17:46 09 Ağustos 2020
Canlı Yayın

    'Çin'in koronavirüse karşı sert yöntemleri etkili oldu, bunda Çin kültürünü belirleyen felsefi akımların payı var'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 0 0
    Abone ol

    Prof. Giray Fidan'a göre, Çin'in koronavirüsle savaşındaki yöntemlerin etkisi ispatlanırken, bunda Çin kültürünün felsefi kaynaklarının rolü var. Sino-Türk ilişkilerinin eskiliğine atıf yapan Fidan, Çinlilerin özellikle cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye ile ilgilendiğini ve Türk modernleşmesini bir 'başarılı model' gördüklerini belirtti.

    Dünya çapında seferberlik yaratan yeni tipte koronavirüsün (Kovid-19) ilk patladığı ülke Çin'le ilgili tartışmalar adeta ırkçılık boyutlarına ulaşıyor. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump biyolojik kökeninin bilim insanları tarafından net olarak saptanmamasına rağmen 'Çinli virüs' tanımlamasını ısrarla tekrarlarken, ilk şoku atlatıp yayılmayı kontrol altına aldıktan sonra dünyaya yardıma soyunan Pekin yönetimine dair tartışmalar dinmek bilmiyor. Çin'in virüsle mücadelesini 'otoriterlik' üzerinden okumak moda haline gelirken, Çin toplumunun yapısı ve kültürünün dünyanın kalanına yabancı olması da algıların belirlenmesinde etkili oluyor. Türkiye-Çin ilişkilerinin tarihi çok eskilere uzanırken, modern dönemin şekillenmesi meselesine dair bilgiler de çok sınırlı kalıyor.

    Çin'in korona ile mücadelesi vesilesiyle Çin toplum yapısı, tarihsel ve kültürel çerçeveyi, Türkiye'deki nadir Çin uzmanlarından tarihçi Prof. Giray Fidan ile konuştuk.

    'Çinliler çok organize bir toplum, üç felsefi akım önemli'

    Prof. Giray Fidan, Çin'in yeni tipte koronavirüsün ilk çıkışında uyguladığı yöntemler ilk başta çok sert bulunsa da kontrolün bu sayede sağlanmasına dikkat çekti. Çin kültürünün temelinde birkaç felsefi akımdan bahsedilebileceğini söylerken, konfüçyanizm, legalizm ve daoizmi sıralayan Fidan, sadece Çinlilerin de değil Asya toplumlarının gelenek-inanışlarına göre yüksek düzeyde organize olma yeteneğine atıf yaptı:

    “Daha çok tarih üzerine çalışsam da bu bütün dünyayı ilgilendiren bir konu. Koronavirüsün çıkış merkezi Vuhan. Ocak’ın sonlarına doğru iyice artmaya başladı. İlk anda ister istemez bir şok yaşandı. Ciddi önlemler alındı. İki aydır da bütün eyalet karantina altına alındı. Biraz Batıda ve birçok yerde uzmanlar bunun aşırı önlem olabileceğini düşünüyorlardı. Birçok görüntüler izledik, çok sert önlemler alındığını gördük. Anlaşıldığı kadarıyla bu sert önlemler sayesinde bir kontrol sağlanmış durumda, Çin için öyle görünüyor. Benim uzmanlık alanım olmadığı için epidemiyologlar, virologlar ve doktorların konuşması gereken bir konu. Ama dünya çapında bu alanda uzman olanların çoğu Çin’de şimdilik bir kontrol sağlandığını söylüyorlar. Çin kültürünün temelinde aslında birkaç felsefi akımdan bahsetmek mümkün. Budhizm demek daha doğru olsa da çok bilinen adı ile bunlardan biri Konfüçyanizm. Fǎjiā dediğimiz bir legalizm denen yasacılık ekolü var. Bir de Daoizm var. Konfüçyanizmin Çin toplumu açısından önemi olduğu söyleyebiliriz. Çok organize bir toplum olduğunu söyleyebiliriz. Her ülke için söylemiyorum ama birçok ülkeye göre daha organize olduğunu son olaylarda da gördük. Bu konuda bir yetenekleri olduğunu söyleyebiliriz. Sadece Çin değil Konfüçyüs kültür alanında olan kabaca 'çubukla yemek yiyen kültür alanını' söyleyebiliriz. Mesela Singapur da çok başarılıydı şu ana kadar, Tayvan da öyle. Henüz devam etmekte bir şeyin içinde olduğumuz için kesin konuşmak zor. Şimdilik gözüken o ki onlar süreci biraz daha iyi kontrol ediyor.”

    ‘Çin’in çok ciddi bir üretim kapasitesi var’

    Pandeminin Avrupa'ya yayılma aşamasında Çin'in kendi içinde durumu kontrol altına almış görünmesiyle yardımlara daha fazla yer vermesini değerlendiren Fidan, Pekin yönetiminin üretim kapasitesine dikkat çekti. Çinlilerin de ilk günlerde sıkıntı yaşadıkları ancak ardından örneğin Türkiye'ye kalkan uçakların boş gönderilmediğini söyleyen Fidan, maske, koruyucu elbise gibi ürünlerin Batı'nın aksine Çin'de üretilmekte olduğunu anımsattı:

    “Yardım etme her kültürde var. Çin kültüründe de başka kültürlerde de var. Batıda da var ama bu kapasiteyle ilgili bir şey olsa gerek. Çünkü Çin’in çok ciddi bir üretim kapasitesi var. Dünyadaki üretimin önemli bir kısmını tek başına yürütüyor. Medikal malzemelerin büyük bir kısmı zaten orada üretildiği için çok hızlı bir şekilde üretime geçip ilgili ürünleri bir şekilde üretme şansları oluyor. Ama ilk günlerde onlar da çok ciddi sıkıntı yaşadılar. Yani dünya hazırlıksız yakalandı. Bizim Vuhan’daki vatandaşlarımızı almak için uçak gönderilmişti. Boş gönderilmemişti, yardım gönderilmişti. Maskelerin koruyucu elbiselerin gönderildiğini biliyoruz. Onlar da ilk zamanda bir şok yaşamış oldular. Hemen buna cevap vermek çok kolay olmuyor. O tarz ürünlerin üretimi büyük oranda Batı'da yapılmadığı için çok az oluyor. Avrupa ya da Amerika’da maske üretimi çok kısıtlı. Çoğunluğu zaten Çin’den ya da Uzakdoğu’dan temin ediyor."

    'Çin Cumhuriyet'in ilk yıllarında Türkiye'nin modernleşmesiyle ilgilendi'

    Çin ile ilgili Türkiye'deki algıların dünyadakilerle hemen hemen aynı olduğunu söyleyen Fidan, ilişkilerin çok eski tarihlere dayandığını anımsattı. Çinlilerin Osmanlı'nın son döneminden itibaren reform ve modernleşme hamlelerinde Türkiye'ye alaka gösterdiklerini belirten Fidan, Cumhuriyet'in ilk yıllarında da Türkiye'nin 'başarılı bir model' olarak görüldüğünü dile getirdi. Fidan bu konuda 'Cumhuriyet'in Çinli Misafirleri' isimli kitabına atıf yaptı:

    "Çin ile alakalı algı dünyada üç aşağı beş yukarı aynı. Algı dediğimizde algının kendisi zaten çok hızlı değişen bir şey. Örneğin 50 yıl önceki bir Çin algısıyla bugünkü çok farklı. Bir sene sonra ne olacağını bilmiyoruz, nasıl bir algı oluşacak Çin ile alakalı? Türkiye’de akademik anlamda uzun yıllardır yapılan çalışmalar var, tarih ve diğer alanlarda. Bunlar elbette yeterli değil. Herkesin bu konuda bir uzmanlık sahibi olması söz konusu değil. Ama akademik anlamda bir literatür oluşması anlamında Türkiye en azından etrafımızdaki birçok ülkeden daha ileri durumda diyebilirim. Daha fazla çalışmanın yapılması lazım tabii. O da oldukça zaman isteyen şeyler akademik çalışmalar. Çin-Türk ilişkileri çok eskilere dayanıyor. İlk yazılı tarih kayıtları, Orta Asya ile ilgili ilk kayıtlar Çin kaynaklarında, Göktürk ile ilgili önemli kaynaklar da Çin kaynaklarında. Osmanlının son döneminden itibaren de Çinlilerin bilgisi var. 1911 Çin cumhuriyeti öncesi, Mançu Hanedanı vardı, Osmanlı gibi bir imparatorluktu. Onlar da reform yapmaya, modernleşmeye çalışıyorlardı. Çin’deki Kang Youwei, Liang Qichao gibi önemli entelektüeller, Osmanlıdaki modernleşme hareketleri çok yakından incelemişlerdir. Kang Youwei belli bir süre bunun Çin açısından bir model olabileceğini söylemiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında da aynı şey söz konusu. Cumhuriyet'in Çinli Misafirleri isminde kitabım yayınlandı. Arşiv belgelerinden, gazete yazılarından, hatıralardan Türkiye ile alakalı o tarihteki düşünce ve algılarını görmek mümkün. O zamandan beri Çin’le bir ilişkimiz var. 1938’deki bahsettiğimiz şey de arşiv belgelerinde sabit. 1920’lerin dünyasını düşündüğümüz zaman genel anlamda Çinliler o tarihte Türkiye’yi bir başarı hikayesi olarak görüyorlar. Kendileri için de bunu bir model ya da bir yol olarak görüyorlar. Türkiye’nin önemli başarıları var o tarihlerde, 1920’ler, 30’lar. Önemli bir ilgi var Türkiye’ye Çin’de.”

    '1938'de Türkiye de diğer ülkelerdeki gibi Çin'e yardımda bulundu'

    Türkiye'de koronavirüs salgınında Çin'in bedava yardım gönderdiği iddiaları boş çıkarken, Fidan, Atatürk döneminde Türkiye'nin Çin'e kolera salgını yardımlarının doğru olduğunu söyledi. Fidan, 1938 yazında böylesi bir yardım talebinin BM kanalıyla yapıldığını belirtirken, Türkiye'nin de diğer ülkeler gibi Çin'e yardımda bulunduğunu kaydetti:

    "Çin'e ilk kolera aşısının Mustafa Kemal Atatürk'ün gönderdiği iddialarını Çin basınında görmedim. Benim gördüğüm kadarıyla yok. Her ne kadar arşiv belgeleri, gazete yazılarıyla bu sabit bir şey olsa da. Böyle bir yardım 1938’de var. O zamanki Birleşmiş Milletler Cemiyet-i Akvam’a bir talebi oluyor. Onun üzerine Türkiye’de talep olumlu karşılanıyor ve gönderiliyor. Sadece Türkiye değil Amerika, Filistin gibi başka ülkeler de var gönderenler arasında. Ama 1938’de böyle bir şey var. Hem Cumhuriyet arşivlerindeki belgeler hem Türkiye’deki gazeteler hem Çince-İngilizce yayın yapan gazetelerde tarihi net. Ağustos ama birebir söylemek mümkün değil. Belgede öyle bir şey olmadığı için yüzde yüz şöyledir demek mümkün değil. Ama o tarihteki Türkiye Cumhuriyeti devleti gönderiyor o aşıları. Ancak bir belge olursa söylemek mümkün olabilir. Genel olarak kamu diplomasisi denilen şey, dünyadaki birçok ülke bunu yapıyor. Çin de onlardan bir tanesi. Daha fazla büyük bir ülke olduğu ve daha fazla imkanı olduğu için daha fazla görünür halde oluyorlar. Birçok ülke kendisini anlatmak için o ülkede etkin olmaya çalışıyor. Birçok ülke bunu yapıyor.”

    Etiketler:
    Mao Zedong, Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye, Şi Cinping, Donald Trump, ABD, Koronavirüs, Çin
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın