19:11 24 Ekim 2020
Canlı Yayın

    'Almanya'nın AB dönem başkanlığının asıl gündemi Türkiye'nin üyeliği değil, Libya ve göç olur'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 60
    Abone ol

    Özgür Çoban'a göre Erdoğan'ın Merkel'i ağırlama biçimi Almanya'da AB ve Almanya ile ilişkilerini tamir arzusuna yoruldu. Almanya'nın Suriye kaynaklı sığınmacı krizinde bedel ödediği için Libya'da 'interaktif' olacağını söyleyen Çoban'a göre Almanya'nın AB dönem başkanlığının asıl gündemi de Türkiye-AB ilişkilerinden çok Libya meselesi olacak.

    Almanya Başbakanı Angela Merkel, planlı Türkiye ziyaretini Libya için Berlin'de toplanan konferansın hemen ardından gerçekleştirdi.

    Türk-Alman Üniversitesi'ndeki açılışa katılan Merkel, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile 1.5 saatlik bir görüşme yaptı. İki liderin gündeminde Libya ve Suriye meselelerinin yanı sıra Almanya'nın AB dönem başkanlığını devralacağı temmuz öncesinde Türkiye-AB ilişkileri, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize muafeyeti gibi konular da yer aldı. İki lider cuma akşamüzerine gerçekleşen buluşma sonrasında ortak basın toplantısı da düzenledi.

    Merkel'in ziyaretinin Almanya'daki yankılarını Birgün ve Politikyol yazarı, gazeteci Özgür Çoban ile konuştuk.

    ‘Almanlar Libya'da interaktif olacaklar, çünkü ağır bedel ödediler’

    Özgür Çoban'a göre, Merkel'in gündemindeki en önemli mesele Libya oldu. Almanya ve AB'nin Suriye meselesini 'uzaktan' izledikten sonra sığınmacı akınıyla boğuşmak durumunda kaldığını anımsatan Çoban, Libya'da aynı hatanın yapılmaması için özellikle Berlin'in 'interaktif' bir çaba içinde olduğu görüşünü dile getirdi. AB'nin güney kanadı ülkelerinin Libya ile denizden sınır komşusu olduğunu ve gelişmelere duyarsız kalamayacaklarını belirten Çoban, Berlin Konferansı'nın Merkel'in ziyaretiyle 'ete kemiğe büründüğünü' söyledi:

    “Suriye’deki olaylar patlak verdiğinde Avrupa Birliği özellikle Almanya biraz uzaktan izlediler durumu. Ama sonra Türkiye üzerinden Avrupa’ya mülteci akını başlayıp da 800 bin insan sınırlara dayanınca peyderpey de olsa Almanların aklı başına geldi. Suriye’deki göç meselesinin Almanya’nın iç politikası açısından önemli sonuçları oldu, önemli transformasyonlara uğradı. Hiç ortada yokken bir anda faşist bir partimiz oluverdi. Şu anda parlamentoda ana muhalefet koltuğunda oturuyorlar. Bu Libya meselesine Almanlar biraz da bu perspektiften yaklaştılar. Libya’da sonuçta bir tane Fransa, İspanya gibi ülkeler üzerinden AB’ye deniz ötesi komşusu. Çok önemli kaçaklar oluyor göçmen açısından. İtalya’da Matteo Salvini’nin hükümeti döneminde epeyce geriledi. Orada Avrupa Birliği’nin askeri bir misyonu vardı, silah ambargosunu denetlemeye yönelik hem de göçmen kaçaklarını önlemek adına. Orada bir nevi devriye yapıyordu AB askeri güçleri. Ama Libya konferansını hep o açıdan değerlendiriyorum. Almanya’nın özellikle AB’nin hinterlandında bulunan olaylara çatışma bölgelere, sıcak temasların olduğu bölgelere kayıtsız kalmayacağını bize gönderdi. Almanlar artık bu işe interaktif biçimde katılacaklar, öyle gözüküyor. Çünkü ağır bedel ödediler ve bunun bir daha olmasını istemiyorlar. Libya ile ilgili şöyle bir risk var çünkü. Libya’da hâlihazırda çok sayıda kamp var. Libya’da 150 binin üzerinde ağır silahlı milisten bahsediliyor. Bu savaşçılar kamplarda binlerce insanı rehin tutuyorlar. Avrupa Birliği açısından bunlar potansiyel göçmen konumundalar. Zaten hâlihazırda kaçaklar var, zaten Avrupa’da politika, merkez siyaset dengesini kaybetmiş, darmaduman olmuş bir de Libya’dan bir göç. Üstüne Türkiye de epeyce Suriyeli mülteci ağırlıyor ve sürekli Türkiye cephesinden açarız kapıları tarzında tehditler geliyor AB’ye. Anladığım kadarıyla interaktif biçimde politikaya katılım ihtiyacı doğdu. Berlin konferansı bunu ete kemiğe bürüdü.”

    ‘Libya meselesinde göç ve silah ambargosu üzerinde duruluyor’

    AB'nin Libya'nın istikrara kavuşmasını istediğini ancak bu ülkeyle ilgili meselenin çok taraflı bir nitelik taşıdığını belirten Çoban, AB dışişleri bakanlarının şubatta yapacakları özel toplantıda özellikle göç ve silah ambargosunun öne çıkacağını kaydetti.

    “Türkiye Cumhuriyeti devleti orada daha çok savaşçı bir tarzda değil de askeri eğitim verir tarzında bir konuşlanma içerisinde. Ama sonuç itibariyle Libya konferansı bu yüzden düzenlendi. Orada Avrupa Birliği’nin temel politikası Libya ile alakalı kalıcı bir barış istiyorlar. İlk etapta kırılgan da olsa bir ateşkes sağlayalım, bunun üzerinden konuşmaya başlarız. Libya meselesinin tarafları çok fazla. Rusya, Çin, Arap Birliği, Afrika Birliği, Avrupa Birliği, Türkiye hepsi için tamamen orası karmaşa, kaos içerisinde. Libya konferansından beklenen verimi alamadıkları için düşünüyorlar. Şubat ayı ortasında yeniden bir Avrupa ile dışişleri bakanları bir araya gelecekler. En çok göç ve silah ambargosu üzerinde duruyorlar anladığım kadarıyla. Bunu yoğun ve sert bir biçimde sürdürmek istiyorlar. Ama burada bir kalıcı barışı desteklemek istiyorlar. AB açısından mesele şurada kitleniyor. Almanya’da da çok tartışılıyor bu: ‘Biz orada bir kalıcı barış tesis edelim ama bunun gözetimini kime bırakalım? Askeri bir düzenle mi bunu kontrol edelim ya da orada bir sivil gözlemci mi bulunduralım?’ Bu biraz karışık. Avrupa Birliği içerisindeki sol partiler asla askeri müdahale istemiyorlar."

    'Almanya dönem başkanlığı Türkiye ile ilişkilerde fark yaratmaz'

    Çoban'a göre ziyarette ele alındığı belirtilen Türkiye-AB ilişkilerinin artık fazla bir değeri bulunmuyor. Almanya'nın dönem başkanı olmasının da Ankara açısından bir şey değiştirmeyeceğini belirten Çoban, yine gümrük birliğinin güncellenmesi gibi konularda Almanya'nın AB içinde tek başına karar mercii olmadığını anımsattı. Çoban, Doğu Akdeniz'deki enerji paylaşımı meselesinin ise zaten 'kilitlenmiş' bir konu olduğunu dile getirdi:

    "Almanya’nın AB dönem başkanı olmasının Türkiye ile ilişkiler açısından çok şey fark ettireceğini sanmıyorum. Çünkü sonuç itibariyle AB’de ortak dış ve güvenlik politikası, gümrük birliği, vergilendirme, sığınma ve göç politikaları gibi hassas alanlarda Avrupa Konseyi kararı oy birliğiyle alınması gerekiyor. Zaten Merkel de buna vurgu yaptı. Türkiye’nin gümrük birliğinin geliştirilmesi talebi var hizmet alanları üzerine. Bizim kendi başımıza alabileceğimiz bir karar değil dedi, kestirdi, attı. Merkel daha önce de 2017’den bu yana defaten açıklamalar yapıyor. Gümrük birliğinin genişletilmesine ilişkin görüşmeleri devam ettirmek istemediklerini zaten kendisi söylüyor. Doğu Akdeniz hem dünyanın enerji üretim merkezlerine çok yakın hem d kendi sahip olduğu enerji kaynakları var. Hal böyle olunca o hinterlantta bulunan bölge devletlerinin enerji politikaları sürekli değişiyor. Jeopolitik açıdan da Ortadoğu’nun Avrupa’ya açılan kapısı, Avrupa’ya bakan yüzü. 2000’li yılların başından bu yana Doğu Akdeniz’de zengin doğalgaz kaynaklarının yer aldığına dair bilimsel öngörüleri okuyorduk sağdan soldan. Sonra gaz arama çalışmaları derken bu iş patladı. Kıbrıs Rum Kesimi diyoruz ama adanın tamamına atfen Kıbrıs Cumhuriyeti ifadesi kullanıldığı için AB’de özellikle, onlar da Kıbrıs Rum Kesimi kanalıyla buradaki enerji kaynaklarına komşu durumundalar. Türkiye buradaki geri adım atmak istemiyor. KKTC’nin bu gaz arama meselesinde hakkı olduğunu savunuyor ve garantör devlet sıfatıyla bunu korumakla mükellef olduğunu ifade ediyor. Biraz orası kitlenmiş vaziyette."

    ‘AB'nin sığınmacılara ilişkin ortak bir stratejisi yok’

    Almanya şansölyesinin Erdoğan yönetimine karşı 'yumuşak' tutum almayı seçtiğini ve 'ipleri germek' istemediği değerlendirmesini yapan Çoban'a göre, son ziyarete dair Almanya'da paylaşılan izlenim de Erdoğan'ın ilişkileri tamir etmek arzusu. Almanya'da muhalefet temsilcilerinin Merkel'e, Erdoğan'ın 'sınırın açılması ve sığınmacıların Avrupa'ya salınması' tehditlerine boyun eğmemesi ikazını da aktaran Çoban, diğer yandan AB'nin artık 'sığınmacıların salınması' gibi bir korkusunun kalmadığını dile getirdi. Çoban, AB üyesi ülkelerin ise kendi aralarında uzlaştıkları bir sığınmacı politikasının olmadığını vurguladı:

    "Merkel yumuşak davranıyor, bu gezide de gördük. Benim gördüğüm kadarıyla Türkiye kapıları açar, üzerimize mültecileri salar, bizde burada yeniden başka amor politik durumlarla karşı karşıya kalırız gibi. Hatta burada birkaç muhalefet temsilcisi Merkel Almanya’dayken açıklama yaptı. Sakın tehditlere boyun eğme, daha fazla para vermeyelim, resmen gasp ediliyoruz Türkiye tarafından mülteciler üzerinden’ gibi açıklamalar okuduk. Türkiye çok önemli bir aktör Suriye meselesinde, az değil 4 milyon mülteciyi topraklarında barındırıyor. Daha 450-500 bin İdlib’den gelen. Ben bir korku olduğunu görmüyorum kendi adıma. Çünkü Türkiye buradan epeyce kaynak edindi. AB ile ikili anlaşması var sığınmacılara ilişkin. Avrupa Birliği açısından kendi aralarında da bir stratejileri yok. Almanya kabul ediyor, Macaristan etmiyor, İtalya kabul etmiyor Fransa etmiyor, karmakarışık bir durum var burada da. Bu kendi aralarındaki anlaşmazlıktan ötürü Türkiye ile ipleri germek istemiyorlar mülteci meselesinde. Ben öyle anlıyorum, o nedenle çok da korktuklarını bu aşamada düşünmüyorum. Türkiye kapıları açar, mültecileri üzerimize gönderir gibi bir korku ben hissetmiyorum. Daha çok biz Alman basınında diğer devlet adamlarının ziyaretle ilgili yorumlarını gördük. Ama daha çok Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ilgili genel çerçevede yapılan Merkel’i iyi ağırlaması, hediyelere boğulması ve çok güler yüzlü ayrılmasını yorumladılar: ‘Erdoğan Avrupa Birliği ve Almanya ile ilişkileri tamir etmek istiyor’. Avrupa’dan baktığınızda ilişkilerin zarar görmesinin nedeni AB değil. Türk devlet başkanının daha önce yaptığı birtakım açıklamalarla ‘Avrupa değerlerini hiçe saydığını göstermesi, demokratik hakları sürekli tasfiye ederek ülkesini AB’den uzaklaştırması’ gibi görülüyor buradan bakıldığında. O nedenle Merkel’in ziyaretini Erdoğan açısından değerlendirdiler daha ziyade. İlişkileri onarmaya çalıştığını gibi değerlendirmeler yapıldı."

    'Almanya dönem başkanlığının en önemli konusu Libya olacak, Türkiye'nin üyeliği artık konuşulmuyor bile'

    Çoban, Almanya'nın da AB'nin de Türkiye ile çıkar odaklı ilişkilerinin bulunduğunu belirtirken, Merkel'in ziyaretinde 'kapıların açılıp sığınmacıların salınması' tehdidine dair 'zemin yokladığını' da ekledi. Almanya'nın temmuzda başlayacak AB dönem başkanlığının en önemli meselesini ise Libya'nın oluşturacağını söyleyen Çoban, Türkiye'nin AB üyeliği meselesinin artık gündem dahi olmadığını anımsattı:

    "Sonuçta nereden bakarsanız bakın genel kadrajda Avrupa Birliği’nin de Türkiye’nin de bir çıkar odaklı ilişkisi var. Bu rasyonalite yani, sığınmacı sorunundan bahsediyorum. O yüzden her iki tarafın da birbirini pohpohlaması çok garipsenecek bir durum değil benim açımdan. Merkel’in aslında bu ziyaretinin Libya konferansının hemen arkasından olmasını da önemli buluyorum. Sonuçta Türkiye’nin göçmenler üzerinden yaşadığı sorunlar var. Yüksek göç oranı oldu, halk arasında bu göçmenlere az kabul var. Şu anda Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomik durumuyla alakalı bir sürü sıkıntılı vaziyet var. Tüm bunlar hem Almanya’yı hem de AB’yi panikletiyor tabii ki. Biraz Merkel gelip durumu yerinde görmek istedi. Olur da bunlar başımıza gelirse en kötü senaryo yani, Suriyelilere ‘haydi açtım kapıları’ demesi, biz buna karşı ne gibi önlemler alabiliriz ya da böyle riskin boyutu nedir, biz bununla ne derece muhatap oluruz ya da Cumhurbaşkanı Erdoğan mültecilerle korkutarak bizden daha fazla para almak istiyor gibi bu tip sorulara cevap arayan bir ziyaretti. Merkel döndükten sonra bu konuyla ilgili çok geniş birtakım şeyler olmadı. Ama sanıyorum biraz içi rahatlamış halde Almanya’nın. Temmuz’daki dönem başkanlığı meselesinde en önemli gündem maddelerinden bir tanesi Libya ve Türkiye’deki Suriyeli göçmenler meselesi olacak. Türkiye’nin AB üyeliği meselesi artık konuşulmuyor. Son ilerleme raporunda da kayda değer şeyler vardı, hemen hemen durmuş gibi. 15 Temmuz 2016 darbeden bu yana fasıl da açılmadı bildiğim kadarıyla, buna ilişkin bir mesaj da yok açarız konuşuruz gibi. Böyle bir rölantide gidiyor. Geçen bir AB üyesi bir açıklama yaptı, ismini hatırlamıyorum, komisyon diplomatlarından bir tanesi. Üyelik süreci bitmedi, durdu diyor adam. Ama ortada bence bittiğine dair emareler daha güçlü gösteriyor durmanın ötesinde.”

    Etiketler:
    Sığınmacılar, Avrupa Birliği, Göç, Libya, Türkiye, Angela Merkel, Almanya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın