18:24 05 Aralık 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'Neoliberal AB bir başarı hikayesi değil, Avrupa'nın çok ciddi sorunları var'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 33
    Abone ol

    Osman Çutsay’a göre AP seçimleri Avrupa’da geleneksel kitle partileri döneminin kapandığına işaret. Fransa, Britanya, İtalya ve Polonya’da aşırı sağın açıkça öne çıktığını belirten Çutsay, yeşillerin ise sola ilgileri olmadığını kaydetti. Çutsay’a göre Türkiye’de AB’yi ‘model’ olarak görenler yanılıyor.

    Avrupa Birliği’ne (AB) üye 28 ülkede birliğin yasama organı niteliğindeki Avrupa Parlamentosu için düzenlenen seçimlerin ardından birliğin geldiği durum ve ‘Avrupa projesi’ tartışılıyor. AP’de merkez sol ve sağ bugüne kadar elde tuttuğu çoğunluğu yitirir, yeşiller ve liberallerle Avrupa kuşkucuları öne çıkarken, ‘Avrupa projesi’nin geldiği durum ve geleceğini Almanya’da yaşayan gazeteci-yazar Osman Çutsay ile konuştuk.

    'AVRUPA ÇOK CİDDİ SORUNLARLA KARŞI KARŞIYA'

    Osman Çutsay’a göre, Avrupa’da geleneksel kitle partileri dönemi kapanıyor. AP seçimlerinde Fransa, Britanya, İtalya ve Polonya’da açık biçimde aşırı sağın öne çıkmasının önemli bir sorun olduğu görüşündeki Çutsay, AB’nin çok ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu, ‘bir başarı hikayesi olduğunun’ söylenemeyeceği değerlendirmesinde bulundu. Çutsay ‘neoliberal AB projesinin, kıtanın halklarına ve çevre halklarına vereceği bir şey bulunmadığı’ görüşünü dile getirdi:

    "Avrupa Birliği projesinin bir başarı hikayesi olduğu söylenemez. Ancak  sermayenin önemli bir bölümü için bir başarı hikayesidir. Ancak sermaye de egemen siyaset sınıfı ya da halihazırda yönetenler açısından baktığımızda ortada bir sıkıntı var. Bu yönetememe yolunda ilk işaretleri almaya başladık. Avrupa’nın en büyük beşleri var. Bunların nüfusları 50 milyonun üzerinde. Almanya’nınki 82 milyon. Almanya hariç Fransa, İngiltere, İtalya ve Polonya’da açık bir biçimde aşırı sağ, Avrupa Parlamentosu seçimlerinde biz lideriz dediler. Bunların büyük artış gösterdi oy oranları ve bu ciddi bir soruna işaret ediyor. Almanya’daki durum biraz daha farklı. Burada da beklenenden daha az bir oy artışı yaşadı Almanya için Alternatif Partisi, AfD. Fakat topluma bir başka şeyi ilan etmiş oldular, bu arada kaynadı. 26 Mayıs’ta Doğu Almanya’da belediye meclisleri seçimleri yapıldı. Saksonya’da ve burada biz birinci partiyiz dedi AfD. Yani aşırı sağ parti eski doğu eyaletlerinde biz birinci partiyiz dedi. Batıdaki durum biraz daha farklı. Ama bu bir sıkıntıya işaret ediyor. Yeşiller’i ve yeni aşırı sağ, Almanya’dan söz ediyorum, çünkü bu ekonomi Avrupa ekonomisinin sahibidir, burada ciddi bir siyasal kamplaşma gözleniyor sanki. Burada bir başarı hikayesinden mi söz ediyoruz yoksa aşırı gıda almaktan gut hastalığına yakalananlar ya da çok fazla havyar yediği için bilinen hastalıklara yakalananlar mı oluyor? Avrupa’da bir hastalık var, ciddi bir sorun var. Avrupa’daki her 4 kişiden biri açık bir biçimde yoksulluk, sosyal dışlanma tehlikesiyle karşı karşıya. Burada bir sıkıntı var. Avrupa Parlamentosu’nun ciddi bir sıkıntıyı görülmesini bir kez daha sağladığını söyleyebiliriz. Geleneksel kitle partileri dönemi kapanmıştır. Onlar eridiler, fakat bu zihniyet erimedi, bunların bir yere gitmiş olması lazım. Bu bakış açılarının bir yerlere dağılmış olması lazım parça parça da olsa. Ortada bir başarı hikayesi yok. Avrupa çok ciddi sorunlarla karşı karşıya, açıkça söylemek istemiyorlar. Ama Avrupa’nın kaymağını yiyen bir ülke Avusturya, Almanya’nın bir uydusu olarak görebiliriz. Ama çok başarılı bir ekonomi hikayesi vardır. Şu anda hükümetleri yok, burada nasıl bir başarıdan söz edeceksiniz? Bu neoliberal Avrupa Birliği projesinin, bu kıtanın halklarına ve çevre halklarına vereceği hiçbir şey yok."

    'ALMANYA'NIN ŞU ANDA NEREDEYSE BÜTÜN BÜYÜKŞEHİRLERİNDE YEŞİLLER EGEMENLİĞİ VAR'

    Çutsay, halihazırda Almanya’nın büyükşehirlerinin birçoğunda Yeşiller’in yönetiminin bulunduğunu belirtirken, bu hareketin sol ile bir alakası olmadığını vurguladı. “Yeşiller’de sol görmek, Çipras’ta sol görmek gibi bir şey” diyen Çutsay, yeşillerin de zaten kendilerini kurulu düzenden ayrı tanımlamadıklarına, ekonomik düzene dair bir başka tasarımlarının bulunmadığına dikkat çekti:

    "Almanya’nın şu anda hemen hemen bütün büyükşehirlerinde Yeşiller’in egemenliği var. Hamburg’ta oyların yüzde 31.2, Münih’te yüzde 31.2, Köln’de yüzde 33.4, Frankfurt’ta yüzde 31.3’ünü almış. Berlin’de daha az çünkü orada sol parti hala etkili, yüzde 28’ini almış. Bunlar 30 yıl önce yüzde 2-3 marjinal partiydi. Yeşiller artık herhangi bir muhalefet partisi değil. Bize sağ sol demeyin dediler, bunu en çok kullananlardan biri Cem Özdemir’dir. Ben Cem Özdemir’in 20 yıl önceki en yakın arkadaşlarından şimdi AKP’nin propagandistlerinden biri olan maalesef Demirtaş Ceyhun’un oğlu, Ozan Ceyhun’un o zamanlar yaptığımız bir dergide söylediğini hatırlıyorum. Daha Avrupa milletvekili olmamıştı o sırada. Yeşiller FDP’nin yerini alacak demişti. Yani buradaki liberal Hans-Dietrich-Genscher’in partisinin yerini alacak galiba demişti. Burada önemli olan şu: Yeşiller yıllardır anlatmak istediklerini böylece özetlemiş oldular. Bize muhalif diyebilirsiniz ama bizim sistemle herhangi bir sorunumuz yok. Joschka Fischer’in aldığı görevlere bakın. Fischer’in bir barış hareketinin dışişleri bakanı olarak Yugoslavya’da resmen uluslararası hukuku çiğneyen bir savaşı başlatan adamdır. Bugünkü Yeşiller ondan çok farklı değil. Yeşiller’in üst kadrolarına bakın. Bugün entelektüel kapasitesi olan her biri bir yerlerde. Biri bir büyük otomobil şirketinin lobicisi mesela. Şöyle bir ısrarları var, biz iktidar olmak istiyoruz diyorlar. Burada Hesse eyaletinde yıllardır eyalet hükümetinin ortağı durumundalar Hristiyan demokratlarla. Bir sorun yaşadıklarına tanık olmadık. Ama bu adamlar biz yeni dönemin partisiyiz diyorlar. Üzerlerindeki yeşil elbiseyi biz kendilerine vehmediyoruz galiba, yok öyle bir ısrarları. Peki ellerinde siyasi ya da ekonomik bir proje var mıdır derseniz, bu konuda da ısrarları yok. Tekliflere açığız diyorlar anladığım kadarıyla. Bu konuda ciddi bir farklılık göremiyoruz. Ama demokrasi vurgusu yüksek, demokrasi olsun, insanlara eziyet etmeyin diyen bir siyasi hareket. Ama ekonomide herhangi bir tasarımları yok, göstermek zorunda da değiller. Fakat doğudaki Yeşiller’den seçilmiş eyalet yöneticilerinden biri, ‘Bu sınırları biz açamayız, ipini koparan geliyor, olacak şey değil’ dedi, bu lafları çok terbiyeli bir şekilde söyleyen Yeşil politikacılar var. Herkes buraya gelsin dedikleri de yok. olmayacağını biliyorlar. Almanya’nın bütün büyükşehirlerinde birinci parti durumunda, yüzde 30’un üzerindeler. Sosyal demokrasi bugün yüzde 15’lerde. Sosyal demokrasinin, sosyalizmin beşiği bir ülkeden söz ediyoruz. SPD silindi artık, Hristiyan Demokratlar da öyle. Almanya için alternatif de Hristiyan demokratlara siz yeterince Hristiyan demokrat değilsiniz noktasından eleştiriyor. Yani Hristiyan olun biraz, bu anlamda demokrat olun, sınırları bu nedenle güvenceye alın diyor. AfD’nin Hristiyan demokratlarla herhangi bir farkı yok. Yeşiller’in de mevcut sistemi tehlikeye düşürecek herhangi bir arayışı yok. Dolayısıyla kendilerine biz olmadıkları şeyleri vehmetmeyelim. Yeşiller’de sol görmek, Çipras’ta sol görmek gibi bir şeydir. Çipras, Yunanistan’ı bugün açık biçimde faşizmin eline bırakmak üzere."

    'AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİ ARASINDA SAVAŞ MÜMKÜN DİYORLAR'

    Avrupa’da bugüne kadar sosyal devlet ve eşitlik mücadelesinin hep solun varlığı sayesinde mümkün olabildiğine atıf yaparken, AB’nin de ‘refah projesi’ olarak ortaya çıkmasında sosyalizmin önemli rolü olduğunu belirten Çutsay, günümüzde artık durumun değiştiği görüşünü aktardı. AB ile ilgili yapılan araştırmalara değinirken, Bertelsmann Vakfı’nın son araştırmasına atıf yapan Çutsay, Avrupa halklarının AB üyesi ülkeler arasında savaş ihtimali bile görüyor olmalarına dikkat çekti. Çutsay, Türkiye’de de AB’yi bir ‘model’ olarak görenlerin katının hakikatleri üzerinden gelişmeleri daha iyi analiz etmeleri gerektiği görüşünü dile getirdi:

    "Avrupa’da kadın hakları 1917 Ekim devriminden sonra güçlenerek ortaya çıktı. Ama Avrupa halkına refah sağlanması Doğu Avrupa’daki sosyalist deneyimlerin fazla tehlikeli görünmesi nedeniyledir. Eğer siz Almanya’da kadınların erkeklerin bir uydusu değil erkeklerle eşit haklara sahip ücretlerden diğer bütün sosyal haklara kadar bir toplumsal düzen kurarsanız onun yanındaki ülkede tam tersini yapamazsınız. Buradaki kadın özgürlüğünün gelişmesi bile pek çoğunun beğenmediği Doğu Avrupa’daki sosyalist deneyimlerin sonucudur. Oralarda alınan haklar inanılmaz haklardı. Bugün akıllarına bile getirmezler. Avrupa Birliği projesi bir refah projesiydi. Ama daha tehlikeli olan sosyalist projelere bir alternatif olarak ve emperyalist fazlanın yarattığı ekonomik olanaklarla yaratılabildi. Ortada sosyalizm tehlikesi yok. Sosyalizmden geriye kalmış bir Avrupa var. Bugün Romanya’da doktor yok. Macaristan’da bir şey yapıyor adam, içeride doktorlarını tutmak zorunda. Çalıştığım yer çok uluslu bir bölge, Frankfurt’un yakınlarında, Avrupa’nın mali başkentine çok yakın bir yerde. Burada eski Doğu Avrupa’dan gelen insanları görüyoruz. Hangi alanda kimi yetiştirirlerse, sağlıklıysa o insanlar burada iş buluyorlar. Türkiye, Romanya, Bulgaristan gibi Doğu Avrupa ülkelerinde yetişmiş, devletlerin yetiştirdiği gelişmiş insan gücü olduğu gibi Orta Avrupa’ya öncelikle de Almanya’ya akıyor, sonrasında Avusturya’ya, Hollanda’ya ya da İngiltere’ye akıyor. Bu işin sonu yok. Bu korkunç bir şey. Karşınızda kolu kopmuş bir adam var, kan revan içinde. Avrupa’nın durumu bu. Ölmedi adam tamam ama ortada böyle bir şey var. İnsanlar bu konularda bütün duyarlıklarını kaybetmiş durumdalar. O korkunç diye anılan Berlin duvarında hayatını kaybedenlerin sayısı 98 ile 200 arasında gider gelir. Akdeniz’de 1 yıl içinde ölen ve öldürülen insanların sayısını binlerle mi on binlerle mi anlatacaksınız? Ortada korkunç bir adaletsizlik, eşitsizlik var. Burada bir proje yok, bunun sonu iyi olmaz. Geçenlerde Bertelsmann Vakfı’nın ve bir grubun araştırmalarını haberleştirmiştim Hak web Avrupa’da. Burada açık bir biçimde Avrupa Birliği içinde üye ülkeler arasında savaş mümkün diyorlar. Bertelsmann bu işin üzerine raporla gittiğine göre bu işin ciddi sonuçları olması lazım. Bir başarı projesinden söz edenleri çok üzüntüyle karşılamak istiyorum."

    'AB'Yİ TÜRKİYE'YE MODEL GÖRENLER YANILIYOR'

    Çutsay’a göre Türkiye’de AB’ye bakıp bir ‘model’ olarak görenler de yanılıyorlar:

    "Türkiye’nin hala sol gazetelerde yazan bir sendikacısı benim yıllar önce Cumhuriyet’te ve bir başka Marksizm’i iyi de bilen iktisatçı bir arkadaşım başka sol gazetede yazdığı Portekiz ve Yunanistan üzerine, dedik ki bu iş çok kötü, buradan çok kötü işler çıkar. Sendikacı dostumuz bizim ne kadar hatalı olduğumuzu, Avrupa Birliği’nin sonuç olarak hiç olmamasından iyidir diyerek anlatmaya çalışmıştı. AB’den bir şey çıkacağını düşünmüştü Türkiye için. Hala o noktadalar mı bilmiyorum ama isterlerse Yunanistan’a bir göz atabilirler. Yunanistan’da bir felaket yaşanıyor. 2008 yılından beri artan bir felaket yaşanıyor ve biz komşumuzda ne olduğunu tam olarak bilemiyoruz bu korkunç medya saldırısı nedeniyle. Bir araştırma daha var İngiliz bir üniversitede hazırlanmış. İşsizlik oranı çok düşük, Almanya’da da çok düşük. Ama başka göstergeler var. Mesela intihar, uyuşturucu ve diğer nedenlerle hayatını kaybedenlerin sayısı 20 yıllık bir süreç içinde iki katına çıkmış. Bunlar gizli ama asıl refah göstergeleridir bir toplumun. Bunları yeniden tartışmamız lazım. Avrupa’yı bir model olarak görmek isteyenler varsa, Avrupa’nın gerçek aydınlarını, nasıl bizde bir sürü iktisatçı varsa, ama bunların içinden biz İzzettin Önder’i, Korkut Boratav’ı, Mustafa Sönmez’i bir kenara ayırıyorsak onlara bakmaları lazım. Avrupa’nın ruhunu okuyan gerçekten aydınlar var. Bizim bunu aktarmakta bir sorunumuz var Türkçe’de."

    Etiketler:
    Almanya için Alternatif (AfD), Alman Sosyal Demokrat Partisi (SPD), Almanya, Yeşiller, Avrupa Parlamentosu (AP)
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın