15:02 21 Kasım 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘13 Kasım'da ABD'ye Sünni kemeri için destek istemek üzere gidilecek'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 01
    Abone ol

    Zeynep Gürcanlı'ya göre Bağdadi'nin aile fertlerinin yakalandığını 13 Kasım'daki ABD ziyaretine hazırlık için duyuran Erdoğan'ın hedefi Trump'tan 'Sünni kemeri' konusunda destek ve yardım isteyecek. Gürcanlı. Ankara'nın Şam ile PYD/YPG'nin anlaşmasından kaygılandığını ve Cenevre'den SMO için özel statü çıkartmak istediğini söyledi.

    Türkiye'nin Suriye harekatı Rusya Federasyonu ile Soçi'de yapılan mutabakat ile durdurulmuşken, Moskova'nın aksine Ankara'dan YPG unsurlarının 'güvenli bölgeden' çıkartılmadığı, 'koşullar yerine getirmezse başka adımlar atılabileceği' ve 'Suriye hükümetinin SDG ile uzlaşma olasılığından rahatsız olunduğu' yolunda art arda mesajlar geliyor. Hal böyleyken dikkatler, Türkiye'nin Rusya'dan önce 17 Ekim'de mutabakat yaptığı ABD ile temaslara çevrildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamaları 13 Kasım'da Washington'a giderek Başkan Donald Trump ile görüşmekteki kararlılığını ortaya koydu. Erdoğan da Trump ile son telefon görüşmesinin ardından ziyareti doğruladı.

    Ankara'dan son dönemde verilen mesajlar ve son durumu Sözcü Gazetesi Ankara temsilcisi ve yazarı Zeynep Gürcanlı ile konuştuk.

    ‘Ankara'nın en büyük korkularından biri Esad yönetimi ile YPG'nin anlaşması'

    Zeynep Gürcanlı'ya göre, Türk hükümeti PYD/YPG'nin sınırdan 30 kilometre öteye çekilmesi yolundaki ilk talebini en azından kısmen karşılamış olsa bile Şam yönetiminin SDG ile anlaşmasından kaygılanırken, Rusya ile mutabakatta 'sınırlarına' dahil edilmeyen Kobani ve Kamışlı gibi yerleri de almak arzusunda. Gürcanlı, Suriye'de Şam ile Kürtler arasında uzlaşma sağlanırsa Cerablus-Azez, Afrin ve Tel Abyad-Resulayn hattındaki toprakların kontrolünü geri verme baskısı altında kalmaktan kaygılı:

    “Açıkçası iki yönlü bakmak gerekiyor. Bir taraf iç politika bir taraf dış politika açısından. Dış politika açısından başlarsak aslında şu anda hükümet, ilk hedeflere varıldı diyor. Tel Abyad ile Resulayn arasının kontrol altına alınması, karayoluna kadar inilmesi ve PYD/YPG’nin 30 km sınırdan derine inmesiydi. Bu ilk hedefler elde edilmiş görünüyor. Ama ikincil hedefler de vardı, onlar ilklerden daha zor ve daha kritik Ankara açısından. Bölgedeki şehirlerin kontrolünün alınması. Soçi mutabakatında isim de zikredilmişti, hem Menbiç hem Tel Rıfat. Oradaki PYD/YPG idari yapılanmasının sona erdirilmesi isteniyordu, bu konuda bir gelişme görülmüyor. Mutabakatlarda hiç bahsedilmeyen ama Ankara için kritik önemde olan Kobani ve Kamışlı var. Bu iki kent aslında PYD/YPG’nin idari yapılanmasının ‘başkent’i niteliğinde. Bunu zorluyor şu anda Ankara. Oraları almak istemiyor, PYD/YPG varlığının tamamen ortadan kaldırılmasını istiyor. Buralar Türk sınırına çok yakın, 30 km’nin içinde olan bölgeler ve kentler. Sadece Türk askeri değil onunla birlikte hareket eden Suriye Milli Ordusu da buraya hiçbir şekilde sokulmadılar. Buranın kontrolü hala PYD/YPG’de. PYD/YPG sadece ağır silahlarını alıp 30 km aşağı kadar indi, fakat asayiş dedikleri polis gücü hepsi o kentlerde hala PYD/YPG kontrolünde. Suriye hükümeti buna göz yumuyor ve bu Türkiye’yi çok rahatsız ediyor. Ankara’nın en büyük korkularından birisi Esad yönetimiyle PYD/YPG’nin anlaşması ve PYD/YPG’nin bir nevi Esad’ın ordusunun içine dahil olması ve orada Esad’ın onayıyla bir özerk bölge, yapılanma ortaya konulması. Ankara, bundan çok endişeli. O zaman hem Cerablus hem Azez hattında hem Afrin’de hem Tel Abyad-Resulayn hattındaki kontrolünü bir şekilde hızlıca Suriye’ye bırakmak konusunda çok büyük baskı altında kalacak. Bu da bugüne kadar yapılmış bütün operasyonları boşuna çıkaran unsurlar.”

    'Türkiye SMO'ya Cenevre'de özel statü almak istiyor'

    Gürcanlı, Ankara'nın Özgür Suriye Ordusu, yeni ismiyle Suriye Milli Ordusu’nu (SMO) Suriye topraklarına yerleştirmek istediği ve bu toprakları Şam yönetimine vermek istemediği görüşünü aktardı. Bir yandan PYD/YPG'ye özerklik tanınması ihtimalinden kaygılanan Erdoğan yönetiminin diğer yandan da SMO'ya özerklik peşinde olduğunu belirten Gürcanlı, özellikle Cenevre’den özel bir statü çıkartılmak istendiğini vurguladı:

    “Kime iade edeceğinize bağlı. Türkiye’nin planlamasında Esad yönetimine iade etmek yok. Suriye Milli Ordusu zaten bu yüzden kuruldu. Bu toprak bütünlüğünde orada Türkiye’nin çelişkisi ortaya çıkıyor. Kürtler için istemediği özerk yapıyı ya da federal yapıyı, özel yapıyı belki de oralarda kendi desteklediği gruplar için istiyor Ankara. Oraya Kürtlerin geri dönmesi veya Esad’ın dönmesi yerine, belki Esad ordusu sınırları alabilir, ama bütün o bölgenin kontrolünün Suriye Milli Ordusu olarak teşkilatlanan cihatçı gruplara bırakılması ve onlara Cenevre’de özel bir statü almanın peşinde. Bu operasyonun altında yatan bu. o statüyü Suriye’nin toprak bütünlüğü için elbette alabilirse, o zaman kendini de daha rahat hissedecek. Ama Kamışlı ve Kobani hatta Menbiç, çıban başı gibi duruyorlar Ankara’nın planında.”

    'Erdoğan'ın Bağdadi açıklaması Washington ziyaretine hazırlık'

    Erdoğan yönetiminin asıl amacının Suriye yönetimini güçsüz kılmak olduğunu vurgulayan Suriye politikasının da ABD ile paralel yürütüldüğüne dikkat çekti. Erdoğan’ın ABD’nin öldürdüğü IŞİD'in lideri Ebu Bekir El Bağdadi'nin eşini yakaladığını açıklamasının 13 Kasım ABD ziyaretine hazırlık olduğunu ve 'ABD ile aynı safta oldukları' mesajı içerdiğini belirten Gürcanlı, Trump ile görüşmede 'Sünni kemeri kurulmasına destek ve yardım isteneceğine' işaret etti:

    “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Amerika’ya gideceğini düşünenlerdenim. Türkiye’nin başından itibaren bütün Suriye politikası çok uzun süre Amerika ile başat gitti. Buna Kobani’nin Türkiye yardımıyla sınırlarını açmasıyla IŞİD’den kurtarılması da dahildir, bunu unutmamak lazım. Sonra Obama yönetiminin belli bir döneminde bir teklifi vardı Türkiye’nin, ‘IŞİD ile biz mücadele edelim’ diye. Bunu kabul etmeyip de Kürt güçlerini tercih edince Obama yönetimi, orada biraz gerginlik çıkar gibi oldu. Fakat şimdi sahada her gün değişen koşullarda Türkiye’nin bütün amacı yine Amerika gibi Esad yönetimini olabildiğince güçsüz bırakmak. Neden, çünkü İsrail için artık bir tehdit olmaktan çıkıyor Esad tamamen, gündemden çıkıyor, bu Amerika’nın işine geliyor. Esad yönetimini daha sınırlı bir bölgede bırakmak, buna karşılık orada Kürtlere verdiği söz çerçevesinde bir etki alanı yaratmak. Türkiye de bunun üstünde kendi Sünni kemerini yapar mı, bunun pazarlığı dönüyor. Ben 13 Kasım’da gitmenin asıl sebebinin bu Sünni kemeri konusunda Amerika’nın yardımını, desteğini istemek olduğunu düşünüyorum Ankara tarafından. Amerika’nın sahada yaptıkları da bunu gösteriyor. Bağdadi’nin Türkiye’nin gözlemci olduğu İdlib’de yakalanması, İdlib’in Rusya’yı çok ilgilendiren bir yer olması ve olabildiğince tepkisiz kalması, Türkiye kontrolündeki Azez’de bu sefer de IŞİD’in sözcüsünün yok edilmesi bunların hepsi aslında Türkiye’ye bir nevi mesaj. Biz oradayız, orada olmaya devam edeceğiz ve senin cihatçılarla planladığın şeyden de çok hoşnut değiliz mesajı olarak algılıyorum ben bunu. Bütün bunların ötesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şimdiki söylemlerine bakarsak, hemen çıkıp Bağdadi’nin biz karısını yakaladık demesi, bana göre Amerika kamuoyuna doğrudan mesaj. Biz IŞİD ile mücadele ediyoruz, biz aslında sizinle aynı saftayız. Yani bir nevi Washington ziyaretine hazırlık. İç politikadan da örnek vermek mümkün. Nazlı Ilıcak ile Ahmet Altan’ın tahliye edilmelerini de Amerika gezisine hazırlığa bağlıyorum.”

    'Harekatın ekonomik sorunları unutturmasının ömrü kısa oldu'

    Erdoğan yönetiminin Suriye harekatı sayesinde Türkiye'deki ekonomik krizin üstünü örtmeye çalıştığı görüşünü de dile getiren Gürcanlı, bu konuda başarı da kaydedildiğini ancak harekatın yakın gelecekte seçim görünmediği için harekatın oya çevrilmesinin de zor olacağının altını çizdi:

    Karikatür
    © Sputnik / Vitaliy Podvitski
    "Bir-bir buçuk aydan beri biz ekonomik krizi konuşmadık. Operasyon geldi, giriyoruz girdik dedik, sonra anlaşmalar, Soçi’ydi, Pence geldi onunla anlaştık. Uzunca bir süre konuşmadık, bu hükümete zaman kazandırdı. AKP içinde çok ciddi bir kırılma var, mesela en son Yeneroğlu’nun istifa ettirilmesi. İki tane parti çıkıyor oradan Davutoğlu ve Babacan partisi, bunları kimse konuşmaz oldu. Bir nevi AKP, Erdoğan yönetimi altında daha safları sıklaştırdı bu operasyon sayesinde. Bunlar iç politik kazanımlar. Yine başka bir iç politik kazanım var. Yerel seçimlerde sonra ortaya çıkan HDP ile CHP arasında birbirini anlama, biraz daha yakın durma unsuru büyük ölçüde ortadan kalktı. Bunlar kazanımlar. Ama bu kazanımlar çok kısa süreliymiş gibi görünüyor. Çünkü önümüzde yakın gelecekte seçim yok. Türkiye hızlı unutan bir halk haline geldi. Biz Fırat Kalkanı’nı 6 ay konuştuk, arkasında Afrin, Zeytin Dalı Operasyonu geldi, 3 ay konuştuk. Şimdi Barış Pınarı’nı bir ay bile konuşmadık. Yakın bir gelecekte de seçim olmadığı için bunun seçime oya tahvil edilmesi biraz zor. Üstelik ekonomik krizlerde üst üste geliyor. Yine halk gerçek gündemine ekonomiye döner gibi gördüğüm kadarıyla. Dolayısıyla işi zor mevcut hükümetin. Hiçbir beklenti yok Mazlum Kobani ile ilgili. Çok sıkışmış olan Trump yönetimi çok istese dahi ki ben istediğine ilişkin hiçbir işaret görmüyorum, ona iade etmesi demek Trump’ın tamamen Cumhuriyetçilerin tarafından da alaşağı edilmesi demek. Bunu alması mümkün değil.”

     

    İlgili konular:

    ABD, Suriye'de petrol bölgesinde askeri üs kuruyor
    Rusya: ABD ile Suriye'nin petrolü konusunda işbirliği yapmayız
    Dışişleri Bakan Yardımcısı Kıran: Birkaç günde 100 bin insan Suriye'ye döndü
    Etiketler:
    Mazlum Kobani, CHP, HDP, Mustafa Yeneroğlu, AKP, Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak, İdlib, İsrail, Afrin, Beşar Esad, Tel Rifat, Resulayn, Azez, Cerablus, Kürtler, Kamışlı, Kobani, Sözcü, Washington, SDG, Rusya, Moskova, Soçi, Suriye, Türkiye, Suriye Milli Ordusu, Şam, Recep Tayyip Erdoğan, Donald Trump, YPG, PYD, ABD, Ebubekir el Bağdadi, Zeynep Gürcanlı
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın