04:50 07 Ağustos 2020
Canlı Yayın

    ‘Türkiye’nin ihtiyacı Libya’ya asker göndermek değil Şam ve Kahire’ye diplomat göndermek’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 48
    Abone ol

    Mehmet A. Güller, Erdoğan'ın İncirlik ve Kürecik'i kapatmaktan söz ederken hala 'gerekirse' dediğini belirtirken, iç politik sıkışıklığı örtmek için üslerin kısa süreliğine kapatılabileceğini belirtti. Güller, Doğu Akdeniz gerilimi için, 'Türkiye'nin ihtiyacı Libya'ya asker göndermek değil, Şam ve Kahire'ye diplomat göndermek' dedi.

    ABD'de Kongre, art arda Türkiye yönetimi karşıtı tasarılar kabul ederken, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da İncirlik ve Kürecik'teki üsleri 'gerekirse' kapatma tehdidi savurdu. Erdoğan, “Yeri geldiği zaman otururuz bütün heyetlerimizle beraber, kapatılması gerekiyorsa İncirlik'i de kapatırız, Kürecik'i de kapatırız" çıkışı yaptı. ABD Savunma Bakanı Mark Esper ise bu meselenin NATO tarafından görüşülmesi gerektiğini belirtirken, ülkelerin yabancı kuvvetleri topraklarında barındırmama hakkına atıf yapmakla birlikte olayın 'ittifaka bağlılıkla' ilgili olduğunu söyledi.  

    Diğer yandan ABD ve AB ile ilişkilerde Suriye'nin kuzeyindeki Türkiye harekatından S-400'lere uzanan bir dizi meseleye Ankara'nın Doğu Akdeniz'de Libya odaklı hamleleri de eklenmiş görünüyor.

    Gelişmeleri Cumhuriyet gazetesi yazarı Mehmet Ali Güller ile konuştuk.

    'Ne zaman gerekecek?'

    Mehmet Ali Güller'e göre, Erdoğan'ın İncirlik ile Kürecik üslerini aynı anda kapatmaktan söz ettiğini belirtirken, iki üssün statülerindeki farklılıklara dikkat çekti. İncirlik'en ABD, Kürecik'in ise NATO statüsünde olduğunu belirten Güller, ikincisini ABD ile çıkan sorunlardan ötürü kapatmaya çalışmanın 'Avrupa'yı da karşısına almak' anlamına geleceğini belirtti. Diğer yandan Güller, Erdoğan'ın asıl önemli ifadesinin 'gerekirse...' olduğu görüşünde. ABD yönetiminin Türkiye'ye yönelik attığı pek çok adımı sıralayan Güller, 'Ne zaman gerekecek' sorusunu sordu:

    “İncirlik ve Kürecik’i aynı anda kapatmayı ifade etmek statü farklılığı nedeniyle dikkat çeken bir durum. İncirlik ABD statüsünde ama Kürecik NATO statüsünde. NATO üssünü Amerika ile çıkan bir sorun nedeniyle kapatmaya çalışmak Türkiye’nin Avrupa’yı da karşısına alması demek. Cumhurbaşkanı Erdoğan neden ikisini de aynı pakete koydu, bunu bilemiyoruz. İncirlik ve Kürecik’i kapatma uyarısı var fakat cümlenin başında ‘gerekirse kapatırız’ lafı var. Yani gerekirse Türkiye, İncirlik ve Kürecik’i kapatacak. Ne bekleniyor onu anlamıyorum ben de. Ne zaman gerekecek? Amerika yıllardır Türkiye’nin güneyinde bir terör koridoru kuruyor, İncirlik kozunu kullanmak gerekli olmamış bugüne kadar. Amerika, PKK’nin Suriye kolunu yıllardır silahlandırıyor, Türkiye’ye karşı, yine gerek olmamış. Amerika, FETÖ’ye kalkan olmuş, Amerika’nın bir kanadı FETÖ’nün darbesini desteklemiş, Amerika’nın kendisi Türkiye’nin talebine rağmen Gülen’i iade etmemiş, İncirlik kozunu kullanmak yine gerekli olmamış. Ya da Amerika, Türkiye’ye karşı Doğu Akdeniz’de bir cephe örgütlüyor yine İncirlik’i kullanmak gerekli olmamış. Amerika birtakım mali yaptırımlar uyguluyor, İncirlik kozunu kullanmak yine gerekli olmamış. Amerika, Türkiye’yi F-35 programından çıkarıyor, yine İncirlik kozunu kullanmak gerekli olmamış. Hatta Trump’ın hakaret dolu mektubu Türkiye’ye geliyor, yine İncirlik kozu gerekli olmuyor. Ermeni Soykırımı iddiası yalanı Amerikan Senatosu’ndan geçince bu kez böyle bir açıklama geldi ama yine de kapatmak değil gerekirse kapatmak ifadesi kullanılıyor. Peki, ne zaman gerekli olacak? Bu saydığım meselelerin bir sonrası ne acaba? Daha ne olacak ki biz İncirlik kozunu kullanacağız?"

    'İncirlik ve Kürecik kozları giderek zayıflıyor ama...'

    Güller, kategorik olarak İncirlik üssünün kapatılması gerektiğini savunduğunu, Kürecik'in kurulma aşamasına da itiraz ettiğini belirtirken, bunun Türkiye'yi komşularıyla düşmanlığa sevk ettiğini vurgulayıp kapatılmalarından memnuniyet duyacağını ekledi. Ancak ABD yönetiminin zaten bir süredir adım adım gerek Erbil'deki gerekse Yunanistan, Romanya ve Bulgaristan aksına askeri yığınak yaptığını anımsatan Güller, üsleri kapatma kozunun da giderek zayıfladığını vurgulayıp, "Koz zayıfladıktan sonra kullanmanın bir anlamı yok" diye konuştu. Güller yine de İncirlik'in ABD açısından önemini yitirmediğini, hala çok önemli olduğunu belirtip, bu üssün salt askeri üs olmadığını aynı zamanda ilişkilerin siyasi karargahı olduğunun altını çizdi:

    "Koz zamanında kullanıldığında anlamlıdır. Kategorik olarak İncirlik’in zaten kapatılmasını savunan biriyim. Yine kategorik olarak Kürecik radar üssünün kurulma aşamasında buna itiraz etmiş, komşularımızla düşmanlığa götüren, İsrail’in güvenliğini İran’a düşmanlığı öngören bir radar üssü olduğunu belirterek açılmasına karşı çıkmış biriyim. Kategorik olarak zaten kapatılmalarını savunuyorum. Bu nedeniyle hükümet bu üsleri kapatırsa, bundan memnuniyet duyacağım. Fakat gittikçe İncirlik kozu, zayıflayan bir koza dönüşüyor. Amerika, bu saydığım olayların olduğu yıllar içerisinde, adım adım hem Erbil’deki üssü ciddi bir sıklet merkezi haline getiriyor. Hem de Yunanistan, Romanya, Bulgaristan aksı üzerinde bir askeri yığınak yapıyor. Dolayısıyla İncirlik kozu gittikçe zayıflıyor. Zayıfladıktan sonra da kullanmanın bir anlamı yok, dolayısıyla hemen kullanmamız gerekiyor. Fakat bu İncirlik’in Amerika ile Türkiye arasındaki önemini yitirdiği anlamına da gelmemeli. Böyle bir yanlış anlaşılma olmasın, İncirlik hala çok önemli. Çünkü İncirlik, Türkiye-Amerika ilişkileri açısından sadece bir askeri üs değil aslında Türk-Amerikan ilişkilerinin siyasi karargahı olması bakımından da anlamlı. Dolayısıyla hala önemli, fakat bir an önce bunu kullanmak lazım. İncirlik’i kapatmak konusunda hükümetin eli kapatmaya kadar varamıyorsa bile en azından uçuşların belli süreliğine askıya alarak Türkiye’nin bu konuda blöf yapmadığını isterse kapatabileceğini göstermesi lazım.”

    'Neo-Abdülhamitçi AKP iç politikadaki sıkışıklığı örtmek için üsleri en azından bir süreliğine kapattırabilir'

    Güller, aslında Erdoğan yönetiminin ekonomik kriz eşliğinde yönetim olarak büyük sıkışmışlık içinde olduğunu anımsatırken, ilgiyi bu sorunlardan öteye çekip milliyetçiliği körüklemek için İncirlik ve Kürecik'i bir süreliğine kapatma ihtimali bulunduğu görüşünde. AKP'nin neo-Abdülhamitçi politikalarla bir yandan ABD ile pazarlık yürütüp bir yandan Rusya ile işbirliğini ABD ile pazarlığına dayanak yaptığını söyleyen Güller, asıl meselenin de bu olduğuna dikkat çekti. Güller'e göre, Türkiye'nin elindeki en büyük koz komşularıyla yapacağı işbirliği ve bu işbirliği hayata geçse ABD'nin bölgeyi istediği gibi kullanma zemini zaten ortadan kalkacak. Ancak Güller, AKP'nin ideolojik kökenleri nedeniyle bunu yapma ihtimalini oldukça zayıf olduğu görüşündeyken, meseleleri hala Trump ile çözme yolu gördüklerini ekledi:

    “Aslında işin bam telidir burası. AKP hükümetinin neo Abdülhamitçi politikaları yani Amerika ile pazarlıkları sürdüren, Rusya ile işbirliğini yapıp Amerika ile pazarlığına dayanak yapan, bu ikisini dengelemek için Avrupa Birliği ile masalara oturan harekat tarzı, onu yaparsa öbür tarafı, diğerini yaparsa o tarafı sıkıntıya sokan bir durum yaratıyor. Burada işin bam teline gelmiş oluyoruz. Türkiye’nin elindeki esas koz ne sorusunu gündeme getirmiş oluyor. Türkiye’nin büyük devletlerle ilişkilerinin toplamı bakımından elindeki en büyük koz komşularıyla yapacağı işbirliği. Bugün Türkiye, Suriye, Irak, İran üçlüsüyle dörtlü bir işbirliği modeli geliştirebilirse bölgesinde, zaten Türkiye için en büyük koz ortaya çıkmış olacak. Öncelikle Şam yönetimiyle normalleşmesini gerektiriyor. Hep üzerinde konuştuğumuz ama hükümetin bir türlü adım atmadığı konunun gerçekleşmesi gerekiyor. Bölgede Türkiye, Suriye, Irak, İran işbirliği yaptığı koşullarda Amerika’nın zaten bölgeyi istediği gibi kullanma zemini ortadan kalkmış olacak. Dolayısıyla en büyük kozu bu. İncirlik’i kapatabilir mi meselesinde kuşkusuz Amerika henüz bunu çok ciddiye almış görünmüyor. Türkiye’nin bunu yapma olasılığı zayıf. AKP hükümetinin ideolojik köklerindeki birtakım nedenlerle bunu yağması oldukça zayıf. Fakat AKP hükümetinin öngörülmezliği gibi bir durum da bar. İç politikadaki sıkışmışlık, kötü gidişat burada bir tahkimat yapabilmek için böyle bir hamle yapabilir. Bu da çok sürpriz olmaz. Çünkü Amerika’nın baskısı sürdüğü koşullarda Erdoğan hükümetinin Türkiye’de sadece kendi tabanından değil milliyetçi kesimlerden de destek alabileceği koşullar doğuyor. Kendi partisi bölünürken, büyükşehir belediyelerinin büyük bir kısmını kaybetmişken, oy oranı azalırken, ekonomi kötüye giderken AKP hükümeti böylesi bir rüzgarı arkasına alabilmek için İncirlik’i kısa bir süreliğine kapatma yoluna gidebilir, bu da bir ihtimal. Ama şu anda görünen yani gerekirse lafından hareket edersek hala gerekmediği düşünüldüğüne göre Trump ile yeni bir yol bulabileceğini düşünüyor Erdoğan.”

    'Erdoğan, mesajını doğrudan Trump'a veriyor'

    Güller'e göre Erdoğan’ın ‘gerekirse kapatırız’ ifadeleri ABD Başkanı Trump'ı hedefliyor. Erdoğan’ın bu sorunu başkanlar düzeyinde çözmek istediğini belirten Güller, diğer yandan ABD'de Türkiye'nin yeniden kendi eksenlerinde olmasını arzu eden kesimlere de atıf yaptı. Güller, Trump'ın azil yüzünden eli zayıf olsa da, ABD'de Türkiye'yi kazanma kaygısı taşıyan kesimler bulunmasına vurgu yaptı:

    “Bu Türkiye’nin önemiyle doğru orantılı bir durum olacaktır. Nitekim Amerika’da şu sesler de geliyor. Türkiye ile ilişkilerimiz sıkıntılı bir hal alıyor ama yol bulup Türkiye’nin yeniden bizim eksenimizde olmasını sağlamalıyız, bu baskıyla, sopayla değil havuçla olur minvalinde çeşitli akademisyenlerin son dönemde bu konuda yaptıkları açıklamalar var. Burada gerekirse kapatırız lafı Erdoğan’ın aslında tam da buna işaret ediyor. Trump’ın Senato’dan geçmiş Ermeni Soykırımı yalanıyla ilgili tasarıyı veto etme hakkı var. Burada doğrudan mesaj Trump’a. Biz Amerika ile sorunlar yaşıyoruz ama seninle aramız iyi, eğer bu yasayı veto edersen İncirlik ya da Kürecik’in kapatılmasına gerek kalmayacak mesajını doğrudan Trump’a veriyor. Trump’ın eli zayıf, azil süreci. Ama her halükarda bir yandan da Türkiye’yi kazanma kaygısı, Amerika’nın önemli merkezlerinde kabul gördüğü için Trump’ın bu veto kozunu oynamasını da çeşitli kesimler destekleyebilir. Böylece hem AKP hükümetine Ermeni Soykırımı yasasını Senato’dan geçirecek kadar bir ciddiyetle tepki gösterdiğini düşünecek Amerika, hem de Türkiye’ye diyecek ki bak biz seni kaybetmemek için askıda tuttuk, vetoyla durdurduk demiş de olacak. Amerika böylesi bir şans yakalamış oluyor bu açıklamaların toplamı bakımından.”

    'Türkiye, Suriye ve özellikle Mısır'la anlaşmalı'

    Güller, Batı ile sorunlara eklenen Doğu Akdeniz'de atılan adımları da değerlendirdi. Ankara'nın Libya ile imzaladığı deniz alanlarını sınırlandıran mutabakatla olası boru hatları rotasını kestiğini belirten Güller, İsrail'le yapılan mesajlaşmaların da müzakerelerin işareti gibi göründüğünü vurguladı. Ancak Güller'e göre Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de asıl yapması gereken Suriye ve özellikle Mısır ile anlaşması ve bu iki ülkeye diplomat gönderilmesi:

    “Doğu Akdeniz’de iki problem var. Birinci problem, ortaya çıkan doğalgaz rezervlerinin nasıl paylaşılacağı problemi. İkinci problem ise bunun Batı pazarlarına nasıl taşınacağı sorunu. Türkiye, Libya ile deniz sınırlandırılması anlaşması yaparak problemin ikincisiyle ilgili bir hamle yapmış oldu, yani güzergaha müdahale. Burada şunu söylemiş oldu. Güzergahı ben kesmiş oluyorum, sizin Kıbrıs’tan Girit’e, Girit’ten Yunanistan karasına petrol boru hatlarıyla bağlantınız benim onayım olmadan mümkün değil. Dolayısıyla benimle anlaşmanız gerekiyor mesajı vermiş durumda. Bu mesaj alındı mı? İsrail Enerji Bakanlığı ile Türk Enerji Bakanlığı arasında yeniden müzakereleri başlatabiliriz, karşılıklı bir mesaj alışverişinin yapılıyor olması İsrail’in bu konuda bir mesaj aldığı izlenimi uyandırıyor. Daha önce enerji bakanlığı bu konuda açıklamalar yapmıştı. İsrail açısından da en olumlu tablo Kıbrıs’tan Türkiye’ye doğalgazın Yumurtalık’a taşınıp, oradan batı pazarlarına ulaştırılması maliyeti düşük olan yöntem buydu. Bunun yolunu Türkiye, Libya ile anlaşarak zorlamış oldu, fakat bu birinci problemi. Doğu Akdeniz’deki enerji savaşlarında rezervlerin paylaşımını özellikle Kıbrıs Türklerinin haklarına verilebilmesinin çözümü değil henüz. Onun çözümü Doğu Akdeniz’deki diğer ülkelerle, yani Türkiye’nin Suriye ile özellikle Mısır ile anlaşmasından geçecek. Türkiye, Libya ile yaptığı anlaşmayla doğru hamleyi bu iki ülkeye diplomat göndererek anlaşmayı arayarak tamamlamalı."

    'Türkiye'nin Suriye'den sonra Libya'da ikinci cephe açması yanlış, Rusya ile ilişkileri de sıkıntıya sokar'

    Güller'e göre Libya ile savunma mutabakatı ve asker göndererek cephe açma tutumu ise olumlu hamleleri ters yüz edici nitelikte. Türkiye'nin Suriye'den sonra ikinci bir cephe açmasının yanlış olacağını belirten Güller, bu durumun Rusya ile ilişkileri de sıkıntılı hale sokacağını söyledi. Güller, Türkiye'nin Libya'da asker bulundurması ve iç savaşa dahil olmasının tek başına kabul edilmesi mümkün olmayan ve ulusal çıkarlara aykırı bir iş olduğunun altını çizerken, "Türkiye'nin ihtiyacı Libya'ya asker göndermek değil, Şam ve Kahire'ye diplomat göndermek" dedi:

    "Libya cephesini açarız konusu ise olumlu hamleleri ters yüz eden bir davranış biçimi olacak. Türkiye’nin Suriye’den sonra ikinci bir cephe açması yanlış olacak. Bu Türkiye’nin Suriye’de Rusya ile iyi götürdüğü işleri Ukrayna’dan sonra Libya’da da karşı karşıya getirerek sıkıntılı bir hale sokacaktır. Kaldı ki Türkiye’nin asker bulundurması, oradaki iç savaşa dahil olması, devletlerle ilişkisini bir kenara bırakırsak, tek başına zaten kabul edilmesi mümkün olmayan bir şeydir. Türkiye’nin ihtiyacı Libya’ya asker göndermek değil Şam ve Kahire’ye diplomat göndermek. Diplomat göndererek ulusal çıkarlarımızı koruyacağız. Libya’daki iç savaşa taraf olarak koruyabileceğimiz ulusal bir çıkar yok. Anlaşmayı sürdürebilmek adına oradaki hükümeti ayakta tutmaya çalışmak en pahalı bir işe dönüşebilir. Nitekim Türkiye zaten Kaddafi’yi devirerek yaptığı yanlış işlerden birinin ceremesini çekmiş oluyoruz. Türkiye’nin Kıbrıs harekatı ve Amerikan ambargoları sırasında biz bu kadar Türk dostu bir rejimi devirip şimdi üç parçaya böldüğümüz, iki parçasının iç savaş yürüttüğü, parçalarından birini desteklediğimiz ve asker göndermenin gündeme geldiği bir tabloyu düşünürsek bu Libya politikası açısından tam bir fiyaskodur.”

    Etiketler:
    Donald Trump, Recep Tayyip Erdoğan, Kahire, Şam, Halife Hafter, Doğu Akdeniz, Kürecik, İncirlik, Suriye, Libya, Rusya, ABD, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın