20:05 25 Haziran 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'Rusya'dan S-400 alımı halinde ABD ile askeri işbirliğinde sıkıntı kaçınılmaz'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 0 0

    Deniz Zeyrek’e göre, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 alımı halinde ABD ile askeri işbirliğinde sıkıntı yaşanması kaçınılmaz. Türkiye’yi NATO’da ‘istenmeyen müttefik ilan edip ‘yalnızlaştırma’ adımlarının değerlendirildiğini belirten Zeyrek’e göre sıkıntıyı, 'Trump belirsizliği' ve NATO içinde Ankara karşıtı ittifak sağlamanın zorluğu oluşturuyor.

    Türkiye-ABD ilişkilerinde hem Suriye'nin kuzeydoğusu hem de Rusya'dan alınacak olan S-400 savunma sistemi nedeniyle gerilim artıyor. Siyasi ve askeri düzeyde temaslar yoğunlaşırken, Pentagon'dan açıkça Türkiye'ye S-400 almama ikazları içeren çağrılar da geldi. Amerikan yönetimi S-400'lerin yerine NATO ile uyumlu Patriot sistemlerinin atışı için sonbahardan bu yana harekete geçmiş olsa da Ankara tatmin edici bir teklif alınamadığını ve S-400 işinin bittiği mesajları veriyor.

    Gelişmeleri Ankara'daki kulisleri yakından takip eden Sözcü gazetesi yazarı Deniz Zeyrek ile konuştuk

    ‘S-400 TESLİMATININ CİDDİYETİ İDRAK EDİLDİ, TRUMP'IN NE YAPACAĞI BİLİNMİYOR'

    Deniz Zeyrek'e göre tartışmalarla geçen bir sürenin ardından ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) artık Türkiye'nin S-400 alımı konusunda kararlı olduğunu idrak etti. ABD'li yetkililerin böylesi bir alıma kalkışılması halinde Türkiye'nin NATO'nun ‘istenmeyen müttefiki' olarak ‘yalnızlaştırılması' politikasını dile getirdiklerini belirten Zeyrek, ancak görüşlerine başvurduğu Batılı diplomatların ABD Başkanı Donald Trump'ın nasıl bir tutum takınacağını bilemediklerini aktardı:

    "Ankara'da benim konuştuğum özellikle Batılı diplomatlar, biraz umudu kesmişler. Özellikle Cumhurbaşkanı'nın doğum günü aynı zamanda 26 Şubat'ta yaptığı bir konuşma çok kararlı bir konuşma (oldu). Temmuz ayında S-400'lerin Türkiye'ye getirilmesi genel bir beklenti olmuş. Bu trafik çok da sonuç verecek, temmuzda teslimatı gelecek bir trafik gibi görünmüyor. Kendileri de öyle görmüyor. Onun için ‘bu gerçekleşirse ne yapmak lazımı' konuşuyorlar aynı zamanda. Fakat orada da şöyle bir dezavantajları var özellikle Amerikalıların. Trump'ın ne yapacağını bilmiyorlar. Ekonominizi çökertirim diye tweet atıp, bir sonraki tweetinde de 75 milyar dolarlık dış ticaret vadeden bir devlet başkanının S-400 konusunda ne kadar negatif olacağı ya da o negatif tepkisini gösterdikten sonra Türkiye'ye karşı nasıl bir politik tepki koyacağını kestiremiyorlar. O nedenle de diplomatlar ya da askerler Amerika'nın buna tam tepkisi ne oluru çok da bilmiyorlar. Sadece rapor yazıyorlar. O raporlarda da büyük ihtimalle (Hürriyet Gazetesi'nin Washington temsilcisi) Cansu Çamlıbel de aktarmıştı, kasım ayından nisan ayına çekilebilir diye, Pentagon'un bu konudaki raporu. Daha önce çok da yüzeysel geçiliyordu. Etkisi Türkiye'nin ciddiyeti konusunda şüpheleri varmış gibi ifadeler kullanıyorlardı. Ama onların değiştiğini anlıyoruz. Pentagon, S-400 teslimatının artık ciddi bir mesele olduğunu, hazırlıkların da buna göre yapılması gerektiğini savunuyor. Ben bir paragraf okudum ve NATO ile ilgili bir bölüm vardı. Türkiye'nin orada biraz orada yalnızlaştırılması ve biraz kendini suçlu hissetmesi gibi bir ortam yaratılabileceği ifade ediliyor. Yani Türkiye'nin NATO içinde istenmeyen müttefik muamelesi görebileceğini tartışıyorlar."

    ‘ABD İLE ASKERİ İŞBİRLİĞİ KONUSUNDA BİR SIKINTI YAŞANMASI KAÇINILMAZ'

    Deniz Zeyrek, S-400'lerin alınması durumunda ABD ile askeri işbirliği yaşanmasını kaçınılmaz görürken, sıkıntının ikili askeri projelere yansıyacağını dile getirdi. Bunlar arasında F-35 projesi, Sikorsky helikopterleri de bulunduğunu belirten Zeyrek, bazı alımların telafi edilebilir olmasına karşın Türkiye'nin İran, Rusya ve Kuzey Kore'ye yapıldığı gibi yaptırımlara hedef olan ülke haline getirilmesi olasılığına dikkat çekti:

    "Bir askeri boyutu var meselenin. S-400 alırsak, Amerika ile askeri işbirliği konusunda bir sıkıntı yaşanacak, bu kaçınılmaz. Amerika ile somut güncel ola ikili askeri gelişmelerdeki durum nedir? Mesela F35 projesi var, Türkiye'nin başından beri katılıp desteklediği bir proje. F35 savaş uçaklarının Türkiye'ye verilmesi yönünde pozitif adım atılmıştı. Hatta ilgili şirket Türkiye'den gazeteciler götürüp orada Türkiye için pilotların eğitildiği ve oradayken Türkiye'ye teslim edilen bir savaş uçağını tanıtmışlardı. Skorksy helikopterlerinin alımı meselesi var. Patriot görüşmelerinin devam ettiğini Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da söyledi. Bu somut şeyler bir kere etkilenir. Türkiye'nin başka şekilde telafi edebileceği şeyler… Patriot yerine S-400 alıyor. Helikopter işinde atak helikopterinde olduğu gibi bir çözüm üretilebilir. Avrupa ile de Rusya ile bu tür şeyler konuşulabilir. Amerika'nın olası askeri yaptırımlarına başka yerlerden ve milli olanaklarından yanıt verebilir. Daha kötü senaryo ise Trump'ın Brunson davasında kullandığı dili hatırlayacak olursak, Türkiye'yi İran ve Rusya gibi Kuzey Kore gibi bir yaptırım yapılan ülke konumuna oturtması Türkiye açısından kötü senaryo olur."

    ‘NATO'DA TÜRKİYE'YE KARŞI İTTİFAK SAĞLAMAK KOLAY OLMAZ, ASIL SIKINTI EKONOMİK KISKAÇ'

    Türkiye'nin NATO içerisindeki konumuna ve ev sahipliği yaptığı NATO varlıklarına dikkati çeken Zeyrek, ABD'nin Transatlantik hattında Avrupalı müttefikleriyle yaşadığı sıkıntılara da vurgu yaparak, Ankara'nın ittifak içerisinde sıkıştırılmasının ise kolay olmayacağı görüşünü dile getirdi. Zeyrek, Türkiye'nin askeri kanattan çıkartılması gibi komplo tarzı ileri adımlara yönelmeleri durumu ortaya çıksa dahi NATO içerisinde ittifak sağlamanın kolay olmayacağını da kaydederken, Ankara açısından asıl sıkıntının İran, Rusya ya da Kuzey Kore gibi yaptırım uygulanan ülkeler arasına alınması ve ekonomik darboğazın derinleştirilmesi olacağı öngörüsünde bulundu:

    "Amerika da NATO'ya bakışını son zirvede ortaya koymuştu. Özellikle Savunma Bakanı konuşmasında artık savunma harcamalarınızı yüzde 2'ye çıkarın, bunu bir daha tekrarlamayacağız gibi tehdit tarzında ifadeler kullanmıştı. NATO içindeki tartışma zaten devam ediyor. Şimdi Türkiye'nin NATO'ya katkısı nedir? İstanbul'da bir hızlı müdahale gücü var mesela, üçüncü kolordu, NATO'nun hızlı müdahale gücünün en kritik karargâhı. Türkiye'de birtakım NATO yapılanmaları var. Bunlar nasıl etkilenir? NATO buradaki karargâhları başka yerlere taşır mı? Oradaki ittifaklar arasında görüş birliğine varılabilir mi, o da çok zor gözüküyor. Bir de NATO'nun şu anda dünya güvenliği açısından dişin kavuğunu dolduracak kadar bir etkinliği de yok şu anda. NATO şu anda kimi kime karşı koruyor ya da NATO'nun varlığı hangi güvenlik tehdidini ortadan kaldırıyor? Bütün bunlar aslın da Türkiye'nin elini güçlendiren şeyler. NATO meselesinde İncirlik midir Türkiye açısından önemli olan? Artık Erbil'de İncirlik'ten daha kapsamlı bir üs var, Amerikalıların ve NATO güçlerinin de çok rahatlıkla kullandığı. Artık Suriye'nin kuzeyinde hava üsleri var. Jeostratejik önemlidir mesela Türkiye'nin eskisi gibi değerlendirilmiyor. Ama Türkiye'nin elini kolunu bağlayacak kozları da yok NATO'nun. Türkiye'yi NATO'dan askeri kanattan çıkarmak gibi çok ileri çok komplo tarzı senaryoları bile gerçekleştirmeye kalksalar, belki de ittifak sağlayamayacaklar. Çünkü Türkiye'nin NATO'ya girişlerini desteklediği ülkeler var orada; Romanya, Macaristan… Onların Türkiye lehine bir tavır ortaya koyması kaçınılmaz. NATO içinde Türkiye'yi çok da sıkıştırabilecekleri bir şey yok. Eğer Amerikan yönetim, Türkiye'yi İran, Rusya ya da Kuzey Kore gibi yaptırım yapılan ülkeler arasına alırsa ekonomik açıdan sıkıntılı olur. Çünkü bankacılık sistemi başta olmak üzere birçok şey Amerika üzerinden işliyor. O da Türkiye ekonomisini sıkıntıya sokar."

    ‘METİN TOPUZ'UN DURUŞMASIYLA İKİNCİ BRUNSON VAKASI OLABİLİR'

    Zeyrek, ABD'li yetkililerin dahi Washington'ın Türkiye'ye karşı atabileceği adımları ‘bilmediklerini' de söylerken, bunda Trump'ın öngörülebilir bir yönetim tarzı bulunmamasının etkili olduğunun altını çizdi. Brunson vakasına atıf yapan Zeyrek, ABD diplomatik misyonu çalışan Metin Topuz'un 26 Mart'ta duruşması bulunmasına atıfla bu vakada da ilişkilerin yeniden ısınabileceğine vurgu yaptı:

    "Bu noktalara varır mı, onu Amerikalılar da bilmiyorlar. Çünkü Trump'ın öngörülebilir bir yönetim tarzı yok. Brunson bırakılmazsa ekonominizi mahvederim dedi, sonra Brunson bırakıldı. Bu sefer 75 milyar dolarlık bir dış ticaret hacminden söz etmeye başladık. Amerikalılar başka bir şeye daha odaklanmışlar. 26 Mart'ta İstanbul Başkonsolosluğu'nda çalışan Metin Topuz'un duruşması var. Onu da Brunson davasına çevirilerse ben şaşırmam. FETÖ'yü desteklediğine dair somut deliller konulduğu söyleniyor iddianameye. Buna rağmen Amerikalılar o konsolosluk çalışanının arkasında duruyorlar. O davayı da çok yakından takip ediyorlar. Yani Türkiye-Amerika ilişkilerinde 26 Mart'ta da ilişkiler ısınabilir. Çok öngörülmesi zor ama riskli. Krize gebe bir sürece girdik."

    ‘SURİYE, TÜRKİYE AÇISINDAN ŞU ANDA NEGATİF BİR UNSUR'

    Zeyrek, ABD ile ipler gerilmişken, Ankara'nın Rusya ile ilişkilerinde de Suriye üzerinden yaşanan sıkıntılara dikkat çekti. Erdoğün yönetiminin İdlib'de Rusya'ya verdiği taahhütleri yerine getirmemiş olmasının Türkiye açısından negatif bir unsur olduğunu belirten Zeyrek'e göre Ankara, Suriye sahasında da ‘yalnızlaşmaya' doğru gidiyor. İran'ın Suriye'deki varlığından, Rusya-İsrail uzlaşmasına, damat Kushner'in Körfez turunda İsrail-Filistin barışı için Ankara'ya uğrayapı Suudi Arabistan'a gitmesine uzanan bir dizi yeni gelişmeye atıf yapan Zeyrek'e göre, Ankara'nın, ABD ve Rusya bağlamında bozulan dengelerin yeniden tesis edilerek hareket etmesi gerekiyor:

    "Suriye, Türkiye açısından şu anda negatif bir unsur. Çünkü iki önemli boyutu var Rusya'nın odağında olduğu. Birincisi, Rusya ile İsrail arasında bir trafik sürüyor İsrail en son İran'ın Golan tepelerini 7 km mesafeye gelip, Hizbullah'a kamplar yapmasını bir tehdit olarak görmüş ve müdahale edeceğini açıklamıştı. Ruslar da onları 80 km uzaklaştıracaklarını ifade etmişti. Diğer taraftan İdlib'te daha dün terör örgütü sayılan bir grup hükümet güçlerine bir saldırı düzenledi, 21 kişi oldu. Ruslar bunu da ateşkesin en büyük ihlali olarak görüyorlar. Ve (Rusya Dışişleri Bakanı) Lavrov'un yaptığı açıklamayı da dikkate almak lazım. Türkiye'nin İdlib'te vaatlerini yerine getirmediğine dair çok keskin bir açıklama yaptı. Suriye konjonktürü en azından Fırat'ın batısı Türkiye'nin aleyhine gelişmelere sahne oluyor. Bu aynı zamanda Fırat'ın doğusundaki durumu da değiştiriyor. Amerika'nın oradan çekilmesini geciktirecek birtakım gelişmeler de oluyor. İsrail'in Amerika'ya açık bir şekilde ‘Siz oradan giderseniz, burası İran'a kalır. Bizi İran'ın hedefi haline getirirsiniz' diye mesaj verdiğini de gözlemliyoruz. Tam da bu sırada bir Ortadoğu barış süreci canlandırma çabası var, Kushner'in öncülük ettiği Başkan Trump adına. Bunların hepsini yan yana koyduğumuzda Ortadoğu kısmı Türkiye'yi dışlayan, yalnızlaştıran bir şeye doğru ilerliyor. Kushner buraya geldi, ardından Suudi Arabistan'a gitti, İsrail ile birtakım görüşmeler yaptı, Filistin'in tek bir muhatap olması yönünde bir çağrı da yaptı. Hal böyleyken İstanbul'da Filistin'in Avrupa'daki büyükelçilerinin toplandığını, Mevlüt Çavuşoğlu'nun orada mesajlar verdiğini hatırlamak lazım. Türkiye de orada açıktan bir Ortadoğu barış süreci söz konusuysa Türkiye olmadan olmaz mesajı da veriyor. Bu sürecin çok iyi değerlendirilmesi lazım. Türkiye'nin Amerika ile Rusya arasında ilişkilerinde bozulan dengeyi yeniden gözden geçirmesi lazım. Bütün yumurtaları Rusya sepetine koyduğu zaman Türkiye, başka yerlerden açıklar ortaya çıkıyor. İsrail meselesinde, Suriye meselesinde vs. açıklar ortaya çıkıyor. Türkiye tercihini yapar, Rusya, Çin, Hindistan varken NATO'yu, Amerika'yı, Avrupa Birliği'ni görmezden gelebilir diyenler vardır mutlaka. Ama dış politika dostluklar üzerine kurulmuyor, çıkarlar her şeyi belirliyor. Bugün birlikte hareket ettiğiniz bir ülke yarın karşınıza dikilebiliyor. Bunları çok iyi hesaplamak lazım. Sanki biraz el yordamı ile ilerliyor gibi bir durum var. İnşallah durumun ciddiyeti hesaplanır, muhasebesi yapılır, ona göre adımlar atılır."

    Etiketler:
    Patriot, S-400, YPG, NATO, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Andrew Brunson, Metin Topuz, Kuzey Kore, İran, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın