08:50 23 Şubat 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'ABD ile Türkiye arasında güvenli bölgeye dair ciddi anlaşmazlıklar aşılabilecek gibi görünmüyor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    0 31

    Zeynep Gürcanlı’ya göre, ABD ile Türkiye arasında ‘güvenli bölge’ konusunda ciddi anlaşmazlıklar ‘aşılabilecek’ gibi görünmüyor. Gürcanlı, Ankara’nın ABD ile anlaşmazlıklar yüzünden 31 Mart seçiminden sonra Suriye’de Rusya ile daha yakınlaşarak Şam’la iletişim yolunu seçebileceği görüşünde.

    ABD yönetiminin nisan itibarıyla Suriye’den çekilmekten bahsetmesiyle Suriye’nin kuzey doğusuna dair diplomasi hızlandı. Türk hükümeti, Suriye’nin kuzeydoğusunda arzuladığı ‘güvenli bölge’ için bastırırken, Washington’dan art arda olumsuz mesajlar geldi. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Robert Palladino, kendileri çekildiğinde Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve —YPG’yi kast ederek- bileşenlerine saldırılmaması gerektiğini belirtirken, açıklamasında ‘daha fazla ileriye gitmemek için durduğunu’ özel olarak beyan etti. Ankara’da basın mensuplarını bilgilendiren bir Amerikalı yetkili de Ankara’nın Rusya ile ilişkilerini sorguladı, S-400 alımında ısrar edilmesi halinde Patriot sistemlerinin alınamayacağını net biçimde dile getirdi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, Washingto’daki IŞİD karşıtı koalisyonun genişletilmiş toplantısında yerini alırken, ABD, Britanya ve Fransa gibi ülkelerin yanında Ürdün’ün de bulunduğu dar toplantıya katılmaması dikkat çekti. Ankara, Washington’da Trump’ın kararlarını baltalayan bir ekip olduğu görüşünü dile getirirken, ABD Başkanı’nın rahip Brunson’ın iki yıl hapsin ardından bırakılması sürecine atfen, “Onu çıkarın, onu bıraksanız iyi olur' dedim ve bıraktılar" değerlendirmesi de bir başka başlık oldu.

    Türkiye-ABD ilişkilerinde yaşanan gelişmeleri Sözcü Gazetesi Ankara temsilcisi ve yazarı Zeynep Gürcanlı ile konuştuk.

    ‘ABD, SURİYE’DE ARAP ÜLKELERİNİ DE DEVREYE SOKMAYI DÜŞÜNÜYOR’

    Zeynep Gürcanlı’ya göre ABD ile Türkiye hükümetleri arasında ‘tampon bölge’ konusunda çok ciddi anlaşmazlıklar bulunduğunu belirtirken, bu durum ‘aşılabilecek gibi durmadığının’ altını çizdi.

    “Amerika-Türkiye ilişkilerinde anlaşamamak üzerine anlaşmak gibi bir durum var. Birtakım şeyler üzerinde anlaştıklarını söylüyorlar. Ama farklı şeyi kastediyorlar. Mesela Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri’nin anlaştıkları ne var? Bir tampon bölge oluşturulması var. Fakat bu tampon bölgenin kim tarafından korunacağı, kimin kontrolünde olacağı konusunda çok ciddi bir anlaşmazlık var. Aslında en temel anlaşmazlık. Amerikan tarafından bakınca bütün işaretler, bütün açıklamalar hep bu tampon bölgenin Türkiye’nin olası bir operasyonuna karşı YPG/PYD güçlerini korumak için yapılacağını gösteriyor. Oysa Ankara tarafının bu tampon bölgenin Türkiye’ye yönelik terör tehditlerini durdurmak için yapılmasını öngördüğünü anlıyoruz Ankara tarafının. Fakat terör tehdidi deyince Ankara YPG/PYD’yi kastediyor. Dolayısıyla bölgeyi kendisi kontrol etmek istiyor. Amerikalılar Türk askeri oraya girmesin diyor, Türkiye o bölgenin kontrolü bizde olacak diyor. Çok temel bir anlaşmazlık var o alanda. Bu anlaşmazlık şimdi yapılan görüşmelerle aşılmaya çalışılıyor. Ama aşılacak gibi değil. Bunu bana Washington’daki bir toplantı söyletti.”

    ‘ÇAVUŞOĞLU WASHINGTON’DAKİ KÜÇÜK TOPLANTIDA YOKTU’

    Gürcanlı Washington’da IŞİD’la mücadele koalisyonunun son toplantılarına dikkat çekerken, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun 79 ülkenin katılımıyla düzenlenen toplantıda yerini aldığını ancak aynı çerçevede Ürdün ve Mısır’ın da yer aldığı ‘dar kapsamlı’ toplantıdaki ülkeler arasında bulunmadığına vurgu yaptı. Gürcanlı, ABD, Britanya, Fransa ve Almanya gibi ülkelerin yanı sıra Arap ülkelerinin de oluşturulması düşünülen ‘güvenli bölgeye’ yabancı güç konuşlandırma konusunda seferber olmalarına atıf yaparak şu değerlendirmede bulundu:

    “Washington’da geçtiğimiz iki gün içinde bir IŞİD’e karşı mücadele koalisyonunun üyeleri toplandı, Türkiye de üyesi. 70 küsur ülke bir araya geldi. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da o toplantıda Türkiye’yi temsil etti. IŞİD ile mücadelenin nerede olduğu, nereye gideceği konuşuldu. Buraya kadar her şey çok güzel. Sonra o toplantının yapıldığı yerin hemen yanında belki yan odada belki yan salonda bir başka toplantı daha yapıldı. Amerika Birleşik Devletleri’nin başkanlığında 7 ülke Suriye’yi ele aldı. Suriye neresi? Türkiye ile en uzun sınırı olan ülke, Türkiye’nin içinde asker bulundurduğu ülke. Fakat ilginçtir, Çavuşoğlu da o kentteydi. Bu toplantı yapılırken Çavuşoğlu o toplantıya davet edilmedi. Kimler vardı o toplantıda? Pompeo ev sahibiydi. Bir başka sınır ülkesi Ürdün vardı. Mısır vardı, Arapların sesi olmaya iyice heveslenen Sisi’nin Mısır’ı. Ondan sonra ilginçtir Almanya vardı, son dönemde uluslararası ilişkilerde giderek etkisini artıran. İngiltere ve Fransa vardı. Bu gruba baktığımız zaman bir şeyleri pişirdiklerini söylemek mümkün. Nedir pişirdikleri? Benim öngörüm şu. O güvenli bölgede kim yer alacak? Fransızlar zaten gönüllü gibiler Amerikalıların boşalttığı yerlerde bir şekilde devriye gezmeye. Oraya eski sömürgeleri olan Suriye’ye bir şekilde e adı altında olursa olsun girmeye çok hevesliler. İngilizlerde de onu görüyoruz. Orada zaten küçük küçük İngiliz birlikleri var, eğitim için, destek için, koalisyon için adı altında. Durumu Türkiye açısından normalleştirmek için Arap ülkelerini de devreye sokmayı düşünüyor Amerika benim anladığım. Ürdün burada kilit rol oynuyor. Bu açıdan bakınca önümüzdeki dönemde oraya kimin yerleştirileceğine ilişkin görüşme zincirinin yol aldığını görüyoruz.”

    ‘MEVCUT TÜRKİYE’DEKİ İKTİDARIN SEÇİME KADAR ELİ KOLU BAĞLI’

    Gürcanlı’ya göre Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik bir operasyon konusunda Erdoğan yönetiminin köşeye sıkışmış göründüğünü belirtirken, Rusya’nın da Ankara’ya uzlaşması için Şam yönetimini gösterdiğine dikkat çekti. Erdoğan’ın dış politikada ‘keskin dönüşler’ yapabilme potansiyaline vurgu yapan Gürcanlı, Şam’daki hükümet ile 31 Mart yerel seçimleri sonrası ‘yakılaşmanın’ söz konusu olabileceğini savundu. Gürcanlı ABD ile ilişkilerde S-400’lerden Venezuela’ya uzanan diğer sıkıntılı başlıkları da anımsatıp, “Benim tahminim Rusya ile biraz daha yakınlaşarak Suriye ile bir şekilde iletişim yolunu seçecektir Ankara” ifadelerini kullandı:

    “Dışişleri Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamalar da şöyle. Amerikalıların boşalttığı bölgeye terör unsurları ki YPG kastediliyor ya da başka unsurların yerleşmesini istemiyoruz. Başka unsurlar deyince ilk YPG/PYD’nin Menbiç’e davet ettiği ve yavaş yavaş oraya yerleşmeye başlayan Suriye ordusu geliyor. Nitekim bu Menbiç için söylenmiş bir şeydi Ankara tarafından. Yani Türkiye, YPG/PYD’yi istemiyor bu kesin. Ama Suriye askerlerini de o bölgede istemiyor. Adana mutabakatı işi çok ilginç. Putin de Ankara’yı buradan sıkıştırıyor. Adana mutabakatı demek bir şekilde Şam ile yeniden görüşmeye başlamak, bir şekilde Şam’ı tanımak anlamına geliyor. Putin de hem İdlib üzerinden hem de YPG/PYD üzerinden masaya oturması için Ankara’yı sıkıştırıyor. Ankara da şu an için diretiyor gibi görünse de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son açıklamasını önemsiyorum: ‘İstihbaratta alt düzeyde Şam ile iletişim kurduk’. Şunu biliyoruz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dış politikada daha önce çok keskin dönüşler yapabilen bir lider. Bunu gördük pek çok yerde. Ben o alt düzeyde istihbari görüşmelerin bir şekilde Esad rejimiyle uzlaşmanın ilk adımı olduğunu düşünüyorum. Fakat önümüzde bir seçim var. Bütün bunlar seçimden sonra olacak gelişmeler. Seçime kadar mevcut Türkiye’deki iktidarın biraz eli kolu bağlı. Dolayısıyla şu anki izlenen politika, biraz daha üst perdeden dile getirilecek tahminim. Fakat seçimden sonra Ankara, Suriye politikasına yeni bir yön verebilecek. Benim tahminim Rusya ile biraz daha yakınlaşarak Suriye ile bir şekilde iletişim yolunu seçecektir Ankara. Çünkü Amerika ile ilişkiler son derce sıkıntılı. S-400’ler var, Ankara’nın almaktan vazgeçmesi mümkün değil. Amerikalı yetkili ki ben de o toplantıdaydım, çok net bir şekilde açıkladı, yaptırım gelir dedi. Üç ayrı yaptırımdan bahsetti. Hem Patriot satmayız hem F35 programından çıkabilir Türkiye, üstelik bir de ek yaptırımlar gelebilir dedi. Venezüella’da da çok açıktı. Venezüella rejimi konusunda da görüş ayrılığını oldukça açık ifade etti. Hatta biraz daha yumuşak ifadelerle Ankara’yı uyardı. Biz ticaret yapılmasını istiyoruz Venezüella’da. Ama halihazırda Amerika’nın ambargosu var tıpkı İran’da olduğu gibi. Eğer bu ambargoya aykırı bir hareket olursa Amerika hareket e geçip yaptırım uygulamaktan çekinmeyecektir. Hakikaten onu görebiliyoruz. Bir tane sorun yok Amerika ile pek çok sorun var. Trump’ın çıkışı hakikaten Türkiye’nin bir kez daha düşünmesini gerektiren bir çıkış. Amerika kısmı sonlanacak gibi. O kadar belirgin ve o kadar aşılmaz sıkıntılar var ki Amerika ile. Son noktada seçim yapmak zorunda değil. Aslında bir nevi zorlanacak Ankara bir tarafa doğru girmeye. Burada da görünen yol Moskova. İktidarın nasıl keskin bir dönüş yapacağını, ne kadar taviz vereceğini şu anlık tahmin etmem mümkün değil. Bunun için nisan ayını beklemek lazım. Seçimlere kadar üst perdeden aynı politikalar ifade edilir. Fakat nisan ayı itibariyle çok büyük değişiklikler bekliyorum. Bir şekilde Esad yönetimiyle iletişim kurmak ama aynı anda Amerika’yı da rahatsız etmeyecek hareketlerde bulunmak. Bir nevi tehdit tonunu Fırat’ın doğusuna düşürmek belki. Belki S-400’leri almayı vazgeçmesek bile geciktirmek olabilir. Venezüella politikası değiştirilmese bile Maduro’yu savunmaya ilişkin tonun düşürülmesi gibi küçük geri adımlar bekliyorum Ankara’dan. Ama eninde sonunca o kadar büyük ki Amerika ile olan sıkıntılar. Bunların aşılması çok mümkün değil. Trump iyi çevresi kötü havasının aksine Türkiye’den bakıldığı zaman Trump dahil bütün Amerika, Türkiye’ye öyle çok da sıcak bakmıyor.”

    ‘MENBİÇ EN KOLAY ÇÖZÜLECEK KONU, FIRAT’IN DOĞUSU YENİ BİR KABUS’

    Gürcanlı’ya göre Fırat’ın doğusu için olası gelişmeler Ankara için ‘yeni bir hayal kırıklığı’ hatta ‘kabus’ olmaya aday ancak Menbiç denkleminde Erdoğan yönetimini iç politikada zafer olarak sunabileceği bir anlaşma sağlanması olasılığı bulunuyor:

    “Menbiç biraz daha kolay çünkü ona bir formül bulabilirler. Yol haritasının nihai unsuru neydi? Menbiç’in yönetimindeki YPG/PYD unsurlarının bertaraf edilmesi, onların yerine yine Suriye Demokratik Güçleri’nden bile olsa daha Arap unsurların Menbiç kent yönetiminde söz sahibi olması. Bunu yapmak bana göre biraz daha kolay. Bütün bu denklemde en kolay belki de aşılabilecek sorun Menbiç. Amerikan askerleri  bir şekilde geri çekilme zamanı olarak şimdi nisan ayı telaffuz edilmeye başlandı. En geç nisan sonu gibi ifadeler gelmeye başladı. Menbiç’teki Amerikan askerleri de çekilecek. Zaten bizim orada yaptığımız devriyeler ortadan kalkacak. Olmayan Amerikan askeriyle nasıl bir ortak devriye yapacak? Pek çok kez bunun sözünü verdiler, alt düzeyde, üst düzeyde diplomatlar, bakanlar Menbiç kent yönetiminin biraz daha Araplaştırılmasını sağlayıp, bu şekilde Türkiye’yi biraz yatıştırmanın yolunu seçebilirler. Ben ce bu da zaten Erdoğan yönetiminin kendi kamuoyuna karşı kullanabileceği bir zafer olabilir bu anlamda. Ben Menbiç’in en kolay çözülecek konu olduğunu düşünüyorum bütün bu denklemde. Fırat’ın doğusu ise Ankara için yeni bir hayal kırıklığı, bir kabus olmaya hazır sanki.”

    ‘SURİYE HÜKÜMETİYLE GELİŞEN İLİŞKİLER İLE ÇÖZÜM SÜRECİ ÇOK BENZİYOR’

    Suriye hükümeti ile Erdoğan yönetiminin arasındaki ilişkiyi ‘çözüm sürecine’ benzeten Gürcanlı, Türkiye’nin istihbarat bazında başlayan ilişkilere örnek olarak Mısır’ı göstererek Suriye ile benzer bir sistemin kurulmasının söz konusu olabileceğini ifade etti. Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı (MİT) Hakan Fidan’ın uluslararası konularda son derece aktif olduğunu dile getiren Gürcanlı’ya göre Fidan adeta bir diplomat gibi davranıyor:

    “Suriye istihbarat şefinin geldiğine dair bilgiler doğrulanmadı Ankara’da. Bununla birlikte yalanlanmadı da. Çözüm süreci nasıl başlamıştı? O zaman Türkiye İstihbarat Teşkilatı’nın bir şekilde kurduğu temaslarla başlamıştı. Bu temaslar çerçevesinde çözüm süreci ilerlemişti. O dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan ‘Ben görüşmüyorum ama istihbarat örgütüm görüşüyor’ demişti. Ben çok benzettim. Suriye ile siyasi anlamada bir görüşme yapılmıyor ama istihbari anlamda bir görüşme yapılıyor. Nasıl yapılıyor bu görüşmeler? İki tarafın da siyasi liderlerinin talimatı ile elbette. Türk istihbaratından herhangi birinin ‘Ben çok uygun gördüm. Gideyim de Suriye ile görüşeyim’ demesi zaten mümkün değil. Talimatla yapılıyor bunlar. Mısır’da da aynısını yaptı mevcut hükümet. Mısır ile uluslararası toplumda her şekilde irtibat kuruldu bakan düzeyinde. İş ikili ilişkilere gelince sadece bürokrat düzeyinde tutmaya gayret ediyor Ankara’daki AKP hükümeti. Şimdi benzer bir sistemin Suriye ile de kurulması söz konusu olabilir. Son dönemde istihbarat örgütünün başı Hakan Fidan, uluslararası konularda son derece aktif. Moskova’ya giden heyette hiç Hakan Fidan’sız bir heyet hatırlamıyorum. Amerika ile olan görüşmelerde başkan düzeyinde Cumhurbaşkanı’nın yaptığı görüşmelerde de kısıtlı Türkiye heyeti, içinde her zaman Hakan Fidan’ı görmeye alıştık. Dolayısıyla bir nevi diplomat gibi davranıyor istihbarat örgütü başı. Böylece de siyasi otorite değil ama istihbarat örgütü bunu yapıyor deme hakkını buluyor kendinde mevcut hükümet. Bu bir çeşit seçmene mesaj. Biz yapmıyoruz, başkaları yapıyor mesajı.”

    İlgili konular:

    Pentagon: Güvenli bölge konusunu Türkiye ile görüşüyoruz fakat bu ortalıkta dolaşan bir fikir
    Tillerson'dan 'güvenli bölge' açıklaması: Herhangi bir teklifte bulunmadık
    ABD, Suriye'de 'güvenli bölge' için Türkiye ile çalışmayı umuyor
    Etiketler:
    ABD-Türkiye ilişkileri, Güvenli bölge, Zeynep Gürcanlı, Suriye, Türkiye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın