17:21 09 Ağustos 2020
Canlı Yayın

    ‘Ankara'nın Moskova ile ortak çıkarı Suriye'de süratle barışı sağlamak ve Doğu Akdeniz'e odaklanmak'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 72
    Abone ol

    Mustafa Özbey’e göre, Ankara ve Moskova’nın ilk hedefi İdlib’de mutabakatı riske atacak unsurlara karşı geçici ateşkesi kalıcı kılmak. ABD'nin Türkiye'nin NATO'dan talepleri karşısında açıkça S-400/Patriot denklemi kurduğunu anımsatan Özbey, Türkiye ve Rusya'nın ortak çıkarının Suriye’de süratle barış ve Doğu Akdeniz'e odaklanmak olduğu görüşünde.

    Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında Eylül 2018 tarihli Soçi mutabakatına yönelik 5 Mart'ta Moskova'da yapılan ek mutabakatın uygulanma esaslarına yönelik Ankara toplantıları tamamlandı. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, hazırlanan metnin imzalanarak yürürlüğe girdiğini söylerken, uygulamanın 15 Mart'ta M4 kara yolunda ortak devriyeyle görüleceğini, ardından da müşterek koordinasyon merkezleri kurulacağını kaydetti.

    İdlib'de Türkiye ile Suriye'yi savaşın eşiğine getiren gerilimin ardından Moskova'da yapılan uzlaşma ve sonuçlarını emekli amiral Mustafa Özbey ile konuştuk.

    ‘Suriye’de yaşananlar ciddi bir kan kaybı yaratıyor’

    Mustafa Özbey'e göre, Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında İdlib ve diğer meselelerin olumsuz etkide bulunmamasını gerektirecek denli olağanüstü bir ortak çıkar rotası var. İdlib'de yaşananların son iki aydır iki ülkeye de 'kan kaybettirdiğini' söyleyen Özbey, birinci hedefin İdlib'de sağlanan geçici ateşkesi kalıcı hale çevirmek olması gerektiğini vurguladı:

    “Aslında son 2 ay gerçekten hiç yaşanmaması gereken iki ay oldu Rusya-Türkiye ilişkileri açısından. Bunu bir yol kazası olarak değerlendirelim. Çünkü 5 Mart tarihindeki toplantı öncesinde liderlere haddim olmayarak şu tavsiyede bulunmuştum. Toplantıda İdlib konusunu asla görüşmeyin. Öncelikle son iki ayda biz ne yaptık eleştirisi yapın. Arkasından da Türkiye ile Rusya Federasyonu’nun ne kadar olağanüstü bir çıkar ortaklığı olduğunu analiz edin küresel boyutta, ondan sonra İdlib’in aslında çok küçük bir konu olduğunu ve dolayısıyla çok kolay çözülebileceğini görebilirsiniz diye bir tavsiyede bulunmuştum. Bu gerçekten içten bir tavsiye. Çünkü Rusya ile Türkiye’nin o kadar olağanüstü bir ortak çıkar rotası var ki bunun içine İdlib ve diğer konuların hakikaten olumsuz etki yapmaması lazım. Ben o nedenle şunu mutlulukla ifade edeyim ki, bu toplantıda geçici bir ateşkes sağlandı. Dönüş yolunda Erdoğan bu konuda geçmişe bir atıf yaparken de 'araya kara kedi girdi' diyerek de aslında işi o yönleriyle tartışmayıp 'geleceğe bakalım' mesajı verdi. Bizim de bunun üzerinde ilerlememiz lazım. Taraflar için birinci hedefin İdlib’de sağlanan geçici ateşkesi kalıcı hale çevirmek olmalı."

    'Mutabakatı riske edecek unsurlar hala var'

    Ankara'da Rus heyetiyle teknik görüşmelerin sağlayacağı mutabakata karşın bunu riske atacak unsurların hala var olduğunu belirten Özbey, HTŞ'nin yanı sıra ABD'nin de olası 'manipülasyonlarına' dikkat çekti. Türkiye'nin HTŞ konusundaki ikircikli durumunu ciddi biçimde gözden geçirmesi ve kesir kararlar alıp uygulaması gerektiğini vurgulayan Özbey, Rusya Federasyonu'nun da PKK/YPG ile ilgili Ankara'yı rahatsız eden soru işaretlerini gidermesinde fayda bulunduğunu dile getirdi:

    "Bu teknik görüşmelerde modaliteleri üzerinde belirli bir mutabakat sağlanacak. Ama bunu riske atacak unsurların hala varlığını sürdürdüğüne inanıyorum. HTŞ denilen grubun bu konudaki geçici ateşkesi bozmasıyla ilgili Amerika Birleşik Devletleri dahil bazı ülkelerin manipülasyonlarına nasıl davranacakları henüz belli değil. PKK’nın bazı girişimler yaptığını görüyoruz Suriye’de. Belki de Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkileri daha gerçekçi zemine oturtacak olan konu Türkiye’nin HTŞ konusundaki ikircikli durumunu çok ciddi bir şekilde gözden geçirip, bu konuda kesin kararlar alıp uygulaması, aynı şekilde Rusya Federasyonu’nun da PKK ve YPG ile ilgili Türkiye’yi rahatsız eden konuda da tavrını çok net ortaya koyup bu konuda Türkiye’nin soru işaretlerini gidermesinde çok büyük yarar olduğunu görüyorum."

    'Suriye'de ortak çıkarlar süratle kalıcı barışın sağlanmasını gerektiriyor'

    Özbey, dünyada verili düzenin sarsılmakta olduğunu Rusya ve Türkiye'de ortak aklın birleşmesinin önemini vurgularken, ortak çıkarların Suriye’de süratle bir kalıcı barışın sağlanması olması gerektiği görüşünü dile getirdi:

    "Dünya gerçekten İdlib’in çok ötesinde bir yerlere savruluyor. Bunun için de Türkiye ve Rusya Federasyonu dahil etkilenmeyecek hiçbir yer yok. Düzen, sistem çöküyor. O nedenle Rusya ve Türkiye’nin ortak aklının şu noktada birleşmesini çok önemsiyorum. Ortak çıkarımız Suriye’de süratle bir kalıcı barışın sağlanması ve anayasal düzenin beraberce tanımladıkları ortak bir zeminde oluşması. Çünkü iki ülke için de Suriye’de yaşananlar ciddi bir kan kaybı yaratıyor. Dolayısıyla siyasi hedefte bu noktada birleşilirse sahaya da bunun yansıyacağını düşünüyorum. Bu yol kazası bana göre Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği’nin artık bu coğrafyada bize iş kalmadı diye düşünürken Türkiye ve Rusya arasında yaşanan sıkıntının onlarda bir yerde geçici iştah kabartması yarattığını düşünmemiz lazım. Bunun giderilmesi için de Türkiye ile Rusya, buna kara kedi diyelim, onun dışında artık bu konuları düşünmeden geleceğe ortak bakalım demeleri gereken bir ortak aklı yeniden filizlendirmesinin uygun oalcağını değerlendiriyorum.”

    ‘Doğu Akdeniz, Suriye’den çok daha önemli bir ortak çıkar alanı’

    Suriye'nin Rusya ve Türkiye için hayati önem taşıdığını ve süratle çözülmesi gereken büyük maliyetler barındırdığına işaret eden Özbey, ABD'nin Fırat'ın doğusundaki faaliyetlerine dikkat çekerek hem bu bölgeye odaklanmak, hem de çok daha önemli çıkarlar barındıran Doğu Akdeniz'le ilgilenmek gerektiğinin altını çizdi:

    © Sputnik / Михаил Климентьев

    “Suriye konusu Rusya Federasyonu ve Türkiye için hayati önemde, çok büyük maliyetler var, süratle çözülmesi lazım. Ama bir gerçek var, Fırat’ın doğusunda şu anda yerleşik hale gelen ve ABD güdümünde Irak’ın kuzeyiyle de birleşmeye yavaş yavaş hazırlanan bir Suriye’nin bütünlüğünü ortadan kaldıran, egemenliği ve toprak bütünlüğünün dışına taşırmaya çalışan bir yeni durum ortaya çıkmış vaziyette. O nedenle İdlib konusuna odaklandığımız zaman Fırat’ın doğusunda ortak neler yapabiliriz sorusunun cevabını aramama dediğimiz bir hataya düşüyoruz. Bir an önce İdlib konusunu tarafların mutabık kalacağı çerçevede çözüp esas ortak mücadele etmememiz gereken alanın Fırat’ın doğusuna odaklanmak gerektiğini bizim taraflar olarak düşünmemiz gerektiğini değerlendiriyorum. Doğu Akdeniz, Rusya Federasyonu ve Türkiye için geleceğin Suriye’den çok daha önemli bir ortak çıkar alanıdır. Bu konuda Türkiye ile Rusya’nın sadece Suriye odaklı değil Doğu Akdeniz’e de nasıl bir ortak çıkar paydasında bakabileceklerini en üst düzeyde değerlendirip, onun üzerine de mümkünse ortak strateji geliştirmelerini çok önemsiyorum. Çünkü sonunda eğer biz bu yaşanan sıkıntıların bir yerde normalleştiği günlere dönersek, o zaman karşımıza Bir Yol Bir Kuşak, Rusya ile Türkiye’nin olmazsa olmazı olan bu projenin içinde Doğu Akdeniz’in nasıl yaşamsal önemde olduğunu görmemiz gerekir."

    'İki aylık dönem ciddi bir güven krizi yarattı'

    Mustafa Özbey, son iki aylık sürecin ciddi bir güven krizi yarattığını belirtirken, tarafların bunu aşma konusunda siyasi davranış ve iradelerini yansıtmaları gerektiğini dile getirdi. ABD'nin bu krizden sonra 'maça girdiğini', aslında Türkiye'yi yönetenlerin ABD'yi bu sorunun oyununa ortak ettiklerini anımsatan Özbey, " Çünkü burada yaratılan boşluğu sanmayın ki Türkiye ve Rusya’nın lehine çıkarları olanlar dolduracak" ifadelerini kullandı:

    "Temkinli olmak gereken günlerden geçiyoruz. Çünkü yaşanan kritik iki aylık dönem ciddi bir güven krizi yarattı. Güven krizleri anında tekrar normale dönmüyor. Zaman içinde tarafların bu krizi aşma konusunda siyasi davranış ve iradelerini yansıtmaları gereken bir durum. Çok haklı olarak Amerika Birleşik Devletleri, bu krizden sonra maça girdi. Aslında Rusya ve Türkiye’yi yönetenlerin şuna bakması lazım. Demek ki biz çok büyük bir hata ettik, Amerika’yı bu sorunun oyununa ortak ettik demeliler. Bunu da yaparken çok ucuz bir şekilde, Jeffrey şehitlerimiz var diyerek, gerçekten gözüne sokarak insanların bir tavır içinde bunu açıkladı. Bunu bence krizin tek yararlı unsuru olarak görmek gerekir. Çünkü burada yaratılan boşluğu sanmayın ki Türkiye ve Rusya’nın lehine çıkarları olanlar dolduracak. Tamamen Amerika ve onun çevresindekilerin çıkarları dolduracak demektir. Sonunda o dönemde ne oldu, birileri Hatay asla Türkiye’nin değildir diye manipülasyonlar yaptı, Türkiye mutsuz oldu. Öte taraftan birileri Türkiye’de Boğazlar, hava sahası kapatılabilir gibi saçmalıklar yaptı. Rusya Federasyonu mutsuz oldu. Bu oyunu oynarken Türkiye ve Rusya asla tek başlarına değil her an her türlü manipülasyon olabilir. O zaman yapılması gereken bu manipülasyonları azaltmak için sürale sahada tam anlamıyla kesin ateşkesin sağlanacağı koşulları hep üst resme bakarak, Rus-Türk ilişkilerinin ali çıkarları hep en tepede, sonra Suriye’ye bakış, ondan sonra da İdlib’e bakış şeklinde olması lazım. Bu olmadığı takdirde yine sahadaki manipülasyonların hala tam anlamıyla giderilmediği bir ortamda risklerin sürebileceğini ve bunu da Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere yapacağını düşünmemiz lazım.”

    ‘Türkiye S-400’ler ile ilgili kararını değiştirirse...’

    Türkiye'nin bu süreçte NATO'ya olan talebini sürdürmesinin karşılık bulmayacağının gözler önüne serildiğini, ABD'nin çok net şekilde S-400'lerle Patriot'lar arasında denklem kurduğunu anımsatan Özbey, Erdoğan yönetiminin S-400’ler ile ilgili kararını değiştirmesi durumunda bağımsız bir ülke olarak egemenliğini ABD’ye teslim etmiş sayılacağı görüşünü dile getirdi:

    “Türkiye bana göre NATO’ya olan talebini hala sürdürerek tam anlamıyla karşılık gelmeyeceğini de gözler önüne serdi. Çünkü ABD çok net bir şekilde S-400’lerle Patriotlar arasında bir denklem kurdu, ya o ya öbürü dedi. Dolayısıyla Türkiye S-400’ler ile ilgili kararını değiştirirse, o zaman egemenliğini ABD’nin iradesine teslim etmiş olur. Bu çok büyük bir hata olur. Ben Rusya-Türkiye ilişkileri içinde özellikle NATO ile ilgili taleplerin dengelenebileceğini ve bir süre sonra da gündemden düşeceğini düşünüyorum. O anda yapılmış bir destek ihtiyacını karşılamak içn bir girişimdi. Ne NATO’dan bu konuda heyecanla destek geldi ne AB’den ne de ABD’den geldi. Gelenler de koşulluydu. Türkiye’yi yönetenler de bundan herhalde bir ders çıkarıp demek ki biz gerçek durumda da bu konudaki beklentilerimizi o karşılayamayacağız."

    'Mutabakat sonrası güney ve doğuda kalan gözlem noktaları fonksiyonlarını yitirir'

    Özbey, 5 Mart ek mutabakatı ile oluşan ortamda Türkiye'nin gözlem noktalarının yerli yerinde kalması ısrarını da değerlendirdi. Ankara'nın M4'le ilgili esasların belirlenmesinin ardından bu hattın güneyinde ve doğusunda kalan gözlem noktalarının fonksiyonunu yitireceği yolunda kara kuvvetleri uzmanlarının görüşlerini aktaran Özbey, siyasi yetkililerin şu an için 'haksızmış gibi görünmemek' için meseleyi zamana yaydıkları değerlendirmesinde bulundu:

    "Biz Rusya ile Türkiye arasındaki ortak çıkar paydası üzerinde yeniden bir uzun vadeye bakış ve Suriye’ye bakış şeklinde yorumlayacaklarını değerlendiriyorum. Bir emekli amiral olarak kara harekatı ile ilgili yorum yapma arzusunda değilim. Ama saygı duyduğum karacı uzman general dostlarımın tamamının söyledikleri şey, bu gözlem noktaları hele Moskova anlaşması yapıldıktan sonra aslında özellikle M4’ün güneyinde ve doğusunda kalanlar için fonksiyonunu yitirmiş olan şeyler. Onların uzman görüşüne saygı üzerinden hareket ettiğimizde neden bunda ısrar ediliyor, sanıyorum ki şundan dolayı: Aslında şu anda Türkiye’yi yönetenler de onların fonksiyonsuz kaldığının farkında. Ama haksızmışım ben şimdi bunları geri çekiyorum yerine zaman içinde ve kendi modaliteleri içinde değerlendirilerek yapılacak. Bu da birkaç ay içinde devreye sokulacak bir taktiksel, siyaseten henüz koşullar olgun olmadığı için kabul görmemiş gibi görünen ama reel politikada kabul edileceği gerçek olan bir durum olarak değerlendiriyorum.”

    'Türkiye ile Rusya’nın hatalardan ders çıkarıp dayanışma sağlanması gerek'

    Mustafa Özbey, Kovid-19 krizi, dünyadaki ekonomik sarsılmanın jeostratejik duruma etkilerini de değerlendirdi. ABD'nin tek finansal hakim olduğu düzenin gücünü yavaş yavaş yitirdiğine dikkat çeken Özbey, ABD'nin stratejik geri çekilmesinin Afganistan'da da gözlemlenebileceğini dile getirdi. ABD'nin Taliban ile imzaladığı anlaşmayı 'utanç anlaşması' olarak niteleyen Özbey, dünya çapında ve Türkiye'nin bölgesinde oluşan yeni koşulların iyi değerlendirilmesi ve Türkiye ile Rusya’nın hatalardan ders çıkarıp dayanışma sağlanması gerektiğinin altını çizdi:

    “Küresel genel gidiş Bretton Woods denen 1940’lı yıllarda 2. Dünya Savaşı sonrasındaki düzeni Amerika’nın gerçek tek finansal hakimi oldu. Soğuk savaş döneminde belki çok kutupluluktan tek kutupluluğa dönüldü gibi ama sonunda dünyanın genel yönetiminde Amerika’yı mutlak başat hale getiren bir düzen kurdu. Bunun sıkıntılarını Çin’in ortaya çıktığı son 30 yıldaki gelişmeler sonunda artık sürdürülebilir olmaktan uzaklaştığını her birimiz yavaş yavaş görmeye başladık. Gelinen noktada Amerika Birleşik Devletleri küresel yönetim konusundaki gücünü yavaşça kaybediyor. Buna stratejik geri çekilme diyorum. Nasıl geri çekileceği konusu ABD’de hala tartışılıyor. Birine göre hala biz yayılalım diyen var, hayır tamamen kabuğumuza çekilelim diyenler var. En basitini biz Afganistan’da gördük. Orada aslında Taliban ile imzalanan anlaşma ABD için bir utanç anlaşmasıdır. Bu kadar yıl savaştınız. Sonunda o yönetimi oradaki halka rağmen Taliban’a teslim ettiniz. Aynı şeyi Rusya Federasyonu Afganistan’da yaşadı. Önümüzdeki yılların en önemli konusu dünyanın genel ve Bretton Woods’da tasarlanmış olan finansal yapısının da çöktüğü bir gerçekten yaşanmamış bir olay. Dünyada hiçbir zaman tüm değerlerin sapsız balta gibi çöktüğü gibi bir gün yaşanmadı. O nedenle 12 Mart tarihe gerçekten bir milat olarak geçicektir. Dolayısıyla konuyu bizim gündemimiz olan Rusya ile ilişkilerinde artık lütfen insanlar şunu görsün. İdlib ve Suriye’de içeride ıvır zıvır konularla ilgili değil süratle orada bir demokratik sistemin nasıl kurulacağını, Cenevre sürecinin nasıl başlatılıp sonlandırılacağı, ikinci aşamada da burada nasıl yeniden bir yapılandırmaya gidileceği bir düzene geçilmesi lazım. Bizim bir yerde kendi aramızda yaşadığımız yol kazası şunu sonuçlandırdı: Amerika Birleşik Devletleri buradan çekilmek istiyor, Trump en azından bunu söylüyor. Fakat Türkiye ile Rusya arasındaki bu çatışma noktasına yaklaşma, ABD’yi ‘durun bir dakika burada bize ekmek var, biraz daha kalalım’ dedirten de bir noktaya getiriyor. Burada biz oyunu sadece iki kişinin birbirine bakıp bilek güreşi yapma değil iki tarafa da diğerlerinin o kara kedi denen neler sufle ettiğini bilerek bakmamız lazım. Nihai tahlilde bu yaşanan bir yol kazasıdır, ama eğer çok iyi değerlendirilirse taraflara bir daha bu hataları yapmadan Türkiye ile Rusya arasındaki dayanışmanın ve Bir Yol Bir Kuşak’ın şimdi çok daha önemli stratejik bir hedef olduğu bir noktaya yaklaşmalarının doğru olduğunu düşünüyorum. İki tarafın akademisyenlerine yol kazası odaklı ve bunun üzerinden Türkiye-Rusya nefretini teşvik eder bazı tavırlarını süratle gidererek onların da büyük resme bakacakları bir akademik sorumluluk almalarının önemli olduğunu düşünüyorum.”

    Etiketler:
    NATO, Patriot, S-400, Moskova, Doğu Akdeniz, Suriye, Türkiye, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın