siz iki komşu ülke olarak iki egemen güç olarak burada 98'te bir anlaşma yapmışsınız. Bu sizin sorunlarınızı büyük ölçüde çözmüş aslında. 2011'e kadar da çok iyi işlemiş bu mutabakat'. Belki Putin o anlaşmanın farkında değil, 1998'e atıf yaptı. Aslında 2010'da imzalanmış bir anlaşma, Meclis'te onaylanması 31 Ocak. Adana Mutabakatını daha da geliştiren ifadeler de var orada. Türkiye'nin eline de büyük imkanlar veriyor aslında. Biz hiçbir ülkeyle böyle bir anlaşma yaptığını hatırlamıyorum. Görevim icabı 2007'de biz Bağdat ile terörle mücadele anlaşması yaparken bile böyle ifadeler biz oraya kullanamadık. Burada net olarak Suriye hükümeti PKK'yı terör örgütü olarak kabul eden ifadeler var. Biz bunu 2007'deki Bağdat ile yaptığımız anlaşmada yazdıramadık PKK terör örgütüdür diye. Dolayısıyla çok avantajlı bir anlaşmayı biz bir şekilde başka amaçlarla tek pencereden bakarak, mezhep yönünden bakarak 2011'den sonra heba etmişiz. 98'den 2011'e kadar elde ettiğimiz PKK terör örgütü ile mücadele bağlamında Suriye'nin yardımlarının hepsini de heba etmişiz gibi gözüküyoruz Şimdi bunu Putin örnek gösterdi ama bizi Şam'ı yöneltmek üzere örnek gösterdi. O mutabakatın altından çok sular aktı. O zaman Suriye, PKK'yı terör örgütü olarak kabul ederken, şu anda onu muhatap alıp müzakere eden bir konuma geldi bu süre içinde. Bizim de yanlış tavırlarımız nedeniyle şu anda Şam yönetimi YPG/PKK ile müzakere yapıyor. Bunu hem Rusya hem de perde arkasından ABD destekliyor."

    ‘SURİYE HÜKÜMETİ İLE HEMEN HAREKETE GEÇİLMEYECEK, BU ABD'YE KARŞI KULLANILABİLİR'

    Dilek, ABD'nin çekilme kararından sonra Türkiye için IŞİD'in öncelikli hale geldiğini, YPG'nin ikinci sıraya gerilediğini belirtti. Erdoğan'ın Adana Mutabakatı'na olumlu yaklaşımı doğrultusunda Şam yönetimini ile uzlaşma ihtimaline değinen Dilek, Türkiye'nin Suriye hükümetiyle hemen irtibat kurmayacağını,bunu ABD'ye karşı koz olarak kullanabileceğini dile getirdi:

    "Bu çekilme kararından sonra Türkiye'ye Suriye'de IŞİD ile mücadele görevi verildikten sonra, bunu Milli Savunma Bakanı da açıkladı, Suriye'deki görevler sayılırken artık IŞİD'i birinci sıraya aldılar. Artık YPG'nin adı ikinci sıraya geçti, IŞİD öncelikli hale gelmeye başladı. Biz YPG/PKK'yı terör örgütü olarak kabul ediyoruz, siz bunlarla görüşün diye bir karşılık da verilmiyor. Duymazdan, görmezden geliniyor. O zaten Suriye'deki hem Rusya hem ABD ile işbirliğimizin verimli bir sonuca dönmemesinin temel sebebi önce terör tanımında anlaşamamamız, sonrasında da terör listesi konusunda anlaşılamamamızdan kaynaklanıyor. Cumhurbaşkanı'nın açıklamasından da demek ki Suriye ile tekrar bir muhatap almayı düşünmemiz lazım diyor. Ama benim anladığım biraz bir oyalama süreci de var içinde. Hemen harekete geçilmeyecek. Sanki bunu da Amerika'ya karşı kullanılacak gibi geliyor. Dün güvenli bölge konusu konuşulacak dendi. Ama benim anladığım Rusya'nın önceden belirttiği duruşu itibariyle güvenli bölge konusu çok da konuşulmamış gibi gözüküyor. Çünkü Rusya buna sıcak bakmıyor. Zaten Putin hiç ağzına bile almadı. Cumhurbaşkanı da değerlendirmelerde bulunduk diye geçti bu soru üzerine Amerika olumlu yaklaşıyor dedi güvenli bölgeye. Bu şekilde geçiştirildi. Bugün Çavuşoğlu'nun açıklamasından anlıyoruz ki hala güvenli bölge konusunda ne Amerika'nın düşündüğü gibi biliyorlar ne de bu konu hiç konuşulmamış, müzakere edilecek. Bugün gelen Jeffrey ile birlikte bunu biraz daha görüşecekler. Ama her iki tarafın öncelikleri farklıydı."

    ‘TÜRKİYE İDLİB OPERASYONUNA MECBUR'

    Erdoğan-Putin Zirvesi'nden bir gün önce HTŞ'nin Rus askerlere yönelik saldırı düzenlediğine dikkat çeken Dilek, bu yüzden Rusya'nın artık İdlib'e operasyon konusunda sabrının kalmadığını söyledi. Dilek, önümüzdeki günlerde İdlib'e operasyon düzenlenme ihtimalinin yüksek olduğunu belirterek adım adım bir harekat olabileceğini ifade etti:

    "Nitekim İdlib konusu, Rusya için birinci öncelikliydi. Çünkü zirveden bir gün önce 400 kişilik bir HTŞ, Nusra grubu Rus üsleri ve askerlerine doğru saldırı yaptılar, toplu bir saldırı vardı. Onlar bu konudan çok şikâyetçiler. Bunun ne kadar ötelenebileceği konusunda artık sabırlarının tükendiğini anlıyoruz. İlave tedbirlerden bahsediliyor. Benim öngörüm daha önce Halep konusu, Doğu Guta konuları çözülürken İdlib'te de yavaş yavaş bazı bölgeler Suriye ordusunun kontrolüne girmişti. Orada İdlib'e toptan yüklemeden ziyade bölge bölge, parça parça İdlib'i kontrol altına alma stratejisi var gibiydi. Bu Türkiye'nin de işine geliyor biraz. Birdenbire çok yoğun bir göçü ve onların arasında karışmış teröristlerin Türkiye'ye kaçması bağlamında parça parça operasyonlarla bu işin gelebileceğini ben öngörüyorum. Önümüzdeki günlerde muhtemelen İdlib bölgesine bir operasyon olabilir. Böylece göçün etkisi azaltılmış olacak. Bu Rusya'nın da işine geliyor. Büyük operasyon, katliam yapıyorsunuz eleştirilerini bertaraf etme adına hem Türkiye'nin de işine gelmiş oluyor. Yavaşlatılmış bir operasyonla İdlib'e yönelik Türkiye de buna mecbur. Bu operasyon önümüzdeki günlerde gelecek. Bu bağlamda Türkiye, İdlib'te bu gelişmeler yaşanırken, diğer taraftan da Fırat'ın' doğusunda Amerika ile işbirliği yapmayı tercih etmiş gibi gözüküyor."

    ‘ZİRVEDEN SOMUT BİR İŞBİRLİĞİ ÇIKMASI MÜMKÜN DEĞİLDİ'

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof Dr. Fahrettin Altun'un zirve günü yayınlanan ve ‘ABD'nin Suriye'de çıkarlarını sadece Türkiye koruyabilir' başlığını taşıyan ve daha sonra başlığın değiştirildiği makalesine de atıf yapan Dilek, bu makale ile görüşme öncesi tuhaf mesajlar verildiğini belirtti. Dilek, Ankara'nın Jeffrey ile yeni görüşmeler yapacağını anımsatarak, Türkiye'ye ‘yeni havuçlar' sunulabileceği görüşünü dile getirdi:

    "İdlib'te Rusya'nın girmesini Suriye'nin meşruiyetini önleyecek bir kapasitemiz yok orada. Sonuçta onların toprağı ve onların kontrolü altında. İşbirliği birdenbire kesilmesin diye hem Rusya hem de Suriye bir şekilde ağırdan alıyor diye düşünüyorum. Bu Türkiye'nin de işine geliyor, bunu kabullenmiş durumda. Çünkü siz orada hem Rusya ile işbirliği yapmaya geliyorsunuz hem de diyorsunuz ki ABD bize güvenli bölge konusunda olumlu yaklaştı, biz sanki onunla işbirliği yapacağız gibi mesaj veriyorsunuz. Bu karşı tarafı biraz huylandırıyor açıkçası. Kızdırıyor diyelim. İletişim Başkanı'nın böyle bir iletişim felaketi yapması çok skandal bir ifade. Bir kere bizim görevimiz, Türk ordusunun görevi Amerika'nın çıkarlarını korumak değil, bu bir. İkincisi siz Amerika'nın çıkarlarının ne olduğunu nereden biliyorsunuz? Görüyoruz ki Amerika'nın çıkarı orada PKK'yı destekleyip onlara özerk yapı oluşturmak. Şimdi biz bunu mu koruyacağız mesela. Cümle baştan başa yanlış. Hem de Putin ile bir zirveye giderken aynı gün koyduğumuz bir şey. Hem biz duruşumuzu sergiliyoruz, öbür tarafta Zaharova, Lavrov'un yapmış olduğu açıklamalar var. Böyle bir gidişatta zirveden de somut bir işbirliği çıkması mümkün değildi. Bir harekatın mümkün olmadığını görmememiz lazım. Sahadaki durumlar onu gösteriyor. Bence Amerikalılar da üstelik PKK-PYD'de de bunun böyle olmadığını görüyor. Türkiye bir operasyona hazırlanırken PKK/YPG, Deyri Zor'da IŞİD'e karşı savaşmaya devam edecektir. Yani öyle bir şey yok. Adam kuzeydeki hattın güvenli olmadığını görse gidip orada savaşmaz. Dolayısıyla öyle bir operasyon beklentisi yok. Bolton'un açıklamasında, Senatör Graham'ın açıklamasında bile Türk askerinin Suriye tarafına adım atmasının iyi sonuçlarının olmayacağını açıkladığını biliyoruz. O güvenli bölge Amerikalıların oradaki oluşturdukları yapıyı korumaya yönelik bir yapıdır. Önümüzdeki günlerde bu uçuşa yasak saha kararıyla da desteklenecektir. Türkiye'yi rahatlatma adı altında uçuşa yasak saha uygulaması bütün Suriye kuzeyini kapsayacak. İdlib'in kuzey bölgesini de kapsayacak şekilde genişletilip, Türkiye'ye bir havuç olarak da sunulabilir. Bu bizim Rusya ile aramızı bozabilir. Ama ABD ile ilişkilerimizi geliştirme adı altında Türkiye'ye Fırat'ın batısını siz idare edin, doğusunu da biz idare edelim kontrol sizde olsun bir havuçla gelebilirler. Jeffrey'nin bütün çalışmaları, Amerika'nın çekilme kararından önceki bütün çalışmaları, bölgedeki görüşmeleri buna yönelikti. Önümüzdeki günlerde bunların işaretlerini göreceğiz."

    Etiketler:
    Güvenli bölge, YPG, IŞİD, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Beşar Esad, Vladimir Putin, Menbiç, İdlib, İran, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın