02:09 14 Ağustos 2020
Canlı Yayın

    Prof. Ünal: Putin-Erdoğan zirvesinden bir ateşkes bekliyorum

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 22
    Abone ol

    Prof. Hasan Ünal'a göre, ABD, Türkiye ile Rusya'yı karşı karşıya getirmeyi hedefliyor, bu yolda HTŞ'nin 'terör örgütleri' listesinden çıkarılması bile mümkün. Ancak Pentagon'un Suriye'de Türkiye'ye yardımdan söz ederken, küresel sonuçları dikkate aldığını anımsatan Ünal, Putin-Erdoğan zirvesinden mevcut koşullarla ateşkes beklentisini dile getirdi.

    Hava sahasının kapatılmasının ardından Eylül 2018 Soçi mutabakatında açılması öngörülen M4-M5 otoyallarının kavşağında bulunan Serakib kasabası yeniden Suriye ordusunun kontrolüne girerken, Rusya Federasyonu da kasabaya hızla askeri polisleri sevk etti. Gözler, Rusya Federasyonu ve Türkiye liderlerinin 5 Mart'ta Moskova'da yapacakları zirveye çevrilmişken, ABD'nin özel temsilcisi James Jeffrey'nin beraberinde BM Daimi temsilcisi Kelley Craft ile birlikte Türkiye'ye gelmesi dikkat çekti.

    İdlib gerilimi ve gelişmeleri Maltepe Üniversitesi’nden Prof. Hasan Ünal ile konuştuk.

    ‘ABD Türkiye’nin Rusya ile kavga etme ihtimalinden çok memnun’

    Prof. Hasan Ünal'a göre ABD ve müttefikleri hem Türkiye'nin Rusya ile kavga etme ihtimalinden memnun görüntüsü veriyor, hem de Türkiye'ye yardım etmek konusunda isteksiz. Erdoğan yönetiminin Suriye’deki saplantılı politikasının bütün dış politikasını esir aldığı görüşündeki Ünal’a göre 5 Mart’taki zirveden ateşkes çıkma ihtimali yüksek:

    “Putin-Erdoğan zirvesinden bir ateşkes bekliyorum. Özellikle İdlib’deki çatışmaların giderek yoğunlaşması da bu ateşkes mitimi doğrulayıcı bir şey. Çünkü ateşkese doğru gidilen günlerde hatta saatlerde taraflar çatışmayı hızlandırırlar ve alandaki en son kontrol ettikleri noktaları genişletmeye çalışırlar. Şu anda Serakib’deki durum da biraz onu gösteriyor görüyorum. Bunun sebeplerini de şöyle görüyorum. Türkiye İdlib konusunda aslında bütün Rusya ile masayı devirip bugüne kadar geliştirdiği bütün fırsat ve çıkarlarını da neredeyse bir kalemde silip Suriye’de başa dönmeyi amaçlayan bir politikaya dönmeyi belki de denedi. Bunun için çağrılar da yaptı, Amerika’ya, batılı müttefiklerine, beklentileri belki yüksekti. Ama beklentilerinin gerçek olmadığı kısa bir süre içinde ortaya çıktı. Başta Amerikan yönetimi ve diğer batılı ülkelerin önemli bir kısmı Türkiye’nin Rusya ile kavga etme ihtimalinden çok memnun olduklarını gösterdiler, açıkladılar hatta teşvik ettiler. Ama böyle bir kavgaya aktif olarak katılıp Türkiye’ye destek olacak işler yapma konusunda da çok isteksiz göründüler."

    'HTŞ'yi başka bir isim altında terör örgütleri listesinden çıkarmayı planlıyor olabilirler'

    ABD'li temsilci Jeffrey'nin Ankara'daki temaslarını da değerlendiren Ünal, yapılmaya çalışılanlar için 'biraz karanlık işler' ifadesini kullandı. Ünal, ABD'nin el Kaide'nin isim değiştirilmiş versiyonu HTŞ'yi de yine benzer yöntemlerle terör listesinden çıkartmayı planlıyor olabileceğini dile getirdi. Suriye'deki el Kaide ve bağlantılı terör gruplarıyla savaşılmasına dair BM Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararına da atıf yapan Ünal, bu kararı devam ettirip karara aykırı adımlara yönelinebileceğinin altını çizdi. Ünal, Türkiye'nin hala Esad'ı devirmeyi planlaması halinde bu gelişmeye destek verebileceğini de söyleyen Ünal, ancak bunun orta vadede yine Türkiye'ye zarar vereceği değerlendirmesinde bulundu:

    "Jeffrey ve diğerlerinin yapmaya çalıştığı şeyler biraz karanlık işlere de benziyor. Bana öyle geliyor ki HTŞ’yi Amerika’nın terör listesinden çıkarmayı da planlıyor olabilirler. Çünkü bu yönde yaptıkları açıklamalar var ya da satır aralarında bunları görmek de mümkün. Çünkü diyor ki aslında HTŞ terör örgütü olmayı hak edecek hiç de bir şey yapmıyor kimseye. Sadece Suriye rejimiyle savaşıyor diyor. O ismini değiştirdikçe de Türkiye de dahil olmak üzere her ülke aynı isimle Nusra adıyla düşündüğü o örgütü terör listesinde tutuyor. Güvenlik konseyi kararı devam eder. Ama güvenlik konseyinin birçok kararına aykırı bir şekilde hareket eden bir Amerika Birleşik Devletleri var, bunu da İsrail ile ilgili olarak birçok şeyde gördük. Öte yandan HTŞ isim değiştirip farklı bir isim alır ve HTŞ olmaktan çıkar. Burada Türkiye için şu sıkıntı olur kısa ve orta vadede. Türkiye bunu kısa vadede eğer mevcut İdlib ve Suriye politikalarında ısrar edecekse; yani İdlib’den başlayacak şekilde bütün bu savaşı geri döndürebileceğini, Esad’ı sıkıştırabileceğini, oralarda otonom bölgeler oluşturabileceğini, oralardan belki ileri harekat yapılabileceğini, zamanında savaşla değilse seçimle Esad’ı devirebileceğini hala planlıyor zannediyorsa o zaman Amerika’nın HTŞ’yi terör listesinden çıkarma fikrine de Türkiye kayıtsız kalabilir veya destekleyebilir. Ama bu orta vadede Türkiye’yi şöyle vurur. Eğer sadece bir ülkeye karşı yapılan terör, terör olmaktan çıkıyorsa, bir süre sonra PKK’yı da aynı şekilde değerlendirebilirler. Derler ki bize de başkasına karşı da bir şey yapmıyor, sadece Türkiye yönetimiyle savaşıyor, o da kendisi açısından haklı olabilir gibi gerekçeler üretilir. Bu gibi şeylerde bir adıma atmadan önce gelecekte bize ilişkin ne gibi sonuçlar doğurabileceğini çok iyi düşünmek lazım.”

    ‘Pentagon küresel sonuçları olacağını biliyor'

    Ankara'nın İdlib'e yönelik 'saplantılı politikasının' bütün dış politikasını esir aldığını söyleyen Ünal, diğer yandan ABD'den gelen tüm açıklamalara rağmen Türkiye'ye yardım edilmeyeceğinin de anlaşıldığı görüşünde. Ünal, Pentagon'ın sonuçlarının küresel çapta olacağını bildiği için Suriye çatışmasına Ankara'nın arzu ettiği şekilde çekilmemek görüşünde olduğunun anlaşıldığını aktarırken, bu sebeple sahada Rusya ile Türkiye'yi karşı karşıya getirmeye destek vermekle yetindiklerini belirtti:

    “Türkiye’nin İdlib’e yönelik bu saplantılı politikası bütün dış politikasını şu anda esir almış durumda. İki Amerikalının o bölgeye gitmesini endişeyle takip ediyorum. Hava sahasını zorlayacak bir desteğin dışındaki askeri destek ne olabilir? Türkiye’ye birtakım silahlar verecekse, zaten buna fazlasıyla sahip olan bir ülke. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey Türk yetkililerin de sıklıkla söylediği gibi Suriye hava sahasındaki Rus kontrolünü etkisiz hale getirecek füze sistemleri. Ama daha önce bununla ilgili Amerika’da yazılmış makaleleri okuduğumda şunu gördüm. Pentagon ısrarla diyor ki böyle bir şeye giriştiğimiz takdirde bunun küresel sonuçları olur. Yani anladığım kadarıyla Ruslarla Amerikalılar arasında belli bölgelerde belli centilmenlik anlaşmaları var. Şansımızı bir yerde çok zorlarsak Ruslar da başka yerlerde üzerimize gelirler, hatta Suriye’de de üzerimize gelirler demeye getiriyorlar. Belki Fırat’ın doğusuna yönelik mesela şu ana kadar verdikleri S-300’leri Suriye’nin kullanmasına neredeyse izin vermez durumda Ruslar. Mesela Suriye’ye S-300 ve S-400 takviyesi yaptıklarını düşünelim. Bunlar ne tür sonuçlar verir? Dolayısıyla Pentagon bunların hepsini dikkate almak zorunda olan bir kurum. O yüzden Jeffrey ve dışişleri bakanlığının bu yöndeki talep ve girişimlerini boşa çıkarmış durumdalar. Amerika böyle şeyler veremeyeceğini şu anda göstermiş durumda, çok zor."

    'ABD ile Türkiye'nin Suriye politikaları da tam örtüşmüyor'

    Ünal, diğer yandan ABD ile Türkiye'nin Suriye politikasının tam örtüşmediğini de anımsattı. ABD'nin rejim değişikliğini artık hedeflemediğini, kimyasal silah mizansenli girişimlerin ise artık bayatladığını belirten Ünal, Washington'ın Türkiye ile Rusya'yı kapıştırıp işbirliği yapamaz hale getirmek dışında bir beklentisi bulunmadığı görüşünü dile getirdi:

    "Ayrıca Amerika ile Türkiye’nin Suriye politikasını tam olarak örtüştüğünü söylemek de mümkün değil. Şu anda Amerika’nın Esad’ı devirme yönünde bir politikası olduğunu söylemek hemen hemen imkansız. Onu kabullenmiş durumdalar, imkansız olduğunu da görüyorlar. Kimyasal saldırı ‘yemeği’ de çok pişirildi tekrardan tutar mı, bayatladı, bir kenara atıldı mı bilmiyorum. O kimyasal silah hikayesinden sonra da Suriye’nin değişik hedeflerine 100 civarında füze fırlatılıyor. Bu olsa diyelim bununla da Suriye’nin operasyonlarını şu veya bu şekilde Rusya’nın desteğiyle sürdüreceği ve çok büyük bir yara almayacağı açık. Dolayısıyla buralardan fazlaca bir yere gitmez diye düşünüyorum. Amerika ile Türkiye arasında Suriye’nin geleceğiyle ilgili de çok ciddi bir görüş birliği olduğunu söylemek zor. Hatta Türkiye’nin dışında Esad’ı devirme politikasından hala yana olan kimse yok. Amerika ve müttefiklerinin bütün çabası Türkiye ile Rusya’yı feci şekilde kapıştırıp bir daha işbirliği yapamaz hale getirmek. Onun dışında özel bir beklentisi yok.”

    ‘Türkiye ateşkese ihtiyacı olduğunun farkında, bu bir süre konuyu dondurur’

    Ankara'nın küresel gerçeklerden hareketle yeni bir ateşkese ihtiyacı olduğunu belirten Ünal, 5 Mart'ta mevcut gerçekler üzerinden bir ateşkes beklentisinde. Ancak bunun Türkiye'nin Suriye sorununu tümüyle çözemeyeceğinin de altını çizen Ünal, çözüm için Suriye ve Rusya ile anlaşılmasının Türkiye'nin Libya'ya uzanan hatta 'önünü açabileceği' görüşünü dile getirdi:

    “Türkiye küresel alandaki gerçeklerden hareketle bir yeni ateşkese ihtiyacı olduğunu ve buna mecbur olduğunu anlamış durumda. Rusya da Türkiye’nin bu öfke patlamasını aşağı yukarı çok iyi idare etmiş görünüyor. Türkiye bugün de bir Suriye uçağı düşürdü. Bütün bunları yan yana getirirsek Türkiye hırsını, intikamını almış gibi düşünerek bunlar çok amiyane ifadeler ama başka türlü de ifadesi zor, 5 Mart günü mevcut gerçekler üzerinden bir ateşkes. Bu da M5 Karayolu’nun tümüyle, M4’ün de belki büyük bir kısmıyla Rusya’nın askeri polisi denilen herhalde Jandarma’ya tekabül eden kuvvetlerin kontrolüne geçmesi şeklinde bir anlaşma olabilir diye düşünüyorum. Ama bunun bizim Suriye sorunlarımızı tümüyle çözemeyeceğini görüyorum. Çünkü bir sonraki aşamada Suriye ve Rusya yine yukarıya doğru bir operasyon yapmak isteyeceklerdir. Yine yukarıdaki HTŞ ve diğer gruplar bizi bu işin içine çekmeye yönelik Suriye ve Rus kuvvetlerine karşı birtakım provakatif eylemler yapmayı deneyeceklerdir. Ya da belki o provokatif saldırıları yapacak menzilde silahları kalmamıştır ya da operasyonlarla uzaklaştırılmış olabilirler. Dolayısıyla bir süre en azından bu konu dondurulur gibi geliyor bana. Sonrasında ne olacağını bilmiyorum ama. Rusya şunu düşünüyor da olabilir. Belki geçecek zaman içinde Türkiye’nin Suriye’ye ilişkin politika değiştirme tavırlarını etkileyecek faktörleri devreye sokabilir. Mesela Libya’da Türkiye’ye daha fazla yanaşacağının, politikaları ve tezlerine daha yakın bir noktaya geleceğini düşünüyorum Rusya’nın, Doğu Akdeniz’de benzer tavırlarını sürdürebilir. Böylece Suriye işinde Türkiye’den sen de buralarda bir adım at gibi şeyler talep edebilir. Astana süreci buydu ve belli bir noktaya gelmiştik. Bugün ayın üçü, bu tarih itibariyle 55 gün önce Putin ile Cumhurbaşkanı Erdoğan Haliç Kongre Merkezi’nde 8 Ocak’ta TürkAkım’ın açılışını yaptılar. Ardından Putin Libya konusunda bizim tezlerimize çok destek olan sözler söyledi. Ardından Moskova’da Libya konusunda bir ateşkes süreci başladı. Hemen o sırada iki istihbarat şefi Moskova’da resmi olarak bir görüşme yaptı ve Erdoğan görüşmenin çok yapıcı olduğunu açıklamıştı. Buradan bir anda ne oldu İdlib’de? Birden bir öfke patlaması diye düşünüyorum. Karşı tarafın da bunda belki birtakım hataları olmuş olabilir. Suriye ve Rusya tarafının Türkiye’nin öfke patlamalarını dikkate almadan belki yeterince hareket etmiş olmaları da muhtemeldir. Hepsini yan yana getirdiğimizde 5 Mart günü dediğim tarzda bir ateşkes çıkmaması için bir sebep göremiyorum. Ardından Rusya biraz daha bizim düşündüklerimize yanaşabilir. Mesela Libya konusunda Hafter ile karşılıklı büyükelçi açma anlaşması yaptı galiba Şam. Mesela şöyle şeyler yapılabilir; Libya’da Suriye de bizim pozisyonumuza gelir, anlaşmamıza destek verir. Hatta KKTC’yi tanır, bunun karşılığında bir kazan-kazan oluşur. Alan profesyonellere geniş bir perspektifte bırakılsa ve çözüm üretmeleri için biraz serbest bırakılsalar, alandan birçok şey çıkartılır diye düşünüyorum.”

    Etiketler:
    Türkiye, İdlib, Heyet Tahrir Şam (HTŞ)
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın