18:14 09 Ağustos 2020
Canlı Yayın

    ‘Çin, virüs ile mücadelede küresel lider ülke olma yolunda hızla ilerlemekte ama ABD liderliğine daha yakınlaşacak’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 32
    Abone ol

    Hasan Kanbolat'a göre, Çin koronavirüs ile mücadelede küresel lider ülke olma konumuna yaklaştı. Krizle güçlenecek olan küresel sermayenin ‘zayıf’ olanları ortadan kaldıracağı görüşündeki Kanbolat, kapitalizmin yeni bir evreye geçerek daha da ‘vahşileşeceğini’ öngörüyor.

    Küresel 'pandemi'ye dönüşen koronavirüs (Kovid-19) krizinde hayatını yitirenler ve vaka sayılarında artış devam ederken, insanlık adeta seferberlik ilan etmiş durumda. Koronavirüs kriziyle ilk yüzleşen ve 'atlatmış' görüntüsü çizen Çin, dikkatini İtalya ve İran gibi salgının yayıldığı ülkelere yardıma çevirmişken, salgının dünya düzenindeki etkileri tartışılıyor. Temel soru, 'koronavirüs sonrası nasıl bir dünya ile karşı karşıya kalınacak?'

    Gelişmeleri ve tartışmaları Ankara Politikalar Merkezi’nin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Hasan Kanbolat ile konuştuk.

    ‘Koronavirüs yeni bir 11 Eylül mü?’

    Hasan Kanbolat'a göre koronavirüsün küresel ekonomik ve siyasi düzen açısından önemi devletler ve sermaye tarafından nasıl kullanılacağı üzerine olmalı. Tartışmalarda kimilerinin koronavirüsü 'yeni 11 Eylül' diye nitelediğini belirten Kanbolat, bu salgın sonrası sosyal, ekonomik ve siyasi yaşamın yeniden şekillenmesi tartışmalarının kaçınılmazlığını vurguladı. Kanbolat'a göre, Çin açısından bu salgın dünya liderliği için fırsata dönüşmüş görünüyor. Dünyada büyük değişim ve kırılmaların krizlerin ardından gerçekleştiğine dikkat çeken Kanbolat, krizin Çin’in Amerika’nın liderliğine daha yakınlaşacağı bir döneme gidildiği görüşünde:

    “Koronavirüs ile birlikte dünyada yeni bir tartışma başladı. Koronadan nasıl korunalım dışında bu felaketin içinde bir düşünmemiz gereken nokta; bu virüsün doğal veya biyolojik bir virüs olmasının ötesinde önemli olan şu anda devletler ve küresel sermaye tarafından nasıl kullanıldığı ve virüs sonrası dünyanın nasıl şekilleneceği üzerine de ciddi bir tartışma var. Bu konuda felsefeciler hem siyasetçiler tartışmayı başlatmış durumda. Koronavirüs yeni bir 11 Eylül mü? Sosyal, ekonomik ve siyasi yaşam yenilenecek mi tamamen? Bunların üzerine ciddi tartışmalar var. Çünkü 11 Eylül güvenlik politikaları üretimini sağlamıştı. Ama 11 Eylül’den bugüne toplumlar artık güvenlik üretimini, terörü kanıksadı. Günlük yaşamın bir parçası halinde kabul etmeye başladılar. Terör yeterli olmayınca virüs mü devreye girdi ve toplumları artık gönüllü olarak sokaktan çekti mi? Güvenlik sektörü, birimleri, cihazları hayat sigortaları, terör örgütleriyle zaten oluşmuş durumdaydı. Şimdi sosyal, ekonomik ve siyasi yaşam yenileniyor mu şeklinde bir tartışma var. Çin için bu durum Çernobil şeklinde gelişirken, bir Çin Çernobili, bir fırsata dönüşmüş durumda. Bu kriz Çin’e dünya lideri olma fırsatını da bir şekilde yakalatıyor gibi. Zaten büyük değişimler, büyük kırılmalar kriz sonrası dünyada gerçekleşiyor. Birinci ve ikinci dünya savaşları sonrası İngiltere’den Amerika’ya geçen liderliğin bu kriz sonrası olacağını düşünmüyorum. Ama Çin’in Amerika’nın liderliğine yakınlaşmasını daha fazla sağlayacağı bir döneme doğru gidiyoruz. Amerika’nın antibiyotik ihtiyacının yüzde 95’ini Çin karşılıyor. N-95 olarak bilinen ve şimdi moda olan solunum cihazlarını üretiyor. Rusya alkolünün yüzde 85’ini Çin’den alıyor. Amerika’nın durumu oldukça vahim. Stratejik ulusal stokuna baktığımızda maske ve solunum cihazlarının sadece yüzde 1’ini stoklarında bulundurduğunu görüyoruz. Şu anda stratejisi bu stokları temin etme şeklinde. Yani Pekin virüs ile küresel mücadelenin bir önderi olma yolunda hızla ilerlemekte. Satma şeklinde değil de dünyaya yardım eder pozisyonda kendisini güçlendirme yolunda olduğunu görüyoruz.”

    ‘Kapitalizm kendisini daha vahşi bir şekilde yeniliyor’

    Kanbolat, koronavirüs ile dünyanın beklenmedik bir senaryo üzerinden hızla değişmeye başladığını söylerken, zaten reel ekonomiden koparak balonlar oluşturmuş durumdaki spekülatif finans sistemine dayalı kapitalizmin çöküşe gireceği ve yeni bir aşamaya geçeceği öngörüsünde bulundu. Ancak Kanbolat, bunun zayıflara hayat hakkı tanımayan, safralarını atan 'vahşi bir kapitalizm' şeklinde ilerlediği görüşünde:

    “Koronavirüs bir virüs olarak ortaya çıktı ama beklenmedik bir senaryo üzerinden hızla dünya düzeyinde değiştirmeye başladı. Sanki kapitalizm yeni bir aşamaya geçiyor. Bu sırada da kendine göre safralarını da atıyor, kendini yeniliyor. Bir vahşi kapitalizm şeklinde ilerliyor, yani zayıflara hayat hakkı tanımıyor şu anda. En uygun olanın hayatta kalması üzerinden ilerliyor. Bu savaş hukukunda bile yoktur. Savaş hukukunda yaralıya da şehit düşene de sahip çıkılır. Fakat burada zayıflara, yaşlılara, güçsüzlere, sermayesi yetersiz olanlara sahip çıkmayarak ilerlediğini görüyoruz. Sanki kontrollü yönetilebilir ve sürdürebilir bir panik dünyası, medya ve devletler tarafından hareketleri kontrol ediliyor gibi karşımıza çıkıyor. Böyle bir noktada zaten reel ekonomiden koparak balonlar oluşturmuş durumdaki spekülatif finans sistemi de çöküşe girmiş durumda. Bu balonlar alınıyor şeklinde görüyoruz."

    'Küresel sermayenin bütün sınırları kaldırdığı, sanal ve sınırsız düzene gidiyoruz'

    Kanbolat, insanlar arası temasın giderek kesildiği, buna bağlı olarak 'rahat' bir yönetim sistemine gidildiğini söyledi. Aslında korona'nın güçlü olmasının nedeninin öldürücülüğünün sınırlı olmasında gizli olduğu görüşünü dile getiren Kanbolat, herkesin 'bedava denek' haline geldiği bir yönelim bulunduğunu belirtti. Hayatın aynı zamanda evden ve sanal ve dijital ortamlara daha fazla alan açacak şekilde dönüşümden geçtiğini dile getiren Kanbolat, bunun sonucunda küresel sermayenin bütün sınırları kaldırmaya ve sisteme entegre etme hamlesinin bulunduğu görüşünü aktardı. Kanbolat, "Ulus devletlerin düzenlediği, vergi aldığı bütün alanlarda ulaşım, turizm, eğlence, eğitim ve medyanın tamamında sanal sermayeye geçtiğini ve sınırları tamamen yok ettiği bir düzene doğru da gidiyoruz” dedi:

    Chinese tourists wearing protective masks walk at Red Square, in Moscow, Russia. The coronavirus outbreak has killed at least 259 people and infected close to 12,000 people globally, as it continues to spread.
    © Sputnik / Максим Блинов

    "İnsanlar arası temasın giderek kesildiği ve buna bağlı olarak da rahat bir yönetim sistemine doğru da gidildiğini görmekteyiz. Aslında korona öldürücülüğü sınırlı güçlü bir salgın. Güçlü olmasının nedeni de öldürücülüğünün sınırlı olması. Ebola virüsü hasta ettiği insanların yarısını öldürdüğü için yayılması sınırlıydı. Ama burada görmüyoruz. Aslında hepimizin bedava denek olduğu da söyleniyor. Aynı sosyal medyada bedavaya kendimizi açtığımız gibi, yazılarımız ve fotoğraflarımızla şimdi de evden yaşamın pompalandığı bir döneme girdik. Zaten savaşlar, büyük depremler, ekonomik krizler normalde uzun sürecek dönüşümleri hızlandıran süreçlerdir. Acaba bir sanal dünyanın sahte yeni bir dünyanın kapılarını mı tamamen açıyoruz diye düşünüyoruz. Zaten evden yaşamın kuralları ve aletleri son 10 yıldır gelişmiş durumdaydı. Laptop’tan akıllı telefonlara, homeoffice çalışma, esnek çalışma saatleri, part time çalışma, sosyal güvencesiz bir çalışma sistemi, internet altyapısı, sanal marketler, çekirdek ailenin parçalanması ve bireysel yaşamın teşviki, günlük değil anlık yaşamın teşviki, yalnızlık, bireysellik, bencillik, uzaktan eğitim altyapısının zaten oluşturulmuş olması ki tarihte ilk defa Türkiye’de okul ve üniversiteler bir dönemi uzaktan eğitimle geçirmeye başladılar. Sosyal medya ve sosyal iletişimde WhatsApp grupları zaten evden yaşama, çalışma ve eğitimin bütün koşullarını sağlamış durumdaydı. Pozitif sonuçlar da var. Karbon emisyon oranlarının azaldığını görüyoruz. Toplu ulaşım rahatladı, günlük yaşam yavaşladı, doğa kendini toparlamaya başladı. Ama küresel sermayenin de rahatladığını görüyoruz. Küresel sermayenin bütün sınırları kaldırmaya ve sisteme egemen olmaya da başlayacağını düşünüyorum. Ulus devletlerin düzenlediği, vergi aldığı bütün alanlarda ulaşım, turizm, eğlence, eğitim ve medyanın tamamında sanal sermayeye geçtiğini ve sınırları tamamen yok ettiği bir düzene doğru da gidiyoruz.”

    ‘Siyaset küresel sermaye üzerinden yenilenecek ve tartışılacak’

    Krizle güçlenecek olan küresel sermayenin ‘zayıf’ kesimleri ortadan kaldıracağını ifade eden Kanbolat’a göre kamu kurumlarının gerekliliği tartışılmaya başlanacak. Kanbolat, koronavirüs vesilesiyle Eğitim Bakanlığı'nın bile işlevinin tartışılacağı uygulamalardan geçtiğimizi anımsatırken, muhalefet partilerinin önümüzdeki dönüşümün ayırdında bile olmadıklarını belirtti:

    “Kapitalizm kendisini daha vahşi bir şekilde yeniliyor ve küresel sermayenin daha fazla egemen olduğu bir düzene doğru gidiyoruz. Virüs olayı da böyle kullanılıyor. Milliyetçilik bir yandan artıyor, ırkçılık, benmerkezcilik artıyor. Ama bu küresel sermaye zayıfları, sermayesi az olan kesimleri yok ederek bir egemenlik kuruyor. Bu süreçte kamu kurumlarının gerekliliği bence tartışılmaya başlanacak. Çünkü Millî Eğitim Bakanlığı dahil hepsini kapattık ama sistem yürüyor. Bu da görülmeye başlandı. Aynı zamanda şu anda siyaset de bunun üzerinden yenilenecek ve tartışılacak. Şu anda bütün muhalefet partileri uykuya daldılar ve çekildiler. Etkinlikleri zaten yok oluyordu başkanlık sistemiyle de birlikte. Ama şu anda daha da uykuya daldılar. Bu siyasi yaşamı da yenileyecek gibi görünüyor. Türkiye’de nasıl olacak? Örneğin bir kuş gribiyle Türkiye’de yerel kanatlı hayvan üreticileri tasfiye edilmişti. Korona ile acaba esnaflar ve KOBİ’ler mi el değiştirmeye zorlanacak şeklinde düşünmemiz gerekiyor. Çünkü 2001’de bankalar büyük sermaye el değiştirmişti krizle birlikte. Şimdi bu kriz daha küçük kesimleri, başarılı kesimleri ve sermayesi az olan kesimleri bir tasfiyeye mi gidecek şeklinde düşünmemiz gerekiyor. Aynı şekilde toplumda neredeyse 65 yaş üstü yaşlılar düşman olarak görülmeye başlandı. Bencillik, benmerkezcilik ırkçılık bütün bunlar kendisini toplumda göstermeye ve haklı noktalara doğru taşımaya başladığını görüyoruz. Olumlu şeyler de olmuyor değil. Örneğin sağlık personeline toplumun bütün kesimlerinin desteklemesi, alkışlaması, bunun yayılması. Ama Türkiye’de gönüllülük çok zayıflamış durumda. Sivil toplum zaten genelde devlete bir tehdit olarak algılanıyor bizde. Bu durumun da olduğu görmek gerekiyor. Devlet sürekli olarak sivil hareketleri kendisinin uzantısı olarak görmek istiyor. Görmeyince de rahatsız oluyor. Hükümetin ciddi adımlarını da görmeye başladık. Bunlar virüs ile ilgili değil. Ama koronavirüs sonrası yeni siyasetin adımlarını da görüyoruz. Sadece bunu hükümet atmaya başladı. Örneğin ekonomik paketi gördük. Ama bunu destekleyecek şekilde yeni infaz yasası. Bu komisyonda yeni infaz yasasının 2000’li yıllardaki Rahşan affına dönüşme olasılığı çok büyük. Anayasa Mahkemesi’ne gitmesi ve genişletilmesi, çığırından çıkması, şu anda 300 bin üzerinde içeride olan ve 110 bin kapasiteye sahip olan hastanelerin boşalması bekleniyor. Maalesef bunu HDP ve CHP de destekliyor. Ama bu infaz yasası, Rahşan affındaki gibi çığırından çıkabilir. çok önemli bir karar daha aldı hükümet. Sağlık Bakanlığı’na herhangi bir sınavdan geçmeden eleman alma kararını aldı geçen hafta. Daha önce 1.5 milyon civarı taşeron kadroya geçilmişti. Bunun 870 bini Sağlık Bakanlığı’na alınmıştı. Yani yarısından fazlası. Onun için şu anda hükümetin yaptığı sınava tabi tutulmaksızın devlete eleman alımının önünün de 1970’li yıllardaki gibi açıldığını görmekteyiz. Bunun dışında öğretmen atamalarıyla, Maliye Bakanlığı’na yeni kadrolarla 1970’lerdeki popülist siyasete doğru dönüldüğünü görmemiz gerekiyor."

    'Bu süreç eşitsizliğin artmasına da neden olacak'

    Kanbolat, koronavirüs ile girilen yeni sürecin eşitsizliğin artmasına da neden olacağı görüşünde. Türkiye'de bir yandan devlet büyürken diğer yandan küresel sermayenin egemen olmasıyla özel sektörün daha fazla ezildiği zok bir dönem öngören Kanbolat, bütün bunlardan faydalanacak kesimlerin de eksik olmayacağını ekledi:

    "Bu süreç eşitsizliğin artmasına da neden olacak. Türkiye’de devletin daha da büyümesine neden olacak. Ama büyük küresel sermayenin egemen olmasıyla Türk özel sektörünün hem devlet hem küresel sermaye tarafından daha fazla ezildiği bir dönem olacağını da düşünüyorum. Türk özel sektörü için daha zor bir döneme doğru girileceğini düşünüyorum. Bunun yanında da emekçi kesimlere baktığımızda bunların da evden yaşamın teşviki ile birlikte küresel sermayenin girmesiyle birlikte ve devletin de memur alımını büyütmesiyle birlikte devlet dışındaki emekçi kesimlerin, işçi sendikalarının daha fazla zayıfladığı, yarı zamanlı esnek  çalışmaların, sigortasız ve güvencesiz çalışmanın da arttığı bir dönemin olduğunu görüyoruz. Ama bu dönemde perakende sektörünün canlandığını, bireysel silahlanmanın arttığını, elektronik ödeme araçları, kargo sistemin, e-ticaretin, kimyasal ve uçucu ticaretin arttığı bir dönemi de yaşıyoruz.”

    Etiketler:
    Türkiye, Rusya, pandemi, kapitalizm, Koronavirüs, ABD, Çin
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın