15:22 15 Ekim 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'Mısır halkında birikme var, işlevini görmüş el-Sisi giderse yerini demokratlar ve liberaller alır'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 0 0
    Abone ol

    Ramazan Bursa'ya göre Mısır'da el Sisi karşıtı protestoların niteliği meçhul. Liberaller ve ulusalcılarda artan rahatsızlığa işaret eden Bursa, Mısır halkında 'gaz birikmesi' olduğu görüşünde. Bursa, işlevini tamamlamış El Sisi'nin gitmesi halinde yerini demokrat ve liberallerin alacağını söyledi.

    Mısır, Cumhurbaşkanı Abdülfettah es Sisi'nin BM Genel Kurul çalışmalarına katılmak üzere başkent Kahire'den ayrılmasının ardından beş yıl sonra ilk kez hareketlendi. Mısır devleti ve ordusuyla iş yapmış bir müteahhit olan Muhammed Ali'nin yolsuzlukla ilgili paylaşımlarının ardından gGeçen cuma günü önemli bir kupa maçının da oynandığı gece Kahire ve İskenderiye gibi kentlerden protesto gösterileri haberleri geldi. Sosyal medyada özellikle Katar ve İhvancı hareketi heyecanlandıran gelişmelere dikkat kesilenler 'ikinci Tahrir' tartışması başlattı. Gösterilerde yüzlerce kişinin de gözaltına alındığı belirtilirken, devamı için de kampanya sürüyor. Ülkesine dönen El Sisi ise taraftarlarına 'Endişeye mahal yok' mesajı verdi.

    Mısır'daki gelişmeleri Arap dünyasını da yakından takip eden Kudüs TV İran Temsilcisi Ramazan Bursa ile konuştuk.

    ‘MISIR’DA YAŞANAN OLAYLARIN ORTAYA ÇIKIŞ ŞEKLİ ÇOK NET DEĞİL’

    Ramazan Bursa'ya göre Mısır'daki olayların mahiyetini değerlendirmek için henüz erken. Katar medyasının 'ikinci Tahrir meydanı' saptamalarına atıf yapan Bursa, aynı akşam önemli bir kupa maçı nedeniyle Kahire sokaklarının hareketli olduğuna dikkat çekti. Diğer yandan 2013 darbesinden bu yana Mısır'da sadece İslamcılar değil insan hakları ihlalleri nedeniyle liberaller ve Suudilere devredilen Tiran ve Sanafir adaları nedeniyle de ulusalcıların rahatsızlıklarının arttığını vurgulayan Bursa, aynı zamanda Sina yarımadasında IŞİD'la mücadele teması altında Yüzyılın Anlaşması'nın parçası gibi görünen 'insansızlaştırma' operasyonlarının da sıkıntılı bir resim yarattığının altını çizdi:

    “Mısır’da yaşanan olaylarda aslında çok aceleci ve net yorumlar yapmamakta fayda var. Çünkü geçtiğimiz Cuma günü birtakım eylemler oldu lakin olayın boyutu, ortaya çıkış şekli çok da net görülmüş değil. Aslında Katar medyasının veya Mısır’ın kendi medyasının tam ters yönde işi ele aldılar. Katar medyası ikinci bir tahrir meydanı geliyor diye haberler verirken Mısır medyası o akşam yapılan maçı tartışmayı tercih etti ve meydanları hiç göstermedi. Tüm bunlardan azade bağımsız olarak meseleye baktığımız zaman 2013 askeri darbesinden günümüze kadar Sisi’nin ortaya koymuş olduğu icraatlar İslamcı camia bir tarafa Mısır’daki liberalleri ve ulusalcıları da rahatsız ettiğini görüyoruz, bu önemli bir şey. Şöyle ki 2017’de Suudi Arabistan’da Muhammed Bin Salman veliaht oldu Haziran’da. Hemen birkaç sonra Suudi Arabistan ile Mısır arasında bir anlaşma imzalandı. Mısır dedi ki Kızıldeniz’deki Tiran ve Sanafir adaları tarihsel olarak Mısır’a değil Suudi Arabistan’a aitti ve bir anlaşmayla bu iki adayı Suudi Arabistan’a devretti. Bu iki ada çok stratejik konumu olan adalar, Kızıldeniz’in boğazında yer alıyorlar. 1950’lerde ta ki 67 Arap-İsrail savaşına kadar İsrail işgalinde bulunan İsrail’in asker bulundurduğu adalar. O dönemde 2017 sonbaharında sanırsam Tiran ve Sanafir üzerinden Mısır’da eylemler yapıldı. Bu eylemlere bir avukat öncülük yaptı. ‘Vatan toprağı satılmaz’ sloganlarının olduğu pankartlar açtılar. O avukat dahil çoğu kişi gözaltına alındı. O dönemde farklı bir tartışma daha açıldı. Eski Mısır generalleri yeni bir tartışma açtı: Tiran ve Sanafir şöyle dursun aslında Sina bölgesi de tarihsel olarak Mısır’a ait değildir dediler. Şimdi gelinen noktada tüm bunlar hem Tiran ve Sanafir meselesi hem devletin aşırı derecede borçlanması buna rağmen halkın bir o derece yoksullaşması ilaveten Sina bölgesinde IŞİD ile mücadele adı altında uluslararası hukuka da aykırı düşecek bir operasyonun yürütülmesi ile o bölgenin insansızlaştırılması hatta yakın dönemde de o bölgenin uydu fotoğrafları yayınlandı. Aslında Sina’da IŞİD ile mücadele adı altında yapılan operasyonlar o bölgeyi Yüzyılın Anlaşması çerçevesinde insansızlaştırılması planının bir parçası. Nitekim öyle oldu. Oradan birçok aşiret Mısır’ın değişik bölgelerine göç ettiler.”

    ‘MISIR HALKINDA BİR GAZZ BİRİKMESİ VAR'

    Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin Hüsnü Mübarek dönemini aratmayacak şekilde hareket ettiğini söyleyen Bursa, Sisi’nin bu tutumundan dolayı Mısır halkında bir ‘gaz birikmesi’ olduğu görüşünde. Olaylarda yayınladığı video ve ses kayıtlarıyla rol oynadığı belirtilen müteahhitin Mısır ordusu ile çalışmış bir iş insanı olduğunu anımsatan Bursa, bu kişinin el Sisi'nin 10 Eylül'de görevden aldığı savunma bakan yardımcısı Muhammed Kuşki ile bağlantılarının ortaya atıldığını aktardı. Bursa ordu içerisinde de belli rahatsılıklar bulunabileceğine dikkat çekerken, 'el Sisi'nin yapması gerekenleri yapıp dönemini tamamlamış olabileceği' görüşünü dile getirdi:

    “Sisi darbeden sonra aslında Mübarek dönemini aratmayacak uygulamalar yaptı. Geçtiğimiz en son Cumhurbaşkanlığı seçiminde karşısına çıkan tüm adayları tutuklattırdı. Sami Annan, eski Genelkurmay Başkanı bunlardan bir tanesidir ve hala hapistedir. Hem de adaylığını açıkladıktan bir gün sonra tutuklandı. Suçu Sisi’nin karşısında aday olarak çıkması. Mısır’da ne oluyor diye baktığımızda bence Sisi yönetiminin ortaya koymuş olduğu uygulamalar toplumun birçok kesiminde bir gaz birikmesine neden oldu. Dolayısıyla tepkiler arttı. Muhammed Ali’yi de ordunun içerisinde Sisi yönetiminden rahatsız bir kesimin kontrolünde olmayan bağımsız bir iş adamı olarak değerlendirmek mümkün değil. Çünkü Muhammed Ali orduyla yakın ilişkisi olan bir müteahhitti ve Sisi’nin yapmış olduğu saraylardan tutun da ordunun binalarına kadar inşa eden bir iş adamıydı. Dolayısıyla burada önemli bir nokta da şudur. 10 Eylül’de çok önemli bir ismi Sisi görevden aldı, dış ilişkilerden sorumlu Savunma Bakan Yardımcısı Muhammed Kuşki. Kuşki darbe ve sonrasında Amerika ile Mısır yönetiminin irtibatını sağlayan kişiydi ve görevden aldı. Muhammed Ali’nin Kuşki ile bir irtibatının olduğu Arap medyasında iddia ediliyor. Dolayısıyla hem Muhammed Ali’nin orduyla irtibatı hem Kuşki’nin görevden alınması hem de geçen hafta yapılan eylemlere baktığımızda organizeli bir hareketin olduğunu görüyoruz. Nitekim eylem günü Sisi’nin Amerika’ya hareket ettiği gündür. Aslında burada birkaç ihtimal var ama şunu net olarak söyleyebilirim. Ben Sisi’nin darbe sonrası yapması gerekenleri yaptığını ve dönemini kapattığını, görevini tamamladığını düşünenlerdenim. Fakat Sisi’nin görevden ayrılması ve yeni isimlerin yönetime gelmesinin ne şekilde olacağı asıl tartışılacak noktanın bu olduğunu düşünüyorum. Bir askeri darbe olabilir mi bu soru işareti veya bir uzlaşı sağlanıp Sisi uzlaşı üzerinden görevden çekilir mi veya bir uzlaşı üzerinden Sisi bir müddet daha devam ettirip daha doğal bir süreçle görevini bırakabilir mi bunu zamanla göreceğiz. Bunu biraz da yarınki eylemler gösterecek.”

    ‘TÜRKİYE’NİN MEYDANLARA MÜDAHALE ETTİĞİ İDDİASI GERÇEĞİ YANSITMIYOR’

    Türkiye’nin Mısır’daki eylemlere müdahale ettiği iddialarına temkinli yaklaşıyor. İhvan'ın ise tıpkı 2011'de olduğu gibi Tahrir devrimini getiren eylemlerde yer almadığına atıf yapan Bursa, hareketin eylemlerle ilgili açıklama yapmamayı seçtiğini de belirtti. İhvan'ın hareket olarak gelenekçiler ve yenilikçiler olarak ikiye bölünmüşlük yaşadığını anlatan Bursa, Mısır'da devletin ordu anlamına geldiğini de anımsattı. Bursa'ya göre el Sisi sonrasında da demokratlarla liberaller öne çıkar ancak ' liderlik etmek açısından' İhvan'a zemin kalmaz:

    “Birincisi, Muhammed Ali videoyu yayınladıktan ve bu gösteriler başladıktan sonra İhvan’ın bir açıklama yapmadığını biliyoruz. İlaveten geçen haftaki gösterilerde de İhvan’ın sokağa çıkmadığını biliyoruz. 2011’de de öyle olmuştu, İhvan Tahrir’e hemen hemen bir hafta sonra çıkmıştı. Ben İhvan sözcülerinden Talat Fehmi’ye de ulaştım. O da İhvan’ın bu konuda açıklama yapmayı tercih etmediğini bize söyledi ve açıklama yapmadılar. Dolayısıyla takipçilerine de bir çağrısı olmadı. İkincisi Mısır’ın iddialarına baktığımızda Türkiye’nin İhvan üzerinden meydanlara müdahale ettiği noktasındaki iddiaların en azından bugün için gerçeği yansıtmadığını düşünüyorum. İhvan zaten meydanlarda değil, daha çok liberal, ulusal ve değişik kesimlerin meydana indiklerini görüyoruz. İhvan eğer Sisi giderse İhvan nasıl bir tavır alır? Birincisi 2013 darbesinden sonra İhvan içerisinde yaşananlar üzerinden birtakım fikir ayrılıkları meydana geldi. Mısır İhvanı aslında bugün itibariyle iki ayrı gruba ayrıldığını söyleyebilirim; yenilikçiler gelenekçiler. İhvan bence Sisi eğer giderse dahi 2012 tecrübesinden hareketle başkanlık seçimlerine aday olmayacağını daha çok hareketi derleyip toparlama yönünde bir çalışma içinde olacağını düşünüyorum. Sisi’den sonra daha çok demokrat ve liberal yönüyle öne çıkan, daha çok el-Baradey, eski Atom Enerjisi Kurumu Başkanı tarzı bir siyasetçinin Mısır’ın başına geçebileceğini düşünüyorum. Nitekim Mısır’ın da buna ihtiyacı var. Çünkü Mısır’da ciddi bir memnuniyetsizlik ve birikmişlik var, gaz birikmesi var. Dolayısıyla Sisi’den sonra İhvan’dan ziyade daha liberal ve demokrat bir siyasetçinin yönetime gelebileceğini düşünüyorum. Tabii bunun geçiş süreçleri olacak. Bu eylemler devam eder mi, darbe olur mu bunları bilemiyoruz. Fakat bir şekilde Sisi gidecekse bir geçiş dönemi olacak, birkaç ay da sürebilir daha fazla da sürebilir ama o konuda net konuşmak bugün için mümkün değil. Belki yarınki eylemler bize fikir verebilir. 1 milyon insan bekliyorlar yarın için. Aslında Mısır devleti dediğimiz şey Mısır’da devlet ordudur. Kavalalı Mehmet Ali Paşa’dan beri bu böyledir.”

    Etiketler:
    Liberaller, Mısır ordusu, Türkiye, Müslüman Kardeşler, Abdülfettah el Sisi, Mısır
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın