13:41 21 Ekim 2020
Canlı Yayın

    'Sandığa Brexit için gidildi, İşçi Partisi seçimleri sosyal devleti gündeme taşıyan bir platforma çevirdi'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 13
    Abone ol

    Faruk Çalışkan'a göre Britanya, Brexit yüzünden gidilen erken seçimde sosyal devleti odak alan pek çok tartışma yaşadı, bunda İşçi Partisi'nin rolü büyük. Corbyn'in zenginleri vergilendirmekten söz ettiği için 'terör destekçiliği' ve 'anti-semitizmle' bile suçlandığını belirten Çalışkan'a göre, Muhafazakarlar önde görünse de sonuç sürprize açık.

    2016 Haziran'ında düzenlenen referandumla Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılma (Brexit) kararı çıkmasından bu yana krizdeki Britanya erken genel seçimler için sandık başına gitti. Brexit, AB ile yapılan anlaşmalar ve bunların parlamentoda reddedilerek ayrılığın sürekli ötelenmesiyle adeta bir 'yılan hikayesine' dönüşmüşken, seçimler kritik önem taşıyor. En hevesli ayrılık yanlısı Başbakan Boris Johnson, erken seçimlerle partisi değil seçmenler tarafından işbaşına getirilerek Brexit'i gerçekleştirme peşinde. Bülünmüşlük yaşayan İşçi Partisi ise sol kanadında yer alan ve Brexit konusunda 'ortada konumlanmış' görüntüsü veren Jeremy Corbyn'le ülkenin iç siyasetteki krizik meselelerine odaklanarak iktidar fırsatı arıyor.

    Gelişmeleri uzun yıllar Londra'da görev yapmış, AA İngilizce servisinden Ömer Faruk Çalışkan ile konuştuk.

    'Brexit yüzünden gidilen seçimler bambaşka bir platforma taşındı...'

    Ömer Faruk Çalışkan'a göre, Britanya'da erken seçimin düzenlenmesinin sebebi Brexit olmuştu ancak kampanya eşliğinde tartışmalar bunun ötesine geçti. Çalışkan, Boris Johnson'ın sadece parti içinde seçilmiş bir başbakan olarak AB'den ayrılık iddialarının hiçbirisini yerine getiremediğini, genel seçimlerle de seçmenlerden temsiliyet çıkartmak istediğini vurguladı. Çalışkan'a göre İşçi Partisi ise AB'den ayrılmayı savunan ancak hakem rolü oynamayı başaran Corbyn liderliğinde sosyal devlet meselesini önemli bir seçim platformuna çevirmeyi başarmış durumda:

    “Brexit yüzünden gidilen erken seçim bu. Boris Johnson parti içinde yapılan seçimle başbakanlığa gelmiş birisi. 23 Haziran 2016’da Brexit referandumu sırasında aşırı derecede propagandanın ön saflarında yer aldı. Birçok gerçek olmayan iddiayı dile getirmekle de suçlandı, bunların için bariz gerçek olmayan iddialar da vardı. Avrupa Birliği’nden Birleşik Krallığın çıkarılmasını savunurken dile getirdiği desteklediği iddialardı bunlar. Başbakanlığa gelirken 31 Ekim’de ben bu işi bitireceğim çok kesin bir şekilde ilan etti. Bunu yaparken de yine meclise bir anlaşmayı onay için sunmak zorunda olduğunu biliyordu. Bunun için meclisi ikna edeceğini düşünüyordu demek ki ama edemedi. Brexit artık o kadar dallanıp budaklanıyor ki bunun için de sosyal refah devletinin göreceği zarar meselesi var. Kuzey İrlanda meselesi var, tamamen Birleşik Krallığın egemenliğiyle ilgili bir mesele var. Bunun içinde Kuzey İrlanda’daki Protestan yani krallık hakimiyetinin devam etmesini savunanların Boris Johnson’ın azınlık hükümetine verdiği destek var. Brexit neticesinde AB için Kuzey İrlanda-İrlanda Cumhuriyeti arasındaki farkın kalkacağı yani aradaki sınırın kalkacağı yönünde Theresa May’in verdiği bir söz var. Boris Johnson bunu asla uygulamayacağını deklare etti, ama Avrupa Birliği ile yeni bir anlaşmaya vardı. Ama bütün bu çabaları 31 Ekim’de Brexit’in uygulanmasını getirmedi. Çünkü parlamento vardığı yeni anlaşmayı onaylamadı, seçime gittiler. İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, AB’den ayrılmayı savunan bir siyasetçi. Bu konuda partisinin bir bölündüğünü gördü ve çok fazla tartışmaların odağında yer almadı. Seçimi kazanırsa ne yapacağına dair vaadi de ben tarafsız kalacağım, yeni bir anlaşma yapacağım ama parlamento değil halk oyuna sunacağım diyor. 6 ay içinde ben bunu hallederim diyor. 3 ayda müzakereleri tamamlarım, 3 ayda da referanduma götürürüm ülkeyi ve ben de başbakan olarak referandumda evet veya hayırcı olmayacağım diye bir ilanı var. İşçi Partisi Brexit yüzünden gidilen seçimleri bambaşka bir platforma taşımayı da başardı. Ülkenin 10 yıldır devam eden kemer sıkma önlemlerinin günlük hayatı nasıl olumsuz etkilediğini halka ısrarla, tekrarla anlatarak. Bütçe kesintileri her konuda… Londra’nın kenarındaki büyük yangın faciası, itfaiyede yapılan kesintiler yüzünden olduğunu savunuyorlar. O zamanlar Boris Johnson belediye başkanıydı Londra’da. Onun yanı sıra evsizler arttı, yoksul çocukların oranı arttı, asgari ücret hiçbir şeyi karşılamıyor. Sosyal refah devletinden uzaklaşıldığını savunuyorlar. Bu konuda da ciddi destek alıyor ve Brexit’in üzerine baskın gelecek şekilde sosyal devlet meselesini seçim platformu haline getirmeyi başardılar.”

    'Zenginlere vergi koyacağım dediği için terör destekçiliği ve anti-semitist olduğu iddia ediliyor'

    Çalışkan, Corbyn'in 150 milyarder'in bulunduğu ülkede evsiz, sokakta yaşanların olmaması gerektiği söylemini anımsatırken, özellikle bu zenginlere vergi koyma vaadine dikkat çekti. Bu tutumları yüzünden hakkında 'terör destekçiliği' ve 'anti-semitizm' gibi iddiaların ortaya atıldığını belirten Çalışkan, diğer yandan 10 yıllı Muhafazakar yönetim altında ülkenin çok ciddi ekonomik sorunlarının bulunduğunu Financial Times gibi bir gazetenin dahi teslim ettiğini anımsattı. Çalışkan'a göre İşçi Partisi'nin özellikle ulusal sağlık sistemindeki kazanımların yitirileceğine vurgu yapması ise çok etkili olmuş görünüyor:

    “Şöyle bir mesajı var. 150 milyarder olduğu bir ülkede evsiz, sokakta yaşayan olmamalı. Ana sloganları bu. Ben milyarderlere yüksek oranlarda vergi koyacağım diyor. Milyarderler nasıl kendini savunuyor? Jeremy Corbyn’e antisemit diyorlar, terör destekçisi diyorlar, ülkenin ekonomisini bozacak diyorlar. Financial Times bile bu 10 yıllık muhafazakâr iktidarın ülke ekonomisinde verimliliği asla artırmadığını ve ekonominin yapısal olarak kötüye gittiğini deklare etti. Corbyn’e onay verdi. Bu bile muhafazakarların ekonomik söyleminin ne kadar dayanaksız olduğunu gösteriyor ve Financial Times’ın savunusunu sürpriz bulmuştum. Milyarderlere ağır vergi koyacak bir lideri Financial Times’ın desteklemesi de enteresan. Financial Times’ın oradaki tezi şu; artık sosyal şuuru olan ve çevreye de duyarlı bir ekonomik model geliştirmek zorundasınız, bunu ihmal ettiğinizde ekonomi yürümüyor. Bu argümandan dolayı İşçi Partisi’nin platformu çok fazla konuşulan bir platform haline geldi. Ülkede kemer sıkma önlemlerinin getirdiği sıkıntılar da hat safhada olduğu için hastaneler, ulusal sağlık sistemi… İngiltere’de yaşayan herkese bedava sağlık hizmeti sunan 1945’te zamanın başbakanı Attlee’nin uygulamaya koyduğu sistemin ortadan kalkacağına dair kaygılar üzerine oynadı İşçi Partisi."

    'Brexit'in ötesinde meselelerin tartışılması İşçi Partisi'nin başarısı'

    Çalışkan, seçime giden süreçte Britanya'da Brexit dışında çok fazla meselenin konuşulur hale gelmesini İşçi Partisi'nin başarısı olarak görürken, AB'den ayrılık meselesinin de nereye varacağı belli olmayan bir tartışma olduğunu belirtti. Çalışkan seçimlerden sürpriz sonuçlar da çıkabileceğine işaret etti:

    "Brexit’in dışında konuşulan bu kadar şey olması İşçi Partisi’nin bence başarısı oldu. Çünkü Brexit neticeye varmayan bir tartışma ve nereye varacağı da belli değil. İşçi Partisi halkoyuna sunacağım anlaşmayı diyor. Muhafazakarlar yeni bir anlaşma yapıp tekrar parlamentonun önüne getireceğini söylüyor. 3. Parti haline gelen İskoçya Milliyetçi Partisi komple her şeyden yani AB’den de ayrılmak istemiyor, ama Londra’nın hükümdarlığına da terk edeceği bir referandumun yeni yolunu açmaya çalışıyor. Liberal demokratlar 4. Parti, Brexit’i iptal edecek referandumu savunuyorlar ve seçimin sonucuna dair en güçlü anketleri yapan, en net sonuçlar söyleyen YouGov bile her şey olabilir demeyi ihmal etmiyor. Çünkü taktik oylar ve 3 milyon yeni katılan genç seçmenin ne yapacağına dair kimsenin bir fikri yok, herkes sürpriz olabilir diyor. Anket her ne kadar muhafazakarlara tek başına iktidar ihtimalini yüksek gösterse de kesin neticenin ne olacağına dair kimse kesin konuşamıyor.”
    ‘Brexit için pek çok görüş var ama yeni parlamento beklenmeli'

    Çalışkan, diğer yandan Britanya'da AB'den ayrılma konusunda da hem partiler hem partilerin içerisinde derin görüş ayrılıklarının devam ettiğini vurgularken bu konudaki gelişmeler için yeni parlamentonun beklenmesi gerektiğinin altını çizdi:

    “Liberaller zaten açık açık biz yeniden Brexit’i iptal edecek referanduma gideceğiz, eğer iktidara gelirsek diyorlar. Onlar tamamen Avrupa Birliği’nden yanalar. İşçi Partisi bölünmüş durumdaydı, Jeremy Corbyn tarafsız olmayı vadediyor. Muhafazakarlar AB’de kalalım diyen milletvekillerini ihraç etti. Avrupa Birliği ile varılan anlaşmaları reddeden hayır oyu veren milletvekillerini ihraç ettiler, oradaki bölünme zorla bir yere doğru çekiliyor, partinin genel tutumu haline geliyor. Kuzey İrlanda meselesi, uluslararası ticaretle ilgili meseleler. Mesela muhafazakarların Amerika ile yeni bir serbest ticaret anlaşması yaparız diye savunmaya girmesi AB’den çıktıktan sonra Amerika’ya çok büyük bir koz veren bir muhatap haline dönüşüyorsunuz o yüzden eleştiriliyorsunuz. Çaresiz kalmış olacaksın ve Amerika ile yapacağın ticaret pazarlıklarında fazla bir kozun olmayacak. Zaten Amerika’da şu ana kadar hiçbir şey vadetmiş değil. Hatta hiç gündeme getirmeye çalışmıyor, yapılan yorumlar böyle. Kuzey İrlanda’dan dolayı Gümrük Birliği’ne devam edelim diyorlar. Avrupa Birliği üyesi olmayalım ama ticarette gümrük duvarlarının kalkacağı bir model geliştirelim diyorlar. Kuzey İrlanda ile İrlanda Cumhuriyeti arasındaki sınır gümrük kontrolleri olacak mı olmayacak mı? Eğer gümrük kontrolleri kalkarsa Kuzey İrlanda AB üyesi bir toprak parçası gibi olacak. Bu da oradaki milliyetçi Protestanların tepkisini çekiyor, o da ülke bölünmüş ayrılıkçılar kazanmış imajı veriyor. Anlaşmayı sunan başbakan bile kendi sunduğu anlaşmayla ilgili o kadar çelişkili bilgiler verdi ki kendisi de anlamamış yorumları yapıldı. Dolayısıyla Brexit ile ilgili tartışmaların hepsini bekleyeceğiz, oluşan parlamentoda göreceğiz. Ama parlamento nasıl oluşacak, onunla ilgili de muhafazakârların çoğunluğu sağlama ihtimali yüksek ama taktik oylar hem sağda hem solda çok bariz ve son dakikaya kadar ne olacakları belli değil. Mesela muhafazakâr adayı devirmek için liberal demokratlara baskı yapılıyor. Siz de İşçi Partisi’ne verin o bölgede muhafazakarlar milletvekili çıkaramasın. Öbür tarafta Brexit Partisi-muhafazakarlar arasında böyle bir taktik oy mücadelesi var. Bunların anketlere yansımadan neticeyi etkilemesinden endişe ediliyor. Sürpriz bekleniyor, ama o sürpriz gerçekleşir mi söylemek çok zor. "

    'Corbyn'in keskin vaatleri...'

    Çalışkan, İşçi Partisi seçimleri kazanamazsa sosyal refah devleti açısından kaybedilecek çok şey bulunduğunu anlatırken, Corbyn'in çevrecilik, asgari ücrete zam, sağlık sisteminin Amerikan özel sağlık sektörüne peşkeş çekilmemesi, zenginlere vergilendirme gibi hedeflerini sıraladı. Çalışkan, seçimi kaybetmesi halinde Corbyn'in siyasi gelenekler uyarınca liderliği bırakacağını da ekledi:

    "Ulusal sağlık sisteminin kaybı riski var. Bunun üzerinde çok oynuyorlar ve muhafazakarlardan da bu bekleniyor. Hatta özel Amerikan şirketlerinin İngiliz sağlık sisteminde artık özelleştirmelerle büyük pastalar alacağı, ila. Şirketlerinin de pastadan pay alacağı yönünde yorumlar var. İşçi Partisi kaybederse sosyal refah devleti açısından kaybedilecek çok şey olacağına dair ciddi bir kaygı var. İşçi Partisi kazanırsa da sosyal refah ve aynı zamanda çevre bilimci açısından da kazanılacağı umulan çok şey var. Yani sıfır atık sıfır emisyon konularında çok keskin vaatleri var Corbyn’nin. Milyarderlere veya zenginlere yüksek vergi koymak istiyor. Asgari ücreti arttırmak istiyor, sağlık bütçesini yüzde 5 civarında arttıracağını söylüyor. Bunlar zaten ilk yıllarda çok fazla açığı kapatmayacak. Çünkü 10 yıllık kemer sıkmanın neticesini yaşadıkları için saatlerce acil sevişlerde bekleyenler var. İngiltere’de özel sağlık hizmeti almak diye yaygın bir uygulama yok. Kimsenin de aklına gelmiyor. Özel sağlık şirketleri var, cüzi bir parayla belki hızlı tedavi olabiliyorsunuz ama o kadar yaygın ki devletin sağladığı sağlık hizmeti. Bu aksadığı zaman halkın günlük hayatı çok fazla etkileniyor. Bu konudaki vaatleri halk için çok etkili oluyor. Ama Brexit milliyetçilik o adam terörist antisemit gibi propagandalar sağlık sistemiyle ilgili tartışmaların üstünün ötürülmesini de sağlıyor bir bakıma. BBC çok suçlandı muhalefet tarafından, iktidarın tarafını tuttuğu için. Birleşik Krallık siyasetinde seçimi kazanamayan bir parti liderinin istifası beklenmiyor o kendiliğinden oluyor. Gelenekler çok keskin şekilde bir uygulanıyor. ‘Seçimi kaybetti, istifa etsin’e vakit kalmıyor.”

    Etiketler:
    sosyal devlet, Jeremy Corbyn, Boris Johnson, Avrupa Birliği, Brexit, İşçi Partisi, Britanya, İngiltere
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın