14:14 13 Temmuz 2020
Canlı Yayın

    'Suriye sağlık sistemi yaptırımlar yüzünden zorda, yine de erken tedbirler işe yaradı'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    Küresel salgın: Koronavirüs vakaları 1,5 milyonu aştı (238)
    0 38
    Abone ol

    Hediye Levent'e göre Suriye'de eskiden yaygın ve kamusal olan sağlık sistemi koronavirüs ve yaptırımlar yüzünden zorda. Buna rağmen erken tedbirlerle salgının sınırlandığını belirten Levent, insan sağlığını doğrudan etkileyen yaptırımların suç olduğunu vurguladı. Levent'e göre İdlib'de ateşkes dışı örgütlere hamleler birkaç ay içinde başlayacak.

    Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle dünya çapında dayanışma mesajları verilirken ABD öncülüğünde rejim değişikliğinin yıllardır hedefi olmuş Suriye, yıllardır süren savaş yüzünden zorda. Savaş koşullarıyla birleşen koronavirüs ve ABD'nin sıkı yaptırım rejimi, Suriye'nin normalde kamusal ve yaygın sağlık sistemini iyice krize sokmuş durumda. Suriye hükümetinin erkenden aldığı önlemler yaşamını yitirenlerin sayısı 20'nin, vaka sayısı da 100'ün altında görünürken, Şam'dan ve müttefiklerinden uluslararası topluma yaptırımların kaldırılması çağrıları yapılıyor.

    Koronavirüs ve Suriye'deki gelişmeleri Şam'da yaşayan Evrensel Gazetesi yazarı, gazeteci Hediye Levent ile konuştuk.

    ‘Şam yönetimi salgın patlayınca çok erken harekete geçti’

    Hediye Levent, Suriye hükümetinin koronavirüs salgını patlak verdiğinde çok erken harekete geçtiğini belirtirken, bunun pandeminin yayılmasını sınırlandırdığını vurguladı. Levent'e göre, bu durum Suriye hükümetinin ülkenin savaş koşulları ve yaptırımlar yüzünden zorlandığı bir dönemde bu virüsle baş edebilecek kapasiteye sahip olmadığının farkında olarak hareket etmesi etkili oldu. Levent yine de ülkede test kitlerinin çok sınırlı bulunduğuna dikkat çekti:

    “Suriye’de şu anda çatışmaların devam ettiği yer ağırlıklı olarak İdlib ve Irak sınırındaki birkaç yer. Yani nüfusun yoğunlaştığı Şam, Halep, Lazkiye gibi yerlerde hayat nispeten normal gibi. Savaş sonrası şartları altında normalleşme çabaları vardı. Üstüne korona salgını patlayınca çok erken harekete geçti buradaki yönetim. Biraz da uluslararası ajanslar ya da kuruluşların desteğiyle harekete geçtiler. 14 Mart itibariyle sınırları, kamu kurumlarını ve üniversiteleri kapattılar. Bu kadar erken harekete geçmelerinin temel sebebi savaşın yıkımının üstüne bir de uluslararası yaptırımlarla birlikte sağlık sisteminin ağır hasarlı olması. Yani kitlesel bir salgınla hiçbir şekilde baş edemeyecek olduklarının farkındaydılar. Bu durum nispeten salgının diğer ülkelere göre daha hafif atlatılmasını sağlıyor gibi görünüyor. Suriye içinde korona test kiti sayısı oldukça az. Dünya Sağlık Örgütü 2 bin tane kit gönderiyor, salgının ciddiyetiyle kıyasladığımızda küçük rakamlar aslında bunlar. Günlük test sayısı 150 kadar bazen. Çin de parti parti gönderiyor. Ancak test yapılan insan sayısı da oldukça az, çünkü kit sayısı az. Testler de semptomların tamamını gösteren, büyük olasılıkla korona olduğu düşünülen kişilere uygulanıyor. Ancak ölü sayısının resmi açıklamalara göre oldukça düşük olduğunu da belirtmek gerekiyor. Önümüzdeki haftalarda sayı pik yapar mı, onu bilmiyoruz. Ölen sayısı şimdiye kadar 20’nin altında. Koronalı insan sayısı da 100’ün altında, birkaç karantina merkezinde tutuluyor insanlar. Bu konuyla ilgili genel bir belirsizlik de söz konusu. Çünkü burada en önemli mesele kit sayısı. Test ne kadar az olursa vaka da o kadar az oluyor. Ama çok erken harekete geçilip çok erken hayatın durdurulması sağlandı. Bu da nispeten salgının daha hafif atlatılmasını etkileyen faktörlerden biri.”

    ‘Uzun yıllar savaşın yaşandığı Suriye’de sağlık sistemi oldukça hasarlı’

    Levent, 2011’den beri savaşta olan Suriye’nin bu nedenle sağlık sisteminin çok fazla yara aldığını belirtti. Yaptırımların Suriye’deki yıkımı derinleştirdiğini ifade eden Levent, Suriye halkının derdinin koronavirüsten çok ABD'nin öncülüğünü yaptığı yaptırımlar yüzünden daralan ekonomi olduğunu ekledi. Levent, Suriyelilerin sosyal mecralardan sık sık 'açlıktan ölmektense koronadan ölürüm' mesajları paylaştıklarını aktarırken, bunun ülkedeki psikolojinin yansıması olduğunun altını çizdi:

    “Savaş 2011’den bu yana sürdü. Böylesi ağır bir travmadan sonra insanların korku, panik eşikleri de yükselmiş oluyor. Genel olarak bir panik havasının olmadığını söyleyebilirim. İnsanlar sokaklarda eldiven, maske takıyorlar, çantalarında alkol ya da hijyenik jel bulunduruyorlar. Ancak özellikle son iki haftadır korona tedbirleri nedeniyle her yerin kapatılmış olması ve ticari hayatın durdurulmuş olması rahatsızlık yaratmaya başladı. Çünkü savaş sonrası ciddi ve ağır bir ekonomik krizle boğuşuyor şu anda Suriye, üzerine bir de yaptırımlar meselesi var. Facebook, Twitter gibi mecralarda daha sık ‘Açlıktan ölmektense koronadan ölürüm’ gibi mesajları da görmek mümkün son dönemde. Suriyelilerin derdi şu an itibariyle koronadan çok ekonomik durum. Avrupa ülkelerinin dayanışmak lazım tek bir düşmana karşı gibi söylemleri daha çok yalnız bırakılan İtalya gibi AB ülkelerinin gönüllerini almaya yönelik görünüyor. En azından somut olarak herhangi bir dünyanın geri kalanı açısından bir yansımasını görmedik. Pek olası da görünmüyor açıkçası. Diğer taraftan sağlık alanını doğrudan etkileyecek şekilde yaptırım uygulanması normalde uluslararası kanunlara göre suç. Ancak bir ülkenin bankacılık sisteminden o ülkeyle iş yapan çevrelere kadar geniş bir kara liste oluşturulduğu zaman sağlık sistemi doğrudan etkileniyor. Suriye bu yaptırımlar sebebiyle sağlık başta olma üzere birçok konuda yaptırımlardan doğrudan etkileniyor. Bölge ülkeleri açısından Birleşik Arap Emirlikleri, en son Suriye karşılıklı sıcak mesajlar verdiler. Korona salgınıyla bitmiyor bu süre. Suriye uzun yıllar savaşın yaşandığı bir ülke, sağlık sistemi oldukça hasarlı. Taşıma suyuyla değirmen dönmez’ atasözü uygun bu süreç için. Burada ilaç firmalarının, fabrikalarının yeniden kurulması gerekiyor. ama en basitinden ilaç üretimine tekrar başlanması içn gerekli teknoloji ya da makine satın alınamıyor. Bir şekilde farklı kanallar üzderinden makine satın alınsa bile kruulum için uzman getiremiyorlar mesela. Onlar da yaptırım listesinde. Dolayısıyla yaptırım sadece para transferinin engellenmesi değil yukarıdan aşağıya yüzlerce başlık ve aktiviteyi etkiliyor. Sonuç olarak Suriye hala yaptırım listesinde ve yaptırımlar giderek ağırlaşacak gibi görünüyor. ABD’den gelen son açıklamalardan bunu anlıyoruz. Yaptırım süresi uzadıkça yarattığı yıkım da o denli derinleşiyor.”

    ‘Bu koşullarda 2011 öncesi sağlık sisteminin kurulması mümkün değil’

    Savaştan önce Suriye’de sağlık sisteminin iyi durumda olduğuna dikkat çeken Levent, savaş sonrası süreçte sistemin tekrar canlanmasının yaptırımlarla beraber mümkün olamadığını vurguladı. Levent, yaptırımlar nedeniyle dışarıdan hammadde alamayan Suriye hükümetinin eskiden kendi ürettiği yerli ilaç üretimine başlayamadığını aktardı:

    “Suriye’ye yönelik yaptırımlar yeni değil zaten. Yaptırım altında olan ülkelerde şöyle bir mantık ortaya çıkıyor: ‘Farklı bir kamptayım ve bu yaptırım benim üzerimde kalmaya devam edecek, o zaman kendi işimi kendim göreyim’ şeklinde. 2011’e kadar olan dönemde Suriye’de çok spesifik kanser türleri haricinde kendi ilaç ihtiyacını karşılayabilen bir ülkeydi. Sağlık sistemi oldukça iyiydi. Bölge ülkelerinden buraya gelip ameliyat olurdu insanlar. Estetik dışında diş ya da diğer tedavilerde doktorlarına iyi bir eğitim veriyordu tıp açısından. Avrupa ülkelerinde korona sebebiyle insanların dikkatini çekmeyen bir başka haber daha var. Ön saflarda koronaya karşı savaşan doktorlar arasında çok sayıda Suriyeli doktor var, Amerika dahil olmak üzere, çok sayıda ölen Suriyeli doktorlar da var. Suriye içinde de doktor sayısı ne yazık ki son dönemde azaldı savaş sebebiyle, bazıları öldü bazıları ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Sağlık sistemi büyük ölçüde ücretsiz, devlet hastaneleri var, özeller de var. Ancak Türkiye ile kıyaslandığında oldukça düşük miktarlar ödeniyor hastanelere. İlaç ücretleri alım gücüne oranlan fiyatlandırılıyor. 9 yıllık bir savaşa rağmen bu şartlarda bile nispeten iyi gibi. Ama şu anda asıl problem şu. İlaç üretimine tekrar başlayamıyor çünkü hammaddeyi dışarıdan getirtemiyor. ‘Benim param var, bana şu ilaçların hammaddesini gönderin’ şeklinde şirketlerle anlaşma imzalanıyor ya da prensipte anlaşılıyor. Ama şirketler üzerindeki baskı sebebiyle kontratlar son dakika iptal ediliyor. Makine gelmiyor, gelse bile uzman gönderilmiyor. Dolayısıyla yeniden 2011 öncesi sağlık sisteminin kurulması oldukça sıkıntılı görünüyor bu şartlarda.”

    ‘Şam’ın İdlib operasyonu en geç birkaç ay içinde başlayacak’

    Levent, koronavirüs krizine rağmen Suriye hükümetinin topraklarında egemenlik sağlamakta kararlı göründüğünü belirtirken, müttefikleriyle birlikte İdlib'deki cihatçı gruplarla mücadeleye birkaç ay içerisinde başlayacağı öngörüsünde bulundu. Rusya Federasyonu ile Türkiye arasında 5 Mart'da güncellenen Soçi mutabakatına atıf yapan Levent, bu mutabakatın radikal grupları kapsamadığına da dikkat çekti:

    “Açıkçası pek etkilemedi. Moskova Putin-Erdoğan görüşmesindeki 5 Mart şartlarına bakacak olursak, o günlerde Türkiye ve Suriye ordusunun çatışabileceği ya da savaşmaya başlayabileceğini konuşuyorduk. Hatta sahadaki Rus güçlerle TSK’nın karşı karşıya gelme riski oldukça yüksekti. Bu tansiyonun düşürülmesi gerekiyordu. 5 Mart görüşmesi o çerçevede yapıldı. Genelde 5 Mart değerlendirilirken ‘İdlib’de ateşkes’ şeklinde bir ifade tamamen yanlış. İdlib’deki silahlı gruplar ateşkes kapsamında değil. Çünkü radikal örgütler oldukları Türkiye, Rusya, İran ve birçok ülke tarafından kabul edildi. Ateşkeslerde radikal örgütleri kapsamaz. TSK sahadaki Rus güçlerle Suriye ordusu arasındaki bir çatışma riskine engel olmak için yapıldı bu ateşkes. Yine o görüşme sadece sahadaki tansiyonun bir süre daha düşürülmesini sağlamak amacıyla gerçekleştirilmişti. Korona olsa da olmasa da İdlib civarında birkaç haftalık sakinleşme dönemi yaşanması gerekiyordu, o görüşmenin ardından. Sonra yeniden tansiyon yükselmeye başlayacaktı. 5 Mart’taki görüşmenin hala detaylarını bilmiyoruz. Şam ve Rusya iç basınında öne çıkanlara bakıldığında Türkiye’nin 5 Mart’ta ciddi vaatlerde bulunduğuna dair iddialar var. İdlib’deki radikal örgütlerle Türkiye’nin mücadele ettiğine dair değerlendirmeler de var. Bu anlamda buraya bir soru işareti düşürmek lazım. Şam zaten hiçbir şekilde İdlib’den vazgeçmiyor. Rusya ve İran da İdlib konusunda hiçbir şekilde taviz vermiyor. İdlib’de korona olsa da olmasa da bir süre sakinleşme dönemi, ordular arasında savaşa engel olmak için. Ama ardından yeniden Rusya destekli Suriye ordusunun operasyonun son aşamasına başlaması bekleniyordu zaten. Operasyon en geç önümüzdeki birkaç ay içinde yeniden başlayacak. Rusya içinde yapılan bazı değerlendirmelerde Suriye’nin yeniden toparlanması için İdlib meselesinin çözülmesi gerekiyor. 2020 yılı içinde İdlib meselesi sona erecek şeklinde çok keskin yorumlar var. Bütün bunları bir araya getirdiğimizde İdlib’de süreç devam ediyor, saha yavaş yavaş ısınıyor ve korona en fazla belki birkaç haftalık gecikme, erteleme sağlayabilir bu duruma. Ama yakında yeniden tırmanacaktır. Korona'dan önce İdlib meselesinden dolayı Kürtlerle Şam arasındaki görüşmeler de zamana yayılmaya başladı. Görüşmeler yapılıyordu zaten. Amerika’nın o bölgedeki pozisyonu biraz Şam ve Kürtler arasındaki görüşmeler biraz Rusya’nın sahadaki pozisyonunu güçlendirmesine bağlı. Eğer Rusya İdlib’in tamamen Suriye ordusunun kontrolüne geçmesini sağlarsa, Türkiye’yi oradan çıkmaya zorlarsa, doğrudan çatışmadan bahsetmiyorum, muhtemelen bir sonraki hedefi Amerika ile olacaktır. Ama Amerika’da da Trump yönetimi var, o da oldukça belirsiz. Amerika’nın sabah nasıl bir politika ile uyanacağı belli değil. Dolayısıyla Ruslarla asgari müşterekte de olsa Amerikalılar bir anlaşma yapabilirler. Birkaç ay önce de bunun sinyalleri gelmişti. Ancak saha oldukça belirsiz ve her biri birçok paradigmaya bağlı.”

    Konu:
    Küresel salgın: Koronavirüs vakaları 1,5 milyonu aştı (238)
    Etiketler:
    Donald Trump, Operasyon, İdlib, Avrupa, Rusya, sağlık sistemi, Kovid-19, Koronavirüs, Yaptırım, Suriye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın