00:39 25 Kasım 2020
Canlı Yayın

    'Trump'ın Çin yüzünden DSÖ'yü hedef alması uluslararası kurumlara alerjisinin sonucu'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 0 0
    Abone ol

    Faruk Loğoğlu'na göre Trump'ın 'Çin'i kayırdığı' iddiasıyla DSÖ'yü hedef alması, uluslararası kurumlara alerjisinin sonucu. Loğoğlu, ortak aşı girişimine de katılmayan ABD'nin ağırlığının azalacağı görüşünde. Loğoğlu, Çin'in hegemon olacağı bir dünya düşünmezken, "ABD ne kadar gereksiz savaş varsa başlatmıştır, Çin'in böyle bir anlayışı yok" dedi.

    Koronavirüs pandemisi en başta Birleşmiş Milletler'e (BM) bağlı Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) olmak üzere verili uluslararası kurumsal yapıları da zorluyor. Pek çok ülke küresel dayanışmadan söz ederken, DSÖ'yü 'Çin'i kayırmakla' itham eden Trump yönetimi uluslararası kurumsal yapı ile bilek güreşinin sertleştiriyor. Trump, DSÖ'ye ABD tarafından verilen fonları keserken, Kongre'den de dava açılması, DSÖ'nün soruşturulması, Çin'den tazminat istenmesi gibi sesler yükseliyor.

    Koronavirüs karşısında uluslararası kurumsal çerçeveyi ve Trump yönetiminin tutumunu emekli Büyükelçi Faruk Loğoğlu ile konuştuk.

    'Kavganın DSÖ'ye taşınması talihsiz oldu'

    Faruk Loğoğlu'na göre, bütün ülkelerin temsil edildiği DSÖ'nün ABD ile Çin kavgasına vesile edilerek bu hale düşürülmesi 'talihsiz'. Trump yönetimi tarafından DSÖ'nün fonlarının kesilmesi kararının bütün dünyayı etkileyeceğini belirten Loğoğlu, diğer yandan başta AB ve Rusya olmak üzere pek çok ülkenin dünya örgütünü desteklediğini vurguladı:

    “Dünya Sağlık Örgütü’nün bu hale düşürülmesi çok talihsiz bir tablo. Çünkü öyle veya böyle DSÖ birikimi olan, salgın hastalıklarla mücadele konusunda da çok ciddi birikimleri olan bir kuruluş. Bütün ülkelerin temsil edildiği bir kuruluş. O bakımdan Amerika Birleşik Devletleri’nin Çin ile kavgasını vesile ederek DSÖ’yü hedef alması çok talihsiz, yanlış bir hamle oldu. Bu Dünya Sağlık Örgütü’nün eylem ve faaliyetlerine tabii ki etkilemeyecek. Ama bir ahlaki açıdan bakıldığında pandemi bir küresel salgın olduğu noktada Amerika’nın Çin ile kavgası yüzünden böyle ağır bir darbeyle DSÖ’ye parasal katkıyı kesmesi çok önemli. Hepimize zarar verecek ve kaygılandıracak bir durumdur. Avrupa Birliği ve birçok ülke Dünya Sağlık Örgütü’ne sahip çıkmaya devam etmektedir. O bakımdan DSÖ’nün pandemi ile mücadelesindeki faaliyetleri aksamaya uğramayacaktır. Bu biraz da Trump tarafından Çin ile kavganın DSÖ’ye taşınması."

    'Trump yönetimi vahşi bir kovboya benziyor'

    Loğoğlu'na göre bu gelişmeler Trump'ın dünya düzenine ve uluslararası kurumlara alerjisinin sonucu. Trump'ın çok taraflılık yerine tek taraflılığı tercih ettiğini söylerken, daha önce UNESCO'dan da ayrıldığını belirterek UCM'yle ilgili Obama yönetiminden farklı tutumu anımsatan Loğoğlu, Trump yönetiminin sadece sağlık alanında değil uluslararası hukuk alanında da 'vahşi bir kovboya' benzediği görüşünü dile getirdi. Loğoğlu, Trump'ın kasımda yeniden seçilmesi halinde ABD'nin içe kapanışının ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla kavgasının süreceği görüşünü aktardı. Loğoğlu'na göre, bu gidişatla ABD söz ve ağırlığı fazla olmayan bir ülke haline geleceği, buna karşılık Çin, Almanya, Hindistan, Rusya ve Japonya gibi ülkelerin çok kutuplu bir dünyada daha fazla söz sahibi olacakları değerlendirmesinde bulundu:

    "Bir de Trump’ın zaten dünya düzenine karşı bir alerjisi var. Obama seçildiğinde ABD, soğuk savaş sonrasında dünyanın tek kutuplu dünyanın hegemonyası olarak gayet rahattı. Fakat bu giderek eridi. Obama bunun farkına vardığı için tek taraflılık yerine çok taraflılığı tercih etmeye başladı. Yani yapacağı işleri özellikle uluslararası ilişkiler bakımından ittifaklara, dayanışmaya, koalisyona ihtiyacı olduğu için çok taraflılık esasına dayanan bir dış politika gütmeye çalıştı. Trump hem Obama’ya karşı alerjisi olduğu için hem kendi anlayışı doğrultusunda ‘Ben Amerika’yı tekrar en büyük yapacağım’ iddiasıyla ortaya çıktı. Attığı bütün adımların Amerika’yı daha büyük ve küresel planda daha stratejik ağırlıkta bir konuma getirmesi beklenirken Trump’a göre, tam tersi etkiyi yapıyor. DSÖ’den önce Trump, 2017’de UNESCO’dan ayrıldı. Gerekçesi İsrail aleyhine çalışan bir Birleşmiş Milletler kurulu diye. Bu ayrılık devam ediyor. Gerçi 1984’te de başkan Regan döneminde yine Amerika UNESCO’dan ayrılmıştı, Sovyetler Birliği yanlısı diye. Fakat 2003’te tekrar dönmüştü. Trump’ın Çin ile kavgası Amerika’da Cumhuriyetçilerin kendi başımıza yeteriz içgüdüsü, Trump’ın Obama’ya olan alerjisi nedeniyle Trump, önce UNESCO’dan en son da DSÖ’ye yaptığı katkıyı kesti. Çok ilginç bir boyut daha var; Uluslararası Ceza Mahkemesi. ABD bu mahkemeyi kuran Roma anlaşmasına taraf değil, Türkiye de değil. Fakat bu anlaşmaya göre, Amerikan askerlerinin kendi topraklarında işledikleri suçlar nedeniyle mahkemeye götürülemiyorlar. Ama Amerika’nın dışındaki suçları nedeniyle mesela Afganistan’da bu nedenle Uluslararası Ceza Mahkemesi Amerikan askerlerini yargılamak istiyor. Bu konuda bir teşebbüs de oldu. Trump da ‘Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni tanımıyorum’ diyerek oraya da bir set çekti. Sadece sağlık alanında değil uluslararası hukuk alanında da böyle bir vahşi kovboya benziyor Trump. Trump bu yıl Kasım’da tekrar seçildiği takdirde Amerika’nın bu içe kapanışı, uluslararası toplum ve kuruluşlar, anlaşmalarla kavgası devam edecek. Benim kanaatim, Amerika Birleşik Devletleri artık büyük ekonomisi olmaya devam edecek ama orada da sıkıntılar yaşayacak. Söz ve ağırlığı fazla olmayan sıradan bir ülke haline gelecek. Onun yerine Çin, Almanya, Hindistan, Rusya, Japonya gibi ülkeler çok kutuplu bir dünyada daha fazla söz sahibi olmaya başlayacaklar.”

    ‘AB bir strateji oluşturmakta geç kaldı ama kendini toparlar’

    Trump yönetiminin aynı tek taraflılığı NATO ve İran konusunda da uygulamaya çalıştığını anımsatan Loğoğlu, buna karşı koronavirüs sürecinde Avrupa'nın daha keskin bir tutum takındığı görüşünü aktardı. Ancak koronavirüs karşısında Avrupa Birliği’nin (AB) ortak bir strateji etrafında toplanmakta geç kaldığını teslim eden Loğoğlu, geçmişte de büyük krizler atlatan birliğin şu anki durumun da üstesinden geleceğini söyledi:

    “Avrupa Birliği pandemi ile mücadele konusunda kendisi iyi bir sınav veremedi. Toplu bir AB stratejisi, planı oluşturmakta çok geç kaldılar. Neticede bir yere vardılar. Benim kanaatim, AB bunu da atlatacaktır. Avrupa Birliği geçmişte başka krizlerle de karşı karşıya kaldı. Ama AB kendini toparlayacaktır. ‘NATO’dan çıkacağım, eskimiş ve geçerliliğini yitirmiştir’ diyen Trump’a karşı Fransa çok ciddi tepkiler vermişti. Trump AB’yi de eleştirmişti. O bakımdan AB’nin bakışı bir hayli farklı hem DSÖ hem İran’a uygulanan yaptırımlar bakımından. Ama bir noktada pandemi Avrupa Birliği’ni öyle bir yakaladı ki canının derdinde şu anda. Etrafa ulaşmak ve erişmekte biraz sıkıntıları var. Ama yine de küçümsememek lazım. DSÖ’ye sahip çıkıyorlar. İran’a doğru bir şekilde yardımcı olmaya çalışıyorlar. Transatlantik camiasının ana örgütü NATO, burada da sıkıntılar olacak. Ama NATO yine kendisini değişen koşullara en iyi ve en çabuk uyarlayabilen örgüt olmuştur. Bu sefer de öyle olacaktır. Pandemi ile mücadelede ne kadar nasıl bir katkı yapabilir şahsen bilemiyorum. Transatlantik camiasının NATO ve AB bakımından çok büyük sıkıntılara düşeceğini sanmıyorum. Çünkü Trump, Amerika’yı giderek değerli yalnızlığa sürükleyen yanlış gidişatta bir noktada acaba aklı başına gelir mi diye de beklemek lazım. Çünkü ne yapacağı ne söyleyeceği öngörülemeyen bir adam. Çok çabuk karar değiştirebiliyor. Pandemi Trump’ın da aklına başına getirir umarım.

    'Dünyada bilim ön planı çıkıyor, ABD yer almasa da aşı geliştirme çabası sürecek'

    Loğoğlu, mücadele sürecinde dünyada bilimin ön plana çıktığına dikkat çekerken, ABD'nin içinde yer almamasına karşın Avrupa'nın başı çektiği küresel aşı geliştirme (GAVİ) girişiminin çabalarıyla dünyanın dayanışma içerisinde aşı geliştirme çalışmalarına devam edeceği beklentisinde:

    "Türkiye’de bile şunu öngörüyoruz; bilim patlaması var, bilim yükselme halinde. Bir matematikçi hesaplamış; milyonlarca insanı enfekte edecek virüsün toplam ağırlığı bir gram. Bununla mücadelede bütün ülkelerde bilim ön plana çıktı. Sürekli aşı ve ilaç araştırmaları yapılıyor. Siyaset ile bilimin henüz çatışma halinde olduğu bir ortamdayız. Bilimin uluslararası bir dayanışma aracı vesilesi ortamı oluşturması için biraz daha insanların akıllanması gerekiyor. Bunun için de biraz daha zaman lazım. Ülkeler virüsle mücadelede içlerine kapanırken, uluslararası dayanışmanın gerçek verimli olacağı bu bilim alanını bence sonunda keşfedecekler. Bilimin patlama yapması çok sağlıklı bir şey. Türkiye’de yapılan bilim esaslı olmayan açıklamalar da çok üzücü bu arada. Ama bilim neticede talip görecek. Çünkü virüsü ancak o şekilde yenebileceğiz. Amerika Birleşik Devletleri küresel çapta ortak aşı girişiminde (GAVİ) yok, Çin de var olmaya çalışıyor. O nedenle Amerika’nın tepkisi daha da olumsuz olacak. DSÖ’nün böyle bir yetkisi var mı, kuruluşundaki yetki tanımlarını bilmiyorum. Orada bir koordinasyon sağlanır mı bilemiyoruz. Bu bir yerde Fransa ya da Türkiye olabilir, hiç beklemediğimiz bir yerde aşı ortaya çıkabilir. Ondan sonra nasıl ki mıknatıs toplu iğneleri hizaya getirir, bu bütün yapılan araştırmalar da hemen bir hizaya gelecek ve Amerikasız da olsa bu iş bir dayanışma noktasına hepimizi getirecektir.”

    'ABD dünyada ne kadar gereksiz savaş varsa hepsini başlatmıştır, Çin'in böyle bir anlayışı yok'

    Loğoğlu, bu süreçte ABD'nin yerine Çin'in hegemon güç olacağı bir dünya ise düşünmüyor. Çin'in böylesine bir potansiyeli bulunmasına karşın böylesi bir kültürü ve anlayışı bulunmadığını belirten Loğoğlu, " Dünyada ne kadar gereksiz savaş varsa, hepsini Amerika başlatmıştır. Vietnam, Küba, Suriye, Irak gitmediği yer kalmamıştır. Fakat Çin’in böyle bir şeyi yok" görüşünü dile getirdi:

    “Çin’in alışageldiğimiz anlamda hegemon bir güç olacağını düşünmüyorum. Çin ekonomisiyle, teknolojisiyle, birçok yumuşak güç boyutlarıyla hegemon bir güç haline gelebilir. Muhtemelen de gelecektir. Askeri planda da çok güçlü. Fakat ABD’yi öteden beri hegemon güç yapan askeri gücü olmuştur. Dünyada ne kadar gereksiz savaş varsa, hepsini Amerika başlatmıştır. Vietnam, Küba, Suriye, Irak gitmediği yer kalmamıştır. Fakat Çin’in böyle bir şeyi yok. Çin’in bölgesinde birtakım sorunları var, Japonya, Tayvan ile vs. fakat Çin’in askeri gücünü kullanarak bir hegemon güç olma vasfını pekiştirecek bir yaklaşım, anlayış içinde olacağını sanmadığım gibi bunun diğer ülkelerin fırsat vereceğini de düşünmüyorum. Dolayısıyla yumuşak güç anlamında bir hegemonyadan bahsedebiliriz. Hele hele bu yumuşak gücü olumlu anlamlarda kullanır ise… Ama askeri güç bağlamında Çin’in dünyayı karıştırmaya kalkacağını, kalkışırsa kesinlikle herkesin karşı çıkacağını da bilmemiz lazım.

    ‘Türkiye’nin Afrika gibi ülkeler yerine kapasitesi olan yerlere yardım yapması iç politika

    Türkiye'nin pandemiyi başta Suriye ve Libya maceralarından dönmek olmak üzere dış politikasını düzene sokmak için fırsat görmesi gerektiği görüşündeki Loğoğlu ancak bunun işaretinin görülemediğini söyledi. Loğoğlu'na göre Ankara'nın dış yardımlarının daha fakir ülkeler varken, zaten eninde sonunda kapasitesi bulunan zengin ülkelere yapılması yanlış ve hedefi de iç siyasette PR:

    "Bu pandeminin bir fırsata çevrilmesi gerekir. Ama bunun en ufak bir işaretini hem Suriye hem Libya’da göremiyoruz. Türkiye’nin pandemi vasıtasıyla dış ülkelere yardım yapmasını yadırgamıyorum. Ama yardımın adreslerini biraz yadırgıyorum. Bunun Afrika, Karayipler, Doğu Avrupa ya da Balkanlardaki ülkelerin olması lazım. Yani ABD’ye İngiltere’ye yardım etmek ne kadar doğru, zaten zengin ülkeler. Yetenekleri ve kapasiteleri de var eksiklerini kapatma anlamında. Zaman sorunları var, şu anda yeterli şeyleri yok. Bunu telafi edecek her türlü imkanları var. Türkiye’nin dış politikada yaptığı bütün hamleleri, 55 ülke olarak zikredilen koronavirüs nedeniyle yaptığı dış yardımlar dahil çok büyük ölçüde iç politika mülahazalarına dayanıyor. Bunun bir erken seçim yatırımı olduğunu söyleyen yorumcular bile söylüyor. ‘Türkiye müthiş bir ülke, herkesin yardımına koşuyor, vatandaşlarına da para yardımı yapıyor’ gibi bir iç politika boyutu var bir de.”

    Etiketler:
    Koronavirüs testi, Koronavirüsle mücadele, Ceyda Karan, Faruk Loğoğlu, Rusya, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Çin, Donald Trump, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın