05:01 20 Kasım 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'Şi Cinping zorda kalsa bile strateji ustası Çinliler Hong Kong'daki meseleyi çözer'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 20
    Abone ol

    Dr. Barış Adıbelli’ye göre Hong Kong’daki sorun 100 yıl Britanya idaresi altında yaşayıp anakaradan farklılaşmakta yatıyor; Hong Konglular Deng Xiaoping’in formülü uyarınca ‘Tayvanlaşmak’ istiyor. Adıbelli, ‘zorba devlet’ görünmemek için ordu ile müdahale etmeyen Çin’de, Şi Cinping zorda kalsa bile ‘strateji sanatı ustası’ Çinlilerin sonunda krizi çözeceği görüşünde.

    Çin'in Özel Yönetim Bölgesi Hong Kong'daki hükümet, kitlesel protestolarla yol açan suçluların iadesi yasa tasarısını geri çekeceğini duyurdu. Haziran ayından bu yana süren gösteriler, protestocuların bazılarının Amerikan ve Britanya bayrakları dalgalandırıp marşlarını söylemeleriyle herkesi şaşkına çevirmiş durumda. Kimi protestocu liderlerin bağlantıları eşliğinde olayların arkasında ABD bağlantısı gören Çin ise şimdiye dek beklentileri boşa çıkartarak ordu ile devreye girmekten kaçındı. Britanya’nın 100 yıl yönetimi altında kaldıktan sonra 1997’de Çin’e devredilen ve gelişme sembolü olarak görülen Hong Kong’un durulup durulmayacağının yanı sıra, artık diğer kentlerindeki gelişmişlik ve kalkınma düzeyiyle dikkat çeken Çin’in politikasının nasıl evrileceği de merak konusu.

    Hong Kong’daki gelişmeler, Çin’in ve ABD’nin Asya’ya yönelik politikalarını Dumlupınar Üniversitesi’nden Dr. Barış Adıbelli ile konuştuk.

    ‘HONG KONGLULAR İNGİLTERE’YE KARŞI DA ÖFKELİLER’

    Dr. Barış Adıbelli’ye göre Hong Kong’daki sorun, 100 yıl Britanya idaresi altında kalan bölgenin ana karadan zihniyet olarak farklılaşmış olmasında yatıyor:

    “Madem geri çekecektiniz bu kadar ay bu protesto gösterileriyle mücadele ettiniz. Burada Çin’in de açmazı var, bu belli. İlginç bir hatıramı anlatayım. Ben Hong Kong'dayken orada bir Hong Konglu ile bir konuşmam olmuştu. İngiltere’ye müthiş öfkeliydiler. Niye öfkeliydiler? ‘Niye bizi bıraktı diye İngiltere’. Bakın bu çok önemli bir şey. Biraz önce sordunuz, niye? Doku uymuyor. Yani ana vücudu reddediyor, kabul etmiyor. Evet Hong Kong Çinli idi. Afyon savaşları o süreçte 100 yıl önce elden gitmiş. 1997’den bu yana, 1997’deki devri, yani İngiltere’nin Çin’e devretmesini hala hazmetmemişler. Ve İngiltere’ye de öfkeliler.”

    ‘ANATOMİK OLARAK ÇİNLİLER AMA İNGİLİZ KÜLTÜRÜ İLE YETİŞTİLER’

    Hong Kongluların da Çinli olmalarına karşın İngiliz kültürü ile yetiştiklerini söyleyen Adıbelli, protestocuların asıl hedeflerinin ‘Tayvanlaşmak’ olduğu görüşünü dile getirdi. Deng Şiaoping’in 1980’lerde ‘tek ülke iki sistem’ formülünün Tayvan için yapıldığını ancak Hong Kong’a da uyarlandığını anlatan Adıbelli, 1997’den bu yana yapılan denemenin Çin açısından olumsuz sonuçlar verdiğine dikkat çekti. Adıbelli’ye göre bu durumda İngilizlerin de Hong Kong’u tamamen terk etmemeleri ve finansal ağırlıklarını bırakmamalarının etkili olduğunu belirtti:

    “Belki olarak anatomik olarak Çinliler ama onlar şunu unutmayalım onlar İngiliz kültürü ile yetiştiler. Kendilerini ne kadar Çinli görüyorlar, ne kadar Britanyalı görüyorlar. Biraz önce kimlik dediniz. Kendilerini Britanyalı görme eğilimi daha fazla. Hemen burada aklıma gelmişken söyleyeyim. Ne istiyorlar? Aslında Hong Kong’un istediği şu, Tayvanlaşmak istiyorlar. Tamam kardeşim kağıt üzerinde Çin’in bir bölgesi olalım ama fiili bir ülke olalım. Tıpkı Tayvan gibi. Yani şimdi Deng Şiaoping 1980’lerde bu sistemi geliştirirken, bir ülke iki sistem, Tayvan için yapmıştı ama aradan Hong Kong meselesi çıkınca oraya uyarladılar. Bir deneme fırsatı da buldular. Ama bugün gelinen noktada Tayvan kötü örnek oldu Hong Kong’a. Hong Kong diyor ki ‘bak kardeşim Tayvan’daki insanlar da Çinli, Tayvan da Çin-Japon savaşından sonra elden çıkmış, 1894’te. Ama bak onlar bir ülke, ordusu var parlamentosu var’. Şimdi dolayısıyla bu protestolar artık buna evrildi. Bir de 2047 ondan sonra tam entegrasyon var. Hong Konglular ne koparırsak kopardık şimdi diyorlar. Tabii bir de İngiltere da durmuyor. Çin’e devretti ama hiçbir zaman Hong Kong’dan çekilmedi. Yani her şeyiyle orada, finansal kuruluşlarıyla orada, Asya’daki bütün örtülü açık finansal operasyonlar, siyasal operasyonlar hala Hong Kong merkezinden devam ediyor. Dolayısıyla şu son olaylar finansal merkezi olma durumuna zarar verdi. Borsa düştü. Bu Çin’e de zarar veriyor.”

    ‘ÇİN ZORBA DEVLET GİBİ GÖZÜKMEK İSTEMİYOR’

    Adıbelli üç aydır süren ve şiddetin eksik olmadığı protestolara Çin’in müdahale etmeme nedeninin ‘zorba bir devlet olarak görülmemek’ olduğu görüşünde. Adıbelli bir başka sebebin artık Şanghay gibi pek çok Çin kentinin de Hong Kong kadar gelişmiş hale gelmesi olduğunu dile getirdi. Adıbelli’ye göre yine de Hong Kong olayları, ekim ayında Çin Halk Cumhuriyeti’nin 70’inci kuruluş yıldönümünde Devlet Başkanı Şi Cinping’i zorda bırakacak nitelikte:

    “Hemen bütün güney sahili Şanghay’a kadar zaten hepsi birer Hong Kong. Ama sistem olarak Hong Kong’u kopyaladılar. Şimdi finansal merkez Şanghai biraz parlatılıyor. Fakat burada müdahale şu. Şimdi bir zorba devlet gözükmek, o konuma gelmek istemiyor Çin. Tiananmen’de hatırlarsanız yaşanan olaylar şuydu. Nisan ayında bir siyasi lideri anmak için toplanan öğrenciler barışçıl gösteriyi sonra başka bir şeye çevirmişlerdi. Şimdi Çin’in bir tecrübesi var ama orada ordunun müdahalesi falan. Şimdi 12 bin asker yığdı deniliyor Hong Kong’un yanındaki bir bölgeye. Fakat Çin kolluk kuvvetleriyle bu işi çözmek istedi, hala da istiyor. Toplumsal olaylarla mücadelenin her yöntemini kullandı, gaz attı, su sıktı, şunu yaptı bunu yaptı. Fakat müdahale etmek istemiyor. Sanki bunu ABD’nin oyunu gibi görüyor. Çünkü Trump hatırlayalım şunu dedi satır arasında ‘eğer isterseniz arabulucu olurum’ demişti. Bakın son dönemde Çin’e karşı insan hakları, demokrasi söylemi devreye sokuluyor, Uygur özerk bölgesinde de bir çalışma-toplama kampı şeklide ABD’nin bir iki yıldan beri yürüttüğü Kongre merkezli çalışma var, Sovyet Gulagları’na benzetiliyor. Haklılık payları var yok ama bunun bir adım ötesi Tibet, bir adım ötesi Hong Kong. Şimdi Çin aslında ne yapacağını şaşırdı. Evet hazırlıklı ama şimdi hepsi birbirinden farklı. Tibet başka bir şey, Uygur özerk bölgesi başka bir özellik, Hong Kong tamamıyla farklı. Çünkü Tibet ve Uygur özerk bölgesini bir şekilde halledersiniz, nihayetinde vatandaşınız, eğitim seviyesi belli ama Hong Kong öyle bir şey değil. Çin’in kendi entelektüel seviyesi Hong Kong’a yetmiyor. Bakın bu çok önemli bir şey. Bir farklılık var. Bildiğiniz Batı dünyasıyla Çin mücadele ediyor dolayısıyla Çin şimdi kara kara düşünüyor, Hong Kong’u ne yapacağız diye düşünüyor. Ekim ayında Çin Halk Cumhuriyeti’nin 70’inci kuruluş yıldönümü, Şi Cinping boynu bükük çıkacak podyuma.”

    ‘ÜÇ FARKLI ÇİN TİPİ ÇIKTI’

    Çin’de artık ‘anakaradaki komünist Çinliler, Tayvan’daki Amerikan yanlısı Çinliler ve Hong Kong’daki İngiltere yanlısı Çinliler’ olmak üzere üç farklı tipoloji çıktığını söyleyen Adıbelli, bu gelişmelerde Çinlilerin iddia ettiği gibi Batı, gizli servisler, ABD ve Britanya’nın da payları bulunduğunu vurguladı:

    “Üç farklı Çin tipi çıktı. Ana karadaki komünist Çinliler, Amerikan yanlısı Tayvan’daki Çinliler ve İngiltere yanlısı Hong Kong’daki Çinliler. Üç farklı kimlik. Sorunuza gelince... Şi Cingping zaten göreve geldiğinden bu yana kendisine eski bir devrimci liderin oğlu olmasından ötürü kendisine bir muhalefet vardı. Başını eski liderlerden Jiang Zemin’in çektiği bir ekip, Şi Cinping’in lider olmasına karşı çıkmıştı. O muhalefet her şeye muhalefet, yani bütün politikalarına karşı çıkıyorlar. Bu olayla da çıkacakları kesin. Çünkü, düşünebiliyor musunuz egemenliğiniz hasar alıyor, egemenliğiniz altında bir yerde siz bir yasa çıkartamıyorsunuz. Oradaki suçlular Çin’e iade edilemiyor. E burada kim var? Biliyorsunuz Çin’e karşı muhalifler için bir üs Hong Kong. Şimdi ilk karşılaşacağı Şi Cinping’in muhalefet dalgası şu: Yani partiye, rejime karşı hareket edenlere artık orası bir güvenli cennet haline gelmiş olan Hong Kong’da hiçbir şey yapamadın. Dünyaya meydan okuyan, yeni süper güç olarak adlandırılan Çin’in onuru, haysiyeti, her şeyi tamamen Hong Kong ile birlikte yara aldı. Ne diyordu, utanç asrını geride bıraktık, Batılılar bizi aşağılamıştı 100 yıl boyunca, artık kıvanç asrı diyordu, ne zaman? 2017’deki 19’uncu ÇKP Kongresi’nde. E şimdi Hong Kong tamamen büyük bir hasar verdi. Ha bunun arkasında tabii ki Çinlilerin iddia ettiği gibi Batı, gizli servisler, ABD, İngiltere var mıdır? E vardır. Uluslararası ilişkilerde bir ilke vardır. Bir devletin hatası başka bir devlet veya devletlerin fırsatıdır. Onun için buna dikkat etmek lazım. Biz tabii biraz realist bakıyoruz ama.”

    ‘BAYRAĞA SAYGI YOK, MARŞA SAYGI YOK. ÇİN NE YAPABİLİR?’

    Peki Çin yönetimi Hong Kong’daki durum karşısında ne yapabilir? Pekin’in özel statüdeki bölgeye pek çok imtiyaz tanıdığını, tam entergrasyon için 2047’ye kadar süre bulunduğunu belirten Adıbelli, büyük olasılık protestolara yol açan yasanın çekilmesiyle zaman içinde olayların dineceği öngörüsünde bulundu. Adıbelli, ‘strateji sanatı ustası’ olan Çinlilerin son tahlilde meseleye bir hal çaresi bulacağı görüşünde:

    “Burada tabii Çin ne yapabilir? Yani sınırlı. 1997’de bir devri teslim anlaşması imzalamışsınız. E belli sınırlamalar var. Mesela Hong Kong insanları kendilerine özel bir pasaport taşıyorlar, kendi para birimleri var, Hong Kong doları diye. Dolayısıyla 2047’ye kadar belli bir genişlik vermişsin, farklı bir demokratik şeyi, adamlar diyorlar ki biz 100 yıldan gördüğümüz geleneklerden devam ederiz. Çin bundan sonra ne yapabilir? Muhtemelen, önce şeyi bir bekleyeceğiz, bu protesto gösterilerine neden olan kanun geriye çekildi. Bunun dışında Çin’in şu an için yapabileceği, Batı’nın da gözleri üzerinde olduğu için çok fazla bir şey yok. Yine kolluk güçleriyle protestoları yatıştıracaklar. Bir zaman sonra zaten yatışacaklar, seviye düşecek. Belki gündemi değiştirecek bir hareket gelebilir. Ancak Çin bunu köklü bir değişiklikle, kendinde bir değişiklikle getirebilir. Hong Kong’da çok fazla bir şey yapamıyor, biliyorsunuz daha önce de seçilecek olan yöneticileri Pekin’in onayına getirmişlerdi, 2014’te kriz ondan patlamıştı. Ona da karşı çıktılar. Bayrağa saygı yok, marşa saygı yok. Dolayısıyla yani kağıt üzerinde bir Çin toprağı. Ne taraftan bakarsanız bakın Çin için çok zor bir şey. Ama tabii Çinliler strateji sanatının ustası, ilk icat edenler. Onlar bu işi bir şekilde çözecekler. Bekleyeceğiz göreceğiz.”

    ‘ÇİN’İN BATILILAR GİBİ ÖRTÜK ŞEYLER YAPMA BECERİSİ YOK. NEREDE CEVAP VERİR?’

    Adıbelli Hong Kong’daki olaylarda ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşı yahut ‘Kuşak ve Yol Girişimi’nin de payı olabileceğine dikkat çekerken, Pekin’in yanıtının Kuzey Kore, Güney Çin Denizi, Tayvan, İran ve Rusya ile safları daha da sıkılaştırarak gelebileceğini öngördü. Adıbelli’ye göre küresel hegemonyası sarsılan ABD ise aynı anda hem Rusya hem Çin ile kapışamayacağından Pekin’i yanına almaya çalışacak ve Soğuk Savaş’taki gibi kolayca anlaşmaları da mümkün:

    “Tabii perde arkasında kimler var. ABD-Çin arasındaki ticari savaşın bunda etkisi var mı, Kuşak ve Yol’un var mı? Bakalım Çin ne yapabilir. Çin tabii Batılılar gibi böyle örtük şeyler yapma becerisi yok. Nerede cevap verir? Kuzey Kore gibi bir olayda cevap verir, Güney Çin Denizi’nde, Tayvan’da, İran olabilir, Rusya ile safları sıklaştırabilir daha fazla. Ama tabii Trump’ın elinde de kartlar var ama ABD’nin elindeki handikap şu 2020 seçimleri. Trump coşuyor, 2020’de de gelirsem aynısına devam diyor. Fakat tabii bu iki tarafa da zarar veriyor, Çin’e de Amerika’ya da. Benim görüşüm şu: Eninde sonunda Amerikalılarla Çinliler oturacaklar. Biz bunu 1970’lerde gördük. Sovyetler Birliği’ne karşı Mao oturdu tokalaştı Nixon’la. Her şeyi alt üst etti bir anda. Bakın Amerika’nın önünde bir tablo var. Rusya var, bu Boris Yeltsin’in Rusya’sı değil. O 90’larda krediye muhtaç Rusya değil. Bugün farklı bir Rusya var. Öyle bir Rusya var ki Amerika balistik füzelerle ilgili bütün taahhütlerini attı. Yeniden silahlanıyor. Dolayısıyla bunu Kissinger da dedi, eğer Rusya ile mücadele edeceksen diyor, mutlaka Çin’i yanına alacaksın. Çin’le mücadele edeceksen, Rusya’yı yanına alacaksın. Nihai olarak ABD’nin bana göre temel hedefi Çin değil. Çin’i muhakkak yanına alır. Ama Çin ile Rusya’yı bir şekilde ayrıştırabilir miyim, en azından tarafsız bırakabilir miyim… Burada tabii şunu yorumlamamız lazım. Trump’ın şahsi hırsı mı yoksa gerçekten bir Amerikan politikası mı. Amerika böyle bir reformasyon dönemindeki gibi kendini yeniden yapılandırıyor. Bu da var, bunu görelim. Soğuk Savaş’ta uğruna bir çok ödünler verdiği o uluslararası güvenlik, onun altındaki mimari, anlaşmalar falan hepsini bir çırpıda Trump attı. Buradan bir bakmak lazım. Dolayısıyla Çin’i yanınıza almadığınız sürece Rusya ile tek başınıza mücadele edemezsiniz. Rusya’ya karşı işler biraz askeri, Çin’e karşı ekonomik. Taraflardan birisi kimdir, e Soğuk Savaş’taki eski arkadaşı Çin’dir. Çin’le kolay anlaşırlar.”

    Etiketler:
    Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Hong Kong, Çin, Rusya, İngiltere, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın