14:33 17 Ekim 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'İngiltere'de May hükümeti, Brexit'i durdurarak istediği anlaşmaya yakınını elde edebilir'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 11
    Abone ol

    Özlem Kaygusuz’a göre Britanya’daki May hükümeti, Brexit sürecini durdurarak AB’den ayrılık sürecinde zaman kazanabilir. Kaygusuz, Londra’nın böylelikle arzuladığına yakın bir anlaşma elde edebileceğini kaydetti. Kaygusuz’a göre AB’deki krizler sürecinde Avrupa’da daha derinlemesine bir Fransız-Alman ortaklığı şekilleniyor.

    Britanya parlamentosunun Theresa May hükümetinin Brexit anlaşmasını reddetmesinin ardından Londra'daki kriz hali sürerken, parlamento anlaşmasız bir çıkış ihtimalini de kabul ettiği tasarıyla önünü kesti. May hükümetine Brexit anlaşmasında yer alan ‘tedbir maddesinin' (backstop) değiştirilmesi için yetki verildi. Ancak AB milim geri adım atmıyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker Brexit anlaşmasının tekrar müzakere edilmeyeceğini net bir dille tekrarladı. Britanya'nın AB'den çıkış tarihi olan 29 Mart yaklaşırken, AB'nin ne yapmak istediğini ve olası gelişmeleri Ankara Üniversitesi'nden Doç. Dr. Özlem Kaygusuz ile konuştuk.

    ‘BU ÇOK SOFT BİR BREXIT'

    Doç. Dr. Özlem Kaygusuz'a göre Avrupa Birliği, Londra'yı ‘soft Brexit'e zorlamamaya gayret ediyor. Britanya parlamentosunun da son olarak May'in elindeki ‘anlaşmasız çıkış' kozunu aldığını belirten Kaygusuz'a göre, serbest ticaret için yapılacak müzakerelerle taraflar arasında ‘Norveç modeli' üzerinde bir uzlaşma sağlanabilir:

    "Avrupa Birliği bir ‘soft Brexit'i Birleşik Krallığı zorlamaya gayret ediyor, bana göre başarıyor da. Bütün bir süreç boyunca bir yığın tıkanıklık yaşandı. Yine bunlardan birine girdik. Aslında bu tablo süreci bir yere taşıyacak gibi görünüyor. Ben öyle bir izlenim ediniyorum açıkçası. Çünkü bu ‘no-deal' kozu May'in elinde çok önemli bir kozdu mevcut anlaşmayı geçirmek için. Bir yandan Brüksel'in tavizsiz tutumu, bir yandan da May'in ‘no-deal' ile çıkarsak felaket olur, o yüzden bu anlaşma geçmek zorunda baskısı şimdi boşa çıktı. Bu anlaşma geçmek zorunda değil noktasına geldi İngilizler. Aslında yapabilecekleri bir şey de var. Britanya'ya kapatılan kapı bu anlaşmanın tamamen tavizsiz şekilde uygulanması şeklinde bir sonucu getirmiyor. Çünkü aslında ortada bir serbest ticaret anlaşması yok. Bir ayrılma anlaşması var, 600 sayfalık bir metin. Bir siyasal bildirge var. Fakat esas ilkeler siyasal bildirgede ortaya konuldu. Avrupa Birliği, ‘backstop'ta bir taviz vermek istemiyor. Ama onlar ayrılma anlaşmasında detaylı olarak ‘backstop' ile ilgili prensipler ortaya konmuş durumda. Ama siyasal bildirgede ufak tefek oynamalarla mevcut ilkeler Britanya ve Avrupa Birliği ilişkilerinin Ukrayna modeline yakın bir model içine koymuşken bu oynamalarla bu modelin yerine Norveç modeline daha yakın bir yere çekmeye çalışıyorlar yapılacak serbest ticaret anlaşmasını. Bu bir kapı açtı gibi aslında. Ama bu çok soft bir Brexit. Bunu May ne kadar kabul ettirebilir mevcut muhafazakar parti içerisindeki çok endişeli geniş kesimlere orası soru işareti."

    ‘BREXIT ERTELENEBİLİR, EK SÜRE ORTAYA ÇIKABİLİR'

    Kaygusuz'a göre Norveç modeli ‘backstop' meselesine de çözüm getirebilecek nitelikte. AB'nin Birleşik Krallığı kendine bağlı tutmak istediğini belirten Kaygusuz, Brexit'in Britanya hükümeti tarafından ertelenebileceğini de vurguladı:

    "Norveç modeli backstop meselesini de çözecek. Yani o sınır sorununu özellikle hizmet alımları ve sunumu konusunda ekonomik serbest dolaşımı içerdiği için aslında backstop'u da çözmüş olacak. Nasıl bir fark var bu düzenlemelerin içerisinde? Mevcut anlaşmanın Ukrayna modeline yakın olduğu düşünülüyor. Bu iç serbest ticaret anlaşması serbest dolaşımı içermiyor. Mallarda tam serbestliği, hizmetlerin belirli bölümünde serbestliği içeriyor. Politikalarla Avrupa Birliği ile ilgili çok yoğun bir işbirliğinin devamı birçok alanda Birleşik Krallığın Avrupa Birliği'ne bağlı olmaya devam edeceği, Norveç'ten daha gevşek Kanada'dan daha sert bir bağlanma modeliydi bu. Mevcut anlaşma bunu içeriyordu. Bu mevcut anlaşma backstop kuralı ile bir çelişki de içeriyordu. Çünkü hizmetlerin sınırlı serbest dolaşımı ne demek? Serbest dolaşım insan hareketliliği kabul edilmeden hizmet sektöründe nasıl bir kısmi dolaşım olacak ve bu ister istemez katı sınır uygulamalarını da gerektirebilir. Çünkü gümrük birliği tamamen ortadan kalkmış oluyor. Ortak pazara erişim söz konusu değil Britanya tarafından. Hem iş dünyası hem backstop düzenlemeleri biraz çelişkili bir sorun yarattı. Bu yüzden zaten parlamentoda çok yoğun tartışmalar oldu. Üstelik muhafazakar parti de buna hiç sıcak bakmadı oradaki Brexit yanlıları da bu formülü beğenmedi. İşçi Partisi de Brexit savunması yapıyor. Yani ‘Avrupa Birliği'nden çıkalım ama bu şekilde değil' diyorlar. Onlar mesela Norveç modelinin ortak pazara erişime devam edeceği, serbest dolaşım ve ticaretin devam edeceği, dolayısıyla Avrupa Birliği kurallarıyla özel bir STA'nın yapılacağı ama Birleşik Krallığın özellikle 3. ülkelerle kendi ticaret ilişkilerini geliştirebilmesine olanak veren bir model olarak karşımıza çıkıyor. Bütün Brexit süreci boyunca en çok tartışılan kendi ticaret politikamızı belirleyemiyoruz, kendi ilkelerimizle daha avantajlı serbest ticaret anlaşmaları yapamıyoruz gibi şikayetleri önüne alacak bir model olarak ortaya çıkıyor. Bu Norveç modeline bir kayış söz konusu olabilir, bu mümkün şu anda. Hem aslında ayrılma anlaşması müzakere edilmiş olmayacak bana göre. Avrupa Birliği buna zorluyor aslında. Çünkü artık ‘no-deal' yapmayacağız diyorlarsa, Theresa May'in artık parlamentoda ortaya çıkan bu iradeyi dikkate almadan herhangi bir tutum alması mümkün görünmüyor. Bunu Avrupa Birliği de görüyor. Çünkü Avrupa Birliği aslında en yakın şekilde Birleşik Krallığı, Avrupa Birliği'ne bağlı tutmak istiyor. Bu işten kurtulmak istiyorlar. Avrupa Parlamentosu seçimleri yaklaşıyor. İngiltere'de şimdi o tartışılmaya başlandı. Eğer erteleme olursa 29 Mart'ta çıkılmazsa, parlamento seçimlerine mi gireceğiz diye hukukçular görüş bildiriyorlar mesela. Girmeyebiliriz, ayrılma süreci içinde olduğumuz için ki girmemeliyiz doğrusu da bu diyerek tartışıyorlar. Ben şöyle bir gidiş olduğunu düşünüyorum dünden beri. Bir erteleme söz konusu olabilir. 29 Mart'ta ayrılışın gerçekleşmemesi, ek sürenin ortaya çıkması. Bu nasıl olabilir? 29 Mart tarihi havadan düşmedi. 29 Mart 2017'de May hükümeti Lizbon anlaşmasının 50. Maddesini işletmeye başladı. ‘2017'de süreç başladı. 2 yıl içerisinde biz müzakereleri tamamlayıp 29 Mart 2019'da şu saatten itibaren ayrılıyoruz' diyerek bu süreci başlatmışlardı. Bunu durdurabilirler. Avrupa Adalet Divanı bu kararı aldı. Britanya hükümeti, Birleşik Krallık hükümeti tek taraflı olarak Lizbon anlaşmasının 50. maddesini durdurabilir. Bir kere zaten May hükümeti bunu yapmak zorunda. Hangi gerekçeyle bunu yapacak? Bunu yapabilirse bir zaman kazanacak. Zaman içerisinde de bu siyasal bildirgedeki ilkelerde yapılacak küçük değişiklilerle çok daha farklı büyük bir değişiklik yapılmış olacak. Birleşik Krallığı, Avrupa Birliği'ne en yakın şekilde bağlı tutacak Ukrayna modelinden daha sıkı, daha soft bir Brexit'in önü açılabilir görünüyor."

    ‘NORVEÇ MODELİ EKONOMİK ANLAMDA SERBEST DOLAŞIMI MÜMKÜN KILACAK'

    Britanya iç siyasetinde çalkantılar bulunsa da AB'nin şu aşamada May hükümetinin değişmesini istemeyeceğini belirten Kaygusuz, yeni bir hükümetin her şeyi baştan ele alınması anlamına gelebileceğini anımsattı:

    "Norveç modeli bu sorunu çözüyor gibi görünüyor. Ticaret Bakanlığından arkadaşlarımla görüştüm. Türkiye de çünkü çok yoğun hazırlıklar yapıyor bu konuda. Brexit olursa İngiltere ile ticaret nasıl yürüyecek, İngiltere ile bir STA'nın yapısını birçok ülke gibi Türkiye de kurmaya çalışıyor. Orada ortaya çıkan görüş hakikaten fiili olarak bu modelin backstop ile ilgili Britanya'da muhafazakarlar arasında kabinede oluşan endişeleri gidereceği, çünkü bu şekildeki bir üyelikle Birleşik Krallık çok rahatlıkla İrlanda ile vize anlaşması yapabilir. Serbest dolaşımı yani vizesiz seyahati sıradan insanlar için bile geçerli kılabilir. Kaldı ki Norveç modelinde ekonomik anlamda bir serbest dolaşım mümkün olacak. Yani ekonomik aktörler, hizmet sunanlar ve satın alanlar serbest dolaşımdan yararlanacak. Katı sınır gibi bir şey olmayabilir. Brexit tartışmalarının çok gerisine düşürmüş olacak. Yani kendi yasamızı yapmak, egemenliğimizi elimize almak, bütün hamasi söylemler… Hakikaten verdiği zarar ortaya çıktı o söylemlerin. Onlar bir tarafa bırakılacak ama şöyle bir şey olabilir. Ortak ticaret politikasına dahil olmadığı için özellikle 3. ülkeler ile daha avantajlı, STA'lar yapma konusunda bir egemenlik kazanımı diyelim. Yeniden o inisiyatifi İngiliz hükümeti eline almış olabilir. Çok ucuz atlatmış olurlar. Bu süreç yürür mü bilemiyorum. Fakat muhalefette çok farklı kesimler var. Gümrük Birliği'nin bile devam edeceğini iddia edenler var İşçi Partisi içerisinde. Norveç modeline çok uzak bakmıyorlar ama iktidar istiyorlarsa tabii onun için bile itiraz etmeleri ve erken seçimi zorlamaları beklenir. Ama orada da böyle bizdekine benzer bir beka tartışması mı çıkar bilemiyorum. Normalde o beklenir. Çünkü muhalefetteki birçok başka parti İskoçya Ulusal Partisi, Liberal Demokratlar, Yeşiller hepsi ikinci referandum istiyor. İşçi Partisi'nin elinde çok fazla koz var. Ama Avrupa Birliği iktidar değişimine, yeni bir iktidarın gelmesini, onunla yeni bir sürecin başlamasını da çok sıcak bakmıyor olabilir. Avrupa Birliği bu meseleden kurtulmak istiyor. Çünkü çok daha önemli gündemleri var, ortak sığınmacı sisteminin reforme edilmesi gibi bu işlerin içinden çıkılamadı. 2018'de güya çok somut adımlar atılması öngörülmüştü. Çok sınırlı uzlaşmalar ortaya çıkabildi. Dolayısıyla Avrupa Birliği, bu işin bu şekilde Britanya'daki bir hükümet değişikliğiyle ısıtılıp tekrar yeni bir hükümet ile yeni bir anlaşmanı müzakere edilmesi gibi bir süreci gündemine çok almak istemeyebilir."

    ‘AVRUPA BİRLİĞİ'NİN EN DERİN KRİZİ RADİKAL SAĞ PARTİLERİN YÜKSELİŞİ'

    Kaygusuz, AB'de herhangi bir kriz durumunun üstesinden bugüne kadar hep Fransız-Alman ortaklığı sayesinde gelindiğini vurgularken, iki ülkenin artık bu işbirliğini daha da derinleştiren son adımlarına dikkat çekti. Brexit'in yönetilebilmesi halinde Avrupa Birliği'nin küreselleşme sürecinde yaşadığı sıkıntıları aşmakta yeni bir hamleye önayak olabileceğini belirten Kaygusuz, bu yolla Fransız-Alman ortaklığının özellikle savunma alanında daha derinlemesine entegrasyon için yeni adımlar atabileceğinin de altını çizdi:

    "Ona tanıklık ediyoruz. Aslında Avrupa Birliği'nde on yıllardır her türlü kriz Fransız-Alman ortaklığının çok etkin şekilde çalışmasıyla aşılmıştır. Büyük siyasal hamleler anayasa bunalımın aşılması gibi sorunların hepsi Fransız-Alman ortaklığı ile olmuştur. Fakat bu son 2009'dan itibaren devam eden kriz süreci, kriz artık Avrupa Birliği'nin yeni normali mi oldu diye tartışmalar var. Fransa ile Almanya bunun bir merkez siyaset krizi olduğunu görüyorlar diye düşünüyorum. Çünkü daha önceki krizlerde Fransız-Alman ortaklığı bir modelle ortaya çıkar ve bu bir şekilde işletilirdi. Ve yeni bir büyük anlaşma yapılarak mevcut anlaşamaya eklenerek, bütünleşmenin bir miktar daha derinlemesine biz görürdük. Fakat henüz avro alanı reformu ve ortak göçmen politikası meselesinde bu tarz bir inisiyatifi geliştiremediler. AB'de geniş kesimlerde Avrupa karşıtlığı ve şüpheciliği yükselişte. Bir meşruiyet krizi var. Özellikle Avrupa şüpheciliği kavramının ortaya atıldığı dönemden beri seçkinlerle kitleler arasındaki uzaklık anlamında bir meşruiyet krizi hep tartışılır. Ama bu son krizde avro alanı, mülteci sorunu ve Brexit'in damgasını vurduğu hala içinden çıkılamamış krizde Avrupa merkez siyaseti şunu görüyor. Daha önce hem sağda hem solda farklı özellikle lider Avrupa ülkelerindeki partilerin hepsi Avrupa Birliği yanlısı idi. Yani bunlar bir şekilde krizleri Avrupa Birliği'nin hayatta kalmasını bırakın daha da derinleşmesi yönünde yönetebiliyorlardı. Bugün radikal sağ partilerin yükselişi, geniş kitlelerin oy verme davranışlarını etkilemeye başlamış olması, birçok ülkede merkez siyaseti belirleyen ülkeler haline gelmeleri aslında Avrupa Birliği'nin en derin krizi. Çok yüzeysel tartışıyorlar illiberal rejim deyip kendilerinde olmadıklarını düşünüyorlar. Polonya, Macaristan diye sayılıyor. Hayır bütün Avrupa'da merkez siyaset sarılıyor aslında. Bu yüzden bu çok daha derin bir meşruiyet krizi. Bunu aşmak için aslında gerçekten geniş kitlelerin Avrupa Birliği normlarına, sıradan insanın hayatına bir şeyler katarak devam etmesi gerekiyor. Bu çapta bir reform düşüncesi AB'de yok. Avrupa toplum modelini derinden sarsan bir küreselleşme süreci hala devam ettiriliyor. Son 30 yıldır Avrupa Birliği bununla dönüştü aslında. Ama geniş kitleleri Avrupa Birliği'nden uzaklaştıran bu çapta bir derin sorgulamaya henüz rastlamıyoruz. Hem bu derin sorgulamayı yapmaktan kaçınan bir merkez siyaseti var, popülizmi ve radikal sahayı yönetmeye çalışan sınırlı reformlarla Avrupa Birliği sürecini derinleştirmeye çalışan bir tutum benimsemiş durumda. Aslında esas tıkanıklık bu. Esas tıkanıklık Brexit'te bir yere gidilememesi değil. Birçok yorumcuya göre Britanya'nın bu şekilde ayrılması gerçekten çok olumlu bir şey. Çünkü Avrupa Birliği'nin gelişmesinin önünde bir engeldir. Özellikle dış politika, savunma işbirliği konularında. Kattıklarından çok sürekli frenleyen, o farklılaştırılmış bütünleşmenin önünü açan bir pozisyonu vardı İngiltere'nin. Bu siyasal konjonktür açısından baktığımızda böyle bir rüzgar yaratıyor. Ama bu rüzgarı gerçekten geniş toplumsal kesimlerin sosyoekonomik beklentilerini de karşılayarak, meşruiyet sorununu aşarak yönetebilecek bir Avrupa Birliği var mı derseniz, orada bir şüphe duyuyorum. Öyle bir dönüşüm içerisinde olduğunu düşünmüyorum Avrupa Birliği'nin. Bu rüzgarın üzerine kuşkusuz Fransız ve Alman ortaklığı daha somut adımlar atabilirler. Özellikle savunma işbirliğinde. Ki attılar da zaten."

    Etiketler:
    Avam Kamarası, Özlem Kaygusuz, Jeremy Corbyn, Ceyda Karan, Jean Claude Juncker, Britanya, Londra, Almanya, Fransa, Avrupa
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın