13:35 21 Kasım 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'Devlet aklı devreye girip, Rusya-Suriye-Türkiye anlaşmazsa, bölgeyi daha ciddi kavga ve çatışmalar bekliyor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 20
    Abone ol

    Prof. Mehmet Yuva, Rusya ile mutabakatı 'ileri bir adım' diye nitelerken, uygulama sıkıntılarına dikkat çekti. ABD'nin hem petrol hem İran'ı sıkıştırmak için Suriye-Irak koridorundan çekilmeyeceğini belirten Yuva, 'devlet aklı devreye girmez' ve Rusya-Türkiye-Suriye anlaşmazsa, bölgeyi daha ciddi kavga ve çatışmaların beklediği kaygısını aktardı.

    Türkiye'nin 17 Ekim'de ABD'yle imzaladığı mutabakat gereği 120 saatlik ateşkesin ardından 22 Ekim'de Rusya ile imzaladığı 150 saatlik ateşkes hali devreye sokulmuşken, son mutabakatın uygulanması tarafların hızla değiştirdiği pozisyonları nedeniyle belirsizliğini koruyor. Soçi'den çıkan uzlaşmada Adana Anlaşması'na atıf bulunsa dahi Suriye hükümetine bakışla ilgili tutumunda derin bir değişiklik görülmeyen Türk hükümetinin bundan sonra atacağı adımlar merak konusu. ABD Başkanı Donald Trump'ın yaptırım tehdidini şimdilik kaldırmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 13 Kasım'da Washington'ı ziyareti kesinleşmiş görünürken, sahadaki durumun nasıl şekilleneceği de önem taşıyor.

    Gelişmeleri Türkiye-Suriye Dostluk Hareketi Başkanı, tarihçi Prof. Mehmet Yuva ile konuştuk.

    ‘SOÇİ, ABD İLE YAPILAN MUTABAKATTAN DAHA İLERİ BİR ADIM’

    Prof. Mehmet Yuva’ya göre Rusya ile imzalanan Soçi mutabakatı, ABD ile hemen öncesinde yapılmış olan mutabakattan daha ileri bir adım. Mutabakatın Suriye meselesinin çözümü yolunda önemli bir umut ortaya çıkarttığını belirten Yuva, ancak taraflardan gelen olumsuz tutumların ciddi çatışma ve kavgalara işaret ettiğine dair kaygılarını aktardı. Yuva, Rusya, Türkiye ve Suriye’nin masaya oturmadığı takdirde çatışmaların devam edebileceğini vurguladı:

    “Şüphesiz geldiğimiz bu koşullarda ortaya çıkan bu tablo iç açıcı değil. Hem Amerika ile yapılan mutabakatın ardından sahada Amerika kuvvetlerinin çekileceği Amerika’nın Türkiye’nin taleplerine karşılık verdiği tablosu tam olarak yerine gelmiş değil. Öbür taraftan Amerika ile yapılan mutabakattan çok daha ileri bir adım olan Soçi’de yapılan zirve ardından ortaya çıkan mutabakata baktığımız zaman umut verici olarak addedilmişti. Bunun en azından Türkiye-Rusya ve Suriye arasında önümüzdeki dönemlerde önemli bir işbirliğini sahaya yansıtacağını söylemiştik ve bu beklenti içindeydik. Ayrıca mutabakatta Türkiye ile Rusya arasında birlikte devriye faaliyetlerinin başlayacağı, öbür taraftan Suriye sınır muhafızları ile Rus polisi arasında ortak bir katın olacağı veya devriye operasyonlarının başlayacağı, ardından bir müddet sonra belki de Türkiye ile Suriye’nin pek çok konuda uzlaşabileceği, Adana Mutabakatı’nın yeniden ihya edileceği yönünde beklentiler varken tam bu esnada ortaya çıkan tabloya baktığımızda hala YPG’nin o bölgeden tamamen çekilmediği aksine iddialara bakarsak YPG’nin armalarını bayraklarını indirdiği ama Rus polisi ile birlikte birçok bölgede faaliyete katıldığı söyleniyor. Öbür taraftan mutabakatta Münbiç’ten özellikle Tel Rıfat’tan çıkması talep edilen YPG’lilerin bu sefer bayraklarını indirdiklerini, üniformalarını değiştirdiklerini ama Suriye ordusunun bir parçası olarak orada var olmaya devam ettikleri yönünde bir arzunun ortaya çıktığını görmekteyiz. Buna mukabil Adana güvenlik mutabakatı ihya edilmeli, Şam ile Ankara arasında diyalogun bir an önce başlaması gerektiği yönünde beklentiler, Birleşmiş Milletler’de Suriye Daimi Temsilcisi Beşar Caferi ile Türkiye Temsilcisi Feridun Sınırlıoğlu arasında yaşanan çok ağır tartışmalar ve ithamlar, öbür taraftan Sayın Kalın’ın ve Cumhurbaşkanı’nın Suriye hükümetiyle ilgili son çıkışları var. Mutabakat imzalandıktan hemen sonra Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın bu mutabakata tam destek verdiği açıklamasına rağmen Şam hükümetinin Türkiye, Erdoğan ve Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilgili ağır eleştirileri bu nokta itibariyle bence sahadaki gelişmeler iki önemli alternatifi yaratacaktır. Bu sahadaki askeri siyasi gelişmeler ya Rusya-Türkiye-Suriye arasında arzulanan mutabakata kendisini ifade eden bu temel ilkelerin hayata geçirilerek bir işbirliğine dönüşmesini sağlayacak veyahut bu denklemler yeniden karalanacak ve bu sahada daha ciddi çatışmaların, kavgaların zuhur etmesine şahit olacağız.”

    ‘TÜRK-AMERİKAN İLİŞKİLERİNDE YAŞANAN SANCILAR DEVAM EDECEK’

    Yuva Ankara-Washington hattında da suların durulmayacağı görüşünde. ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye'den çekilme kararı almasının ABD'deki siyasi çevrelerde olumsuz karşılandığı ve başkanın çok büyük baskı altında bulunduğunu belirten Yuva, YPG generalleriyle sürekli görüşmesi ve onları anmasını da bu duruma bağladı. Yuva'ya göre ABD'nin Suriye'den çekilme arzusu yok ve sadece petrol yataklarında kalmak değil İran'ı bölgede sıkıştırmak için Irak-Suriye koridorundaki varlığını devam ettirmeye çalışacak:

    “Türk-Amerikan ilişkilerinde yaşadığımız sancılar devam edecek. Zira bu sancıların ve sıkıntıların tek kaynağı Trump-Erdoğan ilişkileriyle izah edilmez. Amerika Birleşik Devletleri’nde Trump’ın da çok sancılı bir dönem geçirdiği, pek çok kesimle kavgalı olduğu, birçok kesimin itirazlarının ayyuka çıktığı bir dönem yaşanmaktadır. Çok ilginç bir kamu araştırmasına binaen Amerikan halkının takriben yüzde 67’sinin Amerika’da bir iç savaş beklentisi içinde olduğu haberler zuhur etmeye başladı. Özellikle başkanlık ile Pentagon-Kongre arasındaki siyasi çekişmelerin Amerikan toplumunda çok derin ayrılıklar yarattığı ve bu ayrılıkların bir müddet sonra etnik, dini, hatta çok farklı siyasi kavgaları tetikleyeceği yönünde bir kamuoyu araştırması yayınlandı. Özellikle devlet kurumları arasında bu kadar ciddi çatışmaları olan böyle bir ülke ile Türkiye’nin hangi konularda ne kadar anlaşabileceği sorusu çok önemli. Ama başka bir gerçeklik de Suriye sahasında Türkiye’nin arzu ve beklentileriyle Amerika Birleşik Devletleri’nin arzu ve beklentileri arasında özellikle o mutabakat ve ardından Rusya ile sağlanan iş birliğinden sonra Amerika ile Türkiye arasındaki kavganın Suriye sahasında çok ciddi bir döneme gireceğinin işaretleridir. Amerika mutabakatla bir bölgeyi Türkiye’ye terk etmek zorunda kalmıştı. Ama öbür taraftan da çok ciddi olarak Amerikan siyasi çevrelerinde Trump’ın üzerinden bir baskı var; Kürtlere ihanet edildi, en önemli müttefikimiz YPG yolda bırakıldı, bunun bedelini Trump muhakkak ödemeli veya bunu iyileştirerek bu YPG ile ilişkilerini tekrar nazarı dikkate almalı yönünde baskılar var. Bu sebeple de Trump, YPG komutanlarıyla telefon görüşmeleri yapmakta, Kongre’ye davet etmekte, Kongre’de Türkiye’ye karşı iddialarını açıkça dillendirmesine imkan yaratmakta vs. şimdi Amerika Birleşik Devletleri esas itibariyle Suriye’ye giriş amacını rafa kaldırmak zorunda kalmıştır. Ancak rafa kaldırdığı bu projeyi hala özelikle Irak-Suriye sınırında çok zengin petrol yataklarının olduğu bölgede ciddi olarak devam ettirmektedir. Bir çekilme arzusu yoktur. Aksine açıklamalarına bakıldığında Pentagon’un özellikle petrol yataklarının olduğu bölgede birlikte götürdüğü YPG’yi çok daha ağır silahlarla donatma ve o bölgeyi kontrol altında tutma arzusu taşımaktadır. Bunun amacının ne olduğunu her daim söyledik. Sadece petrol yataklarının imkanlarını kullanmak veya YPG’ye bir ekonomik kaynak yaratmak değil ayrıca İran-Irak-Lübnan-Suriye koridorunda ciddi bir askeri varlık yaratarak İran’ın o bölgede sıkıştırmak.”

    ‘ALMANYA'NIN NATO TEKLİFİNİN GERÇEKLEŞMESİ ZOR'

    Diğer yandan Almanya'nın yaptığı teklif üzerinden Suriye'ye NATO'nun sokulmaya çalışıldığını belirten Prof. Yuva, sahada yeni ülkelerin yeni askeri güçler sevk etmesini çok zor bir ihtimal olarak görüyor. Yuva, böylesi bir hamleye en başta Rusya ve Suriye hükümetlerinin itiraz edeceklerini kaydetti:

    “Suriye sahasında yeni ülkelerin yeni askeri güçlerini sevk etmesi ve o bölgede konuşlandırmasını çok zor bir ihtimal olarak görüyorum. Ancak bazı yardımlarıyla özellikle Almanya’nın çıkışını bu çerçevede okumakta yarar var. Amerika Birleşik Devletleri hem Türkiye ile hem Rusya ile ama aynı zamanda da arka planda özellikle Şam hükümetiyle geliştirdiği ilişkileri nazarı dikkate aldığımızda Almanya uzun yıllar ihmal ettiği bu sahaya mevcut ülkeler üzerinden akmaya, girmeye çalışmaktadır. NATO’yu buna dahil etmesi Almanya’nın da işine gelmez. Çünkü NATO yükümlülüğü altında böyle bir nüfuzun oraya akması demek, İngiltere’nin, Amerika’nın yani Almanya’nın bizzat rekabet içinde olduğu ülkelerin de nüfuzunu o bölgeye yeniden inşa etmek olarak görülür. Ama bunun karşılığında da Şam hükümetinin ve Rusya’nın çok ciddi itirazları olacaktır. İran’ın şüphesiz çok ciddi itirazları olacaktır. Türkiye bence Almanya ve genelde Avrupa ülkeleriyle yaşadığı ticari, siyasi ilişkilerini muhafaza etmek korumak çok kolay olmayan geçmiş süreci yeniden tekrar nasıl iyileştirebiliriz noktasında Almanya da buna yeşil ışık yakmış görünmektedir. Bu meseleyi bu çerçevede okumakta yarar var. Zor bir süreç."

    ‘DEVLET AKLI DEVREYE GİRERSE, SURİYE SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ HIZLI VE KOLAY OLACAK’

    Yuva, Soçi'de yapılan son mutabakatın hemen uygulanmaya konulabilmesini zaten beklemediklerini, pürüzler çıkmasının doğal olduğunu ve karşılıklı tavizleri zorlama süreci yaşanacağını da vurgularken, Şam ile Ankara’nın görüşmesi durumunda Suriye krizinin daha hızlı çözümleneceğini dile getirdi. Yuva, 'devlet aklının devreye girmesi halinde Suriye sorununun hızlı ve kolay olacağını' belirtirken, aksi halde bölgede vekalet savaşları dışında çok daha ciddi kavgalar ve çatışmaların gündeme gelebileceği kaygılarını aktardı:

    "Soçi Mutabakatı’nın hemen uygulamaya konulmasını zaten beklemiyoruz. Ama kısa bir zaman içinde bu söylemleri hem Türkiye hem de Şam’dan gelen karşılıklı suçlamalar, ağır ithamlar ve eleştirileri bu geçici dönemde kimin daha çok taviz vereceği, kimin bu tavizlere daha çok zorlanacağı, Suriye tarafından özellikle Adana güvenlik mutabakatı uygulamasında Özgür Suriye Ordusu’nun veya Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yanında yer alan bu gücün ne olacağı konusunda Rusya’nın bir önerisi var. Ama Türkiye bu öneriye ne kadar sıcak bakar, yerine getirir mi… bunların ülkeden çıkarılması veya silah bırakarak Suriye hükümetine teslim edilmeleri veya geçici olarak o bölgede tutulduktan bir müddet sonra siyasi sürece katılmaları mı sağlanacak bu konuda çok ciddi sıkıntılar var. öbür taraftan buna mukabil Türkiye’nin YPG’nin önemli bir parçasının Suriye ordusunun yanında mı yer alacağı Rusya ile mi birlikte hareket edeceği kaygıları var. Bu kaygılar bu geçiş döneminde devam edecek. Bu karşılıklı atışmalar, eleştiriler devam edecek. Ama son merhalede eğer devlet aklı devreye girerse, mutabakatın özüne ve ilkelerine uygun davranılırsa, Suriye sorununun çözümü çok daha hızlı ve kolay olacak. Olmadığı takdirde İran ile Türkiye arasındaki sıkıntılar, İran ile Suriye arasındaki sıkıntılar, Suriye ile Türkiye arasındaki sıkıntılar bölgede uzun bir zamandır beslenen birçok taşeron örgütün ve yapının birileri tarafından diğerine karşı kullanılması hususu eğer sürekli bu durum böyle bir süreç içinde devam ederse bu sefer vekalet savaşları dışında çok daha ciddi kavgalar ve çatışmaların gündeme geleceğini görmek mümkün olacaktır.”

    İlgili konular:

    AK Parti Sözcüsü Çelik: Soçi Mutabakatı, Barış Pınarı'nın amacına ulaşmasının son merhalesini teşkil etmiştir
    İletişim Başkanı Altun'dan Soçi mutabakatı yorumu: Esas mesele terörü sona erdirmek
    Etiketler:
    Türkiye-Rusya İlişkileri, Suriye, Soçi Mutabakatı, Mehmet Yuva, Rusya, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın