15:07 20 Şubat 2020
Canlı Yayın

    ‘'Kıbrıs'ta federal çözüm ile birlikte Kıbrıs Türklerinin öne çıkması, Doğu Akdeniz'de Türkiye'ye fayda getirir'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 19
    Abone ol

    Prof. Mehmet Hasgüler'e göre, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'yı eleştirenler federasyonun bir Türk tezi olduğunu unuttu. Adada federal çözüm için tüm araçların tüketilmediğini söyleyen Hasgüler, Kıbrıs Türkü'nü öne çıkarmanın Doğu Akdeniz'de Türkiye'ye fayda sağlayacağı görüşünde. Hasgüler, "Akıncı mücahit kimlikli son cumhurbaşkanıdır" dedi.

    Doğu Akdeniz'deki enerji paylaşımı nedeniyle yeniden gündeme oturan Kıbrıs'ta, Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın 26 Nisan'daki seçimler öncesinde Britanya'nın The Guardian gazetesiyle yaptığı söyleşi büyük yankı yarattı. Akıncı'nın adada federal çözüme bir an önce ulaşılamazsa bölünmüşlüğün kalıcı kalacağı uyarısı eşliğinde kuzeyin Türkiye'ye bağlanması ihtimalini 'korkunç' diye nitelemesi, Hatay'ın Türkiye'ye katılması ile laiklik, demokrasi ve çoğulcu kimliği korumakla ilgili mesajları Ankara'dan büyük tepki topladı. İktidar partisi ve ortağı MHP'den ana muhalefetteki CHP'ye kadar siyaset yelpazesi Akıncı'ya sert eleştirilerde bulundu. Akıncı'nın cumhurbaşkanlığı seçimindeki merkez sağcı rakibi KKTC Başkanı Ersin Tatar, iddiaların temelsiz olduğunu öne sürerken, Kıbrıs Türk halkına yanıtını sandıkta vermesi çağrısı yaptı.

    Akıncı'nın mesajları ve tepkileri Kıbrıs Gazetesi yazarı Prof. Mehmet Hasgüler ile konuştuk.

    ‘80’lere kadar MHP dahil herkes Kıbrıs’ta federasyon istiyordu’

    Prof. Mehmet Hasgüler'e göre, Akıncı'nın 'federasyon' tezinden söz etmesi yadırganacak bir durum değil. Türkiye'nin tezinin de uzun süre federasyon olduğunu anımsatan Hasgüler, Türkiye'de Erdoğan iktidarıyla birlikte Ankara'nın Kıbrıs Türk liderliği eşliğinde AB şemsiyesi altında federal çözümün destekçiliğini yaptığını anımsattı. Ancak Kıbrıs'ın masada olduğu pazarlık sürecinin ardından Türkiye 'alacağını alırken', yani AB sürecine girişirken, referandumda Annan Planı'na 'evet' diyen Kıbrıs Türklerinin 'ayazda kaldığını' belirten Hasgüler, adadaki Türklerin haklarının takipçiliğini kimsenin yapmadığını söyledi:

    “Kıbrıs, Türkiye’de 2002 yılına kadar çok gizli kapaklı, üst düzeyli, Milli Güvenlik Kurulu kararlarıyla alınan bir mevzuydu. AK Parti geldi, Batı ile ilişkilerini düzeltmek istedi. Irak krizi, ekonomik kriz vardı. Bir de Kıbrıs’ta mal mülk meselesi, AİHM davaları vardı. Hızlıca bir plan ortaya çıktı ve Türkiye’de AK Parti iktidarıyla o dönemde Kuzey Kıbrıs’ta hükümet olan Başbakan Mehmet Ali Talat, Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ve Cumhurbaşkanı da merhum kurucu Rauf Denktaş’tı. Annan planını son derece büyük bir olgunluk ve demokratik bir şekilde Kıbrıslı Türkler kabul ediyorlar. Bunun kabul edilmesi konusunda Türkiye’de de o dönemin AK Parti iktidarı büyük destek veriyor. Avrupa Birliği’nden müzakere tarihi alınıyor. Bunlar sanki 100 yıl önce yapılmış gibi konuşuyoruz, 15 yıl önceki mevzular. Bunlar bir tarafta duruyor fakat Annan planı oylanıyor, Kıbrıslı Türkler askıda kalmaya devam ediyor. İzolasyon sözleri veriliyor BM, ABD, AB düzeylerinde. Bunun takipçisi ne Kıbrıslı Türkler ne Türkiye oluyor. Türkiye tamamen AB’ye yöneliyor. Alacağını almış görüntüsü altında. Ama Kıbrıslı Türkler burada ayazda kalmaya devam ediyorlar. Neden Annan planı yapıldı? Çünkü 68’den beri Türk tezi haline gelmiş olan federasyonun Kıbrıslı Türkler ile Rumlar arasında 60 cumhuriyetini yenileyip yeni bir devlet ortaya çıkarıp bunun Avrupa’ya ortak bir devlet olarak Türklerin siyasi eşitliğini sağlayan mümkünse dönüşümlü başkanlığı da içerecek bir yaklaşım bu."

    'Herkes geçmişini unuttu ama federasyon bir Türk teziydi'

    Kıbrıs Türk ve Rum tarafının en son 2017'de Crans/Montana'da görüştüğünü ve pek çok meselede uzlaşma sağladığını anımsatan Hasgüler, Akıncı'nın Kıbrıs sorununun çözümüne dair söylemlerinin hiç değişmediğini vurguladı. KKTC liderinin Hatay kıyası yapmasının hatalı olduğunu belirten Hasgüler, ancak federalizm meselesinin Ankara'daki siyasetçileri rahatsız etmesinin anlaşılır olmadığını, "Belki belleksizleştirildi Türk siyaseti, herkes unuttu geçmişini ama bu bir Türk teziydi ve soldan sağa herkes federal Kıbrıs’ı istiyordu" sözleriyle dile getirdi.

    "En son 6 Temmuz 2017 tarihinde Crans/Montana’da KKTC Cumhurbaşkanı’nın Türkiye ve Yunanistan Dışişleri Bakanı’nın, bugün başbakan olan İngiltere Dışişleri Bakanı’nın garantör olarak buluştular ve son derece önemli kırılma noktaları olabilecek konularla ilgili uzlaşma sağladılar. Akıncı seçilirken 2015’te ne söylemişse, 2020’de de buna benzer şeyler söylüyor. Teknik olarak Hatay ile ilgili kıyas yapılmayabilirdi. Ama Hatay’ı da hepimiz biliyoruz ki Mustafa Kemal Atatürk’ün uluslararası hukuku yanına alarak Fransa’nın da desteğini alarak başarılı bir plebisit ile Türkiye’ye katılmıştır. Federal Kıbrıs’ı istemek ne zamandan beri Türk devlet adamlarını rahatsız ediyor, soru budur. 1980 12 Eylül’üne kadar MHP’nin temsilcileri dahil Meclis’te federal Kıbrıs’ı istiyorlardı. Belki belleksizleştirildi Türk siyaseti, herkes unuttu geçmişini ama bu bir Türk teziydi ve soldan sağa herkes federal Kıbrıs’ı istiyordu."

    'Kadim devlet geleneğine sahip Türkiye, meseleleri daha itidalli ele almalı'

    Hasgüler, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde sıkıntılar bulunsa da derin bağlarının devam ettiğini belirtirken, hala Kıbrıs üzerinde ciddi düzeyde siyasi eşitliği sağlayarak bir çözüme ulaşılabileceği görüşünde. Hasgüler, Akıncı'nın yaptığı açıklamaların Kıbrıs Türklerinin hür iradelerini vurguladığını ve asıl Güney Kıbrıs'ı zorda bıraktığını söyledi. Türkiye siyasetinden gelen tepkileri Doğu Akdeniz'deki ve Ortadoğu'daki zor duruma bağlayan Hasgüler, 'kadim' devlet geleneğine sahip 'büyük devlet ve anavatan' olarak Türkiye'nin meseleleri daha itidalli ele alması gerektiği görüşünü dile getirdi:

    "Türkiye’nin hala Batı, uluslararası hukuk, batılı finans kuruluşlar ve NATO’dur, Avrupa’dır siyasal örgütlerle birtakım sıkıntılar olabilir ama Kıbrıs üzerinde benim hala görebildiğim ciddi düzeyde siyasi eşitliği sağlanarak bir çözüme ulaşılabilir. Akıncı’nın yaptığı açıklama Güney Kıbrıs’ı zor durumda bırakıyor. Kadim bir devlet geleneğine sahip Türkiye’nin daha itidalli ve mevzuyu gerek bir önceki açıklamasında Akıncı’nın gerekse son açıklamasında görüşmesi gereken ve aslında özlenen Güney Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’nin sürekli eleştiri konusu ettiğine eğdiği Kıbrıslı Türkler evet efendimcidir, Türkiye bağımsız bir devlet ve Kıbrıs’ta uydu olacaklar, içimizdeki 5. Kol faaliyeti olacaklar. Kıbrıs’ın bağımsız Cumhurbaşkanı Türkiye ile farklı şeyler söyleyebiliyor. Bu biz katılmıyoruz ama bir devlet demek daha diplomatik değil miydi, bu kadar lafı söylemektense… Türkiye’yi ilk 5 arasında görüyorum, büyük devletler arasında da hem istihbaratıyla hem devlet geleneğiyle yer alıyor. Bunlar bence ciddi olarak üzerinde düşünmemiz gereken noktalardır. Akıncı’nın bu açıklamasının ben aşırı tepkili ve biraz savaş, çatışma ve şehit haberlerinin geliyor olmasının psikolojisi içerisinde gözlemliyorum. Ama Kıbrıs başka bir noktada. Doğu Akdeniz’de bugün Türkiye, başka ittifaklar kursun. Bu meseleyle ilgili Türkiye’nin karasularında, münhasır ekonomik haklarında Türkiye’ye karşı olan ve tamamen irrasyonel şekilde ilerlemekte olan birtakım ittifaklara karşı Kıbrıslı Türkleri dünyaya duyuracak bu tür açıklamalarda Türkiye bir gün Kıbrıslı Türkler bir şey söylesin denildiğinde belki ihtiyaç olmaz, Türkiye çok büyük bir devlet ve bizim anavatanımız.”

    ‘Kıbrıslı Türkü öne çıkarmak Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye fayda getirir’

    Türkiye siyasetinin karar vericilerinin çevre Türk toplumlarını anlamadıkları görüşündeki Hasgüler'e göre, Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyet'i kurarken kafasında olan Türk tipini laik, demokrat ve demokrasi yolunu seçmiş olan Kıbrıs Türkleri oluşturuyor. Hasgüler, Türkiye'nin, Kıbrıslı Türklerin arkasında durarak Doğu Akdeniz’de ve Batı ile ilişkilerde avantaj sağlayacağını, Kıbrıs’ın iki yakasının birleşmesi halinde, Rumların Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki konumuna bakışının da değişeceğini dile getirdi:

    “Balkanlar’da olsun Orta Asya’da olsun Osmanlı bakiyesi olan topraklar, Türkiye’deki siyasal transformasyonla beraber etrafta çevre Türkleriyle ilgili Türk karar vericileri bence bu toplumları anlayamıyorlar. Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken kafasında olan Türk tipi bugünkü Kıbrıslı Türklerdir. Bugün laik, demokrat kendi kendini demokrasiyle idare eden ve Türklüğün gelebileceği kimlik olarak en iyi yere gelmiş olan Kıbrıslı Türkü öne çıkarmak Doğu Akdeniz’de de batı ile ilişkilerde de Türkiye’ye fayda getiren bir şeydir. Buranın kimliği ile ilgili hassasiyetleri çok ciddidir. Çünkü Türkiye, Kıbrıs meselesini kabul etmezken, kendi milli politikası içinde gerek Menderes gerek İnönü dönemlerinde Kıbrıs’ı zorla Türkiye’nin gündemine Kıbrıslı Türkler getirmek istedi. Birleşik Krallık da bunu tavşana kaç tazıya tut diyeceği Londra konferansında 55’teki 6-7 Eylül olayları gibi çok karanlık olaylar da baş gösterdi. Bunlar o dönemde Türkiye’yi Kıbrıs ile ilgilenmeye getirdi 1914’te tek taraflı ilhakla beraber. En nihayet Kıbrıs’taki Osmanlı askeri 1778’te çıkıyor. 1959-60 anlaşmalarıyla Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluyor. Türkiye burada garantör oluyor, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni de getiriyor. Bence değerli bir şeydir ve Kıbrıs’ın bugün federasyona gitmesi demek Kıbrıslı Türklerin Rumlarla beraber Türk unsurlarından tut da diline kadar AB içerisinde Rumların ses çıkarmayacağı, Doğu Akdeniz üzerinde daha farklı düşünmeye başlayacakları bir süreci belki de getirecektir."

    'Federasyon seçeneği zordur ama bu zorluk bizim zenginliğimizdir, Rumlar istemiyorsa ortaya çıkarılması gerekir'

    Hasgüler, federasyon seçeneği zor olsa da kendilerinin zenginliği olduğunu belirtirken, çözüm için bütün araçları tüketilmediğini vurguladı. 1968'den beri federasyon kavramının takipçiliği yapılsa da Türkiye'nin Annan Planı sonrası gerekenleri yerine getirilemediğini ve Kıbrıs Türklerinin tecrit altında bırakıldığını anımsatan Hasgüler, eğer Güney Kıbrıs federasyonu istemiyorsa, bunun ortaya çıkarılması gerektiğinin de altını çizdi. Hüsgüler, BM'de de bu süreçte olduklarını belirtip, cumhurbaşkanlığı seçiminin bu açıdan da önemli olduğunu dile getirdi:

    "Federasyon seçeneği son derece zordur. Ama bu zorluk bizim zenginliğimizdir. Kıbrıs’la ilgili bütün seçeneklerin tüketildiğinden ve federasyon konuşmanın zamanı mı ondan çok emin değilim. Uluslararası toplum federasyon ile ilgili henüz bütün araçlar tüketilmedi diyorsa, Türkiye de bu resmi kavramın arkasında yıllardır 1968’den beri takipçi olmuşsa, Kıbrıslı Türkler de böyle bir milli hedefi önlerine koymuşsa bununla ilgili Annan planı sonrası yapılması gerekenler vardı, yapılmadı. Sonrasında yapılması gerekenler bir demeç olarak ortada kaldı. Bunlarla beraber Kıbrıslı Türkler izole ediliyor. Kıbrıs’a Türk Milli Takımı da gelirdi, Fenerbahçe de gelirdi, Galatasaray da gelirdi. Bugün Bolu’nun Kıbrıscık ilçesinin takımı varsa, o gelip Kıbrıs’ta hiçbir takımla maç yapamaz. Bu kabul edilemezdir, bunu ne Türkiye ne de Kuzey Kıbrıs anlatabildi. Dolayısıyla burada birbirimizi üzmeyelim. Gerçek olan, eğer federasyon Güney Kıbrıs tarafından istenmiyorsa bunun ortaya çıkarılması ve Birleşmiş Milletlerin de bunu o süreçteyiz, bu seçimler o açıdan önemlidir. Ulusal meselelerin çözümlenmediği sömürge kalıntısı her ülkede olduğu gibi Kıbrıslı Türklerde de kimlik ve vatan duygusu konusunda bazı hareketler ciddi olarak araştırılmadan, kimlik konusundaki hassasiyetler önemsenmeden seküler kimliğe ilişkin Kıbrıslı Türkler tarafından tehdit olarak algılanıyor. Türkiye’de yaşayan insanlar da bunu böyle algılıyor.

    ‘Akıncı savaşta bulundu, mücahit kimlikli ve gazi son cumhurbaşkanıdır’

    Hasgüler, Mustafa Akıncı’nın adanın kuzeyinde mücahit kimlikli son cumhurbaşkanı olduğunu da anımsattı. Türkiye'nin hem içeride hem de dışarı büyük sorunları varken, Kıbrıslı Türklerin yaşananların farkında olduğunu belirten Hasgüler, "Türkiye’nin demokrasi, hukuk ve yurtta barış dünyada barış ilkesine olan bağlılığını devam ettirip Türkiye’yi bu ciddi yanlıştan dönmelerini bekliyoruz. Bize Türkiye’den başka yol yok zaten. Dolayısıyla bunu her zaman Kıbrıslı Türk liderlerin Ankara’ya kendilerini ispat etmelerini istememek lazım" diye konuştu:

    "Akıncı, mücahit kimlikli son cumhurbaşkanıdır. Çünkü mücahitlik 74’ten sonra kalktı. Akıncı, savaşta da bulundu, mücahit olarak da görev yaptı. Mücahit ve gazidir. Bu neslin, devrin son neferi diyebiliriz. Bu anlamda savaşı yaşamış son siyasetçilerdendir. Türkiye’nin hem içeride hem dışarıda büyük sorunları var, komşularıyla, küresel devletlerle. Kıbrıslı Türkler yaşananların farkında. Türkiye’nin demokrasi, hukuk ve yurtta barış dünyada barış ilkesine olan bağlılığını devam ettirip Türkiye’yi bu ciddi yanlıştan dönmelerini bekliyoruz. Bize Türkiye’den başka yol yok zaten. Dolayısıyla bunu her zaman Kıbrıslı Türk liderlerin Ankara’ya kendilerini ispat etmelerini istememek lazım. Acaba KKTC Cumhurbaşkanları seçildikten sonra Ankara ziyaretlerinde neden vali yardımcısı tarafından kabul ediliyorlar? Tanınan bir devlet ise o zaman diğer devletlere uygulanan diplomatik şartların Kıbrıs için de geçerli olması gerekiyor. Bu farklılıkları bu anlamda değerlendirip diplomasiyle olgunlukla karşılayıp, biz farklı düşünüyoruz ama orası ayrı bir ülke demenin daha kolay olduğunu, daha az maliyetli olduğunu hatta daha değerli olduğunu söylemek istiyorum.”

    Etiketler:
    mücahit, Doğu Akdeniz, Mustafa Akıncı, Kuzey Kıbrıs, Kıbrıs, KKTC
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın