00:14 10 Aralık 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘Ankara İdlib’te başarısız oldu, Soçi’de bu mesele masaya konulacak’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 01
    Abone ol

    Orhan Bursalı’ya göre, Erdoğan yönetimi için tek çıkar yol Şam ile işbirliği. Suriye’nin toprak bütünlüğü sağlanırsa Ankara’nın güvenlik kaygılarından ötürü Şam’ı sorumlu tutabileceğini belirten Bursalı, ABD’nin ise Suriye’de uçuşa yasak bölge tesisi dahil ‘Irak senaryosunun’ peşinde olduğu görüşünde.

    Üç liderin Soçi'deki zirvesi fotoğraflarda
    © Sputnik / Michael Klimentyev
    Rusya, Türkiye ve İran'ın Soçi'deki zirvesi öncesinde Suriye'nin kuzeyindeki durum tartışılıyor. Ankara burada ‘güvenli bölgenin' kendi öncülüğünde tesisini isterken, ABD yönetimine arzularını kabul ettirebilmiş değil. Türkiye, İdlib'de de Rusya ile yaptığı mutabakatın gereklerini yerine getirebilmiş görünmüyor.

    Soçi öncesinde gelişmeleri Cumhuriyet Gazetesi yazarı, gazeteci Orhan Bursalı ile konuştuk.

    ‘PENTAGON'A BIRAKILSA, SURİYE'DE UÇUŞA YASAK BÖLGE İLAN EDİLEBİLİR'

    Orhan Bursalı, Trump yönetimi içerisinde farklı görüşler bulunduğunu belirtirken, Suriye'deki durum tamamen Pentagon'un elinde olsa, ‘uçuşa yasak bölge' konusunun da kesinlikle gündeme geleceği görüşünde. Bu konunun ‘tipik' bir ‘Amerikan politikası' olduğunu anımsatan Bursalı, çekilme meselesinde Trump'ın üzerinde Amerikan müesses nizamının da büyük baskıları bulunduğunu dile getirdi:

    "Sorun çok karmaşık. Akla ilk gelen burada Irak'ta yapıldığı gibi uçuşa yasak bölge ilan edilmesi için Suriye bölümünün Türkiye sınırından diyelim ki 40 ya da 60 km bir derinlikte ve orada Amerikalıların istedikleri şekilde PYD yapılanmasını bir şekilde kurumsallaştırma çalışmalarıyla sürdürmeleri, bir zaman kazanmaları ve bunu gerçekleştirmeleri. Bu bir Amerikan politikası olarak görülebilir, daha önce yapmadıkları bir şey değil. Burada Amerikalılar böylece İran'a karşı politikalarının da bir üst bölgesi elde edebilirler, edeceklerdir. Ayrıca Suriye'ye öteden beri zaten programlarında olan parçalanma ve Rusya'nın Suriye üzerinde tam bir hakimiyet kurma politikalarını da biraz akamete uğratmış olacaklar. Fakat sürdürmek açısından. Şimdi başka bir yön var. Buradaki, Irak ve Suriye'deki Amerikan politikası eski neoconların, Obama dahil olmak üzere. Obama'yı da önemli ölçüde neoconların politikasını Ortadoğu'da sürdüren bir adam olarak değerlendiriyorum. Fakat Beyaz Saray ile Pentagon arasında yoğun bir çatışma olduğunu da biliyoruz. Suriye'den çekilme, Pentagon'un karşı çıkmasına rağmen gerçekleşiyor. Tam da gerçekleşemiyor bir türlü. İki taraf arasında birtakım pazarlıkların da sürdüğünü ama Trump'ın da ikinci bir hamle ile onlarla uzlaşıp sonra ikinci bir hamle ile yeniden çekilmeyi kendi programı dahilinde gündeme getirdiğini görüyoruz. Bu çok net bir şekilde gözüküyor ki aslında bu Pentagon'a bırakılsa, hep aklımızın bir ucunda olan Suriye'nin 60 km kadar derinliğinde uçuşa yasak bölge ilan etmeleri gündeme gelebilir. Bu süreç aslında Süleymaniye'de Türk astsubaylarının kafalarına çuval geçirildi. 2003 yılında başlayan bir süreç. Ondan sonra da Türk ordusunu bizim Amerikalılarla hiçbir zaman uzlaşmadı. Kendi politikalarını orada uygulamak için ellerinden geleni yaptılar. Ta ki Trump iktidara gelinceye kadar. Trump gelince her şey değişti. Trump üzerinde yoğun baskı var. Trump pasifiği ve Çin'i hedef alan bir politika izliyor. Amerikan güçlerini askeriye ve aynı zamanda mali güçlerini oraya tesis ediyor. Çünkü Irak savaşı Amerika'ya 2 trilyon dolara patladı. 68 bin asker yaralandı ve öldü ve hala oradalar. Trump bunu geri çekiyor artık, farklı bir politika izliyor orada. Bu uçuşa yasak bölge meselesini Trump uygulamaya koymaz. Zaten Türkiye söz de aldı. IŞİD'i yok ederse, Amerikan askerleri geri dönecek diyor. Türkiye gerçekten de oradaki IŞİD kalıntılarını yok edecek politika izlerse Trump'ın elini gücendirecek. Biz neden oradaydık? IŞİD vardı, onu da müttefikimiz Türkiye halletti orada kalmamız için bir enden yok gerekçesiyle kendi politikasını güçlendirecek. Bakıyorum da iki lider arasında işler hiç de fena gitmiyor."

    ‘SURİYE HÜKÜMETİ BÖLGEDE TEK EGEMEN OLURSA…'

    Türk-Amerikan ilişkilerinde ABD'nin Irak savaşıyla birlikte bölge müdahalelerinde sıkıntılar yaşandığını anımsatan Bursalı'ya göre, Trump bizzat attığı tweet'le Türkiye'nin Fırat'ın doğusuna yönelik olası hamlelerinin ‘cezasız kalmayacağı' mesajı vermiş olsa bile, esas hedefi Türkiye'yi çökertmek değil. Rusya'nın ise Suriye'nin toprak bütünlüğü ve egemenliğini sağlamaya yönelik adımlar attığını söyleyen Bursalı, böylesi bir durumda Ankara'nın kendisine yönelebilecek tehditlerden Şam hükümetini sorumlu tutabileceğini anımsattı:

    "Politikanın iki yüzü var orada. Pentagon ile Beyaz Saray arasındaki ilişkiler ve gelgitler çatışmalar açısından bakmamız lazım buna. Bir yüzü gerçekten İzmirli rahip Brunson'ı geri alması Trump için bir numaralı sorun oldu orada, Amerikan kamuoyu ve gazetelerini göz önüne alacak olursak. Orada gerçekten ciddi bir soruna dönüştü. Trump bunu bir an önce gerçekleştirmek için o tweeti attı ve Türkiye ekonomisini zaten sarstı. Türkiye'nin o zaman ekonomisi gerçekten de 2001 yılına geri gidelim, çökmeye hazır bir ekonomi. Tweet öncesi de öyleydi zaten Türkiye ekonomisi. Bir kıvılcım bekliyordu. 2001 yılında da bir kıvılcım bekliyordu. O zamanki kıvılcım ne oldu? Sezer'in Anayasa kitapçığını fırlatması oldu. Burada da bu tweet aynı görevi gördü. Bu bakımdan bu tweet ile istediğini aldı. Brunson sonrasında serbest bırakıldı. Bu Trump'a güç kazandırdı. Fakat Trump'ın esas hedefinin Türkiye'yi çökertmek olmadığını zaman içinde görüyoruz. Farklı bir politika izliyor. Gerçekten de işbirliği ile oradaki IŞİD işlerini Türkiye'nin omuzlarına yıkıp oradan çekilmesini istiyor. Burada tek bir politika var ve bu gerçekleşecek. Amerika'nın tutumu, Rusya'nın tutumu, Türkiye'nin durumu veyahut zayıflığı bu konuda sadece şunun gerçekleşmesini olanaklı kılıyor diye düşünüyorum. Suriye'nin bütün ülkesine egemen olması. Kürtler konusunda da merkeze tabi kılan bir politika izlemesi. Böylece Ankara, Suriye'den kendisine gelebilecek tehditlerden Şam hükümetini sorumlu tutabilir. O zaman karşısında bir muhatap olacaktır. Meseleye böyle bakmak lazım."

    ‘TEK ÇIKAR YOL SURİYE'NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ SAĞLAMASI'

    Ankara'nın ikili bir politika izlediğini, ancak ABD'nin yanı sıra Rusya'nın da Türkiye'nin Suriye sahasında tek başına hareket etmesine geçit vermediğine dikkat çeken Bursalı'ya göre, Ankara için tek çözüm yolu Suriye ile işbirliğinden geçiyor:

    "Türkiye ikili politika izliyor, bunu biliyoruz. Bir taraftan Amerika ile istediğini gerçekleştirmeye çalışıyor. Ben bunu mümkün görmüyorum. Pentagon ile Amerika bu konuda uzlaşı halinde gördüğüm kadarıyla. Bu Türkiye'nin güvenlik gerekçeleri ileri sürerek Suriye'ye girmesinin önünde önemli bir engel. Bunu pek mümkün kılmayacaklar diye öngörüyorum. Zaten bir sürü hazırlık yapıldı, kimse kıpırdayamıyor. Hem Amerika hem de Rusya karşı buna. Putin ile Erdoğan arasında son yapılan görüşmede Türkiye'nin tek taraflı böyle bir güvenlik müdahalesine karşın olduğunu net bir şekilde söyledi. Bu konuda Şam'dan izin almanız gerekir mesajını verdi. Ayrıca da Şam ile bu konuyu görüşmek için de Adana mutabakatını gündeme getirdi. Dolayısıyla Türkiye'nin önünde bunu gerçekleştirmek için iki büyük engel var. Cumhurbaşkanı biraz yerel seçimlere malzeme olarak kullanmak istediğini düşünüyorum. Orada askerler, birlikler harekete geçirildi, tanklar sevk edildi. Orada operasyon yapmanın böyle boylu boyunca içeri doğru ne kadar zor bir proje olduğunu kabul etmek lazım. Fakat buna rağmen bir süredir ses seda yok. İki güç de izin vermiyor. Türkiye'nin bu konuda tek başına hareket etmesi mümkün değil. Bu ancak nokta tek gerçek bir olgudur. Oradaki Suriyeli güçlerin PKK/PYD güçlerini doğrudan doğruya Şam'ın kontrol altına alması. Bölge olarak alınması ve Suriye'nin toprak ve ülke bütünlüğünü yeniden kurması… Bizim için de tek çıkar yol budur diye düşünüyorum. Bu gerçekte giderek dayatacak kendini."

    ‘SOÇİ GÖRÜŞMELERİNDE MASADA İDLİB OLACAK'

    Türkiye'nin Rusya ile yaptığı mutabakatın gereklerini de yerine getirmekte başarısız kaldığını anımsatan Bursalı, 14 Şubat'taki yeni Soçi zirvesinde bu meselenin masaya getirileceğini belirtti:

    "Etmek zorunda. Geçen eylül ayında kararlaştırılmıştı. Türkiye, İdlib'in güvenlik alanı 10 km'lik bir güvenlik alanını temizleme sözü vermişti, yolu açacaktı. Bunu gerçekleştirdi mi? Gerçekleştirmedi ya da gerçekleştiremedi, onu bilemiyoruz. Şam ile anlaşmadığı sürece Şam'a karşı her grubun ayakta kalması ve direnmesi Ankara'nın da politikasının işine geliyor olabilir. Rusya'ya söz veriyorlar fakat onu yapmıyorlar. Tam tersine oradaki el Nusracılar vs. bütün onlar yayılıyor ve İdlib'i kontrol altına almış durumdalar. Türkiye'nin o konuda başarısızlığı söz konusu. Soçi görüşmelerinde de bu masaya konulacaktır. Fakat aynı şeyi IŞİD konusunda Trump ile varılacak anlaşmada da IŞİD'i ben temizlerim deyip de bunu gerçekten yapıp yapamayacağı durum ortaya çıkabilir. Amerikan güçleri diyebilir mi, ‘Sen daha İdlib'teki o hikayeyi yapamadın. Bunu nasıl yapacaksın' diye sormak isteyebilirler. Benim gördüğüm kadarıyla Soçi'de Ankara için tek bir yol kalıyor: Suriye ile işbirliği. Türkiye için başka hiçbir çıkar yolu olduğunu görmüyorum. Türkiye'nin yararına bir başka çıkar yol ben görmüyorum."

    Etiketler:
    PYD, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Orhan Bursalı, İran, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın