06:09 27 Haziran 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'ABD ve AB için parçalanmış Libya daha avantajlı'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 0 0

    Hamide Yiğit’e göre Libya’da çatışmalı sürecin devam etmesi bölgede hakimiyet kuramayan ABD ve AB ülkeleri açısından istikrarlı bir Libya’dan daha avantajlı. Yiğit’e göre Hafter güçlerinin Trablus’taki İhvancı hükümeti sıkıştırması Katar’ın yanı sıra Türkiye’ye de yönelik bir kıskaç hamlesi.

    2011'de NATO öncülüğündeki dış müdahale ve Muammer Kaddafi'nin linç edilerek öldürülmesiyle parçalanan Libya yine çatışmalarla gündemde. Libya'nın doğusunu kontrol eden Tobruk merkezli yönetim, başkent Trablus merkezli İslamcı hükümete karşı üç sene sonra yeniden harekete geçti. General Halife Hafter'e bağlı Libya Ulusal Ordusu (LUO), İslamcıların kontrolündeki Trablus'taki Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin (UMH) elinden başkenti almaya çalışıyor. Libya'daki gerilim uluslararası resme de yansırken, Hafter güçlerinin BAE, Mısır ve Suudi Arabistan'ın desteğini almasına karşılık UMH da Katar ve Türkiye'nin desteğini arkasına almış durumda.

    Gelişmeleri, ‘Libya'da Kanlı Bahar' kitabıyla tanınan araştırmacı-yazar Hamide Yiğit ile konuştuk.

    ‘KAOS İÇİNDE, PARAMPARÇA, ÇÖLLERİ KANA BULANMIŞ BİR LİBYA'

    Hamide Yiğit, Libya'da Devlet Başkanı Muammer Kaddafi'nin linç edilerek öldürülmesinden bu yana istikrar sağlanamadığını anımsatırken, bunda uluslararası toplumun rolüne dikkat çekti. Libya'daki siyasal İslamcı kalkışmanın halkı temsil eden bir devrim olmadığını anlatmaya çalışan seslerin kısıldığını belirten Yiğit, kanlı kalkışmanın parçalanmış bir ülke ve farklı aşiretlerin milis güçleri ile el Kaide ve IŞİD'la bağlantılı cihatçılardan başka bir sonuç vermediğini vurguladı:

    "2011'de başlayan sözde isyanları aslında Libyalı milisler diye aktarılanları El Kaideci oldukları başından belliydi, Libya halkını temsil eden bir devrim olmadığını sesi kısıklar defalarca anlatmaya çalıştı. Ama maalesef dünya medyası farklı bir algı operasyonu yürütüyordu. Libya'ya devrim geldi denildi. Kaddafi'nin linç edilerek katledilmesinden sonra Libya'nın devrimi hiçbir zaman Libya'ya bir istikrar getirmedi. Çok boyutlu kanlı çatışmaların bölgelere yayılarak devam ettiği bir sürece girildi sözde devrimden sonra. Öncelikle hükümet kurulduğunda Libya'da, Adalet ve Kalkınma Partisi, iktidarın bir ortağı olmuştu. Fakat bir süre sonra o milisler silahlandıkları bölgeleri ele geçirip, bütün sokakları kana bulamaya devam ettiklerinde silah bırakma çağrısına uymayanlara karşı operasyonlar başladı. Parçalanmış bir Libya ve kontrolsüzlük ortaya çıktı. Milislerin kontrolünde olan, El Kaidecilerin kontrolünde olan, hükümetin kontrolünde olan, kabile devletlerinin kontrolünde olan kıyıdan çöllere yayılan ciddi bir kaosun içinde kaldığı 2-3 sene öyle devam etti. O hükümetin başarısızlığına yoruldu. Yoranlar da bu hükümeti getirenlerdir aslında. Sonra bir baktık ki ABD destekli bir darbe gerçekleşti. ABD destekli bu darbe kısmen Libya'yı temsil ettiğini iddia ettikleri Halife Hafter başkanlığındaki bu darbeden sonra Tobruk hükümeti kuruldu. Çünkü bütünlüğe hakim olamadı. Trablus hükümeti ayrı bir baş olarak devam etti. Trablus hükümetinde İhvancı iktidar uluslararası toplum tarafından desteklenmese de bölgesel güçler tarafından desteklenmeye devam etti. Örneğin Türkiye ve Katar tarafından hala destekleniyor. Uluslararası toplumun desteklediği Halife Hafter bir türlü otoriteyi sağlayamadı aslında. Otoritenin sağlanmasını isteyenler var mı onu da sorgulamak gerek. Çünkü bu çatışmalar hep kıyı kentlerde oluyor. Petrolün yoğun olduğu, petrol sevkiyatının olduğu yerler buralar. Buralar sonradan oranın El Kaidesi IŞİD'e dahil oldu, El Bağdadi biatını ilan etti. IŞİD'in de o bölgede yoğun çatışmaları olduğu ve hakimiyet sağladığı biliniyor kısmen kıyılarda. Petrol üzerinden ciddi bir çatışma iki başlı iktidar, milisler, El Kaideciler, Işidliler böylesine kaos içinde bir Libya, paramparça çölleri kana bulanmış bir Libya."

    ‘LİBYA HALKI HAFTER'İ DE TRABLUS HÜKÜMETİNİ DE KABUL ETMİYOR'

    Libya halkının ne Haftar ne Trablus hükümetinden yana olduğunu söyleyen Yiğit, iki tarafın da dış müdahalelerin ürünü olduğu görüşünde. Ülkedeki Libya Ulusal Halk Hareketi'nin görmezden gelindiğini belirten Yiğit, ancak hakın iradesiyle kurulacak bir yönetimin ülkeye istikrar sağlayacağını kaydetti. ABD ve Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin Libya'da çatışma halinin devam etmesini istediğini ifade eden Yiğit'e göre, bunun nedeni ABD'nin bölgede hakimiyet kuramamış olması:

    "Libya halkı adına hep yabancı kaynaklardan Batı okumaları üzerinden sunulan demeçleri okuyarak kararlar veriyoruz. Libya halkı ne Haftar hükümetini ne Trablus hükümetini meşru saymıyor, kabul etmiyor. Çünkü her ikisi de dış müdahalenin ürünüdür diye görüyorlar. Libya'yı paramparça eden, kana bulayan bir sürecin ardından oluşan bu iktidarlar Libya halkının meşru iktidarı olamaz diyorlar. Örneğin Libya Ulusal Halk Hareketi'ni takip ederseniz, orada Halife Haftar için de aynı şeyi söylüyorlar, İhvancı tarafı için de aynı şeyi söylüyorlar. Libya halkı kendi iradesiyle iktidarı kurar ise o zaman işte sükunet, istikrar gelir Libya'ya diyorlar. Şu anda kabile devletinde bunu hemen yapmak olası değil, çok ciddi bir kanlı sürecin devam edeceği belli. ABD'nin desteklediği Haftar'e karşı şu anda temkinli davranıyor olmasından ne anlamalıyız? Aslında destekliyor, Trablus'a doğru çatışmalar devam ediyor. Bu arada AFRICOM'a bağlı birliklerini çektiğini ilan ediyor. Normalde Hafter'i destekleyen Amerika niye güçlerini geri çekiyor? Bu çatışmanın, bölünmüşlüğün, parçalanmış Libya halinin devam etmesi isteniyor. Çünkü Libya'ya dair emperyalistlerin hiçbir projesi başarıya ulaşmadı. Şu anda başarıya ulaştıracakları bir stratejileri yok. Muhtemelen bu çatışmalı sürecin devam etmesi, parçalı bir Libya'nın şu an için varlığını sürdürmesi Batılılar tarafından da isteniyor. Çünkü ulusal halk hareketinden demeç verenlere bakılırsa, bütün bu çatışmaların altında Batılılar var. ABD'de de burada hakimiyeti sağlayamayacağı için çatışmalı sürecin devam etmesini istiyor. çözüm istemiyorlar şu anda. Parçalanmış bir Libya, şu an için istikrarlı bir Libya'dan daha avantajlı. Diğer yandan Rusya da devreye girdi. Mesela Kuzey Afrika Sahra Altı'na kadarki o bölgede fosil atıklardan petrol üretimi ve doğalgaz taşıma tesislerinin kurulması da dahil Libya üzerinden Akdeniz'e taşınacak boru hattının ihalesi Rusya'da kalmış, öyle görünüyor. 2014'ten öncesine bakarsak oradan itibaren bu böyledir. Şu anda ABD'nin burada herhangi bir projesini hayata geçirme şansının olmadığını gördü diyebiliriz. ABD sözde istikrarı sağlamak adına Birleşmiş Milletler üzerinden bir müdahale yapabilirse sadece bu çatışmaları durdurur ama yekpare ve tek merkezden bir hükümetin kurulmasını sağlayacak bir proje yok şu anda."

    ‘LİBYA ÜLKESİ DİYE BİR ŞEY YOK ARTIK'

    Libya'da 2011'de NATO'nun BM'den çıkarttığı sivilleri koruma gerekçesi kararının dayandığı temellerinin yalanlardan ibaret olduğunun zamanla ortaya çıktığını anımsatan Yiğit, bugün de BM'nin devreye girmesini imkansız görüyor. Yiğit'e göre "Oldu bittiye getirilen bir saldırganlıkla talan edilen bir Libya" var, "Libya ülkesi diye bir şey yok":

    "Neredeyse korsancılık yapar duruma geldiler. Ama petrol piyasasını bu şekilde Libya'nın birikimleri üzerinden müdahale söz konusu elbette. Diğer yandan mesela Birleşmiş Milletler'in ya da ABD'nin herhangi bir müdahalesinin meşruiyeti nedir, artık o da tartışılır halde. Çünkü Birleşmiş Milletler'den Libya müdahalesi için gerekçe olarak öne sürülen o dosyadaki bütün maddeler yalanlandı, hepsinin düzmece gerekçeler olduğu zaten ortaya çıktı. Hillary Clinton'ın çok uğraşması sonucunda. Libya askerlerinin Kaddafi emriyle ateş açmasının bir anlamda hatadan kaynaklı bir yanlış anlama olduğu sonradan ortaya çıktığı keza viagralı saldırı çok çirkin bir şekilde tartışıldı. Bunun da aslının olmadığı kanıtlamadığı bizzat Pentagon tarafından dile getirildi. Kaddafi'ye müdahale gerekçesi olarak sunulan bütün o maddeler tek tek ortadan kalktığını gördük geçtiğimiz süreçte. Sonuç itibariyle bir anda oldubittiye getirilen bir saldırganlıkla talan edilen bir Libya var. Libya ülkesi diye bir şey yok artık."

    ‘KÜRESEL GÜÇLER İLE BÖLGESEL GÜÇLERİN GÜÇ GÖSTERİSİ LİBYA HALKINA SADECE KAN GETİRİYOR'

    Yiğit'e göre ABD ve AB üyesi ülkelerin yanı sıra Körfez ülkelerinin de müdahil olduğu çatışmalar kanlı çatışmaları nihayete erdirmeye imkan tanımıyor. Libya'da Katar'ın yanı sıra Trablus'taki hükümeti destekleyen Türkiye için de sıkıntılı bir resmin ortaya çıktığını belirten Yiğit, ortaya bir ‘kuşatma' halinin çıktığının altını çizdi:

    "ABD ve AB ülkeleri buradaki çatışmaları sonlandırma kararı alırlarsa süreç başka bir yöne evrilir. Şu anda sanki Arap ülkelerindeki bu çatışmalı durumun ne Suriye sahasında kontrolünü, etki gücünü kaybeden Körfez ülkeleriyle Suudi Arabistan'ın yeniden sahada bir rol almasını sağlayan bir şey söz konusu. Nasıl bir rol? ABD burada İran tehdidini hala sürdürüyor, onların elinde çatışmalı bir süreç gelmiş durumda. Ama o çok uzun vadeli bir süreç. Suriye aslında bütün dengeleri bozdu. Suriye sahasında bütün Körfez ülkelerinin Suudi Arabistan'ın, Katar'ın her birinin ayrı ayrı cihatçı grupları vardır, onlar üzerindeki kontrolü aracılığıyla Suriye üzerinde bir hakimiyet kurma çabaları vardı. Ama dengeler değişti. Tamamen farklı bir yöne esmeye başladı rüzgar. Burada Arap Ligi içerisindeki ülkeler kendi güç dengelerini yeniden başka yerlerde kurmaya çalışıyorlar. Muhtemelen Türkiye ile Katar'ın Libya üzerindeki hâkimiyeti kısıtlamak ve bitirmek üzerine bir hamledir bu. Fakat ABD bitirmek ister mi, çatışmalı sürecin bitmesini ister diye düşünüyorum. Güçler kendini gösteriyor yine Libya sahasından. Bu güçler Katar ve Türkiye'nin desteklediği İhvancı iktidara karşı şu anda boy gösteriyor. Fakat kendilerini hatırlatma hamlesidir diyebilirim. Çünkü Suudi Arabistan'ın Körfez ülkelerinin Bahreyn'in bütün bu iktidarların destekledikleri Büyük Ortadoğu Projesi ile ilgili belirlenen alanlar kaybediliyor. Buna burada bir gücünü gösterme hamlesi diyebiliriz. Fakat Türkiye açısından sıkıntılı bir süreç başlıyor. Çünkü sadece Türkiye ve Katar'ın desteklediği bir iktidar orada söz konusu. Eğer çatışmalar Trablus'a doğru kayarsa, bu hükümet için sıkıntılı bir hal alacaktır, kuşatma altına alınıyor demektir. O zaman Türkiye hangi açıdan hangi meşruiyet temeline bakarak savunacak o da çok sıkıntılı bir durum. Katar da ciddi anlamda elini uzatırsa farklı bir kuşatmaya alınacak. Önceki kuşatmanın üstüne bu da gelirse, güçler kendilerini bölgesel güç olarak göstermek üzerine bilek güreşine çıkmışlar. Sonuç itibariyle uluslararası toplumun sorumluluğundadır Libya. Uluslararası toplumun bedelini ödemesi, özrünü dilemesi gereken bir Libya söz konusudur. Bütün bu çatışmalar bize şunu gösteriyor. Küresel güçler ile bölgesel güçlerin güç gösterisi halka sadece kan getiriyor."

    Etiketler:
    Libya Ulusal Ordusu (LUO), Halife Hafter, Muammer Kaddafi, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Trablus, Katar, Libya, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın