11:05 27 Eylül 2020
Canlı Yayın

    'Koronavirüs krizi Çin'i gözden düşürmek için malzeme olarak kullanılıyor, ırkçılığa vardırılıyor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 612
    Abone ol

    Prof. Hasan Ünal'a göre, tarih kitaplarının 'milat' diye bahsedeceği koronavirüs krizi ABD'nin küresel liderlik başarısızlığını ortaya sererken, AB'nin birlik olarak hareket edemediğini gösterdi. Çin ve Asya'nın yükselişine tanıklık edildiğini söyleyen Ünal, özellikle Çin'i gözden düşürmek için ırkçılığa varan algılar yaratıldığına dikkat çekti.

    Dünya gündemini yeni tipte koronavirüs (Kovid-19) pandemisi belirlerken, krizin küresel kapitalist sistem ve uluslararası ilişkileri nasıl dönüştüreceği tartışılıyor. Kriz nedeniyle ABD'nin küresel liderliği daha fazla sorgulanırken, pandemiyi kontrol altına alarak uluslararası yardım çabalarına soyunan Çin giderek öne çıkıyor. ABD yönetimi ise BM'den ve kimi ülkelerden gelen koronavirüs krizinin vurduğu ülkelere yaptırımlara son verme çağrılarını reddederek dikkatleri üzerinde topluyor. İtalya, kriz karşısında AB tarafından 'yalnız bırakılmış' görünürken, AB'nin değerler ve birlik olma görüntüsü de yine bir diğer başlığı oluşturuyor.

    Bu koşullarda ABD Başkanı Donald Trump, şimdiden biyolojik kökeni net olmayan virüsle ilgili 'Çinli virüs' ifadesinde ısrar ederken, ABD Kongresi'ne salgının dünyadan saklandığı iddiasının soruşturulması talebiyle tasarı sunuldu. Tasarıda Çin'in 'virüsü saklama girişiminin verdiği zararların belirlenmesi ve tazminat mekanizması da kurulması' çağrısı da yer alıyor.

    Koronavirüs krizi ve uluslararası ilişkiler sistemindeki olası dönüşümleri Maltepe Üniversitesi’nden Prof. Hasan Ünal ile konuştuk.

    'Tarih kitapları milat olarak bahsedecek'

    Prof. Hasan Ünal'a göre, koronavirüs krizi siyasi tarih kitaplarında 'milat' olarak yazılacak. Krize kadar olan dönemde dünyada Çin'in yükselişinden bahsedilse bile ABD öncülüğündeki Batı'nın egemenliğinin sürdüğünü anımsatan Ünal, koronavirüs'le bütün öngörülerin yıkıldığını söyledi:

    “Bu bir milat olacak. Bundan sonra yazılacak siyasi tarih kitaplarında, bunun ayrıntılı şekilde bahsedilmemesi mümkün görünmüyor. Dünyadaki siyasal gelişmeler kutuplaşma üzerine, ülkeler arası rekabet üzerine yazılacak hemen her şeyde de milat olarak yazılması muhtemel. Onlarca yıldır Asya’nın yükselişinden bahsediyorduk. Evet yükseliyor ama bir yanda da evet ama Amerika 20 trilyon doları aşkım milli geliriyle, Avrupa Birliği şu kadar trilyon doları aşkın toplam milli geliriyle ki ABD’den daha büyük, bunları yan yana koyduğumuzda hala Asya’daki ülkeler geride kalıyorlar. Henüz bu ülkelerin batıyı geçmesi söz konusu değil diyorduk. 2019-20’de birtakım olaylar yaşadık. Geçen yıl NATO ‘Çin’in yükselişinden rahatsızız’ açıklaması yaptı. NATO Genel Sekreteri yine yaptığı bir açıklamada, başta silah olmak üzere bütün teknolojilerde Rusya’nın özellikle Çin’in yaptığı inovasyonlar NATO’nun güvenliğini riske atıyor demeye başladı. Soğuk savaş sona erdiği günlerde Amerikalıların yaptığı öngörülerde aşağı yukarı 60 yıl Amerikan dönemi, hegemonyası olacak gibiydi. Ama bunun böyle olmadığını görmeye başlamıştık. Koronavirüsü bunların hepsini kafamıza vura vura hatırlatan bir hadiseye yol açtı.

    'AB birlik olarak hareket edemiyor'

    Krizde önemli olanın virüsle mücadele ve uluslararası ilişkilerdeki etkilerinin olduğunu söyleyen Ünal, AB'nin bir 'birlik' olarak hareket edemediğinin bir kez daha ortaya çıktığını kaydetti. AB'nin en önemli ilk altı üyesinden İtalya'nın yaşadıklarına dikkat çeken Ünal, yardım talebi olmamasına karşın Çin'in gönüllü ve tek taraflı bu işe soyunduğunu belirtti. Ünal, aynı şekilde Rusya'nın İtalya'ya verdiği desteğinin de altını çizdi:

    "Burada önemli olan virüsle mücadele ve uluslararası ilişkileri ileride etkilemesi muhtemel olan bölüm. Avrupa Birliği, birlik olarak hareket edemiyor. Daha önce finansal krizde de edememişti. AB’nin en önemli ilk 6 kurucu ülkesinden biri olan İtalya, en zor günlerini yaşıyor. Kaybettiği insan sayısı Çin’den fazla. Virüs ile mücadelesi neredeyse imkansız hale gelmiş durumda. Pek çok İtalyan yetkili diyor ki, ‘Zatürre diye öldüğü tespit edilen insanların çoğu virüsten ölüyor. Bizim aslında bu virüsten kaybımız söylenenin beş katı’. Bu şu demek; İtalya çağrıda bulunuyor AB ortaklarına. Hiçbirisi çağrısına karşılık vermediği gibi İtalya’nın kullanabileceği medikal malzemeye de bir anlamda ambargo uyguluyorlar. Onlar da kendi dertlerine düştükleri için malzemenin ihracatını yasaklayan kararlar alıyorlar. Öte yandan yardım talebinde bulunulmayan Çin, tek taraflı yardım teklif ediyor. Çinli doktorların getirdikleri medikal malzemelerin İtalyan halkının büyük bir minnet, kardeşlik duygusuyla bakışının görüntülerini gördük. Rusya da İtalya’ya yardım malzemesi gönderiyor. ‘AB üzerinde bu krizin hiçbir etkisi olmayacak. Bu salgın bittikten sonra her şey eskiden olduğu gibi normal çizgide ilerleyecek diye bir şeyi engelleyen gelişmeler bunlar. Büyük ihtimalle Avrupa Birliği’nin geleceği üzerinde etkili olacak bu.”

    ‘Çin’i gözden düşürmeye yönelik bir malzeme olarak kullanılıyor’

    Ünal, salgının ABD ve Avrupa tarafından Çin’i gözden düşürmeye yönelik bir araç olarak kullanıldığı görüşünde. Bunu sağlamak için ABD'nin 'virüsün kaynağı Çin' söylemini yaydığını söyleyen Ünal, Pekin'in de Vuham'da ekimdeki askeri oyunlar için giden ABD'lilerden hareketle bazı sorular yönelttiğini ve virüsün ABD çıkışlı olduğu iddiasına yanıt beklediğini belirtti. Virüsün kaynağına dair tartışmaların daha uzun süre devam edeceğini belirten Ünal algıları pekiştirmek için Çinlilere yönelik ırkçılığın da gündeme taşındığını vurguladı:

    “Batılı liderlerin Çin’i suçlamaları. Bunu Amerikalılar da yapıyor. Josep Borrell da yapmaya başladı, ‘virüsün kaynağı Çin’. Çinliler de resmi olarak Amerikalılara çağrıda bulunarak, ‘Hayır, siz de bu virüsün daha önce görüldüğüne dair işaretler, bulgular var’ dedi. Sizin askeri personelinizin bu virüsten dolayı ölmüş olması kuvvetle muhtemel çünkü bu yönde açıklama yapan ilgilileriniz var salgından önce. Adı da aynen böyle. Onların iddiası şu ki salgından önce Amerikan askeri personeli arasında bu virüsten ölenler var. Askeri oyunlar için Vuhan’a gittiklerinde, Amerikan askeri virüsü oraya götürdü diyorlar. Orada yayılırken, Çin kendine özgü organize tedbirlerle bunun önünü aldı. Avrupa ve Amerika’ya yayıldı. Çin’in Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ve büyükelçiler, Amerika’dan izahat beliyoruz diyorlar. ‘Bu virüs daha önceki aylarda askeri personelinizin ölümüne neden olmuş muydu? Öyleyse neden bu bilgileri paylaşmadınız?’ Bu karşılıklı olarak devam edecek aralarında. Suçlama mekanizması olarak Çin’i gözden düşürmeye yönelik bir malzeme olarak kullanılıyor. Yarasa, köpek yiyorlar diyorlar, bunlardan yayılıyor diyorlar. Türkiye’de de demeye başladılar. Üzerinde Made in China yazan şeyler almayacağım diyor insanlar. Bu iddiaların altı boş. Daha önce Ebola virüsü yayıldı, o da yarasadan çıkmış. Yarasaların çıktığı bölgeye yol yapıldığı için insanlarla temas etmesi söz konusu olmuş. Bunlardan hareketle ırkçılığa yol açıcı şeyler yapmak hiç doğru değil. Virüsün başlangıcı neredendi? Önümüzdeki günlerde bu tartışma devam edecek."

    'Çin'e otoriterlik biçenler Güney Kore, Japonya ve Singapur'a ne diyecek, peki ya İran?'

    Ünal, Çin'in koronavirüs ile mücadelede sert önlemlerini eleştirmekle kalmayıp buradan otoriterlik eleştirisi çıkartanlara Güney Kore, Japonya ve Singapur modellerini sormak gerektiği görüşünde. İran'ın da 'otoriter' olduğunu ancak virüsle savaşta çok kötü performans sergilediğini anımsatan Ünal, meseleyi anlamak için toplumların organizasyonel ve kültürel bileşimleri ile devlet etrafında tesis edilen güven ilişkisine bakmanın gerektiğinin de altını çizdi:

    "Neden Çin, Kore, Japonya, Singapur gibi ülkeler çok başarılı bir performans sergilediler? Neden Avrupa ve Amerika çok laçka kaldı? Bunu şu anda tespit edebilmek zor. Bunlar otoriter rejimler, Çin hemen emir verdi, kilitledi sistemi, karantinaya aldı. Karantinaya aldı dediğimiz bazı rakamlara göre 80 milyonluk bir eyalet. Yani Çin’in Türkiye büyüklüğündeki eyaletini karantinaya alıyorsunuz. Güney Kore’nin de başarısı var. Orası da mı otoriter bir rejim. Çin kamucu bir yönetim tarzına ve ekonomik yapıya olduğu için Çin başarılı oldu deniyor. Ama Güney Kore kamucu değil aynı derecede, Japonya hiç değil. Bazı milletlerin devlet ve toplum olarak organizasyonel kültürel bir başarısı var. Yani toplum devlete güveniyor veya güvenmek zorunda veya hakikaten devlet ve toplum arasında böyle bir sıkı bağ var. Devlet yetkilileri bir şey söylediğinde genellikle buna uyulmuş her tarafta. Ama öte yandan sadece topluma da bırakmamış, kendisi de hızlı bir şekilde önlem almış. Ardından hızlıca sonuca gitmiş. Bu iş laçka gibi uzayıp gitmemiş. Zaten bu gibi durumlarda eğer devlet ve toplum seri bir şekilde bir performans gösterirse ve başarılı olacağının ipuçları ortaya çıkarsa toplumsal dinamiklerde de bir canlanma olur o zaman yapabiliyoruz diye. Otoriter, totaliter bir yapı olarak İran’da nasıl bir laçkalık var? İran’ın rakamlarına inanmak söz konusu değil. İran’da ne olduğunu tam olarak bilebilmek mümkün değil. Hala birtakım cenaze törenlerinde büyük kalabalıklar olarak bir araya geliyorlar, bunların yapılmaması lazım. Toplumsal seferberlik kabiliyeti olan toplum ve devletler var, olamayanlar var bir de.”

    ‘Asya’nın yükselişi önemli bir merhale kaydetti’

    Ünal, salgının Asya’nın önemli yol kat etmesine yardımcı olduğu görüşündeyken, ABD'nin tam bir karmaşaya doğru gittiğini söyledi. Dünyada kamuculuğun bahsedildiği kadar ön plana çıkmayacağı görüşünü dile getiren Ünal, önümüzdeki dönemde Atatürk modeli karma ekonominin denenebileceğini belirtti:

    “Batılı devlet ve toplumların bu kadar laçka bir görüntü sergilemesi hakikaten kendi içinde ayrıca değerlendirmeyi gerektiriyor. Öte yandan İtalya’da niye bu kadar kötü, Almanya’da niye göreceli olarak daha iyi? Almanya’daki sağlık sisteminin devlet elinde olması, buna rağmen laçka olmayıp çok iyi olması, bunlar yıllardır anlatılır. İngiltere’de de sağlık sistemi devletin elindedir ve tamamen kamu hizmetidir. Ama öğrencilik yıllarımdan hatırlarım, çok laçkadır. Allah hiç kimseyi İngiliz sağlık sisteminin eline düşürmesin derdik. Son yıllarda birtakım yatırımlar yapılmasına rağmen hala çok iyi durumda olmadıkları açık. Mesela İtalya’da sağlık sisteminin büyük ölçüde özelleştirilmiş olmasının bu mücadelede işleri zorlaştırdığı belli oluyor. Dolayısıyla her ülkenin muhtemelen kendi dinamikleri içinde tek tek araştırmaları yapılacak ve neden böyle olduğu sorularına cevaplar aranacak. Asya’nın yükselişi burada önemli bir merhale kaydetti. Hakikaten Asya diye bir kavram var ve bu sadece Çin değil. Japonya da çok başarılı. Sağlık bakanımız açıklamasında ‘Japonya ilaç dahil olmak üzere muazzam şeyler yapıyor’ dedi. Virüsün tedavisini büyük ölçüde kolaylaştıra ilaç da Japonya’dan geldi. Asya’nın yükselişini kesinlikle ortaya koyan bir kriz bu. Bundan sonra pek çok konu muhtemelen tartışmaya açılacak. Acaba bu denli neoliberal ekonomiler doğru mu, yoksa biraz kamuculuğa ihtiyaç mı var? Bu toptan bir kamuculuğa gidip eski komünizme dönüşme ihtimali çok zayıf. Belki Atatürk modeli diyebileceğimiz karma ekonomi. Devletin de belli sektörler de ekonominin içinde olduğu ve kamu hizmetlerini büyük ölçüde devletin sağladığı, belki de yeni modeller ve başarıları üzerine ciddi tartışmalar olacak. Amerika’da bu işin sonunun nasıl olacağını merak ediyorum. Amerika tam bir karmaşa ve kargaşaya doğru gidiyor. Oradaki yönetimin kafası da çok karışık görünüyor.”

    'Batı diyeceğimiz bir bütünlük kalır mı?'

    Çok kutuplu bir yapıya evrilen dünyada ABD’nin küresel liderliğini sürdürmekte zaten zorlandığını anımsatan Ünal, koronavirüsle birlikte küresel sahnedeki dengelerin değişmekte olduğunu da dile getirdi. Ünal, salgından en çok yara alan ABD ve Avrupalı müttefiklerinin birlik sağlayamayacağı bir yolda ilerlediğini söyledi:

    “İhtimallerin hepsi koronavirüs salgınından önce vardı zaten. Çünkü Amerika tek kutuplu dünya liderliğini sürdürmekte zorlanıyordu. Dünya çok kutupluluğa evrilmişti. Ama özellikle Amerikan derin devleti ve Amerikan yönetimi bu çok kutupluluğa dönüşü kabul etmeme niyetindeymiş gibi görünüyordu. Orada da en fazla elindeki silahlı kuvvetlerini kullanma niyetini ve eğilimini gösteriyordu. Bu krizden sonra bu süreç hızlanabilir. Ama Amerikan ve Batılı toplumların buna ne kadar destek vereceği konusu var. Çünkü çok az sayıda büyük şirketin elinde kalmış olan ekonomilere esir olmuş toplumlardan bahsediyoruz. Bu şekilde değerlendirmelerin yapılabileceği ortamın önünü açtı koronavirüs. Dolayısıyla böyle bir ortamda batılı ülkeler dünyaya çekidüzen vermek, sıcak savaş ihtimalini gündeme getirmekle mi meşgul olurlar yoksa kendi sorunlarına, iç reformlarına mı vakit ayırırlar? Bir de batılı diyeceğimiz bir bütünlük kalır mı? Örneğin Avrupa Birliği ne kadar bütün olarak kalır? Bir taraftan dışı Makedonya, Arnavutluk’u yakıyor içi başkalarını yakıyor hesabı diyelim. Amerika ve eski Batılı müttefikleri dediğimiz ülkeler böyle bir birliktelik sergilemeye devam mı ederler? Bunların hepsi salgından önce de soru işaretiydi. Bunlar daha da büyüyerek devam edecek diye düşünüyorum. O yüzden kestirmesi çok zor ama sıcak savaş ihtimalinde Amerika’nın kolaylıkla kazanabileceği bir savaş da yok. Küçük çaplı savaşların hepsini kaybetti Amerika. Afganistan’dan Irak’a, Suriye’den diğer yerlere başarılı görünmüyor. İran ile sıcak çatışmayı göze alamıyorlar. Daha büyüğünü göze almaları kolay bir ihtimal değil.”

    Etiketler:
    pandemi, Salgın, Almanya, Donald Trump, Koronavirüs, Avrupa Birliği, Rusya, Çin, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın