08:14 15 Ekim 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'Lübnan halkı siyasetçisine güvenmiyor, değişime inanmıyor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 20
    Abone ol

    Hediye Levent'e göre ekonomik OHAL ilan edilen Lübnan'da halk, yolsuzluğa bulaşmış siyaset sınıfına güvenmiyor. Levent, Başbakan Hariri hakkındaki son 'bikinili manken' skandalının tek örnek olmadığını, elektrik, çöp gibi temel hizmetlerde büyük sorun yaşanan ülkede yolsuzlukların 'halkın önünde olup bittiğini' anlattı.

    Ortadoğu'nun mozaiği Lübnan'da Başbakan Saad Hariri hükümeti'nin eylül başında 'ekonomik OHAL' ilan etmesine varan ekonomik sıkıntılar bu hafta halkı sokaklara çıkarttı. Başkent Beyrut dışında pek çok kentte ‘Hükümet, meclis hırsız’ sloganları eşliğinde gösteriler düzenlendi. Kısa süre önce de emekli askerlerin yürüyüşlerine sahne olmuş ülkede normalde sabit kur geçerli olduğu için istikrarlı olan doların bile hareketlenmiş görünüyor. Ancak mezhebi dengelere dayalı segregasyon üzerine kurulu Lübnan siyaseti çözüm üretmekten yoksun görünürken, ekonomik krizin ülkede yarattığı sıkışmışlık halinin nereye evrileceği meçhul.

    Lübnan'daki gelişmeleri Beyrut'ta yaşayan Evrensel Gazetesi yazarı Hediye Levent ile konuştuk.

    ‘LÜBNAN’DA BİRÇOK SİYASİ LİDERİN YOLSUZLUĞA KARIŞTIĞINA DAİR PEK ÇOK İDDİA VAR’

    Hediye Levent, Lübnan'da ekonomik ve siyasi sıkıntıların büyük boyutlarda olduğunu ancak 1975-1990 yıllarındaki kanlı iç savaşın yaralarını hala saramamış ve bu savaştan mezhep ayrımlarıyla çıkmış ülkede siyasi gidişatı değiştirebilecek güçlü bir hareketin söz konusu olamayacağı görüşünde. Lübnan'da kırılgan bir dengenin bulunduğunu anımsatan Levent, bu dengenin şekillendirdiği siyasetin gündelik yaşamın temel gereklerine dair sıkıntılara ise çözüm bulamadığını vurguladı:

    “Siyasi gidişatı değiştirecek güçte bir hareket söz konusu değil. Böyle bir şeyin Lübnan’da gerçekleşmesi çok zor. Lübnan’ın kendi iç siyasi şartları var. 15 yıl süren ilk savaş sonrası dönemde ülkenin ekonomiden sosyal dokuya kadar her açıdan her aşamada ülkenin altını üstüne getiren yıkan takan bir savaştan bahsediyoruz. 15 yıllık savaştan Lübnan ekonomik açıdan çok ağır bir yıkımla çıktı savaştan, aynı zamanda çok kırılgan siyasi bir denge kuruldu ilk savaş sonrası ateşkesin sağlanması ve kanın durması için. Ancak 1990 yılında ilk savaş bittikten sonra da Lübnan’da krizler bitmedi, Lübnan sürekli diken üstünde. Gerek kendi içinde iki kutuplu siyasi yapı arasındaki gerginlikler gerekse bölgede gerçekleşen Suudi Arabistan ve İran arasındaki çekişmeler dahil olmak üzere bütün gelişmelerden Lübnan doğrudan etkileniyor."

    'BEYRUT'UN EN ZENGİN EVLERİNDE BİLE İKİ SAAT ELEKTRİK KESİNTİSİ VAR'

    Levent, Beyrut için 'Ortadoğu'nun Paris'i gibi abartılı ifadelerin çok gerilerde kaldığını anlatırken, Lübnan başkentinin çok yüksek kiralı zengin evlerinde dahi günde iki saat elektrik kesintileri yaşandığını aktardı. Hariri'nin bikini mankenine 16 milyon dolar ödemesiyle ilgili skandal anımsatıldığında "Hariri ile sınırlı değil" diyen Levent, Lübnan'da pek çok siyasi liderin yolsuzluklarının halk arasında konuşulduğunu belirterek bir liste yapılsa bölgenin en zenginleri listesinde üst sıralarda yer alacaklarını kaydetti:

    Lübnan bayrağı
    © AFP 2019 / PATRICK BAZ

    "Diğer taraftan ekonomik açıdan Lübnan uzun süredir ciddi bir kriz ile yüz yüze. Zaten bir kere Lübnan Ortadoğu’nun Paris’i gibi birtakım abartılı ifadelerle hala anılıyor olsa da çok ciddi bir elektrik krizi var. Beyrut başkent ve başkentin merkezinde çok yüksek kiralı evlerde dahi günde iki saat elektrik kesintisi yaşanıyor, çöp krizi var, işsizlik var. ülkede günlük tüketim malzemeleri dahil olmak üzere her şey ithal olarak geliyor dışarıdan. Lübnan’da siyasi yapı kadar ekonomik yapı da oldukça kırılgan bir zemine kurulmuş durumda. Hariri ile sınırlı değil sadece bu. Lübnan’da birçok siyasi liderin ağır büyük meblağların söz konusu olduğu yolsuzluklara karıştığına dair pek çok iddia var, halk arasında konuşuluyor. Zaten Lübnan’ın önde gelen siyasetçilerinin bir listesini oluşturursak ya bölgedeki en zenginler arasında ilk belki 20-30’a girerler ya da dünya çapındaki en zengin aileler ya da şahıslar arasında listenin ilk sıralarında yer alırlar.”

    ‘YOLSUZLUKLAR İNSANLARIN GÖZÜ ÖNÜNDE YAŞANIYOR’

    Normal koşullarda Lübnan'da milyonlarca insanın sokakları doldurması ve siyasileri değişime zorlamalarının gerektiğini anlatan Levent, Lübnan'ın kendine has şartlarının buna geçit vermediğine dikkat çekti. Yolsuzlukların kapalı kapılar ardında bile yaşanmadığını, halkın gözü önünde olduğunu vurgulayan Levent, alternatif yokluğu kadar siyasi hareketlerin yurtdışı bağlantılarının da sürecin ilerletilmesini mümkün kılmayacağının altını çizdi:

    “Normalde sokaklara milyonlarca insanın doldurması ve siyasileri bir değişime dönüşüme zorlamaları ve bu söz konusu olmuyorsa eğer hükümetin değişikliğinin sağlanması, normalde bu şekilde ilerlemesi gerekir. Ancak Lübnan’ın kendine has özel şartları var. İç savaş sonrası oluşan o kırılgan siyasi yapı aynı zamanda mezhep temelli anayasa ile de güvence altına alındı Lübnan’da. Ona göre de cumhurbaşkanının mesela Hristiyan Maruni olması gerekiyor, başbakanın Sünni Müslüman olması gerekiyor. Hükümet istifa diye insanlar çıkıp bağırıyorlar bazen evet doğru bu, ancak mevcut anayasa ve yönetim sistemine göre bir kere Hariri’ye hükümetten istifa et, başbakan olmanı istemiyoruz dendiği zaman, Hariri’ye alternatif bir Sünni Müslüman’ın bulunması lazım. Aynı zamanda bu Sünni isim üzerinde ülkedeki Sünnilerin ve diğer kesimlerin de mutabık kalması gerekiyor. Son seçimlerde karşısına birkaç isim çıktı Hariri’nin, hatta yerel seçimlerde Hariri’yi zorlar gibi oldular. Ama hala Hariri’ye alternatif olabilecek, saydığım şartları sağlayabilecek bir isim hala öne çıkmış değil. Diğer taraftan Hariri, cumhurbaşkanı ya da Hizbullah kesimi dahil olmak üzere Lübnan’daki bütün siyasi figürlerin karakterlerin ya da hareketlerin bölge ülkeleriyle ya da Avrupa ülkeleriyle ya da ABD ile yakın ilişkileri var. Dolayısıyla bütün bu dengeleri de sağlamak lazım. Lübnan içinde Hariri’ye alternatif Sünni bir isim bulunsa bile Lübnanlılar tamam dese bile Amerikalılar hayır biz bunu istemiyoruz diyebilirler ve bu yeni bir krizi tetikleyebilir. Peki, insanlar niye sokağa çıkmıyorlar? Birincisi bunu biliyorlar, ikincisi kendi siyasetçilerine güvenmiyorlar. Yolsuzluğun korkunç boyutta olduğunu biliyorlar. Aslında Lübnan içinde o yolsuzluk da, üstü kapalı örtülü vs. yaşanmıyor çok fazla, insanların gözü önünde yaşanıyor. Bu çok sıradanlaşmış durumda. Zaten Lübnan hem bir taraftan ekonomik açıdan gayri safi milli hasılasının yüzde 150’sine varan bir borç yükü altında eziliyor. Ama aynı zamanda süper lüks bir hayat da devam ediyor ve insanlar da bütün bu paranın kaynağının yolsuzluk olduğunun farkında. Dolayısıyla kendi siyasetçilerine güvenmiyorlar, herhangi bir şeyin değişeceğine inanmıyorlar. İç savaşın yarattığı birtakım korkular var. Tamam, sokağa çıktım, hükümeti zayıflatmaya çalışırken ya hükümetin diğer ortağı benim desteklediğim tarafa karşı şantaj yapar da benim ait olduğum tarafı zayıflatmaya kalkarsa, o zaman ne yaparım gibi korkular da var. Herkes kendi kampına tutunmak hissediyor kendini.”

    ‘KRİZ SABİTLENMİŞ DOLAR KURUNU BİLE SARSTI'

    Levent, siyasetteki mezhebi bölünmüşlüğün ve rantın kime gideceğinin günlük sorunların bile çözüme kavuşmasını engellemesini çöp krizindeki örnekle anlattı. Çok parçalı yapının halkı ümitsizliğe sevk ettiğini belirten Levent, son dönemde düşük faizli kredi bulma girişimlerinin de iç siyasi mekanizmalar işletilemeyeceği için boşa çıktığını aktardı:

    “Bütün kesimlerden bahsediyorum burada, zaten siyasetçilerin en fazla işine yarayan ya da işlerini kolaylaştıran ana unsur da o iç savaştan geriye kalan birtakım korkular insanların ürküyor olması, ekonomik duruma rağmen. Lübnan gibi bir ülkenin çöp sorunu var. Çünkü çöpün devlet tarafından toplanabileceği, belediyeler tarafından toplandığı ve yok edildiği ya da ayrıştırıldığı tekrar geri kazanımın sağlandığı bir sistem kurulamıyor Lübnan’da. Çünkü çok parçalı bir yapı var ve sadece bir çöp dönüşüm sistemi bile hükümeti oluşturan bloklar arasında aylarca süren görüşmelere sebep olabilir. Çünkü işin bir tarafında rant var diğer tarafında insanların ‘çöp sorunumuzu x bloku halletti’ denilmesin diye bir ayak oyunu da var. O yüzden Lübnan’da durum oldukça girift ve çözülmesi çok zor. İnsanlar da bunun farkında, o yüzden sokağa inenlerin sayısı çok sınırlı. Yakın dönemde en azından halkın tepkilerle zorladığı bir değişim ümidi de oldukça zayıf. Lübnan ekonomik krizi aşabilmek için önceki yıl bir konferanslar serisi başlattı ve burada çeşitli ülkeler Lübnan’a düşük faizli kredi vermeyi kabul ettiler, 18 milyar dolara yakın bir miktar. Ancak bu kredinin serbest bırakılması için Lübnan’da parlamento seçimi yapılması gerekiyor, sonra hükümetin kurulması gerekiyor. O kurulan hükümetin de birtakım projeler geliştirip götürüp donor ülkelere şunu demesi gerekiyordu: ‘Evet benim bu paraya ihtiyacım var ve bu paranın şu kadar kısmını bu projede kullanacağım, şu kadar kısmını bu projede’. Zaten en başında Lübnan’da parlamento seçimlerinden sonra 11 aylık bir hükümet kurma krizi patladı. Dolayısıyla bu para da serbest bırakılamadı, çünkü daha projeler ortada yok. Sonuç olarak kriz de giderek katlanarak artmaya başladı. Son olarak Lübnan’da Amerikan doları ile günlük hayatta alışveriş yapılabiliyor. Çünkü kur sabitlenmişti. 1 dolar, 1500 Lübnan lirasıydı. Ancak son günlerde kriz öyle bir noktaya geldi ki 1997’den beri hiçbir şekilde değişmeyen kur geçtiğimiz hafta 1.5 iken, 1.6-1.6,5’a çıktı ve insanlar piyasadan dolar toplamaya başladılar. Şu anda zaten Lübnan içinde dolar krizi de var. Bu da haliyle bütün tüketim ihtiyaçlarını, ithalattan karşılayan bir ülke için çok büyük bir kriz. Ancak geçen hafta artık iş kontrolden çıktı.

    'NASRALLAH YOLSUZLUKLA MÜCADELEDEN SÖZ ETTİ AMA...'

    Lübnan'da önemli bir güç olan hükümet ortağı Hizbullah'ın lideri Hasan Nasrallah'ın da yolsuzlukla mücadele konusunda önemli mesajlar verdiğini belirten Levent, ancak bir adım atılması halinde bundan Hizbullah'a yakın isimlerin de etkilenebileceğine işaret etti:

    "Hizbullah’ın normalde sadece silahlı kanadın üzerinden ya da İran ile ilişkisi üzerinden normalde değerlendirmeye eğilimliyiz dışarıdan bakanlar olarak. Hizbullah aynı zamanda Lübnan’daki hükümet ortağı. Mesela geçtiğimiz aylarda hükümet kurulma krizi yaşandığı dönemde Hasan Nasrallah’ın önemli bir konuşması da var. Lübnan içinde yolsuzlukla mücadelenin zorunlu olduğu bu konuda Hizbullah’ın da elinden geleni yapacağını söylüyor. Bu aynı zamanda Hizbullah’a yakın bazı isimlerin de yolsuzluk konusunda soruşturmalara konu olacağını ya da üzerlerine projektörlerin çevrilebileceği anlamına da geliyor. Diğer taraftan Hizbullah’ın kontrolündeki bölgelerde de belediyecilik, yerel hizmetler, altyapı vs. gibi halkın beklentisi var. Son dönemde Lübnan’daki krizler; elektrik, su, sağlık, üniversite, yeni bütçe aynı zamanda maaş kesintileri ve emekli maaşların kesilmesi gibi birtakım çok radikal tedbirleri de öngörüyor. Bütün bunlar dahil olmak üzere Lübnan da Hizbullah da bu işi olduğunun farkında. Hizbullah’ı destekleyen kesimin de Hizbullah’tan ciddi beklentileri var. artık tamam bölgesel güç olabiliriz, hem Hizbullah hem diğer müstakbel kanadı için söylüyorum, ama bizim de günlük hayatımızda çözülmesi gereken sorunlarımız var şeklinde. Dolayısıyla Hizbullah durumun farkında aşağıdan onun destekçileri de mümkün olduğunca zorlamaya çalıyor ama Lübnan şartları çerçevesinde.”

    Etiketler:
    Mişel Avn, Suriye, İsrail, OHAL, Yolsuzluk, Hizbullah, Saad Hariri, Lübnan
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın