09:05 25 Mayıs 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'Trump, 'yapamaz' denilenleri yapıyor, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması bir savaşa bile yol açabilir'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 61

    Prof. Oğuzlu’ya göre ‘yapamaz’ denilen pek çok şeyi yapan Trump’ın İran’la ilgili muafiyetlere son verme kararı da tehlikeli bir ortam oluşturuyor. ABD’nin dünyada gücünü yeniden kazanmak için zorlayıcı yöntemlere başvurduğunu söyleyen Oğuzlu, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının bir savaşa bile yol açabileceğini belirtti. Oğuzlu’ya göre, Ankara’nın İran’a tercih etmesi zor.

    İran’ın dünya güçleriyle yaptığı nükleer anlaşmayı tek taraflı olarak çöpe atıp yaptırımlar rejimine geri dönen Trump yönetiminin son hamlesi, Türkiye’nin de dahil olduğu sekiz ülkeye tanıdığı petrol alımı muafiyetine son vermek oldu. ABD, 2 Mayıs’ta süresi dolan petrol muafiyetlerinin yenilenmeyeceğini duyururken, İran’ın petrol satışını ‘sıfıra indirme’ hedefini koydu. Petrol arzında ise Suudi Arabistan ve BAE’nin verdikleri garantiler sayesinde sıkıntı yaşanmayacağı öne sürüldü. Karardan İsrail ve Suudi Arabistan memnun kalmış görünürken, son dönemde İran’dan petrol alımlarını oldukça azaltmış olan Türkiye rahatsız. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD’nin ‘dayatmacı tutumunun kabul edilemeyeceğini’ söyledi.

    Gelişmeleri Antalya Bilim Üniversitesi'nden Prof. Dr. Tarık Oğuzlu ile konuştuk.

    ‘BASKILAR İRAN HALKININ KENETLENMESİNE NEDEN OLUR’

    Prof. Dr. Tarık Oğuzlu, Donald Trump’ın başkan olmasından bu yana ‘bunu yapamaz, başaramaz’ denildiğini ancak ABD Başkanı’nın yavaş yavaş bazı şeyleri istediği şekilde değiştirmeye başladığını ve hatta radikal adımlar da attığını vurguladı. ABD’nin İran’a açtığı ekonomik savaşa dikkat çeken Oğuzlu, İran ekonomisinin bundan derinden etkilendiğini ve İran halkının bedel ödediğini belirtirken, buna karşılık Washington’ın bu baskılarının rejimin içeriden çökmesi bir tarafa halkın kenetlenmesini getireceği öngörüsünde bulundu:

    “Trump’ın iktidara geldiği günden bugüne karar aldığı birçok noktada ‘Trump, bunu yapamaz, başaramaz’ tarzında birçok yorum dinledik. Artık bu kadarı da fazla dendiğini çok duyduk. Ama zannediyorum ki Trump yavaş yavaş bazı şeyleri istediği şekilde değiştirmeye başladı. Çok radikal adımlar atıyor. İsrail’in Golan Tepeleri, başkent kararı bunlar şu anda sanki kabul edilmiş gibi, dünya sanki bunları satın almış gibi bir durum var. Çok kısa bir süre zarfında İran konusundaki yaptırımları da sanki kabul edecek, satın alacak gibi bir beklentim var. Tabii ki buna itirazlar var. Ne Rusya’sı ne Çin’i bundan memnun. Ne de Türkiye gibi o 8 ülkeden bir tanesi olarak biz bundan memnunuz. Ama İsrail, Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri çok memnun. Trump zaten çok memnun bu durumdan. Amerikan petrolünün bu bölge ülkelere yayılması noktasında bunu bir fırsat olarak kolluyor. Ciddi bir vizyon değişikliği var Ortadoğu’nun geleceğine dair Trump tarafından dillendirilen. Bundan kaçış yok. Hürmüz Boğazı’nı İran’ın bloke etmesi, bunun bir savaşa sebebiyet vermesi şimdi akıl almaz geliyorsa da  ‘Bu kadarı da olmaz’ diyecek noktadaysak da olursa da ben şaşırmam açıkçası. Çünkü İran ekonomisi allak bullak. Bu İran’ın üzerine konan ekonomik yaptırımların neticeleri çok olumsuz İran halkı üzerinde. Ama bu İran’da bir devrime netice veriri mi, rejimin alaşağı edilmesi, halkın rejime karşı protestolar içine sokulması, bunu tetikler mi, açıkçası tam tersi olduğu yönünde de şeyler var. Bu durum rejim etrafında kenetlenmeye de sebebiyet vermiş durumda.”

    ‘ABD KAYBEDİYOR OLDUĞU ZEMİNİ ZORLAYICI METOTLARLA TERSİNE ÇEVİRMEYE ÇALIŞIYOR’

    ABD yönetiminin dünya çapında yitirdiği gücünü zorlayıcı yöntemlerle geri kazanmaya çalıştığını, sadece İran değil Rusya ve Çin’i de hedef aldığını anımsatan Oğuzlu, bu girişimlerin bir dünya savaşı riski de doğurduğu görüşünde:

    “Bu bir dünya savaşına yol açabilir. Graham Allison, Harvard Üniversitesi profesörünün Amerika ile Çin arasında bir küresel savaşın olasılığını veren kitabı var, ‘Savaşa mahkumuz’ isimli. Orada şunu söylüyor yazar. Birçok büyük güç ve yükselen güç arasındaki ilişkilerde hiç beklenmeyen yerlerdeki krizlerin büyük dünya savaşlarına sebebiyet verdiğini çok gördük diyor. Bu Rusya ile Amerika arasındaki olası bir kapışmanın da kıvılcımını ateşleyebilir. Yaptırımlar üzerinden sonuç alma böyle bir durum var. İran üzerinden bir Amerikan-Çin ya da Amerikan Rus savaşı olur mu, insanın buna hiç inanası gelmiyor. Olmaz gibi geliyor. Amerika, İran üzerinden mevcut problemlerine ilave olarak yeniden bir çatışma zeminine mi ilerler, olmaz diyesim geliyor ama olabilir. Sonuçta Amerika değişen dünya dengelerinde kaybediyor olduğu zemini biraz zorlayıcı metotlarla tersine çevirmeye mi çalışıyor, böyle bir pratik içerisine mi girdi acaba? Ben hiç şaşırmam, çünkü uluslararası ilişkilerin doğasında zaten böyle şeyler var. İran’da bir iç patlama olmasını, rejimin kısa sürede alaşağı edilmesini de olası görmüyorum.”

    ‘TÜRKİYE STRATEJİK BİR KARAR VERMEK ZORUNDA’

    “ABD dünyayi ikiye böldü, benimle birlikte olanlar, benimle birlikte olmayanlar” diyen Oğuzlu, bundan Avrupa Birliği’nin de mustarp olduğunu belirtti. Oğuzlu’ya göre, bu koşullarda Türkiye gibi ülkelerin işleri çok zor. İran’la ilgili son kararın ardından Türkiye’nin stratejik bir karar vermek durumunda kalacağını belirten Oğuzlu, Ankara’nın İran’ı ABD’ye tercih etmesine ise ihtimal vermedi:

    Amerika dünyayı ikiye böldü, benimle birlikte olanlar, benimle birlikte olmayanlar. Türkiye gibi ülkelerin işi çok zor. Çünkü biz komşularımızla iyi geçinmek zorundayız. Ama Batı ile de yakın ilişkilerimiz var, ne orası ne burası diyecek durumumuz yok. Bizim işimiz bence çok zor. Ama Amerika ile artık biz karar verme aşamasına geliyoruz. Amerika ile bundan sonraki stratejik ilişkilerimiz ne kadar sağlıklı bir zeminde sürdürebilir? Her gün biri üzerinden tartışma daha alevlenmiş hale geliyor. S-400 krizini hafifletmek için yapılan ziyaretler var. Bir çözüm bulunmalı bu duruma. Bu şekilde yaşayabilmemiz bence çok zor. Ama son kertede Türkiye stratejik bir karar vermek zorunda kalacak. İran yüzünden Amerika’yı karşısına mı almak onun daha çok çıkarınadır? Bence alamaz, çok ihtimal vermiyorum. Avrupa Birliği ülkeleri uzun süre Amerika’ya muhalifmiş gibi gözüktü İran ve Çin konusunda. Özellikle Çin ile başlayan bir sürece dikkat çekmek isterim, yavaş yavaş onlar da Amerika’nın dalga boyuna girmeye başladılar. Avrupa Birliği’nin son zamanlarda yayınladığı belgelerde Çin de olası bir dikkate alınması gereken bir rakip gibi zikrediliyor. Eskisi gibi ticaret yapalım, savaşmayalım mantığı Avrupalılar tarafından terkedilmeye başlandı. Amerika çok net duruyor artık. Çin, Rusya ve İran mutlaka sınırlandırılması, kontrol altına alınması veya elimine edilmesi gereken aktörlermiş gibi algılanıyor. Amerikan belgelerinde bunlar açıkça yazıyor. Sadece Türkiye değil burada bu baskıyı hisseden, AB üzerinde de çok büyük bir baskı var. Avrupalılar her geçen gün daha fazla yanaşıyorken, Türkiye’nin artık ben bu topa girmiyorum, bana karışamazsın, beni zorlayamazsın deme olanağı yok. Bunları söyleyeceğiz ama gerçekliği var mı yok mu, ben pek gerçekçi görmüyorum. Bizim içimizde de sıkıntılar var, dolar, Euro ne kadar olmuş? Hem içerideki ekonomik ateşi söndürmeniz gerekiyor, ama ekonomi ateşini söndürebilmeniz, dış aktörlerle olan ilişkilerinizin kalitesiyle çok yakından ilişkili. Şu anda öyle krizli bir durum var ki hem bölgesel hem küresel düzeyde, ne olsa bizi olumsuz etkiliyor. Bizim hakikaten yoğurdu bin defa üfleyerek yememiz ve dikkatli olmamızda fayda görüyorum.”

    İlgili konular:

    Hamaney: ABD İran devrimine karşı engelleyici adımlar atmaya çalışıyor, ancak amacına ulaşamıyor
    Türkiye ve İran, ABD yaptırımlarını aşacak 'özel ödeme mekanizması' kuracak
    İran lideri Hamaney, Abdulmehdi'den ABD askerlerinin Irak'tan çıkarılmasını istedi
    Etiketler:
    ABD yaptırım, Yaptırım, Petrol, Hürmüz Boğazı, Türkiye, İran, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın