19:00 07 Ağustos 2020
Canlı Yayın

    'Putin ile Erdoğan çok sık görüştü ama 8 Nisan en kritik olanı'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 33
    Abone ol

    Metin Gürcan’a göre ABD’nin yerel seçimin hemen sonrasında Türkiye’yi F-35 projesinden dışlamaya yönelik adımı S-400 alımına dair ‘çok ciddiyiz’ mesajı. Alımın Ankara’nın bağımsız tercihine bağlı olduğunu belirten Gürcan, son dönemde sık görüşen Erdoğan ve Putin’in 8 Nisan buluşması için ‘en kritik olanı’ yorumu yaptı.

    ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon),Türkiye'yi F-35 uçaklarının program ortaklığından çıkarmaya yönelik son hamlesini de yaparken, diyalog için açık kanal bırakıldığı duyuruldu. Ankara'nın Rusya Federasyonu'ndan S-400 satın alma kararlılığına karşı F-35 projesinden dışlanmakla karşı karşıya olduğu bir ortamda kritik görüşmeler gündemde. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, NATO'nun 70'inci yıldönümü vesilesiyle Washington'da düzenlenen toplantıya katılırken, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun yanı sıra Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ile de görüşüyor. Diğer yandan da dikkatler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 8 Nisan'da Rusya Üst Düzey İşbirliği Konseyi (ÜDİK) toplantısına çevrilmiş durumda.

    Gelişmeleri güvenlik uzmanı Metin Gürcan ile konuştuk.

    ‘ANKARA STRATEJİK DÜRTÜ KARMAŞASINDA'

    Metin Gürcan, dünyada olduğu kadar bölgede de çok ciddi değişim ve dönüşümlerin gündemde olduğuna dikkat çekerken, Türkiye'nin jeopolitik kaderin bir kez daha kendisini anımsattığını vurguladı. Gürcan, bu koşullar içerisinde Ukrayna'dan İran'a ve Suriye'ye gündeme hep Türkiye'nin geldiğini belirtirken, Ankara'nın dış politikadaki revizyonist duruşunun Rusya, ABD ve Avrupa tarafından ‘farklı okunduğu' görüşünü dile getirdi. Gürcan bir ülkenin bağımsız duruş sergileyebilmesinin aynı zamanda kapasitesine de bağlı olduğuna dikkat çekerken, şu anki durumda Ankara'nın dış politikasında bir ‘stratejik dürtü karmaşası ve kafa karışıklığının' söz konusu olduğu değerlendirmesinde bulundu:

    "Dünya aslında şu anda çok ciddi bir değişim dönüşüm içerisinde. Dünyadaki güç ilişkileri, geleneksel tanımlar artık açıklamaktan çok uzak, Amerika'nın Rusya ve Çin başta olmak üzere diğer ülkelerle olan ilişkisi, Avrupa ile olan ilişkisi, Avrupa'nın Rusya ile ilişkisi, Çin'in diğer ülkelere bakışı. Küresel anlamda bir değişim dönüşüm var. Bölgesel anlamda da çok ciddi bir değişim dönüşüm var. Yeni tanımlamalar yapılıyor şu anda. Türkiye'nin jeopolitik duruşu kaderimiz. Şu anda Karadeniz veya Ukrayna konuşulduğunda Türkiye konuşuluyor. Suriye konuşulduğunda Türkiye konuşuluyor, İran konuşulduğunda Türkiye konuşuluyor. Jeopolitik kaderimizi de bu paketin içine koyalım. Türk dış politikasının revizyonist duruşu. Eskiden daha statükocu, daha batı yanlısı mevcut olanın idamesinden yana bir duruş alırken, şu anda bu kestirilemez ve belirsiz bir çorbanın içerisinde. Türkiye'nin revizyonist duruşunu Rusya farklı anlıyor, Amerika, Avrupa farklı anlıyor. Bu anlamda pozisyonumuzu yani hayata hangi perspektiften baktığımızı daha batıya yaklaşarak bölgesel ve küresel dinamitleri hazmetmek daha doğru. Yoksa daha bağımsız, bağlantısız bir duruşla mı, öyle olursa Türkiye'nin kapasitesi neler? Bu kapasite mevcut duruşu koruyabilir mi veya daha Avrasyacı daha Rus, Çin perspektifinden mi meselelere bakmak lazım? Bu konuda ben Ankara'nın stratejik dürtü karmaşasında ve bir kafa karışıklığında olduğunu düşünüyorum. Bu da ister istemez sizin kendinizi nasıl pozisyonlandığınızla da alakalı. Tam da bu nedenle Moskova'nın Ankara'dan beklentileri yüksek, Washington'un Ankara'dan beklentileri yüksek, Brüksel'in yüksek, Pekin'in yüksek. Böyle olunca hem iç siyaset hem diplomatik duruşu aynı zamanda bölgesel ve küresel dinamitler gözleri Ankara'ya çevirdi."

    ‘S-400'LER ANKARA'NIN BAĞIMSIZ TERCİHİDİR'

    ABD'nin yerel seçimlerden hemen sonra F-35'lerle ilgili açıklamada bulunmasına dikkat çeken Gürcan, bu yolla ‘çok ciddiyiz' mesajı verildiğini aktardı. S-400 kararının Ankara'nın bağımsız tercihi olduğu görüşünü dile getiren Gürcan, Türkiye'deki hava savunma sistemleri ihtiyacına işaret ederek ‘paranın olması halinde alınıp kullanılacağını' vurgularken, Türkiye'nin meseleyi F-35'lerle çakıştırarak süreci iyi yönetememe zaafiyeti yaşadığı görüşünü dile getirdi:

    "Seçimlerden hemen sonra yapılmış olması çok kıymetli. F-35 konusunda ciddiler, bunu söylemek lazım. Çünkü çok ciddi bir yatırım ve çok ciddi anlaşmalar söz konusu. Ama bu son kararı ben öyle okuyorum. Net olarak biz ciddiyiz mesajı veriyorlar. Net bir şekilde S-400 ile F-35, NATO üyesi de olsa, her ne kadar tüm garantileri de vermiş olsa bir ülkede ortak kullanılamaz şerhini güçlü bir şekilde Washington Ankara'ya hissettirdi. S-400, Ankara'nın bağımsız tercihidir. Paranız varsa 3.5 milyar dolar S-400'ü alırsınız ve gerçekten yapıcı şekilde Türkiye'nin ihtiyacı olan şeydir. Türkiye'nin şu an mevcut orta düzey hava savunma füze mimarisi 70'li yıllardan kalma. Yani çok demode bir sistemden bahsediyoruz. Ne yazık ki 90'lı yıllarda bu ihtiyaç belirmesine rağmen, İran ve İsrail'in artan balistik füze teknolojileri ve bunları denemeye geçmeleri durumu var. 2000'lerde bu 90'larda beliren ihtiyaç daha yakıcı hale gelmesine rağmen Türkiye bu sorunu hep öteledi. Bu Ankara'nın bence stratejik vizyon eksikliği. Ya bu eksikliği net anlatamadılar ya da umursamadılar. Ama günün sonunda kolektif bir süreç yönetim fiyaskosu başarısızlığı var. Türkiye'nin orta irtifa hava füze savunma mimarisini bana göre 2000'lerin başında dizayn etmeye başlaması, 2000'lerin sonunda da bitirmesi gerekiyordu, 10 yıllık bir süreçte bu işi hallederdi. Şu anda Türkiye'nin teknik anlamda ihtiyacı olan orta irtifa hava füze savunma ihtiyacı Çin, Amerika, Avrupa, Rusya bu 4 başat aktörün arasındaki güç ilişkilerinin değiştiği haline geldi. Niçin biz bu dördünün arasında bunu sıkıştırdık. F-35, Türkiye'nin mevcut F-16'ları mutlaka modernize edilmesi gerekiyordu. Dünyadaki küresel hava gücü yarışında geri kalmamak için mutlaka güncellemeniz gerekiyor sistemlerinizi. F-35 süreci de Türkiye'nin 10 seneden beri içinde olduğu bir süreç. Bir şekilde bizim orta irtifa hava füze savunma ihtiyacımızın tedarik süreciyle F35'lerin tedarik süreci birbiri üzerine yapıştı. Aynı anda 2019 yazına bunlar şu anda çakışıyorlar. Burada süreç yönetim zafiyeti var. AK Parti veya mevcut yönetim değil bu 90'lardan beri gelen simülatif bir süreç yönetim beceriksizliğinin yaratmış olduğu bir sonuç. F-35 mü S-400 mü çakışmasının temel sebebi bizim bir türlü bu süreci iyi yönetemememiz."

    ‘F-35, S-400'LERLE AYNI ANDA KULLANILIRSA, MOSKOVA ANKARA'YA CİDDİ BİR PROTOKOL UYGULAYABİLİR'

    8 Nisan'da Moskova'da Erdoğan'ın Putin ile yapacağı görüşmeye atıf yapan Gürcan, iki liderin son dönemde çok sık bir araya geldiklerini ancak bu seferki görüşmenin çok kritik olduğu görüşünde. Washington'ın F-35 açıklamasının bu görüşme öncesinde mevcut gerginliği artırmak ve ciddiyet sergilemek amaçlı olduğunu kaydeden Gürcan, Ankara'nın S-400'leri aldıktan sonra Yunanistan'ın Kıbrıs Rum Yönetimi örneğinde olduğu gibi önayak olduğu şekilde üçüncü bir ülkeye konuşlandırma yapamayacağı değerlendirmesinde bulundu. Gürcan'a göre, tıpkı ABD gibi Rusya açısından da S-400'lerin F-35'lerle bir arada kullanılması sıkıntı yaratabilir ve Moskova bu konuda protokol uygulayabilir:

    "Şu anda taraflar pozisyonunu koruyor. Çok sık görüşüyorlar Cumhurbaşkanı ile Putin ama 8 Nisan'da Moskova'daki görüşme bence çok kritik hem Suriye'nin geleceği özellikle İdlib konusunda hem de S-400 füze sistemi ile alakalı konularda çok kritik bir zirve olacak. Bu zirve öncesinde Washington'un ben mevcut gerginliği artırma ve ciddiyetini gösterme çabası olarak okuyorum. S-400 sistemleri ve F-35 ara formül bulma çabası. Bu çaba 3-4 aydır sürüyordu. Ama Ankara'nın pozisyonunu koruması, ‘S-400 alınacak, geri dönüş yok' demesi Amerika'nın da bu pozisyona göre kendisini pozisyonlaması, artık ara çözümler konuşuluyordu. S-400'leri Türkiye satın alır, sonrasında Yunanistan'ın S-300'leri Girit'e konuşlandırması müteakiben Güney Kıbrıs gözetimiyle bu işi yapması gibi bir ara formül uygular. Şu anda bu ara formül dönemini de aştığımızı değerlendiriyorum, burada da Moskova kesinlikle ona yanaşmaz. Türkiye'nin S-400 satın alımından sonra üçüncü bir ülkeye bu sistemleri transferi ve bununla birlikte eğitim ve bakım ve aynı zamanda teknoloji transferi bunlar çok sofistike sistemler, mahremiyetinin korunmasını isterler. S-400'ler Türkiye'ye gelir ama F-3'lerle birlikte kullanılacaksa Moskova'nın Ankara'ya çok ciddi bir protokol uygulayacağı kanaatindeyim. Yani S-400'ler ve F-35'lerin aynı anda aynı ülkede aynı hava kontrol, burada entegre bir mimariden bahsediyoruz, yani orta irtifa dediğimiz, diğer artı 24 km'ye kadar olan mesafede tüm hava uçuş gayretlerimiz yani F-35'lerimiz, hava ve füze savunma gayretlerimiz yani S-400'lerle entegre edilmesi lazım. Bunlar birbirini görecekler, birbirini dost olarak tanımlayacaklar, birbirinin açığını örterek birbirini destekleyecekler. İki uçlu bir kılıç var burada. Her ne kadar dillendirmese de ben Moskova'nın S-400'ler ile F-35'lerin entegre olarak üçüncü bir ülkede kullanılmasına da çok sıcak bakmayacağı kanaatindeyim. Bunun temel gerekçesi de teknoloji transferi olacak. Moskova önümüze şu tezle gelecek: ‘Zaten F-35'leri kullanıyorsun, NATO üyesisin, kritik dediğimiz yazılım, radar, motor sistemleri bunlarla ilgili seninle teknoloji paylaşımı yapamam, ama istersen kamyonların tekerleklerini, lastiklerini üretebilirsin'. İkincil ve üçüncül önemdeki sistemlerde teknoloji transferi sağlayabilecek ama o zaten Türk Savunma Sanayisinin başardığı bir şey. Bizim amacımız temel yazılım. S-400'lerin radarı çok önemli, Ankara da bunun farkında. S-400'lerin radarı sayesinde Ankara yaklaşık 1500 km yarıçapında bir daireyi gözetleme ve 400 km yarıçapında bir dairede de angaje olabilme imkanı bulacak. İstemediği havada uçan cisme çok şiddetli fener tutabilecek Ankara. Bu açıdan Washington giderek ciddileşiyor, ara çözüm bulma safhasının da geçtiği kanaatindeyim. Şu anda taraflar pozisyonlarını koruyor ve gerginlik yükseliyor. 8 Nisan'daki Erdoğan-Putin zirvesine de dikkat çekmek istiyorum. Bence son 1.5 senedir çok sık görüşüyorlar. Ama tüm görüşmeler içindeki en kritik görüşme olacak."

    Etiketler:
    NATO, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın