03:11 15 Aralık 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'Erdoğan ile Trump, sorunları öteleyerek iç siyasette kullanabilecekleri bir işbirliği modeli geliştirdiler'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    10
    Abone ol

    Mehmet Ali Güller'e göre Beyaz Saray'daki zirvede Erdoğan ile Trump sorunları öteledi, iç siyasette kullanabilecekleri işbirliği yolunu açık tutan model geliştirdi. Güller, Trump'ın yaptırımları ve sorunları öteleyerek Erdoğan'ı rahatlatması karşılığında, S-400'ler alındıysa bile kullanılmaması ve PYD konusunda esneme talep ettiği görüşünde.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin 9 Ekim'de başlayan Suriye harekatı sonrası ABD ile yapılan 17 Ekim mutabakatından bu yana beklenen Beyaz Saray görüşmesinin sonuçları tartışılmaya devam ediliyor. Başbaşa, heyetler arası ve senatörlerin de katıldığı görüşmeler sonrasında ortak basın toplantısında ilişkilerde sıkıntılar yaratan Suriye harekatı, YPG, Mazlum Kobani, S-400 ve F-35 meselelerinde somut sonuç alınmış görünmezken, Erdoğan Washington'dan ayrılıp dönüş yoluna çıktığında ABD ziyaretine başlamadan önceki Türkiye'nin tezlerini tekrarladı. Cumhurbaşkanı'nın özellikle Trump'ın kendilerine 'zorluk çıkarttığını' belirttiği Rusya'dan S-400 hava savunma sistemleri S-400 alımında bir değişiklik olmayacağını söylemesi dikkat çekti.

    Zirveyi Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mehmet Ali Güller ile konuştuk.

    'Erdoğan da Trump da temaslarını iç siyasi sorunları için kullanıyor'

    Mehmet Ali Güller'e göre, Trump-Erdoğan görüşmesine genel olarak bakıldığında ortada bir sonuç yok görünüyor ancak var. Güller, her iki liderin de hem iç hem dış politikada sorunları olduğunu ve sorunları özellikle iç siyasetteki pozisyonları için kullandıklarını belirtti. Erdoğan’ın ABD ile ilişkilerde yeni bir sayfa açmak, Trump’ın ise Türkiye’yi tamamen kaybetmeme düşüncesiyle masaya oturduğun söyleyen Güller, zirvede sorunların ötelendiği bir işbirliği modelinin ortaya konulduğunu dile getirdi:

    “13 Kasım görüşmesi zaten Amerika ile Türkiye’nin Barış Pınarı Harekatı’na giden süreçte yaptığı mutabakatın bir gereğiydi. O zaman ilan edilmişti bu görüşmenin yapılacağı. Aradan geçen süreç içinde kuşkusuz çok şey değişti. fakat hem Erdoğan hem Trump o görüşmeyi mutabakata bağlı kalarak sürdürmeyi yeğlemiş oldular. Sonuçlarına baktığımızda bu niye yapıldı, ortada bir sonuç yok gibi bir durum ortaya çıkıyor. Ama aslında ortada bir sonuç var. Her iki tarafın da hem iç hem dış politikada sorunları var. Her iki taraf da kendi iç politikasındaki sorunları çözmesinde bir manivela görevi gördürmeye çalışıyor, böylesi bir perspektifle hareket ediyorlar. Erdoğan’ın hem Amerika’ya gitmeden önceki konuşmalarında hem de ortak basın toplantısında altını çizdiği şey Amerika ile yeni bir sayfa açma açıklamasıydı. Bir ikinci önemli açıklaması da ki hem ortak basın toplantısında sonra da Diyanet toplantısında söyledi. ‘Türk-Amerikan ilişkilerini sabote etmek isteyenler var. Biz Trump ile bunu engelliyoruz, sabote etmek isteyenlerin oyununa gelmiyoruz’ diyor. Dolayısıyla Erdoğan bu görüşmeye giderken, Amerika ile yeni bir sayfa açmak ihtiyacıyla, Trump ise Türkiye’yi tamamen kaybetmeme ihtiyacıyla 13 Kasım masasına oturdular. Böyle bir hedefleri olduğu için de ikilinin temel stratejisi çözülmesinin çok zor olduğu bu sorunların üzerinde uzun uzadıya tepinmek yerine bu sorunları zamana yayan, öteleyen fakat işbirliği yolunu açık tutan bir işbirliği modeli geliştirmeye çalıştılar. Toplamda yemekli heyetli 5 saat süren toplantının temel sonucu bu. Hem Erdoğan hem Trump masadaki sorunları öteleyen bir perspektifle işbirliği yolunu açık tuttular. Kuşkusuz masadaki konular da herhangi bir anlaşma yok. Sadece bir ABD vatandaşının serbest bırakılması noktasında Trump’ın Erdoğan’dan bir söz aldığı bilgisi var, kendi ifadesiyle. Onun dışında S-400’ler konusunun masada olduğu, henüz çözülmediği ama çözülebilmesi için bazı modeller üzerinde çalışmaya devam edecekleri şeklinde beyanlar var.”

    'Trump elini güçlendirecek tavizler istedi'

    ABD'nin Türkiye'ye iki temel mesajı olduğunu söyleyen Güller, bunların S-400'ler alındıysa bile kullanılmaması ve PYD konusunda esnemeye gidilmesi olduğunu belirtti. diğer meselelerin bu iki konunun altında olduğunu belirten Güller, Trump'ın özellikle Erdoğan'dan iç siyasette kendisini güçlendirecek malzeme istediği görüşünü dile getirdi. Güller'e göre karşılığında da F-35 programının devamından yaptırımlara ve Ermeni meselesine uzanan pek çok konuda Erdoğan'ın eline kozlar sunulacak:

    “Şu Amerika açısından çok temel bir durum. Amerika’nı Türkiye’ye iki temel mesajı var. Bir, ‘S-400’leri almaya aldın ama bunları kullanmamayı sağlayan bir formül bulalım’, kutusunda kalsın deniliyor özetle. Birinci temel mesajı bu. İkincisi ise AKP hükümetinden PYD konusunda esneme istiyorlar. Aslında Türkiye’yi ilgilendiren iki temel konu bu. Bütün diğer konular bu iki konunun altında ve buna bağlı konular. Amerika diyor ki, eğer bu iki konuda hem Trump’ın elini iç politikada güçlendirecek bir malzeme üretirseniz, biz de bunun karşılığında F-35 programının devamından Ermeni Soykırımı meselesinin kaldırılmasına, yaptırımların iptalinden 100 milyar dolar hedefli yeni ticaret anlaşmasına kadar pek çok sizin elinizi içi politikada rahatlatacak size koz vereceğiz deniliyor. Masadaki temel konu bu."

    'S-400 Ortadoğu'yı ABD'ye dar eden, yeni bir işbirliği modeli demek'

    Güller, S-400'lerin ABD açısından sıradan bir füze savunma sistemi olmadığını vurgularken, Türkiye ile Rusya arasında tesis edilen zemin olarak bu sistemin 'Ortadoğu'yu ABD'ye dar eden yeni bir işbirliği modeli' anlamına geldiği görüşünü aktardı:

    "S-400, Amerika açısından sadece bir füze savunma sistemi değil, bu Türkiye-Rusya ilişkileri bakımından özel öneme sahip bir konu. S-400 Soçi mutabakatı demek, Astana süreci demek, Türkiye-Rusya işbirliği demek. S-400, Ortadoğu’yu Amerika’ya dar eden bir yeni işbirliği modeli demek. Dolayısıyla S-400 konusunda Amerika’nın bu kadar ayak sürüyor olmasının nedeni bu. Yoksa mesele bir NATO silahlarına nasıl eklemlenir değil, o konuda bir çözüm bulunur zaten. Fakat Amerika’nın bu konunun üzerinde bu kadar ısrar ediyor olmasının nedeni bunun dış politikada Ortadoğu düzleminde yeni bir işbirliği modelinin işareti olması, bu noktada ısrar ediyor Amerika. AKP’nin izlediği Amerika ile pazarlığı kapatmadan Rusya ile alan açma, her ikisiyle de işi idare etme dış politikasının merkezinde var S-400. S-400’ü hem aynı zamanda Amerika’ya karşı koz olarak kullanıyor, yani bundan vazgeçilmesinin karşılığında alınabilecekler masanın bir tarafında, diğer yandan da Suriye’de kendisine alan açan işbirliği modelini sürdürebilmesinin bir aracıydı. Bu nedenle S-400’ü kullanıyor."

    'Erdoğan açısından ortada bir başarı da var'

    Güller, Beyaz Saray zirvesinde Erdoğan açısından ortada iç politika bakımından yolunu açık tutan bir 'başarı' da bulunduğunu belirtti. Görüşme sayesinde ABD ile iplerin kopmadığını ve yeni sayfa açılması mesajı verildiğini belirten Güller, Türkiye'yi sıkıntıya soracak yaptırımların biraz daha rafta tutulmasıyla zaman kazanılmış olunduğunu ekledi. Ancak Güller'e göre ortada Türkiye açısından toplamda bir başarı yok:

    "Erdoğan cephesi açısından bakarsanız, kuşkusuz orada bir başarı var. Netice itibariyle Amerika ile ipler kopmamış oldu, yeni sayfa açma mesajı vermiş oldu, işbirliği sürdürme kapısını açık tutmuş oldu. Pratikte Türkiye’yi sıkıntıya sokacak yaptırımları biraz daha rafta tutarak zaman kazanmış oldu, bu perspektiften bakıldığında başarı var Erdoğan cephesi açısından. Türkiye açısından toplamda bir başarı yok. Bugün Türkiye olarak Amerika ile yaşadığımız sorunların temelinde bütün bu masadaki konular tek tek var kuşkusuz ama esas sorun bu değil. Esas sorun Amerika’nın Suriye’nin kuzeyinde, Irak’ın kuzeyinde yaptığı gibi bir terör devleti kurmaya çalışması. Öyle bir hedefi olduğu için de o koridorun aktörü olarak Türkiye’nin terörist gördüğü bir örgütle işbirliği yapıyor olması. Şimdi masada hala bu sorun var. Bu sorun olmaya devam ettiği müddetçe de diğer sorunları kısmen çözseniz bile Türkiye’nin ulusal güvenlik çıkarları açısından esas meseleyi çözmüş olmuyorsunuz. Erdoğan’ın AKP iktidarının iç politika bakımından yolunu açık tutan kısmi kazanımlar iktidar etmiş oluyor. Ama Türkiye’nin milli güvenlik çıkarları açısından esas meselede herhangi bir kazanç elde etmemiş oluyor.”

    'İkili oyunların döndüğü bir ilişki biçimi gelişti'

    Trump'ın Erdoğan'a 'kart açmaya' çalıştığını ancak karşılığında ABD iç siyasetine Kongre'ye karşı sunabilecek kozlar elde etmek isteyen bir işadamı edasıyla muamelede bulunduğunu belirten Güller, Türkiye ile ABD arasında ikili oyunların döndüğü bir ilişki biçiminin geliştiğinin altını çizdi:

    “Beyaz Saray’ın değil Erdoğan’ın gönlünü kırmamak için Trump şöyle bir işadamı bakışıyla uyanıklık da yapabilir. Beyaz Saray’a değil de Kongre’ye davet edebilir. Bunu yaptıklarında da Trump en azından bek ben senin uğraşıyorum ama Kongre’de de S-400’ler gibi konularda elime koz vermediğin müddetçe oraya engel olamıyorum. Bak orada konuk ettiler diyecek. Böylesi tuhaf bir ikili oyunların yürüdüğü bir Türk-Amerikan ilişkileri var. Bu esas problemin üzerinde değil de tarihi konular üzerinde iç politika malzemesi üretme perspektifinden kaynaklanıyor bunlar. Hem Amerika hem Türkiye esas konuya değil yan konulara odaklanmış durumda. Bunu da Trump kendi azil süreci başta olmak üzere ikinci defa seçilecek mi seçilmeyecek mi, Amerikan Kongresi ile sorunları vs. konular düzleminde bunu bir koz olarak kullanmaya çalışıyor. Erdoğan da kuşkusuz ekonomi krizinin bir yanına değen sorunlar silsilesiyle iktidarın oynamasını engellemeye çalışıyor bu küçük kazançlarla. Rusya’nın elinde de kozlar var kuşkusuz. Ama aslında Rusya’nın başka bir kozu var, Türkiye ile ilişkiyi bu şekilde sürdürebiliyor olmasının. Türkiye, Suriye ile işbirliğini seçmediği, Şam ile anlaşmadığı müddetçe Rusya’nın önünde Türkiye ile yola devam etmeyi sağlayacak kozlar oluşmuş oluyor. Moskova’nın elinde böyle bir artı oluyor yani.

    'Türkiye'nin yeniden ABD'ye yaslanması Rusya açısından sıkıntı yaratır'

    Güller'e göre Suriye üzerinden Türk-Amerikan ilişkilerinde yaşanan sıkıntılarda Washington'ın artık sahada oyun kurucu özelliğini Rusya'ya kaptırması etkili. Ancak Türkiye'nin bu noktada yeniden pozisyonunu ABD'ye yaslayan bir hatta girmesinin Rusya'yı sıkıntıya sokacağını belirten Güller, Erdoğan'ın Suriye'nin kuzeydoğusu ve hatta Rakka'ya milyonlarca sığınmacı yerleştirmek gibi fikirlerin de mümkün olamayacağını vurguladı:

    "Suriye’de tablo şu artık. 2015’ten beri değişen bir durum var. O da şu; Amerika 2015’e kadar oyun kurucuydu, 2015’ten itibaren oyun kurucu özelliğini adım adım yitirmeye ve bu rolü Rusya’ya kaptırmaya başladı. Bugün 2019 Kasım şartlarında Suriye’de oyun kurucu Rusya, Amerika ise oyun kuramayan ama oyun bozucu gücü olan bir aktör olarak yer alıyor. Dolayısıyla Türkiye’ye yönelik hem Moskova hem de Washington’dan gelen talepler aslında Türkiye gibi hangi kuvvet yanına gelirse onun terazisinin ağır basacağı bir siyasal denklemde oyun kurucu taraf mı ağır basmalı yoksa oyun bozucu taraf mı ağır basmalı çatışmasının bir yansıması. Önümüzdeki siyasal çözüm modeli, anaysa modellerinin konuşulacağı, askeri meselelerin azaldığı bir dönem. Türkiye’nin burada pozisyonunun yeniden Amerika’ya yaslayan bir hat içerisine girmesi Rusya’nın elini çok sıkıntıya sokacak. Yeniden silahların konuştuğu bir süreçte anayasayı tartışmak çok mümkün olmayacak. Türkiye’nin Rakka’ya bir milyon yerleştirmesine Rusya geçit verse bile, hayatın kendisi geçit vermeyecek. Bu çok ciddi sorunlara yol açar. Keza bu konuda Beşar Esad da bir açıklamada bulundu. Bu kağıt üzerinde onu buraya yerleştireyim, böyle olmuyor. Tarih içinde bu coğrafyada bin yıldır iç içe geçmiş, o köy başka bir grup, o köy başka bir mezhep, iyi kötü bir statü oluşmuş. O statüyü komple bir laboratuvar gibi bozup oraya şu grup buraya bu grup yerleşsin dediğinizde bu o kadar kolay olmaz. Bunları çözmek bu kadar kolay değil. Hatta çok ciddi etnik başka iç çatışmalara neden olabilir. Bu bir laboratuvarda çözebileceğiniz kolay bir mesele değil. Hayatın içerisinde bu kadar kolay değil.”

    İlgili konular:

    Areda Survey'den Türkiye-ABD ilişkileri araştırması: Türk halkının yüzde 64'ü İncirlik'in kapatılmasından yana
    Rus uzmanlar: Erdoğan, ABD'nin parası yerine Türkiye'nin ulusal çıkarlarını tercih etti
    Kılıçdaroğlu: Seçimi kaybetme noktasına gelmesi tabii Erdoğan'ın başarısızlığını gösteriyor
    Etiketler:
    Recep Tayyip Erdoğan, ABD, Türkiye, Donald Trump, YPG, PYD, S-400