23:17 15 Kasım 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘NATO bünyesinde ABD silahlarıyla donanmış olmak güvenliğin garantisi değil’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 21
    Abone ol

    Mehmet Ali Güller’e göre, Erdoğan hükümeti S-400’leri Batı ile pazarlık için kullansa da bu sistem Türkiye’nin silah envanterini çeşitlendireceği için yararlı. F-35’lerin ise havacılıkta ABD’ye bağımlılığı yüzde 100’e çıkartacağını belirten Güller, “NATO bünyesinde ABD silahlarıyla donanmış olmak güvenliğin garantisi değil” dedi.

    ABD yönetimi, Türkiye’nin Rusya Federasyonu’ndan S-400 füze savunma sistemlerini teslim almaması için baskılarını had safhaya çıkarttı. Ankara’nın F-35 programında çıkartılması dahil askeri ve ekonomik yaptırımlara maruz kalacağı üzerine basılarak dile getirilirken, Türk hükümeti her türlü baskıya karşılık ‘S-400 işi bitti’ yanıtını veriyor. S-400’lerin teslim ve uygulama takvimlendirilmesi tamamlanmış durumda. Füze savunma sistemlerinin ikisi, geçen hafta Türk yetkililerin nezaretinde Türkiye'ye özel bir yazılımın yüklenmesi sonrası üretim bandından çıktı. 27-28 Haziran'da 9 kişilik özel bir Rus ekip, ilk uygulamaları yerinde gerçekleştirmek üzere Türkiye'de olacak.

    Gelişmeleri Cumhuriyet gazetesi yazarı Mehmet Ali Güller ile konuştuk.

    ‘AMERİKALILAR VE ALMANLARA BAĞIMLILIK KISITLAMALARA NEDEN OLDU’

    Mehmet Ali Güller’e göre, Türk hükümetinin S-400’ler konusunda geri dönüş ihtimali giderek azalıyor. Bu durumun Erdoğan hükümetinin bunu Batı ile pazarlığının aracı olarak kullanmasına rağmen Türkiye’nin ‘yararına’ olduğu görüşünü dile getiren Güller, S-400’lerin silah envanterini çeşitlendirmeye yarayacağını söylerdi. Türkiye’nin bugüne kadar Amerikan silahları kullandığını ve ABD’nin çıkarlarına göre kısıtlamalara gidebildiğini belirten Güller, aynı şekilde Almanya’nın pek çok silahı ‘terörle mücadele için vermediğini’ söyleyerek kullanıma yasaklayıp yedek parçaları vermediğini anımsattı:

    “Birincisi artık S-400’ler konusunda hükümetin bir geri dönüş ihtimali gittikçe azalıyor, son dakikada her an bir durum değişikliği olabilir. Ama o olası durum değişikliği gün geçtikçe azalıyor, geri dönüş ihtimali zayıflıyor. Bu da aslında Türkiye’nin yararına. Her ne kadar AKP hükümeti bunu batı ile pazarlığının bir aracı olarak kullanıyor olsa da, Türkiye’nin geri dönülmez vaziyette S-400 alarak silah envanterini çeşitlendirme yoluna giriyor olması, Türkiye açısından en azından silah parametresini tek başına düşündüğümüzde o açıdan bile oldukça yararlı bir durum. Bugüne kadar biz tamamen Amerikan silahları kullanıyorduk ve Amerika bu silahları yeri geldiği zaman Türkiye’nin kullanımına yasaklayabiliyordu, ambargo da uygulayabiliyordu, yedek parça da vermiyordu. Kıbrıs’ta 3 yıl boyunca silah ambargosu uyguladılar ve yedek parça vermediler. Türkiye o zaman resmen karaborsadan 10 sentlik bir şeyi 100 dolarlara yedek parça alıyordu. Yakın zamana gelelim, terörle mücadele sürecinde Amerika da Almanya da pek çok silahını bunu kullanamazsın, biz sana bunu terörle mücadele için vermedik diyorlar.”

    ‘PATRIOT’LAR APAR TOPAR GÖTÜRÜLDÜ, NATO BÜNYESİNDE AMERİKAN SİLAHLARIYLA DONANMIŞ OLMAK GÜVENLİĞİN GARANTİSİ DEĞİL’

    Güller, Türkiye’nin NATO bünyesinde Amerikan silahlarıyla donanmış olmasının güvenliğinin garantisi olmadığının Patriot bataryalarının götürülmesi olayında görüldüğünü söyledi. Güller’e göre bu sebeplerle Türkiye’nin S-400 alarak silah envanterini çeşitlendirme yoluna giriyor olması faydalı:

    “Daha da yakın zamana gelelim, Patriotlar. Türkiye bunu güvenliği nedeniyle istemişti, Amerika bunu apar topar götürdü, 3 batarya vardı, burada bir batarya bıraktılar. Dolayısıyla bizim NATO bünyesi içinde Amerikan silahlarıyla donanmış olmamız güvenliğimizin garantisi değil. Zaten problemin temeli de buradan başlıyor aslında. Türkiye silah envanterini tam da bu nedenle çeşitlendirmek zorunda. Bütün yazılımının Amerika’ya bağlı olduğu, Amerika’nın denetiminde olduğu bir silah sistemiyle zaten iş yürümez. Sizin kendi milli savunma sisteminizi kurmanız lazım. Bugünden yarına bunu kuramıyor olduğunuz için de havacılıkta adım adım başka silahları alarak çeşitlendirmeniz lazım. Bunu zaten Türkiye aslında yapıyor. 28 Şubat sürecinde de Türkiye, kısa ve orta menzilli kimi füzeler için Çin ile anlaşma yapmıştı ve bugün kullandığımız bazı füzeler onların teknoloji transferi, o günlerde yapılan anlaşmaların Türkiye’ye bir katkısı olarak önümüzde duruyor. Bütün bunlar reel olarak herhangi bir ülkenin kendi ulusal bağımsızlığı için silah çeşitlendirilmesinin şart olduğunu ortaya koyan birkaç küçük örnek. Sadece bir adrese, bir silah tekeline bağlı olarak bir ülkenin kendi ulusal güvenliğini sağlaması mümkün değil. Bu perspektiften baktığınızda Türkiye’nin S-400 alması acil bir durum zaten. Türkiye’nin etrafında dört bir tarafta sorun var. Kimileri şöyle diyor. niye alıyoruz, Türkiye zaten ekonomik krizde, parası çokta mı da füze alıyoruz? Keşke almasak tabii ama burası sonuçta İskandinav ülkeleri değil, etrafımız tehditlerle dolu ve onlara karşı silah kullanmak zorundayız. Bu biraz savaş olmasın, barış olsun. Barış savaş olmadan da kazanılmıyor dünyada.”

    ‘TÜRKİYE HEMEN BİR FÜZE SAVUNMA SİSTEMİ ALMAK ZORUNDA’

    Güller’e göre Türkiye en kısa zamanda bir hava füze sistemi almalı. Güller, Türkiye’nin Patriot yerine S-400’ü tercih etmesinin nedeninin ABD’nin teknoloji transferi ve ortak üretim yapmaması olduğunu anımsattı:

    “Türkiye hemen kısa vadede bir füze savunma sistemi almak zorunda. Çin’den alınmıştı ve bu Amerika ile pazarlık neticesinde iptal edilmişti, dolayısıyla hızla almak gerekiyor. S-400, sonrasında bunun bir teknoloji transferi ya da ortak üretimiyle millî savunma füzesine dönüşme olasılığı olduğu için zaten Türkiye bunu tercih etmeyi önüne koydu. Patriot teklifi böyle yapılmadı, teknoloji transferi yok, ortak üretim yok, Türkiye zaten bu nedenle Patriot almamıştı. Şimdi Amerika hala şu noktada Patriot satmayı kabul ediyor ama teknoloji transferini kabul etmiyor. Bu da NATO içerisindeyiz biz diyenler için görülmesi gereken en önemli sıkıntılı durum.”

    ‘ANKARA İDLİB’DE BAZI TERÖR GRUPLARINI HİMAYE EDER GÖRÜNÜYOR, AKP İDLİB’DEN ÇIKARSA AFRİN’DEN ÇIKMAK ZORUNDA KALACAK’

    S-400’lere rağmen Türkiye ile Rusya arasında özellikle Suriye temelli sıkıntılara dikkat çeken Güller, Ankara’nın İdlib’teki bazı terör gruplarını himaye eder gibi davranarak Suriye ordusunun kendi topraklarında egemen olmasını istememesinin önemli bir sorun olduğunu kaydetti. “AKP hükümeti Afrin’den çıkmak istemediği için İdlib’i kullanıyor” diyen Güller, Moskova ile Ankara arasındaki sıkıntının derinliğinin gözlem noktalarına yönelik son olayda da görüldüğünü vurguladı:

    “Pek çok konuda Türkiye ile Rusya arasında hala sorun var. Başka pek çok konuda da ortak görüşler var. Hiçbir ülke hiçbir ülke ile zaten her konuda uzlaşma sağlayamıyor. Bugün normalleşme yoluna gitse bile hala gönderdiğimiz çilekler geri gönderiliyor. Oradaki durum aslında şu. 1 yıla yakın süren bir mesele bu. Rusya buradaki son sıkışan terör gruplarının da temizlenerek Suriye’nin kendi topraklarına egemen olmasını istiyor. Suriye’nin de zaten böyle bir talebi var, oraya doğru taarruz yapıyor. Türkiye ise burada maalesef bazı terör gruplarını himaye eder gibi orada Suriye ordusunun gelip kendi topraklarına egemen olmasını istemedi. Bunun AKP açısından nedeni şu, kuşkusuz AKP biliyor ki İdlib’den çıkmak sorunda kalırsa, arkasından Afrin’den çıkmak zorunda kalacak. AKP hükümeti Afrin’den çıkmak istemediği için İdlib’i kullanıyor. Gelinen son aşamada mayıs ayından itibaren artık bıçak kemiğe dayandı ve biraz da Türkiye’yi zorlayarak bir operasyona razı edildi. Fakat burada iş henüz bitmiş değil. Hala bazı terör gruplarının yaptığı birtakım provokatif işler var. Türk gözlem noktasının kim tarafından vurulduğu ortada birincil sorun olarak duruyor. Türkiye burada hala doğrudan Suriye’yi suçlayan resmi bir açıklama yaptı. Oysa ki açıklamanın kendi içinde de bunun Nusra’ya bağlı bir grup tarafından yapıldığı söyleniyor. Dolayısıyla bulmaca 2 bilinmeyenli değil 4 bilinmeyenli hale gelmiş oldu. Bir, Ankara’ya göre Türk gözlem noktasını vuran Suriye, ama Moskova’ya göre El-Nusra, iki bilinmeyenli birinci denklem bu. İkinci ise şu, Rusya diyor ki Türkiye koordinatları verdi, biz de gözlem noktasını vuran teröristleri havadan vurduk. Oysa Türkiye, bu haber doğru değil. Bu işin İdlib konusunda anlaşmazlık olduğunun işareti. Hala ateşkes konusunda ateşkese zorlanıyor bölge. Ama burada ateşkesin olmaması gerektiğini düşünerek hava operasyonlarını da sürdürmek isteyen bir Suriye var.”

    ‘SURİYE KENDİ TOPRAĞINA EGEMEN OLURSA BİR AMERİKAN KUŞAĞI KALMAYACAK’

    Güller’e göre, Şam yönetiminin İdlib’i de alarak  toprak bütünlüğünü sağlaması Türkiye’nin yararına. Türkiye’nin İdlib konusunda Rusya’nın uzlaşamadığını, çünkü bölgede fetih politikası izlediğini belirten Güller, ABD’nin bu durumu kullanarak Türkiye’yi yanına çekmek istediğini ve böylece Suriye’deki krizin çözümünü ertelediğini ifade etti:

    “Teröristlerin tamamının temizlenmesi gerekiyor, doğru olan bu. Aslında Türkiye’nin yararına olan da bu, AKP bunda bir yarar görmüyor. Çünkü AKP’nin kendi fetih politikasına aykırı ama Türkiye’nin yararına olan şu. Suriye ordusu kendi topraklarında her milimetrekaresinde egemen olduğu andan itibaren bizim zaten stratejik olarak Suriye’nin kuzeyinde bir kuşak oluyor ve o kuşaktan dolayı biz tehdit altındayız dememizin gerekçesi ortadan kalkıyor. Suriye kendi toprağına egemen olursa bir Amerikan kuşağı kalmayacak. Dolayısıyla İdlib’deki teröristlerin tamamının temizlenmesi Türkiye’nin yararına. AKP hükümeti Afrin’den çıkmamak için İdlib’de bir mevzi tutmaya çalışıyor. Bunu da batıya pazarlamasını yapabilmek İçin İdlib’de saldırı olursa, buradan bir sürü mülteci gelecek, Türkiye topraklarına girecek, oradan da Avrupa topraklarına girme ihtimali var deyip batıyı bu konuda kendi safında tutmaya çalışıyor. Dolayısıyla İdlib konusunda Türkiye, Rusya ile maalesef yan yana tam olarak gelemiyor. Amerika da bunu kullanıyor, asıl problem o. Yoksa öbür türlü o çelişmeler gider gider ve bir noktada çözülür. Ama işin içine Amerika girmiş durumda. İdlib’de bir çelişme olduğunu görerek o çelişmenin üzerine gidiyor ve burada Türkiye’nin yanında tutum alarak İdlib konusunda Rusya ve Suriye’nin karşısında durarak bölge ülkeleriyle yeniden normalleşen Türkiye’yi, Suriye konusunda yanına çekmeye çalışıyor. Esas bu bulamacının problemli yanı bu. yoksa İdlib’de diğer daha önceki topraklar gibi Suriye’nin yeniden kendi egemenliğine zaten girecektir. Bu hayatın gerçeği olarak hepimizin göreceği bir gerçek.”

    ‘TÜRKİYE’NİN F-35 PROGRAMINDAN ÇIKARILMASI YARARINA’

    Türkiye’nin kara ve deniz kuvvetlerinde görece milli projelerini yapar haldeyken, hava kuvvetlerinde yüzde 80-85 oranında ABD’ye bağımlı olduğunu, F-35’lerle bu oranın yüzde 100’e çıkacağını söyleyen Güller’e göre F-35 programından çıkmak ülkenin ‘yararına olacak’. S-400’lerden vazgeçmenin Türkiye’yi ABD’nin ekonomik sopa tehdidinden kurtarmayacağı görüşünü de dile getiren Güller, “Şantajlara boyun eğeceksek, o kriz biraz önce gelsin de bir kerede çözülsün” diye konuştu. Ancak Güller, çözümün Türkiye’nin daha kamucu ve cumhuriyet kurumlarını yeniden inşa edebileceği bir ekonomik modele dönmesi olacağının altını çizerken, AKP hükümetiyle bunun mümkün olamayacağı görüşünü de ekledi.

    “S-400 alırsa Türkiye için herhalde ilk sonuç F-35 programından tamamen çıkarılmış olacak. Ama bana kalırsa bu Türkiye’nin çok yararına bir durum olacak. Aslında F-35 programına dahil olmamak neredeyse S-400 almaktan bile daha değerli bir durum tersinden. Türkiye bugün yüzde 80-85 oranın havacılıkta Amerika’ya bağımlı durumda. Türkiye F-35 programıyla bağımlılığını yüzde 100’e çıkarmış olacak. Oysa biz bugüne kadar deniz kuvvetlerinde bu bağımlılığı çok minimum seviyeler düşürdük. Milli gemi projeleriyle kendi firkateynini yapan bir ülke konumuna gelerek denizcilik alanında bağımlılığı azalttı. Şimdi denizde kırmışken karada da belli oranlarda kırmaya başlamışken, havacılıkta yüzde 100 Amerika’ya bağımlı bir ordu haline gelmek büyük sıkıntı. En azından daha önce kendi gemimizi düşman gemi sanarak kendi uçaklarımızın nasıl vurduğunu hatırlarsak durum daha net bir şekilde anlaşılacak. Bu çok riskli bir şey. Türkiye’nin yüzde 100 Amerika’ya yazılımıyla havacılığını teslim ediyor olması olağanüstü bir durumda Amerika’nın istemediği bir durumda bizim o uçakları bile kaldıramamamıza neden olacaktır. Bu S-400 alıp almamak meselesinden bile çok daha kritik önemli bir konudur. Doğu felsefesindeki anlayışı sürdürmek zorundayız, o da krizi fırsata çevirmek. Tam tersine krizi fırsata çevirecek koşullarla karşı karşıyayız. Diyelim ki S-400 konusunu Türkiye çark etti ve Amerika’nın istediği oldu. Bu Amerika’nın Türkiye’ye ekonomik sopa uygulamasını kaldıracak mı, hayır. Türkiye’ye zaten şu anda zaten Amerika ekonomik yaptırım uyguluyor belli konularda. Keza herhangi bir konuda her zaman Amerika’nın ekonomik sopa sallayabileceği bir ülke olarak kalarak biz bu tehditlere, şantajlara boyun eğeceksek, o kriz biraz önce gelsin de bir kerede çözülsün. Bu Türkiye açısından çok daha yararlı olur. 3 ayda bir Amerikan sopasıyla ekonomimizin terbiye edildiği bir sistemde Türk halkı yaşamaktansa, bir yıl çok büyük sıkıntı çeker ama sonra kendi kamu kaynaklarını hareket geçirene bir ekonomik model ile bir sıçramalı döneme girer. Bu çok daha hayırlı olur. Öbür türlü bu bir girdap gibi sürecektir. 2001’de S-400 konusu yoktu ama Amerika’nın ekonomik ambargosu ve birtakım manipülasyonlarıyla büyük bir kriz yaşadık. Ya da 3 ay önce yaşadığımız kriz. Tüm bunlar Amerika’nın kullandığı sopanın elinden alınmasını gerektiriyor. O da Türkiye’yi daha kamucu kendi kamu, cumhuriyet kurumlarını yeniden inşa edebileceği bir ekonomik modele dönmesi gerektiğini Türkiye’nin yüzüne aslında acı bir şekilde vuruyor. Bununla yüzleşip kendi ayaklarımız üzerinde durmalıyız.”

    İlgili konular:

    ABD Avrupa Kuvvetleri Komutanı Wolters: S-400'ler F-35'lerle bir arada kullanılamaz
    F-35'in Rus rakibi MiG-35 Amerikan basınında: Mühendisliğin doruk noktası
    Reuters: ABD yeni Türk pilotlara F-35 eğitimi vermeme kararı aldı
    Etiketler:
    Mehmet Ali Güller, Türkiye, Donald Trump, Recep Tayyip Erdoğan, F-35, S-400, NATO, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın