00:52 22 Kasım 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'Batı, elindeki kozlardan olmamak için İdlib'de durumun değişmesini istemiyor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 00
    Abone ol

    Musa Özuğurlu’ya göre Türkiye ABD ve Batı ile İdlib’de de S-400 pazarlığı eşliğinde çıkış yolu arıyor. “İdlib meselesi çözülürse Suriye için geriye bir tek Kürt başlığı kalacak” diyen Özuğurlu, Batı’nın elindeki kozlardan olmamak için İdlib’de durumun değişmesini istemediğini belirtti.

    Suriye’nin kuzeyinde El Kaide/HTŞ’nin elindeki İdlib bölgesinden Rusya Federasyonu ve Suriye ordusuna yönelik saldırılar bayram boyunca dinmedi. Cihatçı grupların 6-7 Haziran tarihlerinde Suriye ordusu mevzilerine yönelik harekatları püskürtülürken, ABD yönetimi başta olmak üzere Batı ‘siviller’ teması üzerinden cihatçı gruplara yönelik karşı saldırıları engellemeye çalıştı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov son açıklamasında teröristlerin sistematik olarak provokasyonlara başvurduklarını, ellerinde de Batılıların temin ettikleri silahların bulunduğunu belirtirken, ne Suriye ordusu ne de Rusya’nın bu hareketleri ağır bir yanıt vermeden bırakamayacağını söyledi. Lavrov, İdlib'deki sivillerin kaderininse, Türkiye'nin buradaki silahlı muhalif grupları teröristlerde ayırmasıyla belirleneceğini vurgularken, "Türk dostlarımız kendi üstlerine silahlı muhalifleri teröristlerden ayırma görevini aldı. Bu gerçekleşir gerçekleşmez bahsi geçen 2 milyon sivilin hayatları kolaylaşacak ve sakin bir yaşam sürebilecekler" dedi.

    Suriye’de bayram boyunca yaşanan gelişmeleri ve ABD-Türkiye-Rusya denkleminde son durumu Suriye’de uzun yıllar görev yapmış Artı TV yorumcusu ve Diken internet gazetesi yazarı gazeteci Musa Özuğurlu ile konuştuk.

    ‘TÜRKİYE’NİN ASTANA SÜRECİNİN AKSİNE HAREKET ETTİĞİ YÖNÜNDE İDDİALAR VAR’

    Musa Özuğurlu’ya göre, Türkiye İdlib’deki etkinliğini her şekilde sürdürmek için uğraştığını belirtirken, Rusya da Ankara’nın Batı ile yaşadığı sorunlar nedeniyle müsamaa sergiliyor. Ancak Ankara’nın kontrolden çıkan grupları dizginleyemediğini belirten Özuğurlu, cihatçıların son saldırıların da Rusya ve Suriye orduları tarafından yanıtsız bırakılmasının söz konusu olamayacağının altını çizdi. Özuğurlu’ya göre İdlib konusunda Türkiye S-400’leri de kullanarak bir çıkış ararken, Batı’nın İdlib kaygılarını sivillerle ilgili tema eşliğinde besliyor:

    “Birkaç ihtimal üzerinde durabiliriz. Türkiye o bölgedeki etkinliğini her şeye rağmen ya da ne olacak olursa olsun bir şekilde sürdürmeye çalışıyor. Rusya’nın da daha önceden Türkiye’nin şu anda Batı dünyası ile yaşamakta olduğu birtakım problemler nedeniyle Türkiye’ye orada bir marj tanıdığını da biliyoruz. Suriye’de bir taraftan artık o bölgedeki bazı grupların saldırılarından dolayı o bölgeye yönelik etkin bir operasyon yapmak istiyor. Bütün o dengeler nedeniyle Rusya’nın bir yandan Suriye’yi frenlemesi gerekiyor bir yandan da Türkiye’nin bu militan grupları frenlemesini istiyor. Ama Rusya Suriye tarafını bir şekilde frenleyebilirken, bir yandan kontrolden çıkan bazı gruplar var, diğer yandan Türkiye kendisinin de bütün bu denklem içerisinde devam eden pazarlıklar sırasında birtakım vanaları açması da söz konusu. Dolayısıyla Suriye ordusu madem saldırıyor o zaman biz de militanların saldırmasına izin veririz tavrı olabilir. Ama bu durumda tam bir yumurta-tavuk hikayesi olur. Bu militanların birkaç aydır Suriye ordu mevzilerine saldırdıklarını biliyoruz. Hatta Rusya’nın askeri üssüne bile denemeleri oldu. Dolayısıyla Suriye de ateşkesi bozdular düşüncesinde. Erdoğan ile Putin her zaman el sıkışıyor, ama Türkiye burada ‘bu sahayı kullanabilirim, benim burada hala toprakta gücüm var’ı kullanmaya çalışıyor. Son olarak S-400’ler pazarlığı içerisinde Türkiye’nin bir şekilde bir çıkış yolu aradığı ya da S-400’leri almayacağı anlamında değil ama alacak olsa bile bir çıkış yolu aradığı yönünde birtakım tahliller var. Dolayısıyla Türkiye Batı’yı daha çok kızdıracak şekilde zaten sürekli insani durumu öne sürüyor. Geçtiğimiz günlerde AB yetkilileri Erdoğan ile de görüştü. Türkiye anladığım kadarıyla Batı’yı çok kızdıracak ve dolayısıyla bu militanlara karşı saldırılara sessiz kalacak ya da karşı koyacak bir tavır içerisine girmiyor. Ama onun ötesinde bazı yorumlar var. Astana sürecinde insanların ağır silahlarını bırakarak geri çekilmesi vardı, son günlerde Türkiye’nin onun aksine hareket ettiği yönünde iddialar var. Kendim bunu doğrulamış değilim ama Arap basınında böyle iddialar yer alıyor.”

    ‘İDLİB MESELESİ ÇÖZÜLÜRSE, SURİYE’DE GERİYE SADECE KÜRT BAŞLIĞI KALACAK’

    Özuğurlu’ya göre, Suriye hükümetinin İdlib sorununu çözüme kavuşturması halinde geriye sadece Kürt başlığı kalacak, bu yüzden de İdlib’in Şam yönetiminin eline geçmesini istemiyor. Batı’nın doğrudan İdlib’e artık lojistik sağlamasa da Türkiye üzerinden sağlandığını bildiklerini söyleyen Özuğurlu, ellerindeki kozların gitmemesi için İdlib’deki durumun değişmesini istemedikleri görüşünü dile getirdi:

    “Eğer burası herhangi bir şekilde Suriye ordusunun ya da Rusya’nın kontrolüne girerse, geriye sadece Kürt başlığı kalacak. Suriye bir şekilde oraya konsantre olabilecek. Çatışacaklar anlamında söylemiyorum ama oraya konsantre olabilecek. İdlib’in herhangi bir şekilde Suriye’nin kontrolüne girmesi, Esad’ın önündeki tek askeri engeli de kaldırmış olacak. Fransa da, İngiltere de, Almanya da ama en önde Amerika Birleşik Devletleri de bölgedeki o kozlarını kaybetmek istemiyorlar. Yani İdlib elbette ki doğrudan yardım ettikleri ya da eskisi gibi doğudan lojistik sapladıkları bir yer değil. Ama Türkiye tarafından bunun sağlandığını biliyorlar ve İdlib’deki şu andaki pozisyonun kalmasının Esad’ı daima başka bir şeyle uğraştıracak bir durum olduğunu da biliyorlar. Bu yüzden bence Batı hiçbir şekilde İdlib’deki durumun değişmesini istemiyor. Aynı zamanda şu da var. Amerika Birleşik Devletleri açısından Kürt bölgesini de düşünecek olursak burası da bir koz. Kürt bölgesi ile ilgili Rusya ile devam ettiği söylenen birtakım pazarlıklar var, Esad ile ilgili olduğu söylenen birtakım pazarlıklar var. Bütün bunlar içerisinde bir enstrüman. Her bölgeyi, Kürt bölgesini de İdlib’i de siyasal geçişi de Suriye’nin kendisini de bu kozlar olarak düşünmemiz lazım. Ben Batı’nın şu andaki pozisyonun korunması taraftarı olduğunu düşünüyorum. Oradaki militanları oradan çıkacak olan sivilleri, bu sivillerin gideceği yerleri de düşünecek olursak, orası öyle kalsın isterler.”

    ‘EL KAİDE’YE HTŞ’YE DESTEKTE ARTIK ÖLÇÜ KAÇIRILDI’

    Özuğurlu, İdlib’deki el Kaide/HTŞ’nin hakimiyeti ve hedef alınan cihatçı grupların aidiyetlerini Batılıların da gayet iyi bildiklerini anlatırken, buna karşın onların korunmaya çalışılması ve sürekli ‘kimyasal saldırı’ yalanları üzerinden Şam’ın tehdit edilmesiyle artık ölçünün kaçırıldığı görüşünü aktardı:

    “Maalesef ölçü kaçmış durumda. Gerçekten bunu tekrar düşünüyor olabilirler. Reyhanlı’da ölen Abdulbasit El Sarut, bu adamın geçmişte ne olduğunu aslında batı dünyası ya da basını bilmez mi, biliyorlar. Ama göz göre göre bunun tam tersini göstermeye çalışıyorlar. Kimyasal meselesi, herhalde tüm zamanların en geçerli bahanesi olsa gerek. Türkiye de daha çok gündeme getiriliyor. Artık klasik bir şekilde insanlar şunu da görüyorlar. ‘Batıdan böyle bir söylem çıktığı zaman demek ki önümüzdeki günlerde bir şey planlıyorlar’ı insan hemen düşünüyor. Biz gerçekten hala şaşırabiliyoruz, batıdan böyle söylemlerin kullanılması ya da düpedüz yalanların bir şekilde basında yer almasına şaşırıyoruz. Ama onlar açısından durum gayet normal görünüyor. Daha da çok şaşırtan şu, uluslararası alanda tanınmış bazı gazeteci isimler de bunu sonuna kadar savunabiliyorlar. Bu kişilerin aslında el Kaide ile ilgilerinin olmadığını, bu kişilerin sadece siyasal bir muhalif olduklarını savunabiliyorlar. Bizim açımızda bu akıl dışı bir şey. Ama onlar açısından da bizim gibi mesela burada böyle eleştiriler yapanlar da bir şekilde taraftar olarak yapıyor. Arada büyük bir iletişimsizlik de söz konusu. Zannediyorum bu savaş devam ettiği sürece bu söylemler kullanılmaya devam edecek.”

    ‘ÜÇÜ MASADA OLAN İKİSİ MASADA OLMAYAN BEŞ TARAFI İLGİLENDİREN BİR PAZARLIK SÖZ KONUSU’

    Özuğurlu, Suriye’de İdlib’de belli bir hareketlilik gözlense de uluslararası aktörlerin genelde bekle-gör tavrı içerisinde olduklarını söyledi. Özuğurlu’ya göre, ABD, Rusya ve İsrail’in masada bulunduğu, İran ve Türkiye’nin ise masada olmadığı bazı pazarlıkların yürütüldüğü iddialarına da atıf yaparken, resmin netleşmesinin beklenmesi gerektiğini vurguladı:

    “Şu günlerde Suriye başlığına baktığımız zaman İdlib’de bir hareketlilik var ama uluslararası aktörler açısından yapılan pazarlıklar açısından baktığımız zaman herkes bekle-gör tavrı içerisinde. Belki de bu görüşmeler sonunda ortaya hangi olasılıklar çıkacağının bekleniyor olması. Geçmişe göre daha net bir biçimde Rusya ve Amerika arasında İsrail’in de katıldığı bir denklemde Suriye için daha belki çözümsel bir anlayışla yaklaşıldığını söyleyebiliriz. Herkesin kendi tarafına göre istediğini alma umuduyla böyle bir yaklaşım içinde olduğunu söyleyebiliriz. Rusya’nın Suriye’de amacı belli. Hem Şam yönetiminin hem de ikinci bir muvaffak olarak görüyorsa Kürt tarafının razı olabileceği ortak bir anlaşma. Diğer yandan İsrail açısından ‘İran tehlikesi’ söz konusu, İsrail bu tehlikenin halledilmesini istiyor. Ama ABD için İsrail’in önceliği de Kürt önceliği de önemli. Diğer yandan da Suriye içinde Türkiye’nin durumunun ne olacağı da bütün tarafları ilgilendiriyor. İran ve Türkiye masada yok ama Rusya, İsrail ve Amerika masada, üçü masada olan ikisi masada olmayan beş tarafı ilgilendiren bir pazarlık söz konusu zannediyorum. Suriye’de Jeffrey birtakım pürüzler olduğunu söyledi. bu pürüzler halledilirse, belki arada bir tampon bölge ile ilgili anlaşma sağlanır. Ama tampon bölge ile ilgili olarak Türklerin biraz geri çekilmesi, insansız bir bölgenin oluşturulması gibi bir formül söz konusu. Fakat burada Suriye yönetimi nasıl bir tavır sergileyecek, ikincisi Kürtler gerçekten böyle bir şeyi kabul edecek mi bilmiyoruz. Seçimden sonrası için de böyle bir durum söz konusu olabilir mi, net bir şey yok.”

    ‘ABD TÜRKİYE’YE SURİYE’DE MARJ TANIYIP TANIMAMAYA S-400’LERE BAKIP KARAR VERECEK’

    Özuğurlu, ABD’nin Suriye özel temsilcisi James Jeffrey’nin Türkiye ile SDG arasında belli düzeyde uzlaşma bulunduğu ve güvenlik bölge pazarlığının devam ettiğini vurguladığı açıklamasına dikkat çekerken, Washington açısından artık tek ölçütün Türkiye ve Rusya’nın anlaşması ve S-400’ler olacağı görüşünü dile getirdi. Özuğurlu, ABD’nin S-400’ler bağlı olarak Türkiye’ye Suriye’nin topraklarında bir marj tanıyıp tanımamaya karar vereceğini söyledi:

    “Jeffrey muhtemelen ayrı bir S-400’lerden ve diğer bazı konulardan ayrı bir değerlendirme yapmış. Ama Amerikan yönetiminin artık tek ölçütünün Türkiye ile Rusya arasında yapılacak anlaşma ve bundan Türkiye-Amerika ilişkilerinin nasıl etkileneceği belli olacak düşünüyorum. Dolayısıyla Jeffrey’nin bu söyledikleri bir anda ortadan kalkabilir. Türkiye ile anlaşmaya gidiyoruz, birtakım pürüzler var yerine hiçbir adım atılmayabilir, eğer Türkiye gerçekten Amerika Birleşik Devletleri’nin tepki göstereceği S-400 alımını yaparsa... Savunma bakan vekili Shanahan’ın Akar’a mektubunda sadece askeri-ekonomik konular yazılmış ama bu şu demektir. Türkiye’ye her enstrümanla açılacak bir savaş söz konusu. Buna Suriye ya da Kürt bölgesi neden dahil olmasın, hatta başka birtakım başlıklar neden dahil olmasın? Dolayısıyla S-400’lere bağlı olarak bundan sonra Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye’ye o bölgede bir marj tanıyıp tanımayacağının ya da bölgede hareket edip edemeyeceğinin saptanacağını düşünüyorum. S-400’lere bağlı bu kesinlikle ve Amerika Birleşik Devletleri eğer herhangi bir şekilde ortak bir çalışma grubu oluşturalım, bir süre daha erteleyelim demezse, 31 Temmuz’da süre dolduktan sonra tavrını koymaya başlarsa, zannediyorum Türkiye için Suriye tarafında da işler daha zor bir hale gelebilir.”

    Etiketler:
    HTŞ, Rusya, Türkiye, ABD, İdlib mutabakatı, İdlib, Suriye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın