10:16 26 Mart 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'Erdoğan'ın Adana Mutabakatı'nı anması Suriye politikasının şekilleneceği temel başlangıca işaret'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 11

    Aydın Sezer’e göre Soçi zirvesinde Erdoğan, yerel seçimler öncesi ortaklarıyla sorun yaşamak istemeyen bir tutum takındı. Erdoğan’ın Adana mutabakatına yaptığı atfı önemli bulan Sezer, bunun artık ‘beka sorunu’ diye anılan Türkiye’nin Suriye politikasının şekilleneceği temel başlangıca işaret ettiği görüşünde.

    Suriye’deki savaşı bitirmeye soyunan Astana sürecinin ortakları Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, dördüncü zirvelerini Soçi’de gerçekleştirdi. İdlib’deki radikal unsurlara, ABD’nin nisan itibarıyla çekileceğini söylediği Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik olası gelişmelere ve özellikle Ankara-Şam yakınlaşmasını sağlama unsurlarının öne çıktığı zirve sonrasında üç liderin olumlu açıklamaları dikkat çekti.

    Zirveyi ve liderlerin verdikleri mesajları Medya Günlüğü sitesinin yazarı ve analist Aydın Sezer ile konuştuk.

    ‘ERDOĞAN 1.5 AYLIK DÖNEMDE ORTAKLARIYLA SORUN YAŞAMAK İSTEMİYOR’

    Aydan Sezer’e göre, zirvede üç lider de ‘büyük ölçüde aynı temelde duruyor’ görüntüsü sergiledi. Ancak Türkiye’de 31 Mart’ta düzenlenecek yerel seçimlere dikkat çeken Sezer, Erdoğan’ın İdlib başta olmak üzere Suriye’deki beklentilere hızla yanıt veremeyeceği bir ortamda, ‘ortaklarıyla’ sorun yaşamak istemeyen bir tutum takındığı görüşünü dile getirdi. Ancak Sezer, seçimler olmasa ve iç siyasetteki ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli’nin ‘hassasiyet’ bulunmasa, Erdoğan’ın zirvede daha farklı konuları gündeme taşıyabileceği izlenimi edindiğini vurguladı:

    “(Üç ülke de) Büyük ölçüde aynı zeminde aynı temelde duruyor gözüküyor. Ancak şöyle bir husus var. Türkiye’deki yerel seçimlerin zamanlaması ve özellikle Cumhur İttifakı, Bahçeli-Erdoğan ittifakı ile ilgili hassasiyetler çerçevesinde Türkiye’den İran ve Rusya’nın başta İdlib olmak üzere Suriye’deki beklentilerine hızla yanıt verebileceği bir ortam zaten mevcut değil. Dolayısıyla Türkiye bu noktada gerek tansiyonun artırılmaması için gerekse iç kamuoyuna olumsuz yansımaları olmaması için bu bir buçuk aylık dönemde Suriye konusunda hiç olmazsa Soçi’de Astana ortaklarıyla bir sorun yaşamak istemiyor. Fakat zirve ile ilgili yapılan açıklamalar, zirve sonunda yapılan açıklamalardan da şunu fark etmek mümkün. Putin ve Ruhani, Astana sürecine verdikleri önemi defalarca belirttiler, özel vurgular yaptılar. Astana şöyle önemlidir, böyle önemlidir dediler. Hatta Putin, ‘Katılmak isteyen başka ülkeler de var’ dedi. Ancak Türkiye, Erdoğan iki ayrı cümle ile çok enteresan göndermede bulundu. Birincisi ‘Astana, Cenevre’nin alternatifi değildir’ dedi. Bu Amerika’nın ve Avrupa Birliği ülkelerinin de zaten üzerinde durdukları bir konu. İkincisi de bir sorun çıkarsa Suriye’de Astana ortakları arasında, bir söz vardır ‘denizi geçip derede boğulmak, dereyi geçip çayda boğulmak’ gibi, onu anımsatan bir göndermede de bulundu. Sanki seçimler olmasa, Bahçeli hassasiyeti olmasa, Sayın Erdoğan çok daha farklı şeyler gündeme getirecekmiş gibi bir hissiyat oluştu bende.”

    ‘ABD’NİN ÇEKİLMESİNİN SARKMASI, TÜRKİYE’YE YEREL SEÇİMLER ÖNCESİ TAMPON BÖLGE İÇİN BEKLENTİYE GİRMEMESİ İÇİN MESAJ’

    Zirve sonunda Erdoğan’ın daha önce Rusya liderinin de ortaya attığı Adana mutabakatına yaptığı atfın önemine dikkat çeken Sezer, bu durumun, Türkiye’nin Suriye politikasının şekilleneceği temel bir başlangıç noktasına işaret ettiğini dile getirdi. Sezer’e göre bu çerçevede Şam ile iştigal artık bir ‘mecburiyete’ doğru gidiyor. Türkiye’nin Suriye’deki savaş öncesinde bu ülkeden PKK/YPG kaynaklı bir meselesinin bulunmadığını anımsatan Sezer, “(Sözü edilen) Bu ‘beka sorunu’ eğer varsa, bu bizim Suriye politikamızın sonucu olarak kendi kendimizin yarattığı bir sonuç olarak ortaya çıktı” anımsatması yaptı. Sezer, ABD’nin de çekilme meselesi için nisan ayını zikretmesinin ise Ankara’ya yerel seçimlere kadar Suriye ile ilgili beklentiye girmemesine yönelik bir mesaj olduğu görüşünde:

    “Zaten basın toplantısında Erdoğan, Adana mutabakatına da göndermede bulundu. Önümüzdeki dönemde Suriye politikamızın şekilleneceği temel bir başlangıç noktası, yani buna açıkça atıfta bulunması. Zaten Putin, Adana mutabakatını gündeme getirdikten sonra 23 Ocak’ta hem Çavuşoğlu hem Sayın Erdoğan’ın alt düzeyde görüşmelerin yapıldığını belirtmesi de bu yönde bir hazırlık olduğu anlamına geliyor. Kanımca bu yeni bir seçenek değil Suriye özelinde karşımıza çıkan. Bu mecburiyetle ile alakalı bir konu dolayısıyla Türkiye’de Sayın Erdoğan da pragmatist bir lider olarak bunu gören, anlayan biri. Daha doğrusu teşhisi koyma noktasında birkaç Sayın Davutoğlu’nun yaptığı açıklamaya gönderme yaparak söylüyorum. Sorunun tanımlanmasında belli bir noktaya doğru gittiğimizi gösteriyor bu. Bizim Suriye’de iç savaş başladığı zaman PKK ya da YPG ile ilgili Suriye kaynaklı bir sorunumuz yoktu. Bu ‘beka sorunu’ eğer varsa, bu bizim Suriye politikamızın sonucu olarak kendi kendimizin yarattığı bir sonuç olarak ortaya çıktı. Seçimler burada şu açıdan çok önemli. Amerika çekileceğini açıkladığı zaman Aralık’ın son haftasıydı. İlk önce 60 gün dendi, sonra tampon bölge gündeme geldi. Bunların hepsi seçime kadarki süreçte bir şekilde adeta gündeme getirilebilecek ya da hayata geçirilebilecek başlıklar olarak düşünüldü. Ama iş uzadıkça özellikle de Nisan’a sarkması orada Türkiye’ye de şu mesajı içeriyor. Seçim öncesi Suriye’de herhangi bir müdahale ile ilgili özellikle 20 km’lik o tampon bölge ile ilgili bir beklenti içerisinde olunmamasını, seçimlerden sonra bu konunun daha sakin şekilde konuşulacağı mesajı veriliyor.”

    ‘ASTANA SÜRECİNE SADECE ÇİN’İN KATILMASI GERÇEKÇİ OLUR’

    Zirvede Putin, Astana sürecine gözlemcilik yapabilecek ülkeler bulunduğunu dile getirmişken, Sezer, olası katılım için Çin’i zikretti. Daha önce BAE, Irak ve Lübnan ile Suudi Arabistan ve Mısır’ın da isimlerinin geçtiğini anımsatan Sezer’e göre Rusya bu ülkelerin katılımlarını arzu etse bile Türkiye ve İran açısından ortaya ‘sorunlu’ bir tablo çıkar. Dolayısıyla bu ülkelerin katılımını ‘gerçekçi bulmayan’ Sezer, Suriye’nin yeniden imarı için olası katkıları ve Rusya ile paralel görüşleri itibarıyla Çin’in akla geldiğinin altını çizdi.

    “Hangi ülkelerin Astana sürecine gözlemci statüde ya da farklı statülerde katılacağı konusu tartışılır. Özellikle 2019 Şubat ayında çok rahat tartışılır. Bundan yaklaşık 2 yıl önce Rusya’nın Suriye Özel Temsilcisi, Astana sürecine katılmak isteyen ülkeler var demişti 2017’de. Bu ülkelerin isimlerini de saymıştı Lavrentyev. Bunların başında Çin geliyordu, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak ve Lübnan’dan bahsetmişti. Ama bugüne kadar gelinen süreçte böyle bir katılım olmadı. Bugün itibariyle bakacak olursak, gerek Avrupa Birliği ülkelerinin başta Fransa ve Almanya’nın Astana süreciyle ilgili soru işaretlerinin olduğu bir dönemde gerekse Arap Birliği kapsamında Suudi Arabistan’ın Mısır’ın başını çektiği blokun Esad ile yeniden barışma süreci dikkate alındığında Astana sürecine her iki grubun dışında katılmak isteyecek ülke kim olabilir sorusu akla geliyor. Burada bir tane Çin var, şu açıdan önemli o da. Sadece Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi olarak değil Suriye’nin yeniden imarında çok önemli ekonomik katkı yapacak bir ülke olması nedeniyle. Zaten Suriye’deki terörizme karşı mücadelede Rusya ile paralel görüşleri olan Çin akla geliyor. Onun dışındaki ülkelerin ben gerçekçi olacağını düşünmüyorum. Sadece Türkiye açısından değil İran açısından daha büyük stres yaratır. Yani İran yayılmacılığını engellemeye çalışan o cephenin Astana formatında olması. Bunu Rusya isteyebilir. Zaten Rusya, Arap Birliği, Esad yakınlaşmasının arka planında kesinlikle kanımca Suudi Arabistan, Mısır, İsrail, Amerika ile birlikte çalışıyor. Ben bundan herhangi bir tereddüt duymuyorum.”

    ‘İRAN İLE DIŞ POLİTİKADA ORTAK ANLAYIŞ SAHALARI ARTIYOR’

    Zirve sonunda Ruhani bir yandan “Suriye’de tek bir millet vak, iki millet değil” ifadelerini kullanıp diğer yandan ‘Suriye Kürtlerinin Şam ile uzlaşmasına” atıf yapmışken, Sezer’e göre İran ‘köklü dış politika geleneği’ ile pozisyonunu dile getirerek ağırlığını hissettirmeye özen gösterdi. İran’ın ABD destekli Kürt olgusuna dair endişeleri bulunduğunu anımsatan Sezer, Ruhani’nin bir yandan da ‘Türkiye’yi burada Suriye özelinde Esad üzerinden aynı noktada tutmaya çalışarak, beraber hareket etme arzusunu’ dile getirdiğini kaydetti. Sezer, son dönemde Türkiye ile İran dış politikalarında hakim olan ‘ortak anlayışa’ da atıf yaptı:

    “Öncelikle İran’ın çok köklü bir dış politika geleneği var. Bir anlamda her türlü engele ya da karşı koymaya rağmen özgün birtakım politikalar geliştirme kapasitesine sahip olduğunun altını çizeyim. PKK’nın İran’daki kolu da terörist olarak görülüyor ve belli ölçülerde İran da bu konuda sıkıntı yaşıyor. Zaman zaman Türk güvenlik kuvvetleri ile işbirlikleri de var. Ruhani’nin Türkiye’nin sınır güvenliğine önem atfediyoruz ya da Suriye’nin komşularının sınır güvenliğine önem atfediyoruz ifadesi aslında yeni bir ifade de değil, İran bunu öteden beri söylüyor. Ama Türkiye’nin haklarına vurgu yapması Suriye Kürtlerinin haklarına vurgu yapıp hemen arkasından da Suriyeliler ifadesini kullanıyor olması enteresan. Burada birkaç noktada endişesi olduğunu söyleyebiliriz. Eğer ABD çekilecekse, Kürtlerin bir anlamda ABD etkisinden kurtulduğu anda İran yayılmacılığı da ABD adına engelleyecek gücün, kolunun kanadının kırılacağını düşünüyor. Dolayısıyla Suriye Kürtlerine sempati gösterdiğini ifade ediyor, Suriye Kürtlerinin hakkı olduğunu ifade ediyor. ABD’nin zaten Suriye’deki teröre destek verdiğini ifade ederek üstü kapalı olarak bir taraftan Türkiye’ye evet, PKK/PYD’ye verilen destek, ABD terörü destekliyor anlamına getiriyor. Diğer tarafta da terörden kasıt Putin ile aynı frekansta IŞİD, El Nusra uzantıları ya da böyle bir tabir de var son bildirgede Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin terörist gördüğü örgütler şeklinde bir ifade. Bunu yapıyor. Diğer taraftan da Türkiye’ye Adana mutabakatını hatırlatarak, ‘Burada siz Esad ile bir an önce barışıp devreye girmezseniz, Esad, Arap liginde çok farklı güçlerin kontrolüne girebilir. Zaten Rusya ile özel olarak çok yakın bir ilişkisi var, bundan siz de rahatsızlık duyabilirsiniz. Siz de sonuçta bu kampın, Suudi Arabistan’ın, Birleşik Arap Emirlikleri’nin, Mısır’ın başını çektiği kampın karşısında yer alıyorsunuz diyor. Bunlar zaten benim tescilli düşmanlarım anlamına getiriyor. Yani Türkiye’yi burada Suriye özelinde Esad üzerinden aynı noktada tutmaya çalışıyor, beraber hareket etme arzusunda olduklarını belirtiyor. Burada zaten Türkiye ile İran arasında özellikle Venezüella veya ABD yaptırımları konusunda zaten bir görüş farklılığı yok. Bizim dış politikamızla, İran’ın dış politikası arasında son dönemlerde bir ortak anlayışın hakim olduğu sahalar genişliyor. Ruhani burada biraz daha inisiyatifi ele alarak yani Astana sürecinde ben başından beri varım ifadesiyle ağırlığını hissettirmeye çalıştı diye düşünüyorum.

    ‘ZİRVEDE SURİYE DIŞINDA ORTAK ANLAYIŞ BENİMSENMESİ BİR İLK’

    Ayrıca Soçi zirvesinde bir ilkin yaşandığını belirten Sezer, Rusya, İran ve Türkiye’nin Astana mekanizması doğrudan Suriye ile ilgiliyken, ilk kez ortak anlayış benimsemeye yönelik farklı konuları gündeme getirmiş olmalarına da dikkat çekti:

    “İlk kez bu zirvenin sonuç bildirgesinde yanılmıyorsam 14. Maddede taraflar dünyadaki diğer gelişmeleri de ele alıp değerlendiriyorlar ve aralarındaki iktisadi anlamda iş birliğinin geliştirilmesine atıfta bulunuyorlar. Bu Astana süreci spesifik olarak Suriye ile alakalı bir süre. Bunu hep vurguladık. Cenevre’ye yönelik bir hazırlık. Burada ilk defa bu üç ülkenin böyle bir zirvede ortak anlayış benimsemeye yönelik farklı sahaları gündeme getiriyor olmaları ilginç ve enteresan bir nokta. Bu da Rusya ve İran’ın Astana sürecine verdikleri önemle ilgili. Türkiye’ye de dolaylı olsa da bir gönderme var. Özellikle son dönemlerde Türkiye-ABD ilişkilerinde yaşanan gelişmeler anlamında.”

    İlgili konular:

    Erdoğan'dan Soçi açıklaması: Beşincisini Türkiye'de yapacağız, Suriye'deki barışın tesisine katkıda bulunuyoruz
    Gazeteci Daloğlu: Soçi’de herkes anlaştı gibi gözükse de nüanslar var
    Soçi’de üçlü zirve: Teröre karşı ortak mücadele vurgusu
    Etiketler:
    Adana Mutabakatı, Aydın Sezer, İran, Suriye, Türkiye, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın