03:35 15 Aralık 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'Türkiye artık güvenlik mimarisinde kendisine yer açmak istiyor, NATO'nun 5. maddesi uygulanabilir olmaktan çıktı'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 64
    Abone ol

    Mehmet Öğütçü'ye göre, NATO'nun Londra zirvesi 'tarihi olacak'. Ankara'nın güvenlik mimarisinde yer açmak istediğini belirten Öğütçü, NATO'nun artık ihtiyacı karşılamadığı ve 5. maddenin uygulanabilir olmaktan çıktığı görüşünde. Öğütçü, Baltıklar/Polonya restini doğru bulmazken, Libya ile mutabakatın yapıcı çözümler gerektirdiğini söyledi.

    NATO'nun 70. yıldönümü Türkiye'nin odağına oturduğu tartışmalar eşliğinde kutlanıyor. İttifakın Londra'daki Liderler Zirvesi aynı zamanda Türkiye, Britanya, Fransa ve Almanya liderlerinin dörtlü zirvesine de sahne olacak. Öncesinde Türkiye'nin sığınmacılar meselesinde aldığı tutumdan, ittifakın Baltıklar ve Polonya savunma planlarına itirazları, Rusya'dan S-400 alımından Doğu Akdeniz'deki enerji meselesine uzanan bir dizi başlıkla tartışmalar yaşanıyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un 'NATO'nun beyin ölümü' saptaması eşliğinde Türkiye'yi tek taraflı Suriye harekatından ötürü eleştirip ittifak içinde 'dayanışmayı hak etmediği' çıkışı da Paris-Ankara ilişkilerini germiş durumda.

    Zirveyi emekli diplomat ve Boğaziçi Enerji Kulübü Başkanı Mehmet Öğütçü ile değerlendirdik.

    'NATO açısından tarihi bir zirve olacak'

    Mehmet Öğütçü'ye göre, Londra’daki Liderler Zirvesi NATO açısından tarihi bir zirve olacak. Türkiye'nin kuruluşundan bu yana ittifakın en sadık müttefiklerinden olduğunu belirten Öğütçü Ankara'nın bugün artık bölgesinde bağımsız bir güç olarak kendisine güvenlik mimarisinde yer açmak istediğinin altını çizdi. Öğütçü, bunun sebebinin NATO'nun artık Türkiye'nin ihtiyaçlarını tamamen karşılamaması ve ittifakın 5'inci maddenin de artık uygulanabilir olmaktan çıkması olduğu görüşünde:

    "Londra’daki zirve tarihi bir zirve olacak NATO açısından. Bütün objektif koşullar şunu gösteriyor; Türkiye, kuruluşundan beri NATO’ya en sadık olan, NATO’nun savunma yükünü üstlenmiş, NATO bölgesi dışında Afganistan’dan Somali’ye operasyonlara katılmış, Gayri Safi Milli Hasılası’nın neredeyse yüzde 3’ünü savunma harcamalarına ayırmış bir ülke olarak sorumluluklarını yerine getiren bir ülke. Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle NATO’nun misyonu tamamlandıktan sonra bölgede bağımsız özerk bir güç olarak yükselen bir ülke. Kendisine bir yer açmak istiyor bu güvenlik mimarisinde. Çünkü NATO artık Türkiye’nin güvenlik ihtiyaçlarını tamamen karşılamıyor, 5. maddede hepimiz birimiz, birimiz hepimiz içindir felsefesi ve yükümlülüğü ne yazık ki artık uygulanabilirlikten çıktı. NATO, 16 ülkeden 29 ülkeye çıktı. Amerika ile Avrupa Birliği arasında ciddi bir kopuş yaşanıyor. Bundan en fazla memnun olan ülkelerin başında Rusya geliyor. Rusya hem Türkiye ile geliştirdiği stratejik ortaklık hem Macron Fransa’sı ile son birkaç aydır girdiği flört ilişkileri sayesinde NATO’yu içeriden bölmeyi başardı büyük ölçüde."

    'En önemli hususlardan birisi dörtlü zirve'

    Öğütçü 70'inci yıldönümü zirvesinin en önemli hususlarından birisinin Erdoğan'ın Britanya, Almanya ve Fransa liderleriyle gerçekleştireceği dörtlü zirve olduğunu belirtti. Britanya'da Brexit ve seçim süreci, Fransa'da Sarı Yelekler vakasına dikkat çeken Öğütçü, Avrupa'daki olası gelişmelerin Türkiye'nin ilişkilerini de etkileyeceğini vurguladı. Öğütçü'ye göre Ankara Brexit sonrası Britanya ile daha yakın bir ilişki sistematiğine girecek. Türkiye'yi NATO içerisinde seven kimsenin artık kalmadığını da belirten Öğütçü yine de ittifak içerisinde vazgeçilmez konuma dikkat çekti:

    "Bu zirvede en önemli hususlardan bir tanesi, Türkiye’nin Merkel-Macron-Boris Johson ile yapacağı 4’lü zirve. Bu zirvede özellikle Macron ile Erdoğan arasındaki ilişki nasıl gelişecek, hepimiz merak ediyoruz. Birlikte çok diplomatik olmayan üslupta konuşmalarından sonra diplomatik bazı gelişmeler yaşanabilir. Çünkü Macron içeride Sarı Yelekler muhalefetini yenemedi. Fransa ekonomik olarak ciddi bir durgunluğun içerisinde. Kendisine dışarıda uluslararası rol arıyor. Avrupa Birliği içerisinde İngiltere’nin çekilmesinden sonra Almanya işle ciddi bir çekişme içine girecek. Ama Türkiye’nin NATO içerisinde ve ikili bazda İngiltere ile çok güçlü bir ortaklık geliştireceğini düşünüyorum. Brexit sonrası İngiltere böyle bir arayış içerisinde. Çünkü Trump ile birlikte İngiltere, Amerika’nın stratejik beli olmaktan hızla çıktı. Bekledikleri yakın ortaklık ittifak ilişkisi kalmadı Amerika ile. AB’den de çekildikten sonra İngiltere de böyle bir arayış içerisinde. Türkiye NATO içinde ikinci büyük silahlı kuvvetlere sahip ülke, dünyada 8.ci. Dolayısıyla askeri bakımdan ihmal edilemez bir ülke. NATO içerisinde şu anda Türkiye’yi seven bence kimse kalmadı, ama NATO Genel Sekreteri’nin ifade ettiği vazgeçilmez bir müttefik. Çünkü doğusunda İran, güneyinde Suriye, Irak, Doğu Akdeniz, kuzeyinde Karadeniz. Bütün bu denklemde Türkiye gibi bölgesel bir süper gücü kaslarını iyi kullanamasa da hesaba katmadan bir şey yapmak mümkün değil.”

    ‘Veto tehdidi yanlış, Baltık ülkeleri ve Polonya'yı karşıt kampa iter'

    Öğütçü, Ankara'nın ittifak üyelerine YPG'yi terör örgütü olarak kabul ettirmek için Baltık ülkeleri ve Polonya'ya yönelik savunma planlamasına veto kartı çıkartmasının yanlış bir adım olduğu görüşünde. Meseleyi Ankara'nın ABD ve Rusya ile yaptığı mutabakatlara bile koymadığını anımsatırken, bunu 'başarılabilir' bir hedef olarak görmeyen Öğütçü, aksine Türkiye’nin dostu olan Baltık ülkeleri ve Polonya’yı Türkiye karşıtı kampa iteceğini vurguladı:

    “Türkiye’nin istediklerini NATO’dan elde edebileceğini sanmıyorum. Türkiye, Londra Zirvesi’nden neler istiyordu? İlk olarak NATO’nun güncelleştirme strateji savunma planları var. O planların Türkiye ve bölgeye olan ilişkin bölümünde YPG terörist örgüt olarak Türkiye’nin isteğini hilafına dahil edilmeyecek. Zaten bu ne Astana ne Soçi’de yani Rusya ile yaptığımız anlaşmalarda yer aldı. En son Türkiye’nin müdahalesinin Suriye’de durdurulması sonucunu doğuran ABD ve Rusya ile yapılan anlaşmalarda da YPG-PKK bağlantısı kurulmadı, terörist olarak adlandırılmadı. Çünkü başta ABD ve AB olmak üzere bütün NATO ülkeleri YPG ile çalışıyor. Terörist olarak nitelendirdikleri zaman teröristlere çalıştığı görünümü ortaya çıkacak, dolayısıyla bu mümkün değil. Türkiye’nin burada kullanmaya çalıştığı koz, eğer benim dediklerimi yapmazsanız ben de Baltık ülkeleri ve Polonya’nın savunma planlarının güncelleştirilmesine şerh koyarım, veto ederim tehdididir. Bu yanlış bir tehdittir, çünkü Baltık ülkeleri Türkiye’nin dostları arasındadır, özellikle Polonya. Hem AB hem NATO içinde böylesine sonuç alamayacağımız bir ihtilafta bu ülkeleri ortaya sürüp NATO planlarının güncellenmesini engellememiz, bu ülkeleri karşı kampa itecektir, Türkiye’ye müzahir bakmaktan alıkoyacaktır. Kazanılmayacak bir şey için bunu kullanmak doğru değil''.

    'SU-57'lerle ilgili karar, NATO'dan kopuşu hızlandırır'

    Öğütçü, NATO içerisinde Türkiye'nin S-400 alımına yönelik meselenin ise henüz çözümlenmemiş olduğunu belirtirken, Ankara'nın S-57 uçakları için de adım atması halinde ittifaktan kopuşun hızlanacağı görüşünü dile getirdi:

    "NATO, bir bütün olarak Türkiye’nin S-400 alımına karşı çıkmıştır. Bu Rusya ile ilişkiler bağlamında basit bir karşı çıkma değildir. Çünkü NATO’nun askeri sistemleri-hava sistemleri birbirlerine entegre olmuş vaziyettedir. S-400’lerin bu sisteme dahil edilmesi mümkün değil. Türkiye, biz bunu bağımsız olarak kendi ulusal hava savunma sistemimizi kullanacağız diyor ama NATO üyesiyseniz, bunun dışında algılanmanız mümkün değil. dolayısıyla bu sorun henüz çözümlenmedi. Daha bu sorun çözümlenmeden SU-57 uçakları var, F-35 uçaklarının yanına. Hele bir de Türkiye o konuda karar alırsa, NATO’dan kopuş hızlanacak diye düşünüyorum."
    'Libya ile anlaşma olumlu adım ama yapıcı çözümler de geliştirilmeli'

    Öğütçü Ankara'nın Libya'nın Batısındaki hükümetle imzaladığı ve Doğu Akdeniz'deki enerji denklemini etkileyecek mutabakatları ise 'doğru bir adım' diye niteledi. Libya'daki bölünmüşlüğe dikkat çekerken, henüz meselenin bir anlaşmaya dönüşmediğini anımsatan Öğütçü, Trablus'un bu adıma karşı çıkan tarafların baskısına uğraşacağını vurguladı. Ancak bu durumda Öğütçü'ye göre, Türkiye NATO içerisinde 'yaramaz çocuk' olarak pozisyonunu pekiştirmeden 'yapıcı çözümler de geliştirmesi' gerekliliğine atıf yaptı:

    "Yunanistan’a itirazları elbette AB platformlarını kullandığı gibi NATO platformunu da kullanacaktır. Türkiye’nin Libya ile imzalamış olduğu mutabakat muhtırasına gelelim. Libya’da iki tane hükümet var. Bunlardan biri Birleşmiş Milletler tarafından tanınmış, biz onlarla imzaladık muhtırayı. Bu bir anlaşma değildir, hukuki olarak bu bir mutabakat muhtırasıdır. Libya parlamentosundan geçmek lazım, bu henüz olmadı. Libya’ya muazzam bir baskı uygulanacaktır bunun uygulanmaması yönünde. Onun için bu olmuş bitmiş gibi gösterilmemelidir, daha yapılacak çok iş var orada. Ama atılan adım doğru bir adımdır. Çünkü Türkiye’nin büyük Akdeniz’e çıkışında ümüğünün kısılması anlamında gelir, eğer Yunanistan ile Libya arasındaki bu alan Yunanistan lehine genişletilirse, Türk savaş uçak ve gemilerinin büyük Akdeniz’e oradan Cebelitarık’a çıkışları çok zor hale gelecektir. Türkiye açısından yine Ege’de Yunanistan’a karşı söylediğimiz gibi diplomasi dilinde savaş nedenidir. Ama burada Yunanistan, AB üyesi olduğu için bütün AB ülkelerini arkasında görmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nin de Türkiye’ye çok müzahir olacağını söylemek zor. Çünkü en son Pompeo’nun Atina ziyaretinde iki ülke arasında 6 yeni askeri üs kurulması kararlaştırıldı. Bunlardan 4’ü donanma üssü, biri Çanakkale’ye çok yakın bir mevkidedir. Amerika’nın önümüzdeki dönemde Türkiye yerine askeri üslerini Romanya ve Yunanistan’da yoğunlaştıracağını göstermektedir. Bu anlamda Türkiye yalnızlaştırılmıştır hem Doğu Akdeniz’de hem Ege’de hem de Akdeniz’in batısında. NATO içerisinde de biz İsrail ve Güney Kıbrıs’ın üyeliğine karşı çıktık. Bunlar doğru hamlelerdir. Her ülke kendi ulusal menfaatinin gerektirdiği adımlar atarlar. Ama şu anda NATO’nun biraz sorun yaratan yaramaz çocuğu konumunda Türkiye. Dolayısıyla NATO içindeki konumumuzu fazla sarsmadan yapıcı çözümleri de geliştirecek bir çizgi izlememiz lazım.”

    'AB ve NATO içinde daha öne çıkacak Almanya ve Britanya ile ilişkilere odaklanmak gerekir'

    Öğütçü NATO'nun Avrupa kanadında ise Erdoğan'ın 'kapıları açıp sığınmacıları salma' restini görmesi ve Suriye'nin kuzeyi için planlanan yerleşimlere mali kaynakları serbest bırakmasını mümkün görmüyor. AB içinde Brexit sonrası Almanya'nın daha da öne çıkacağını, ABD ile NATO'ya mali katkıyı artırma kararı sonrası Berlin'in etkisinin de daha fazla artacağını öngören Öğütçü, Ankara'nın ulusal çıkarlarını içeren bir anlaşma için Almanya ile ilişkilerini iyi tutması gerektiği görüşünde. Öğütçü ayrıca AB üyeliği hedefinin artık ilişkileri zehirlediğini ve Türkiye'nin bu işi bir kenara bırakarak Almanya ve Britanya ile ikili işbirliğine yönelmesini salık verdi:

    "Avrupa Birliği’nde Türkiye’ye güven olmadığı için söz verilen 4 milyar Euro gelmiyor. Çünkü bizim istediğimiz bu paranın projelere akıtılmasından ziyade bize verilmesi. Biz zaten 40 milyar dolara yakın para harcadık, bunun tazmin edilmesi gerektiğini söylüyoruz. Orada demografik yapıyı değiştirecek yeni yerleşim planları ortaya koyuyoruz. Bizim açımızdan haklı ama AB açısından buradan ben mali kaynakların serbest bırakılacağını düşünmüyorum. Almanya, Trump’ın NATO’ya yapacağı katkıyı azaltma kararından sonra bütçeye katkısını yüzde 21’e çıkartma kararı aldı. Aradaki finansal boşluğu Almanya dolduracak. Bu da Almanya’nın NATO içerisindeki gücü daha ileride olacak. Macron’u da bu herhalde öfkelendiriyordur. Hem Avrupa Birliği’nin hem NATO’nun Avrupa’daki ayağında Almanya ile Fransa her zaman lokomotif güç olmuştur. Almanya artan ölçüde daha da öne çıkmaya başladı. Almanya, İngiltere’nin bıraktığı stratejik beyin boşluğunu da dolduracak bir ülkedir, soğukkanlılıkla düşünen ve jeopolitiği iyi anlayan ülkelerden biridir. Sadece ticari kafası değil. Bu nedenle İran’ın uluslararası camianın dışına çıkmasını engellemek için uğraşmıştır, nükleer anlaşmanın yapılmasında öncül olabilmiştir. Türkiye’nin de hem NATO hem AB hem de bölgesel hesaplar dışlanmaması tek başına Rusya ya da Çin’in İran’ın kucağına itilmemesi konusunda Almanya’da güçlü bir irade vardır. Bu anlamda bence Türkiye, Avrupa Birliği ve NATO ile menfaatlerini savunan ciddi bir anlaşma yapacaksa, stratejik uzlaşıya varacaksa bunda Almanya’nın büyük rol oynayacağını düşünüyorum. Trump’tan pek fazla bir fayda beklememek lazım. NATO’nun zaten varlığı bile onu çok fazla ilgilendirmiyor. Aradaki kopukluk giderek derinleşecektir. Almanya ile İngiltere bundan böyle Türkiye açısından NATO ve AB çerçevesinden değil ikili bazda, iki başkent arasında yeni çözümler ve denklemlerin oluşturulmasına kilit rol oynayacak. Türkiye’nin bence zaten buzdolabına kaldırılmış ve yakın zamanda gerçekleşme şansı hiç olmayan AB tam üyelik hedefini bir kenara bırakıp, bu başkentlerle ikili düzeyde ilişkiler kuracak. Çünkü AB üyelik hedefi ilişkileri zehirliyor, hiçbir sonuç da vermemesine rağmen. Bu ileriki konjonktürde tekrar gündeme gelirse eğer o zaman düşünülebilir. Ama Türkiye, ne kadar eleştirirsek eleştirelim, ama içinde bulunduğumuz bölgenin nüfus, GSMH büyüklüğü, Silahlı Kuvvetleri, ekonomisi, ticareti, insan kaynakları açısından süper gücüdür ve öyle davranması lazım.”

    Etiketler:
    Veto, Recep Tayyip Erdoğan, Emmanuel Macron, Suriye, Rusya, Su-57, Polonya, Baltık ülkeleri, Doğu Akdeniz, Yunanistan, Libya, Türkiye, ABD, NATO
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın