00:57 18 Eylül 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'ABD'nin Yüzyılın Anlaşması ne Filistin ne İsrail'i tatmin edecek'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 11
    Abone ol

    Doç. Umut Uzer’e göre, Trump yönetiminin Ramazan sonunda açıklanması beklenen Yüzyılın Anlaşması ne Filistinli Arapları ne İsrail’i tatmin etmeyecek. Uzer, anlaşmanın uluslararası toplumun ciddi mali katkılarını içerir göründüğünü ancak siyasi sorunlara çözüm getirmediğini belirtirken, uygulanabilirliği konusunda çok umutlu olmadığını dile getirdi.

    ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’in Körfez ülkelerinin desteğiyle yolunu döşediği, İsraillilerle Filistinli Araplar arasında barış getirme iddiası taşıyan Yüzyılın Anlaşması’nın Ramazan’ın sonunda nihayet açıklanması bekleniyor.

    Anlaşmanın içeriği neredeyse tüm detaylarıyla İsrail basınına yansırken, bu kez AB ve Çin dahil büyük güçlerin mali desteği eşliğinde İsrail’in Körfez monarşileriyle giderek gelişen ilişkilerinin durumu değiştirip değiştirmeyeceği merak konusu. Diğer yandan Trump yönetiminin nükleer anlaşmayı tek taraflı fesh etmesiyle İran’a yönelik askeri tırmandırmaya giriştiği bir ortamda Yüzyılın Anlaşması girişiminin bölgedeki yansımalarının da neler olabileceği sorusu gündeme geliyor.

    İsrail’in Batı Şeria’dan vazgeçmediği, Gazze’de ‘Yeni Filistin’ isimli bir devlet oluşumu ve bu oluşumun özel yollarla Kudüs’e bağlanması, Kudüs’ün her iki devletin de başkenti sayılması ancak İsrail kontrolünün devamı, Araplar ve Yahudiler arasında toprak alım satımının men edilmesi ile AB ve Çin dahil büyük güçlerin mali katkılarını öngördüğü anlaşılan planı ve bölgedeki olası yansımalarını İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü Doç. Dr. Umut Uzer ile konuştuk.

    'ESKİ ABD YÖNETİMLERİ İSRAİL'E BU KADAR YAKIN DEĞİLDİ'

    Uzer’e göre, ABD’deki Trump yönetiminin bugüne kadar en fazla İsrail yanlısı politikaları uygulayan iktidarı olduğuna dikkat çekerken, geçmişte Amerikan başkanları ve yönetimlerinin İsrail ile yaşadıkları sıkıntıların hiçbirisinin bu kez söz konusu olmadığını vurguladı.

    Yüzyılın Anlaşması’nın detaylarının İsrail Başbakanı Netanyahu’ya çok yakın Hayom gazetesinde yayınlanmasına da dikkat çeken Uzer, anlaşmanın açıklanmasının bu kez yakın gibi göründüğünü belirtti:

    "Bu anlaşmanın ayrıntıları İsrail Başbakanı Netanyahu’ya çok yakın olan İsrail Hayom gazetesi’nde yayınlandı. Bu manada belki daha inanılır olabilir. Elimizdeki bilgilere göre bir Filistin devleti kurulacak, adı da Yeni Filistin olacak, bu da enteresan. Kadro İsrail’e yakın bir kadro. Hiçbir zaman Amerika’da bu kadar İsrail yanlısı bir politika uygulanmadı. Geçmişi bilmeyenler Amerika baştan beri İsrail’i destekledi zannederler, öyle değil. Belli bir destek var ama silah yardımı 1960’larda başlıyor. İsrail kurulduktan 15 küsur sene sonra başlıyor Amerika’dan. Baştan beri öyle değil. Baba Bush’un İsrail’e ciddi baskıları oldu yerleşimini arttırmayın diye. Obama’nın ciddi sıkıntıları oldu İsrail ile. Dolayısıyla Amerika baştan sona İsrail’i destekliyor demek değil. Bu dönem çok istisnai bir destek var. En önemlisi Kudüs’ün başkent olarak kabul etmiş durumda Amerika, ikincisi de Golan Tepeleri’nin ilhakını kabul etmiş durumda. Neredeyse İsrail’den çok İsrailci veya İsrail İşçi Partisi’nden daha sert bir politika destekliyor Amerikan iktidarı. Bu Haziran’da açıklanacak diye söyleniyor."

    ‘İRAN KONUSUNDA DAHA SALDIRGAN BİR POLİTİKANIN CİDDİ SONUÇLARI OLUR’

    Uzer, eş zamanlı olarak ABD ve İsrail’in, bölgede tek güvenlik kaygısı gördükleri İran’a karşı sert politikalar uygulamaya başladıklarına dikkat çekerken, diğer yandan özellikle İsrail’de güvenlik uzmanları, eski generaller ve istihbarat şeflerinin İran’ın Irak gibi bir ülke olmadığı konusundaki uyarılarını anımsattı.

    İran ile gerilim bu denli artarken, geçmişte Mısır ve Ürdün’le olduğu gibi bir barış anlaşmasının Filistinli Araplarla gündeme gelmesine şüpheyle yaklaşan Uzer’e göre, olası girişimlerin ciddi sonuçları olabilir:

    "Netanyahu zaten İran’a karşı sert bir politikayı destekliyor. İsrail’deki güvenlik konusundaki uzmanlar, eski generaller, eski istihbarat şefleri pek sıcak bakmıyor İran’a saldırmayı. Şunun farkındalar, İran herhangi bir Arap ülkesi gibi değil, çok güçlü. Tek hedef yok bir de. Osirak reaktörü gibi 1981’deki, farklı yerlerde reaktörler var, bir de eli kolu farklı yerlere uzuyor, Lübnan gibi. Zaten İsrail’in temel korkusu da İran, artık Arap ülkelerinden o kadar fazla korkmuyor. Mısır barışından sonra zaten ciddi bir Arap tehdidi ortadan kalktı. Trump çok rasyonel olmayan aşırı duygusal diyebileceğimiz, ama bir yandan da ciddi bir tabanı var Trump’ın. Ama Ortadoğu konusunda gerçekten tecrübesiz insanları seçti, damadı, kendi özel şirket avukatı, David Friedman büyükelçi, o da son derece İsrail’e yakın bir kişi. Geçmişte uzmanlar barış anlaşması yaptığında bir çözüm oldu mu, Mısır’da oldu ama o da Amerikalı uzmanlar yüzünden değil. İran konusunda daha saldırgan bir politika hem Amerika hem İsrail izler. Ama bunun da ciddi sonuçları olacaktır, yani istemediğiniz sonuçları olacaktır. Çünkü İran’ın etki alanı artmış durumda, özellikle Lübnan, Hizbullah üzerinden. Daha fazla provoke etsek İran’ı çok da akıllıca olmayacağını düşünüyorum Amerika için de, İsrail için de.”

    ‘ÇOK UMUTLU OLMAYI GEREKTİRECEK BİR DURUM YOK’

    Doç. Uzer, anlaşmanın sızan maddelerinin uluslararası toplumun ciddi mali katkılarını içerdiğini ancak Ortadoğu’daki durumdan kaynaklanan siyasi sorunlara çözüm getiriyor görünmediğini belirtirken, Yüzyılın Anlaşması’nın uygulanabilirliği konusunda çok umutlu olmadığını dile getirdi.

    “Ekonomik yönü gerçekten güçlü hem Körfez ülkelerinden hem Batı Şeria ile Gazze arasında yapılacak yolu Çin yapacak diyorlar. Siyasi talepleri ekonomik teşviklerle çözmek mümkün değil, Ortadoğu’da hiç değil. Milliyetçilik olgusunu çok ciddiye almak lazım hem İsrail’de hem Filistin için. Filistin açısından evet bir devlet, yeni Filistin lafı bana çok garip geliyor. Bunun anlamı nedir, niye yeni, bu çok anlamsız geliyor. Gerçekten bunu hazırlayanların uzmanlığından ciddi şüphelerim var. Gazze ve Batı Şeria’daki yerleşimler hariç bir Filistin devleti kurulacak, dolayısıyla oraları İsrail kontrolü devam edecek. İkisi arasında bir yol yapılacak, çünkü coğrafi olarak ardışık değil Gazze şeridi ve Batı Şeria. Dolayısıyla para dışarıdan gelecek, özellikle Körfez ülkelerinden ciddi para geleceğini umuyorlar. Bunun altyapısı var mı, Körfez ülkelerinin böyle bir desteği var mı, bilmiyoruz. Ama bunların ötesinde en önemlisi Filistinliler, Amerikalılar ile diplomatik ilişkileri kesmiş durumda. Amerika, Mültecilere yardım yapan Birleşmiş Milletler kuruluşuna maddi yardım kesmiş durumda. Zaten Amerika’nın kredibilitesi kalmış durumda değil Filistin’de. Bu durumda hazırlayacakları plana şüpheyle bakıyor Filistinliler. Onun dışında son derece İsrail yanlısı politika izleyen Trump ve danışmanlarının hazırladığı projeye zaten şüpheyle bakıyorlar. Çok ümitvar değilim, Filistinliler de öyle değil. Çeşitli gösteriler yapıldı geçenlerde, felaket dedikleri Nakba olay üzerine. Siyasette her zaman şaşırtıcı şeyler olabilir. Aşırı milliyetçi diyebileceğimiz Menahem Begin, Mısır ile anlaşmayı yapmıştı. Filistin-İsrail sorunu daha farklı. Devletler arasındaki ilişkiler daha kolay çözülebiliyor ama ikisi de aşağı yukarı aynı topraklar üzerinden bahsediyor, örtüşüyor talepleri, Kudüs de Batı Şeria da örtüşüyor. Daha da sağa kayan bir İsrail’de ve şimdi muhtemelen kuracak Netanyahu, buralarda tavize çok olumsuz bakıyor. Netanyahu da bunu ilan etti. Dolayısıyla Netanyahu’nun da bu olaya nasıl baktığını bilmiyoruz. Ama Filistin devletine karşı olduğunu ifade etti kendisi. Burada çok umutlu olmayı gerektirecek bir durum yok gibi gözüküyor.

    ‘FİLİSTİNLİLERİN TALEPLERİ TATMİN EDİLMEYECEK’

    Ortadoğu’da genel olarak, Filistin topraklarında da milliyetçilik meselesinin gerek Araplar gerekse Yahudiler üzerinden çözümlenebilmiş bir mesele olmadığını anımsatan Uzer’e göre Yüzyılın Anlaşması’nın Filistinliler için ‘devlet’ meselesine çözüm getirebilmesi pek mümkün görünmüyor. İsrail’in de ‘Yahudi devleti’ karakterinde ısrarcı olduğunu belirten Uzer, durumun aşağı yukarı şu anda olduğu gibi devamını öngörürken, iki devletli formülün hala tek çözüm olduğu görüşünü dile getirdi:

    “Batı Şeria’daki İsraillilerin artan sayısı 500 bine yaklaşmış durumda. Burayı bırakmayacak zaten, Ürdün tarafındaki bölgeyi de bırakmayacak. Küçük adacıklar, Güney Afrika’daki Bantustan gibi olabilir, bir çeşit otonomi gibi, tam adı devlet olsa bile. Bir yapı var ama tek devlet de tatmin olmayacak, iki açıdan olmayacak. İsrail açısından olmayacaktır, çünkü Yahudi devletini muhafaza etmek istiyor çoğunluğu. Bu iki uluslu bir devlet olacaktır. Dolayısıyla Yahudi devleti olmamak ortadan kalkacaktır. İkincisi Filistinlilerin talepleri, bir Filistin devleti kurulması da tatmin edilmeyecektir. Bu iki tarafı da tatmin etmeyecektir. Sanki bugünkü durum şöyle ya da böyle devam edecek gibi görüyorum. İsrail’in kısmi kontrolü Batı Şeria’daki bir bölgede hem yerleşimlere hem Ürdün vadisi tarafını. Ama Filistin kasaba ve şehirleri zaten Filistin yönetimi tarafından yönetiliyor. Ama bu ne kadar sürdürülebilir, ciddi bir soru. Onların ekonomik güçleri dışında ciddi bir güçleri veya prestijleri zaten yok. Ama bir şekilde Filistin devletinin oluşması, Filistin halkını kısmen de olsa tatmin edecektir. Ama ben bu iki devleti hala tek çözüm olarak görüyorum. Bunun gün geçtikçe daha da zorlaştığını görüyorum. Çözüme yönelik pek umutlu bir şey söyleyemeyeceğim.”

    Etiketler:
    Doç. Umut Uzer, Yüzyılın Anlaşması, İsrail, Filistin
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın