05:02 27 Eylül 2020
Canlı Yayın

    'Türkiye, Doğu Akdeniz'de biraz mola vermek durumunda'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 0 0
    Abone ol

    Mühdan Sağlam'a göre, koronavirüsün yarattığı derin krizle dibe vuran petrol fiyatlarını dengelemeye yönelik OPEC+ anlaşması yeterli olmayabilir. Sağlam, belirsizlik ortamında talep öngörülemediğinden tarafların mayısta tekrar toplanacağı görüşünde. Sağlam'a göre Türkiye bu kadar düşük fiyatlarla Doğu Akdeniz'de biraz mola vermek durumunda.

    Küresel koronavirüs krizinin de etkisiyle rekor düzeyde düşüş yaşanan petrol fiyatlarını 'rayına oturtmak' için Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ile örgüt dışı üreticilerin oluşturduğu 23 ülkeyi buluşturan OPEC+ telekonferansla yaptığı son olağanüstü toplantısında anlaşmaya ulaştı. Örgüt tarihine en büyük kesinti olarak geçen anlaşmaya göre, günlük ham petrol üretim miktarı 1 Mayıs'tan 30 Haziran'a kadar 10 milyon varil azaltılacak. Kesinti miktarı 1 Temmuz-31 Aralık tarihlerinde 6 ay boyunca günlük 8 milyon varil, 1 Ocak 2021 ile 30 Nisan 2022 arasındaki 16 ay boyunca ise günlük 6 milyon varil olarak uygulanacak.

    Anlaşma ABD Başkanı Donald Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Suudi vehiaht Prensi Muhammed bin Salman'ın telefon görüşmelerinde memnuniyetlerini dile getirmesini getirdi. Suudi Enerji bakanı da Rusya ile görüş ayrılıklarını 'aile içi ilişkilerle' kıyasladı.

    Ancak petrol piyasaları anlaşmayı temkinli karşılamış görünüyor. Nitekim petrole olan talep 1995 seviyelerine dönmüş durumda.

    Koronavirüs'ün dünya ekonomisine etkileri ve enerji fiyatlarındaki durumu akademisyen ve Gazete Duvar yazarı Mühdan Sağlam ile konuştuk.

    'Koronavirüs dünya çapında çok derin bir kriz yarattı'

    Mühdan Sağlam’a koronavirüs krizinin tüm dünyada insan yaşamı ve ekonomik hayatı derinden etkilediğini, bunun karbon emisyonlarının düşüşünde bile görüldüğünü belirtirken, krizin üretime derin etkilerine atıf yaptı. Gelişmiş ekonomileri bile sarsan krizin gelişmekte olan ekonomilere olan büyük maliyetine Pakistan Başbakanı İmran Han'ın 'açlıkla karşı karşıya kalmak' sözleriyle atıf yapan Sağlam, IMF'nın ülkelere borç vermek üzere devreye girmesinin de ne kadar işe yarayacağının görüleceğini belirtti:

    “Ekonomide çarkların durduğunu gösteren en önemli verileri karbon emisyonlarındaki düşüşler gösteriyor. Vuhan’da karantina süreci başladığında ülkenin havasının temizlenme oranının çok dikkat çekici boyuta geldiği görülmüştü. Benzer şey şu anda dünyanın genelinde var. BM böyle bir çabanın 10 ya da 20 yılda bütün ülkeler dikkat etseydi, kazanabilecek bir başarı olduğunu söylüyor. Ama ekonominin çarkları yeniden dönmeye başladığında durum eski haline gelecek. Fabrikaların çoğu özellikle virüsün yaygın olduğu yerlerde ya kapanıyor ya da yarı kapasiteye inmeye çalışıyorlar. Çünkü sosyal mesafe kavramı gündemde. Üretim bantlarında yeniden yapılandırma durumu var. Teknoloji devi Apple bile ocak ayında başlayan virüsün etkisini ancak piyasaya yeni sürdüğü versiyon telefonunun siparişlerine şimdi yanıt verebileceğini söyledi. Neredeyse 4 aylık bir rötarda kaldıklarını ifade ettiler. Bu gelişmiş dünya için verdiğimiz örnekler. Hükümet harcamalarının artması, destek paketlerinin gündeme gelmesi. Bir de Pakistan Başbakanı İmran Han’ın da söylediği gibi virüsü engelleyerek hayatta kalmakla, açlıkla terbiye olmak arasında bir tercih yapmak zorunda kalıyor hükümetler. Zaten düzenli bir gelirleri yok, iyi oturmuş bir sağlık sistemleri yok. Bunun üzerine belli oranda çalışan ekonominin bazı alanları sekteye uğratılırsa bunu kasanızdan ödemeniz gerekiyor. Eğer kasanız boşsa da yapacak bir şeyiniz kalmıyor. Açlıkla terbiye edilecekseniz ve öleceksiniz anlamına geliyor. Bu nedenle IMF kendisine gelen talepleri de göz önüne alarak 80 ülkeden başvuru aldığını söyledi. 1 trilyon dolarlık bir kredi paketi açıkladığını söyledi. Yine kendi raporlarına göre 2008 finansal krizinden bu yana olan en büyük kriz. Üstelik bu krizin ne kadar süreceğini bilmediğimiz için de çok aşabilecek durumlarla karşı karşıyayız. 2008’i de çok geride bırakan bir ekonomik tablo. Bugün ABD’de New York merkezli olarak süreç ilerliyor. Ama bu 50 eyalete yayıldığında ABD ekonomisi için ne söyleyebiliriz? Şu an Rusya için de Moskova ya da St. Petersburg’tan bahsediyoruz merkez üssü olarak. Ama Rusya 85 eyaletten oluşuyor. Diğerlerinde de benzer bir durum olursa Rusya bu süreci nasıl yürütecek bilmiyoruz. Rusya bunu yönetemediğinde diğer ülkeler de bundan etkilenecekler. ABD’de yönetemediğinde de etkilenecekler. Gelişme sürecinde olan ve halihazırda borç batağıyla yüzleşen, ekonomik imkanları sınırlı olan ülkelerin yardım çığlıkları var. Dolayısıyla durum şu anda çok parlak görünmüyor. IMF şu ana kadar yaklaşık 25 ülkeye kredi verme işlemini onayladığını söyledi. Bu ülkelere aktarılacak olan 23 milyar dolarlık bir sıcak paradan bahsediliyor. Ancak bunun yeterli olup olmayacağını bize zaman gösterecek. Türkiye açısından bile vaka artışı henüz yeni başladı diyebiliriz. O yüzden kesin bir şey söylemek zor.”

    'Üretim, taşımacılık durunca bir varil petrol bir varil vişne suyundan daha az değerli hale geldi'

    Koronavirüs'ün ilk patladığı yer olan Çin'in Vuhan eyaletinin büyük bir üretim üssü olduğuna dikkat çeken Sağlam, krizin fabrikaları durdurmasıyla, bütün bir ulaştırma sektörleri ağının derinden etkilendiğini belirtirken, tüm bu gelişmelerin ikinci bir dalgadan söz edildiği ortamda enerji piyasalarını etkilememesinin imkansızlığına vurgu yaptı. Sağlam bu çerçevede Rusya ile Suudi Arabistan arasındaki gerilimi anımsatırken, yaşanan sürecin ardından ülkelerin bir araya gelmek durumunda kaldırlarını anlattı:

    “Virüsün Çin’de etkisini göstermeye başlamasıyla beraber korkulan senaryo, virüsün tırmanmaya başlaması ve bununla paralel biçimde karantina uygulanmasıydı. Ya da evlere kapanılmanın tavsiye edilmesi ve gerekirse zorla uygulanmasıydı. Nitekim öyle de oldu Çin’de. Virüsün ortaya çıktığı yer kritik bir bölgeydi. Çin üretimin en önemli ayaklarından biri ama bölgesel olarak kendi içinde de bazı merkezler büyük öneme sahip. Vuhan da bunlardan biriydi. Fabrikalar durmaya başladı. Üretim hattını düşündüğümüzde fabrikaya gidecek ham maddeyi taşıyan kamyonlar, tankerler, gemiler, fabrikanın çarklarının dönmesini sağlayan enerji girdisi, bunları yeniden uluslararası piyasaya ulaştıracak olan ulaşım ağı durma noktasına geldi. Çin şimdi bunu kontrollü olarak açmaktan yana, çünkü ikinci bir dalga korkusu da söz konusu. Ama bunu zaten ilk etapta piyasaya etkisi 61 dolarla başlayan petrol fiyatlarının 50 seviyesine inmesiydi ocak sonunda. Çin petrol talebi açısından önemli bir ülkeydi özellikle Suudi Arabistan ve Rusya için. Alımın düşmeye başlamasıyla beraber bu sefer piyasada bir bozuk oluşmaya başladı. Çünkü şöyle bir dinamik var. Petrolü alırken 6 ay öncesine göre bir hesap yaparsınız. Bugün bir anlaşma yaparsanız petrol size 6 ay sonra gelir, petrol satışı bu şekilde olur piyasadan bağımsız. Çin’in de ocak ayında teslim edilecek olan petrolleri vardı, daha önce almış olduğu. Haziran ayında kontratı yapılmış, ocakta teslim edilecekti. Rafineler dedi ki ‘Ben bu petrolü istemiyorum, çünkü çalışmıyorum’. Bu sefer gittiler bunu çok daha ucuz bir fiyata diğer ülkelere satmaya çalıştı üreticiler. Böyle olunca 3’e sattığınız petrolü 1.5’e satmaya başladınız, elimden çıksın zararımı kurtarayım diye. Piyasada bir bolluk oluştu, arz eden ülkeler buna hazır değildi. Tam da bu noktada virüs bir taraftan yayılırken, mart ayında Rusya ile Suudi Arabistan OPEC+ şemsiyesi altında bir anlaşmazlık yaşadı. Suudi Arabistan talepteki düşüşü göz önüne alarak bir an önce önlem alalım derken, Rusya daha serin kanlı gitmekten yana tutum takındı. Rusya dedi ki; ‘Biraz daha beklemek gerekiyor, üstelik ne zaman üretimi azaltsak petrol fiyatlarını belli bir seviyede tutuyoruz, ABD’de sürekli üzerimizden üretimi arttırıyor. Biz kısıyoruz, onlar bizim piyasa payımızı almaya başlıyorlar. Ya onlar da katılsın ya da başka bir formül bulalım’. Rusya’nın bu kısa vadeli öngörüsü nisan ayında süreci çok başka bir yere çekti. Çünkü ocak ayında 60 dolarla girdiğimiz petrol fiyatları 19 dolara geriledi. Artık 60 dolara 3 varil petrol alabiliyordunuz. Bir varil petrol bir varil vişne suyundan daha az değerli hale geldi. Böyle olunca ülkeler yeniden bir araya gelmek durumunda kaldı."

    'Sorun sadece fiyat değil, talepteki düşüşün öngörülemiyor olması'

    Ancka Sağlam'a göre sorun sadece fiyat değil, talepteki düşüşün öngörülemiyor olması. Sağlam bazı ülkelerde koronavirüs'te henüz 'tepe noktasına' ulaşılmamış olmasından ötürü talebin daha da düşebilme ihtimalinin öngörüldüğünü vurgularken, ülkelerin mayısta tekrar bir araya gelmek durumunda kalabileceğini kaydetti:

    "Ama sorun sadece fiyat değil, talepteki düşüşün öngörülemiyor olması. OPEC+’dan çıkan formül 10 milyon varillik bir kesintiyi öngörüyor şu anda. Gördüğümüz kadarıyla gelecek projeksiyonları bize zaten nisanda 12 milyon varillik bir düşüşün olabileceğinden bahsediyor. Hele ki bazı ülkelerde pik sürecinin başlamamış olması önemliydi. Türkiye’de hafta sonu bir yerlere gidebiliyordu insanlar. Şimdi sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. Ekmek ve zorunlu hizmetler dışındaki şeyler yok. Market yok, markete mal taşıyan araç da yok demek. Petrol tüketimi düşüyor demek bu. Dolayısıyla bazı ülkelerde henüz pikin olmaması, bize tüketim konusunda iyi bir senaryo sunmuyor, talep tarafının daha çok düşeceğini öngörüyoruz. Anlaşma geçerli olacak. Her ne kadar iki ayda 1 bir araya geleceğiz deseler de 15 gün içerisinde en kötü senaryoyla mayıs ayında yeniden bir araya gelmek zorundalar talebi görüşebilmek için. Çünkü Rusya’da vaka sayısı çok ciddi biçimde artmaya başladı. Dolayısıyla anlaşmayı uygulamaya çalışacaklar. Ama anlaşma ne kadar etkili olur? Anlaşmanın etkisiz olduğunu fark ettiklerinde buna riayet etmeye devam ederler mi, buna dönük bir şey söylemek güç.”

    ‘Trump Teksas'taki petrolcülerin baskısıyla müdahale etmek zorunda kaldı'

    Sağlam, daha önce OPEC karşıtı söylemleri işitilen ABD Başkanı Trump'ın, tam da Rusya'ya yeni yaptırım sürecine hazırlanırken, Teksas'taki petrolcülerin baskısıyla Suudi Arabistan'ı aramak zorunda kaldığı görüşünü dile getirdi. Petrol fiyatlarındaki düşüşün Amerikalı üreticileri çok zor durumda bıraktığını belirten Sağlam, Trump'ın seçim senesinde oy kaybı yaşamamak için duruma müdahale etmek zorunda kaldığını dile getirdi. Ancak ABD'de bağımsız üreticilerin bulunmasının Trump yönetimi açısından işleri zorlaştırdığına dikkat çeken Sağlam, henüz nereye gideceği belli olmayan bir trende gibi olunduğunu anlattı:

    “Trump’ın daha önceki OPEC karşıtı söylemlerini duyduğumuz halde, Rusya’ya yeni bir yaptırım sürecine hazırlanırken, bir anda Muhammed Bin Salman ve Putin’i aramasının nedeni Teksas’taki petrol üreticilerinden gelen baskıydı. Yaklaşık olarak bir petrol varilinin maliyeti kendilerine 40-50 dolar arasında değişiyor. 40’ın altı üreticilerin çoğu için kar edilebilirliği geçtim, üretim maliyetini kurtarmıyor. Bu firmaların finansal olarak borç içinde olmasının getirdiği bir durum var. Dolayısıyla bu firmalar petrol lobisi üzerinden Trump’a ‘Bu işe çözüm bul, yoksa biz batıyoruz, biz batarsak Teksas’tan sana oy yok. Cumhuriyetçi Parti Teksas’ı unutsun’ dediler. Buna dönük bir uyarıda bulundular. Trump koltuğunu garantilemek istiyor. Zaten korona sürecini iyi yönetemediğine dair ABD kamuoyunda çok sert eleştiriler var. Bir de buna petrol krizi, üreticilerin isyanı eklenince, mecbur kaldı sürecin içerisine girmeye. Ancak şimdi üreticiyi şuna ikna etmek zorunda. Rusya ve Suudi Arabistan’da gördüğümüz gibi ABD’de üreticilerin politikalarına devlet bu kadar müdahil olamıyor. Burada bağımsız üreticiler var, bir tane yok, yüzlerce üretici var. Bunları ikna etmeniz gerekecek, üretimi azaltmaları için. Üstelik kaya petrolü üretimi geleneksele göre kesinti için kolay karar alabildiğiniz bir üretim dinamiğine de sahip olamıyor. Kuyuyu durdurdum, üç ay bekleyeceğim demek çok kolay olmuyor. Bu noktada depolama stratejisine geçecekler ama zaten depoların dolu olduğunu biliyoruz. Trump için de ABD’li üreticiler için de ABD dış politikası açısından hiç alışık olmadığımız bir süreç yaşıyoruz. Daha önce onları hiç masada görmedik. Hep petrol fiyatlarını düşürün çağrısı yaparken duyduk, şu anda çok başka bir şey söylüyorlar. Herkesin gergin olduğunu ve karar almakta zorlandığını görüyoruz. Ama keskin bir yorum için henüz çok erken. Süreç yolda giden bir trendeyiz ve son durağın neresi olacağını hiçbirimiz bilmiyoruz.”

    'Suudi Arabistan, iktisat kitaplarını yırtmaya yol açacak bir argümanla çıktı ama...'

    Sağlam, bu süreçte Suudi Arabistan'ın Rusya ile anlaşmazlık üzerine petrolü artırma girişimini ise iktisat kitaplarını yırtmaya yol açabilecek bir tutum olarak niteledi. Sağlam, Riyad'ın irrasyonel davrandığını belirtirken, bunun arkasında 'ben tek başıma batmam, hepinizi batırırım' diyerek diğer tarafları zorlama hamlesinin yattığını belirtti:

    “Liberal ekonomiyi baz alan geleneksel iktisat kitaplarını yırtmamıza neden olabilecek bir argümanla karşılaştık. Talep azaldığında arzın azalması gerekiyordu, aktörler rasyoneldi ve çıkarlarını maksimize etmeye çalışırlardı. Şimdi talep azalıyordu, arz fazlası var. Ama bir ülke ben vanayı sonuna kadar açıyorum, üzerine de size indirim yapıyorum diyor. Rasyonel bir davranış değil bu. Ekonomiden bağımsız bir siyasi ve jeopolitik hesaplaması vardı krallığın. Kendisinin bu hasarı atlatabilecek belli bir süre sübvanse edebilecek rezervi var. 480 milyar dolarlık bir rezerv fonu var. Krallık şunu söyledi hem Rusya hem ABD’ye. ‘Ben size kesinti yapın diyorum, siz hayır bu süreci gözlemleyelim diyorsunuz. O zaman herkes kafasına göre davransın, ben de vanamı sonuna kadar açıyorum, görün serbest piyasa nasıl işleyecek. Ben tek başıma batmam, hepinizi batıracağım’ dedi, gövde gösterisi yaptı. Piyasa dinamiklerini tersine işletti diyebiliriz. Nitekim fiyatların bu kadar ters düşmesi aslında masaya dönüşü hızlandırdı. Eğer üretim kesintisini sürdürseydi, belki biz haziranda bu süreci konuşacaktık. 20 dolara belki o zaman inecekti, Suudi Arabistan hızlandırdı. Üretimi bilerek arttırdı ve indirime gitti. ‘Şimdi masaya geleceksiniz’ dedi. Herkes nitekim bu çerçevede masaya gelmek zorunda kaldı. Burada ittifakla açıklayamadığımızda alternatif disiplinlere başvurarak incelemek gerekiyor. Çünkü petrol piyasası pek çok disiplindeki faktörleri dikkate alarak ilerlememizi zorunlu koşuyor. Dolayısıyla politik bir motivasyonla böyle hareket ettiğini söyleyebiliriz."

    'Bu kadar düşmüş fiyatlarla Doğu Akdeniz'de biraz mola vermek zorundasınız'

    Sağlam, Türkiye açısından ise petrol fiyatlarının düşüklüğünün tüketiciye olumlu yansımış olmasına rağmen başta Akdeniz'deki enerji aramaları dahil olmak üzere pek çok şeyi etkileyeceğini ve kırılgan ekonomide kur yüzünden oluşmuş sıkıntıyı da çözmeyeceğini vurguladı:

     

    "Fiyatları ele alırken bir tüketiciler bir de üreticiler üzerinden gidiyoruz. Tüketiciler cephesi açısından bu olumlu bir gelişme. Benzin istasyonuna gittiğinizde vergileri bir kenara koyarsak göreli olarak daha az ücret ödeyerek deponuzu doldurmanız ya da elektriği daha az faturayla ödeyeceğiniz anlamına gelecek. Bu kadar düşmüş fiyatlarla siz artık Doğu Akdeniz’de doğalgaz ve petrol aramaya biraz mola vermek zorundasınız. Varili 30 dolar olan bir petrol için Doğu Akdeniz’de bu kadar gündeme gelen bir konu şu anda bekletilmeye alındı. Aldığınız gemilerin hepsini limana çekip bekleteceksiniz. Çünkü astarı yüzünden pahalı hale gelmeye başladı enerji yatırımları açısından. Tüketici açısından olumlu ama Türkiye ekonomisi kırılgan bir ekonomi. Her şeyin yolunda olduğu ve sadece enerji bağımlılığı ithalata bağımlı bir ülkeden bahsetseydik, rahatlıkla evet bu iyi bir süreç derdik. Enerjideki düşüşü dövizdeki yükselişle dengeliyoruz maalesef. Petrolün bir varili 20 dolar. Bir ay önce dolar kuru TL karşısında neredeydi, şu anda nerede? Buna dönük öngörümüz nedir? Ya da enflasyon nerede? Bu kur, ekonominin kendi iç dinamiklerini dikkate aldığımızda gönül rahatlığıyla petrol fiyatlarının düşüşü Türkiye için olumludur diyebilmek fazlaca iyimserlik taşıyor. Dikkatli olmak gerekiyor çünkü enerji ithalatına bağlı bir ülke olsanız da enerji üreticisi ülkelerle de ekonomik projeler, ticaret, turizm var. Rus turist gelecek mi bu yaz ülkemize, petrol fiyatları bu şekilde devam ederse. Hükümet maaşlarda kesintiye gidebilir ya da sübvansiyonu başka biçimde kullanırsa turizmden kaybedebilirsiniz bu sefer. Gündelik tüketici için anlamlı, onu daha çok döviz kuru etkileyecek. Ama onun dışındaki büyük bir projeksiyon için çok fazla iyimser olmamak gerektiğini düşünüyorum.”

    Etiketler:
    OPEC+, Doğu Akdeniz, Koronavirüs, Suudi Arabistan, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın