06:42 21 Mayıs 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'ABD'nin izlediği politikalar Türkiye'yi Rusya'ya daha da yakınlaştırdı'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 0 0

    Prof. Dr. Hüseyin Bağcı’ya göre ABD’nin izlediği politikalar Türkiye’yi Rusya’ya daha fazla yaklaştırdı. ABD’nin bugüne kadar Türkiye’ye uyguladığı ambargoların hep geri teptiğini anımsatan Bağcı, Türkiye’nin NATO üyeliğinden çıkmasının söz konusu olamayacağın görüşünü dile getirdi.

    ABD yönetimi, Rusya Federasyonu'ndan S-400 alımı halinde F-35 projesinten atılmak dahil bir dizi rest çekecek adım atarken, diğer yandan da Savunma Bakanı vekili Patrick Shanahan aracılığıyla sorunun çözümü için ‘diyalog kapısını' aralık tutma mesajları veriyor. Kriz NATO'nun 70'inci yıldönümünü vesilesiyle Washington'da düzenlenen dışişleri bakanları toplantısına da taşınmışken, Türkiye S-400 kararlılığını sürdürür görünüyor.

    Türkiye ile ABD arasındaki S-400 ve F-35 gerilimini ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Bağcı ile konuştuk.

    ‘SÜREÇ HER İKİ TARAFI DA HAYAL KIRIKLIĞINA GÖTÜREBİLİR'

    Prof. Dr. Hüseyin Bağcı'ya göre, Trump yönetimi S-400-F-35 tartışmasında kafası karışık bir görünüm veriyor olsa da Washington'dan Türkiye'ye yönelik üstü kapalı bir ambargo yavaş yavaş gerçekleşmeye doğru gidiyor. Rusya'nın son verdiği mesajlarda S-400'lerden vazgeçme yolunda kapı aralanmış gibi dursa da Türkiye'nin vazgeçmemesinin istendiği yorumunu yapan Bağcı, sürecin sonucunda her iki taraf için de hayalkırıklığı yaratacak bir manzara çıkabileceğine işaret etti:

    "Amerikalıların hem idari anlamda hem de Savunma Bakanlığındaki yetkililerin kafası iyice karışık. Biri böyle söylüyor, diğeri böyle söylüyor. Ama ortada bir gerçeklik var. Türkiye'ye yönelik üstü kapalı bir ambargonun artık yavaş yavaş gerçekleşmeye doğru gittiği bir süreç yaşanıyor gibi geliyor bana. Ama Türkiye'nin özellikle S-400'lerden vazgeçme durumunun ne derece gerçek olup olmayacağını da göreceğiz. Rus tarafı Türkiye'nin bu alımdan vazgeçme şansının hala söz konusu olduğunu söylerken aslında Türkiye'ye vazgeçmemesi yönünde de mesaj veriyor. Çünkü bunun Amerika'da büyük hayal kırıklığı yaratacağı su götürmez. Yarın da NATO'nun kuruluşunun 70. yılı. Tam da 70. yılında Türkiye ile ABD arasında böylesine bir krizin olması her iki tarafın da hoşuna gidecek bir durum değil. Burada kimin kaybedip kimin kazandığından çok ortaya çıkan reel durumun her iki tarafı hem stratejik hem de ikili ilişkiler anlamında büyük bir hayal kırıklığına götürebileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

    ‘ABD'NİN POLİTİKALARI TÜRKİYE'Yİ RUSYA'YA DAHA FAZLA YAKLAŞTIRDI'

    ABD yönetiminin izlediği politikalarla Türkiye'yi Rusya'ya daha fazla yakınlaştırır hale geldiğini belirten Bağcı, ABD'nin bugüne dek Türkiye'ye uygulamış olduğu ambargoların hep geri tepmiş olduğunu anımsattı:

    "Türkiye'ye uygulanan Amerikan ambargoları bugüne kadar hep getri tepmiştir. 1964'te, 1975'te veya 1980'lere gelirken yaşanan veyahut geçen yıl yaşadığımız ekonomik ambargolar dahil olmak üzere Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin pek düzgün gitmediği, iniş çıkışların çok olduğu bir süreç yaşıyoruz. Donald Trump döneminde bunun olması çok daha önem kazanıyor. Çünkü normalde Cumhuriyetçilerle iyi anlaşır Türk hükümetleri. Ama şimdi ortaya çıkan yeni durum Amerika'nın bir yandan Rusya'yı Türkiye'den uzaklaştırmaya çalışırken takip ettiği politikalarla belki de Türkiye'yi Rusya'ya daha fazla yakınlaştırıyor diye düşünüyorum. burada Türkiye'nin nerede hata yaptığı sorusunun ötesinde Amerikalıların takip ettikleri politikaların sonuçta Amerikan çıkarlarına ne derece hizmet ettiğini de görmek lazım. Ben Amerikan yönetiminin siyasi anlamada Türkiye'ye aslında her zaman ambargo uygulayabilecek bir düşünceye sahip olduğunu düşünmüyorum, bunu yapabilirler de. Ama bunun yansımaları nasıl olacak, ona bakmak lazım."

    ‘TÜRKİYE'NİN NATO'DAN ÇIKMASI SÖZ KONUSU OLAMAZ'

    Bağcı'ya göre Türkiye dış politikada sorunlu bir dönemden geçiyor ama NATO'dan çıkması söz konusu değil. Böylesi bir gelişmenin Ortadoğu, Balkanlar ve Akdeniz'de istikrarsızlık anlamına geleceğini belirten Bağcı, ortada Türkiye'yi devre dışı bırakacak bir mekanizma da bulunmadığını anımsattı. Bağcı bir toplantıda Kıbrıs Rum Yönetimi'nin geçmişte aldığı ancak Türkiye ile yaşanan krizin ardından Yunanistan'ın devreye sokarak devre dışı bıraktığı S-300'leri örnek göstererek espriyle karışık "En kötü ihtimalle Türkiye alır S-400'leri Kıbrıs'a (KKTC) yerleştirir" dediğini anlatan Bağcı, ABD'nin Ankara'ya yönelik F-35'ten dışlayıcı tehditlerinin de yanlış olduğunun altını çizdi:

    "Türkiye'nin de dış politik anlamda önemli bir belalar sürecinden geçtiğini söyleyebiliriz. Ama Türkiye'nin NATO'dan çıkması söz konusu değil. S-400 nedeniyle Türkiye'nin NATO'dan çıkacağını varsaymak yanlış bir kanı. Sırf bu nedenden Türkiye'yi devre dışı bırakacak bir mekanizma da yok. Siyasi anlamda kriz genişliyor. Sadece Amerika ile Türkiye arasında değil Avrupa Birliği'nin NATO üyesi ülkeleriyle Türkiye arasında da var. Güney Kıbrıs'ın aldığı S-300'leri örnek göstererek şöyle bir şey öneriyorum. En kötü ihtimalle Türkiye alır, S-400'leri Kıbrıs'a yerleştirir. Türkiye, Güney Kıbrıs'ın NATO'ya üye olmasına karşı, Ankara programı çerçevesinde. Onlar da Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne girmesini engelliyorlar. Türkiye, Güney Rum tarafının ayrıca NATO manevralarına katılmasına da engel oluyor. Sonuç itibariyle Türkiye ile Güney Kıbrıs Rum tarafı arasında gerginlik devam ediyor. Ama asıl iş Yunanistan ile. Türkiye, bu silahları tam olarak teslim alması 2021'i bulur. O zamana kadar dengeler değişebilir. Ama değişmeyecek olan bir şey var. Amerika'nın şurada yanlış yaptığını düşünenlerdenim. Eğer Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkiler bu kadar iyiye gidiyorsa, bunun mimarı Amerika Birleşmiş Devletleri'nin yanlış politikasıdır. Türkiye'ye verilen sözlerin yerine getirilmemesi, F-35 programından Türkiye'yi çıkarmak bir defa hem teknik anlamda hem hukuki anlamda yanlış. Bu bir tek ülkenin projesi değil, ortak bir proje. Türkiye de katkısını sağlıyor. Bunu Türkiye'ye vermekle yükümlü. Donald Trump'ın dünyadaki bütün dengeleri değiştirebilecek, uluslararası hukuku devre dışı bırakacak tweetleri, açıklamaları, yaptığı işler ister istemez Türkiye'yi gözden çıkarabilir mi sorusunu da beraberinde getiriyor. Türkiye'nin elinde hala büyük bir fırsat var. Ortadoğu'da Türkiye'nin NATO'dan çıkmış olması demek doğrudan Balkanların, Akdeniz'in, Ortadoğu'nun ve Kafkasya'nın istikrarsızlığa bulaşması demektir."

    ‘YA TRUMP KALKIP BOĞAZLAR ANLAŞMASINI TANIMIYORUM DİYE TWEET ATARSA…'

    Bağcı, Türkiye'nin dış politikasında bir yandan ‘herkese mavi boncuk dağıttığı' diğer yandan ‘dengeli gittiği' görüşünde. ABD'nin Rusya'yı ‘dengeleme ve önleme' politikasına dikkat çeken Bağcı, örneğin Trump gibi bir başkanın Boğazlar'la ilgili 1936 tarihli Montrö Anlaşması'nı tanımama tutumu alması gibi risklere de atıf yaptı. Bu noktada Türkiye'nin NATO üyesi bir ülke olmasının yanı sıra Rusya ile de komşu olduğunun unutulmaması gerektiğinin altını çizen Bağcı, bu özel konumun Amerikalılara ve Avrupalılara anlatılması gerektiğini belirtti. Bağcı, Cumhuraşkanı Erdoğan'ın 8 Nisan'da Moskova'da Rusya lideri Putin ile yapacağı görüşmenin önemine de dikkat çekti:

    "Türkiye'nin politikası herkese mavi boncuk dağıtma politikası hem Ukrayna'ya hem de Rusya'ya. Çok dengeli gidiyor. Bir yanda Kırım'da ses çıkarmazken, diğer tarafta Ukrayna'ya kilise konusunda destek yapıyor. Türkiye'nin klasik denge politikasıdır, özünde de doğrudur. Diğeri Gürcistan konusunda NATO'ya alınmaması. 2008 yılında aslında alınması gerekiyordu bu iki ülkenin. Bence NATO orada büyük bir hata yaptı. Angela Merkel'in takip ettiği politikaların yanlış olduğu yolunda genel literatürde bir görüş vardır. Yol haritasının bugünden sonra çok daha zor olacağını ama diğer taraftan da NATO'nun genişleme arzusunun devam ettiğini söylemek lazım. NATO genişlemeye devam etmek istiyor. NATO Rusya'yı Kafkaslarda ve Karadeniz'de dengeleme ve önleme politikasını takip ediyor. Gürcistan da çekilmeye çalışıyor ama Rusya'nın tepkilerini bekleyeceğiz ve göreceğiz. Önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanı ve Putin arasında bir görüşme yaşanacak tekrar. Bütün bunlar dengeleri değiştirecek. Benim en büyük endişem Trump'ın Boğazlarla ilgili olarak biz Boğazları (1936 Montrö Anlaşması) tanımıyorum derse bir tweeti ile asıl problem burada. Şu anda bütün hatlar karmakarışık. Neler olabileceğini kimse bilmiyor. O nedenle bulunulan konumları çok iyi korumak gerekiyor diye düşünüyorum. Türkiye'nin de burada bir zafiyet göstermemesi gerekiyor. Türkiye bir NATO üyesidir ama Rusya ile de komşudur. Türkiye'nin bu çok özel konumunu göstere göstere Amerikalılara ve Avrupalılara anlatmakta fayda var. Hem 1964'te hem 1975'te Türkiye'ye uygulanan ambargolarda Türkiye'nin Sovyetler Birliği ile yakınlaşması söz konusudur. Hatta en fazla yakınlaşma süreci Süleyman Demirel dönemindedir, yani 1965-1971 arasında çok önemli bir yakınlaşma olmuştur."

    ‘ERDOĞAN İLE PUTİN ARASINDAKİ GÖRÜŞMENİN SONUCUNU BEKLEMELİ'

    Günümüz dünyasında Rusya ve Çin'in yükselişinin ister istemez ABD'nin manevra alanını dayattığını, Türkiye gibi ülkelerin jeostratejik öneminin ise arttığını belirten Bağcı, Ankara'ya yönelik ambargo tehditlerinin Washington'da yönetici siyasetin kafasının karışıklığına bağladı. Bağcı olası bir ambargonun ‘bumerang etkisine' dikkat çekti. Bağcı'ya göre S-400 meselesine dair soru işaretlerinin Erdoğan ile Putin'in 8 Nisan toplantısından sonra açıklığa kavuşması beklenebilir:

    "Amerikalıların ne yapmak istediğini ben de tam olarak çözebilmiş değilim. Sadece son günlerde yayınlanan William Burns'ün ‘The Back Channel' kitabında Amerikan politikasındaki son 35 yılda yaşanan dönüşümleri anlatıyor. Kitapta, ‘Amerika Birleşik Devletleri olarak bizler artık ne küreselleşmeyi ne de dünyanın güvenliğini tek başımıza savunabiliriz'. O nedenle Rusya, Çin ve Hindistan'ın yükselmesi ister istemez Amerika Birleşik Devletleri'nin manevra alanını da daraltıyor. Bu anlamda Türkiye için bir şans Amerika'dan vazgeçmeden ama Amerika'nın yanında diğer opsiyonları da dönemsel olarak da olsa kullanma şansının olması. Amerikalılar eğer Türkiye'ye ambargo uygularlarsa, bunun bumerang gibi geriye döndüğünü ve Amerika'nın büyük stratejisinde sonuç itibariyle Türkiye'nin jeopolitik konumunun her zaman çok ağırlıkta olduğunu bilmekte fayda var. Sonuçta Amerikalıların da kafası karışık. Amerikan yönetiminde tek bir düşünce yok, onlarda da ‘kakafoni' var. Bir kurum böyle söylüyor, diğeri böyle söylüyor. Ama sonuçta başkanın ne söyleyeceği önemli. O da henüz şimdiye kadar bir tweet atmadığına göre beklemeye devam edeceğiz. Ben bu açıklamanın Türkiye'nin manevra alanını genişlettiğini düşünüyorum. Bunu Türkiye'ye bırakmakla Rusya'nın baskısı olmadığı şeklinde bir imaj yaratıyor. Ama diğer taraftan Türkiye'nin bu sistemlerden vazgeçmesi durumunda Rusya'da bir hayal kırıklığı olacak. Bunun bir kaçarı yok. Bu ikisini nasıl dengeleyecek Türkiye, asıl sorun orada. Ama Türkiye'nin her zaman almama ihtimali var, çünkü henüz teslim edilmedi, anlaşmalar yapıldı ama. Türkiye sadece ve sadece Rusya'nın bence onayıyla bu işten vazgeçebilir. O yüzden Erdoğan ile Putin arasındaki görüşmenin sonucunu beklememiz lazım."

    Etiketler:
    S-400, F-35, NATO, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Patrick Shanahan, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Mike Pompeo, Türkiye, Suriye, Rusya, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın