08:53 01 Haziran 2020
Canlı Yayın

    'Yıllarca Esad yolsuzluğa göz yumuyor diyenler yolsuzlukla mücadele başlayınca kıyameti koparttı'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 47
    Abone ol

    Hüsnü Mahalli’ye göre 'Esad yolsuzluğa göz yumuyor' diyenler yolsuzlukla mücadele başlayınca kıyameti koparttı. Suriye'ye nesnel koşullarla bakılması gerektiğini belirten Mahalli, çağdaş ve laik ulus geleneğinin ülkeyi ayakta tuttuğunu belirtip, ‘Suriye Arap ulusunun kalbidir' dedi. Mahalli'ye göre 'Putin Esad'ı terk edecek' iddiaları 'aptalca'.

    Koronavirüs krizi nedeniyle uluslararası ilişkilerin öne çıkan konuları yoğunluğunu yitirse de alttan alta kaynamaya devam ediyor. 10 senedir ABD ve Körfez destekli İslamcılık ve dünyanın dört yanından cihatçı militan devşirilerek yürütülen istikrarsızlaştırma ve parçalanma girişiminin odağında bulunan Suriye'de planlar boşa çıkartılmış olunsa da, yaptırımlar eşliğinde ülkenin normalleşmesinin önüne geçilmesi çabaları bitmek bilmiyor.

    Koronavirüs krizi vesilesiyle dünyanın gelişmiş Batılı demokrasilerinde OHAL uygulamaları, iktidarların kendilerini aşırı yetkilerle donatması vakai adiyeden sayılır hale gelirken, 'Suriye'nin demokratikleşmesi' teması altındaki tartışmalar yeni boyutlar kazandı. Suriye hükümetinin uzun süren savaşın en çetin dönemlerinin atlatılmasının ardından yolsuzluklarla anılan zengin iş insanlarına vergi kaçakçılığı ve yolsuzluklar üzerinden yaptığı hamleler, pek çok iddia ve dedikodu eşliğinde gündeme taşındı. Özellikle Esad ailesinin içinden olan kuzeni Rami Makhlouf'un yayınladığı iki video eşliğinde tartışmalar iyice alevlendi.

    Yaşananları Suriye asıllı gazeteci ve yazar Hüsnü Mahalli ile konuştuk.

    'Yıllarca Esad yolsuzluğa göz yumuyor diyenler yolsuzlukla mücadele başlayınca kıyameti kopardılar'

    Hüsnü Mahalli, Suriye'nin 10 senedir savaşı yaşayan bir ülke olduğunu anımsatırken, nesnel koşullar dikkate alınmadan yürütülen tartışmalar ve getirilen eleştiriler üzerinden senaryolar yazıldığı görüşünde. Yıllarca Suriye'de yolsuzluk olduğunu ve Esad'ın göz yumduğunu söyleyenlerin, yolsuzlukla mücadele başladığında bu sefer kıyameti kopardıklarını belirten Mahalli, hamlelerin sadece Rami Maklouf'a değil pek çok iş insanına karşı yapıldığını dile getirdi:

    “İki boyutu var. Birincisi Suriye’nin kendi nesnel koşulları, ikincisi de Türkiye’nin Suriye’deki rolünün devam etmesi. Türkiye’nin kendi nesnel koşullarını konuşacaksak, 10 yıldır savaş yaşıyor bu ülke. Doğal olarak bir sürü sıkıntısı var. Ancak son dönemde Başkan Esad ile kuzeni Rami Maluf arasındaki konuyla ilgili, sanki bir şey varmış gibi aleviler arasında, iktidarın içinde, Esad ailesi içinde gibi şeyler pompalanmaya çalışılıyor. Hep şunu söylüyorlardı; ‘Yolsuzluk var iktidarda, Esad buna göz yumuyor, mücadele etmiyor’. Yolsuzlukla mücadele etmeye başladığında da bu sefer kıyamet koptu, onun üzerine senaryolar yazılmaya başlandı. Rami Makhlouf, gerçekten Suriye’de çok önemli yolsuzlukların içinde olan bir adam. Esad’ın da kuzeni. Ona yönelik bir kampanya, vergi kaçırmadan tutun devlete olan borcunu ödememekle ilgili bir sürü şey. Devlet bunun peşine düştü. Yalnız bunun değil onun konumunda olan onlarca iş adamının peşine düştü. Ama bir tek bu görüntü.

    'Rusya ve Suriye ile ilgili aptalca senaryolar yazılmaya başlandı'

    Mahalli, tartışmaların zamanlamasının önemli olduğu görüşünde. Yolsuzlukla savaş hızla devam ederken, Suriye Cumhurbaşkanı Esad ile Rusya lideri Putin arasında soğukluk bulunduğu iddialarının ortaya atıldığını söyleyen Mahalli, Ortadoğu ve Batı medyasında da hemen iki liderin 'kavgalı olduğu' gibi 'aptalca senaryolar' yazılmaya başlandığını anımsattı. Mahalli, "Suriye koşullarından hareketle söylüyorum, Esad'ın hiçbir şekilde alternatifi yok. Putin asla Esad'dan vazgeçmez" dedi. Arada bir 'kölelik-sahiplik' ilişkisi bulunmadığını, iki egemen devletin ve karşılıklı çıkarların söz konusu olduğunu belirten Mahalli, Moskova'da iktidarda bulunanların da Suriye'yi 1970'lerden gelen bir dostluk ve müttefiklikle sahiplendiklerini dile getirdi:

    "Zamanlama çok önemli. Çünkü yolsuzlukla olan savaş hızla devam ederken, ortaya bir şey atıldı; ‘Putin ile Esad arasında bir soğukluk var’. Bazı internet sitelerinde buna benzer bir iki yazı çıktı. Bu yazıyı alan Ortadoğu ve batı medyasında ‘Putin ile Esad kavga etmeye başladı, nedeni İran, Türkiye’dir. Erdoğan ile Putin anlaştı, Esad ortadan kaldırılacak, başka alternatifler aranıyor yerine’ gibi aptalca senaryolar yazılmaya başlandı. Esad’ın Suriye koşullarından hareketle net söylüyorum, Başkan Esad’ın hiçbir şekilde bir alternatifi yok. Putin asla Esad’dan vazgeçmez, bunu olayların başladığı sene 2011’de söyledim, nedenlerini de kitaplarımda yazdım. Elbette Esad, Putin’in kölesi değil. Putin de Esad’ın dört dörtlük müttefiki de değil. Sonuçta Rusya kendi çıkarlarını kollayan bir ülke. Ama Suriye krizi olmasaydı, bugün Putin bölgesel ve uluslararası dengelerde bu kadar güçlü olmazdı. Hem Türkiye’ye karşı bu kadar kozla pazarlık edemezdi hem de Amerika’ya karşı hem Batı hem de Ortadoğu ülkelerine karşı. Yani Putin’in gücü Esad ve Suriye’den kaynaklanıyor. Bugün Putin, Suriye’de herhangi bir yanlış harekete kalkıştığında Rus sistemi içinde istediği kadar güçlü olsun Rusya’da da odaklar arası çatışmalar var. Üç tane odak var. Bir geleneksel Sovyet odağı, iki Avrasyacılar, üç generaller var. Şu anda Sovyet ve Avrasyacılar bazı ortak noktalarda birlikte hareket ediyorlar. Ama Sovyet geleneğini sürdürenler güçlü. Dolayısıyla Suriye’yi bugünkü koşullarından değil 70’li yıllardan gelen bir dostluk ve müttefiklikle Suriye’yi sahipleniyorlar.”

    ‘Suriye, Arap ulusunun kalbidir'

    Hüsnü Mahalli, her ülkede sorunlar ve farklı odaklar arasında sakıntılı ilişkiler bulunabileceğini belirtirken, Suriye konusunda sürekli komplo teorileri ve yalanlardan yola çıkılarak yorumlar yapmaktan vazgeçilmediğini söyledi. Daha önce de 'Beşar kaçtı, Rus gemisinde saklanıyor, Esma Esad kaçtı' türü söylentilerin çok çıkarıldığını anımsatan Mahalli, bu yorumları yapanların Suriye'yi hiç bilmediklerini vurguladı. "Başka bir ülke olsaydı şu anda haritadan silinmişti" diyen Mahalli, Suriye'nin tarih boyunca büyük önem taşıyan medeniyetlere evsahipliği yapmış bir coğrafyada bulunduğunu belirterek, "Suriye Arap ulusunun kalbidir" ifadelerini kullandı. Suriye'de Ermenileri, Hıristiyanları bütün dini unsurların devlete sahip çıktıklarını, İslamcılar hariç ülkenin laik geleneğinin devleti desteklediğini vurgulayan Mahalli, "Ulus devletin ötesinde de ulus toplum, laik çağdaş toplum olma özelliğini taşıyan bir toplumdur" ifadelerini kullanırken, bu ifadeleri Şam ziyaretinde ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin kullandığını anımsattı:

    “Niyet ile ilgili bir mesele. Suriye’yi de Azerbaycan’ı da çok iyi biliyorum. Mihriban Hanım ile eşi İlham Bey arasında da benzer çatışmanın olduğuyla ilgili bir sürü makale okuyorum, bir kısmı da doğru. Orada niye bir şey söylemiyorlar? Türkiye’de bugün ona benzer çatışma yok mu? Mezhep kökenli değil siyasal sosyal kökenli çatışmalar yok mu? Berat Bey’in tarafı Süleyman Soylu’nun tarafı arasında yok mu, var. Suriye’de Esma Hanım kanser tedavisinden çıkmış, başarıyla yenmiş. İnsani açıdan bunun bu şekilde yansıtılması çok komik. Bir seferinde Suriye’den dönüyordum, 2013 gibiydi. Grup konuşmaları vardı, Salı günüydü, o zaman Başbakan Erdoğan, dedi ki ‘Esma Hanım bile Beşar’ın katliamlarına dayanamayarak kaçtı’. Öncesinde Şam’daydım ve Esma Hanım, başkan ve bir iki kişi ile daha sohbet ediyorduk. Yok Beşar kaçtı, yok Rus gemisinde saklanıyorlar… Dertleri ne? Suriye’yi komplo teorileriyle mi yönetecekler, bu mümkün değil. Suriye’de bu asla olmaz. O zaman Suriye’yi bilmiyorlar. Başka bir ülke olsaydı, şu anda haritadan silinmişti. Suriye, Arap ulusunun kalbidir, Mısır’dan da önemlidir. Tarihte de öyledir. Mısır’da bir tek firavunlar var. Ama Suriye’de dünya tarihini şekillendiren bütün uygarlıklar var; Kemanilerden başlayarak Babiller, Finikeliler, Osmanlısı, Arap’ı, Emevisi… Dinler Suriye’den çıktı. Muhammed’in peygamber olacağı Şam’da anlaşıldı. Hristiyanlık Suriye’den batıya yayıldı. Yahudilik deyince zaten Arap coğrafyasında Suriye deyince tek Suriye olarak anlaşılmaz; Suriye, Lübnan, Filistin demektir. Ermeniler, Hristiyanlar o kadar o kadar sahiplendiler ki Suriye’yi bütün bu savaş boyunca her şeye rağmen direndiler. Türkiye, Irak ve İran’da Kürtler her zaman bulundukları ülkelerle savaşmışlardır tarih boyunca. Bir tek Suriye’de bu savaş olmadı, yani devlet ile Kürtler arasında bir savaş olmadı. Bu Kürtlerin Suriye toplumunu benimsemenin kanıtıdır. Modern ulus devlet kavramı, Suriye’de bütün Alevi-Sünni çatışmasına rağmen Suriye’de bir iç savaş yaşanmadı. Suriye halkında ayaklanma olmadı, Şam, Halep’te halk silah alıp sokağa çıkmadı. Terör örgütü grupları şu kasabayı ele geçirdi, insanlar Türkiye’ye kaçtı. O zaman Türkiye’ye 4 milyon insan niye kaçtı? Mesela Suriye’nin Hama bölgesinde ya da İdlib fark etmez, orada ayaklanırdı. Devleti topluma içten farklı düşmanca duygularla besleme dinamikleri yok, yaşanmadı burada. Onun için Suriye toplumun Sünniler dahil İslamcılar hariç laik geleneği Suriye’nin bütün yüz ülkenin saldırmasına rağmen ayakta kaldı. Ulus devletin ötesinde de ulus toplum, laik çağdaş toplum olma özelliğini taşıyan bir toplumdur. Benim ifadem değil bu. 2009’da Şam’dayken Senato Dış ilişkiler Komisyon Başkanı Kerry eşiyle beraber geldiler. Esad ile lokantaya gidip yemek yediler. Kerry’nin bizzat söylediği bir şeydir. İlk defa Ortadoğu’da Arap coğrafyasında laik, çağdaş, kültürlü bir sürü şey söyledi. Ama dünyanın yüz karası John Kerry, sonra Suriye’yi çökertmek için Ahmet Davutoğlu ile neler yaptılar."

    ‘Esad da dört dörtlük değil ama bırakın bir yerden başlasın’

    Diğer yandan Hüsnü Mahalli, Suriye'de çözümlenmesi gereken pek çok mesele bulunduğunu da vurguladı. Esad'ın Suriye'de tabanı bulunmadığı tartışmasını 'komik' bulan Mahalli, aksine Batı'da anılan Makhlouf veya diğer isimlerin tabanlarının bulunmadığını söyledi. Makhlouf'u şahsen tanıdığını belirten Mahalli, hakkında pek çok yolsuzluk iddiaları ve yanıtlanmamış sorular bulunduğuna dikkat çekti. Esad'ın yolsuzluk operasyonunun savaşta olan her ülkede olabilecek savaş zenginlerinden hesap sorma niteliği taşıdığını belirten Mahalli, tam tersine Suriye Cumhurbaşkanı'nın alkışlanması gerektiğinin altını çizdi. Mahalli, her ülkede yolsuzluklar dahil pek çok sorun yaşanırken Suriye'nin bu şekilde hedefte tutulmasının Suriye sahasında İdlib ve Fırat'ın doğusu gibi meselelerin çözümünün önünü tıkama amaçlı olduğunu dile getirdi:

    “Tabanı olup olmadığı tartışması çok komik. Batı'da da bu yapılıyor. Çünkü Esad’a alternatif olarak gösteriliyor bazıları tarafından. Örneğin 'Putin ile Esad arasında kavga var, yerine kim geçebilir' gibi ya da istihbarat başkanı gibi... Rami Makhlouf dediğimiz ismin bir tabanı yok. Rami’yi özel olarak da tanıyorum. Rami büyük yolsuzluk yapmış, kanıtı nedir? Genç bir adamın SyriaTel’in 1 milyar 300 milyon doları nereden buldun? Onun dışında bir sürü başka şeyleri de var. Dolayısıyla yolsuzluk var, hesap sorulunca niye kıyamet koparıyorsun? Esad da dört dörtlük değil, demokrasi de dört dörtlük değil. Hesabını vereceksin. Tam tersi başkanı alkışlamak lazım. Bırak temizlesin ülkeyi. Her savaşın savaş zenginleri yarattığı bir gerçektir, dünyanın her tarafında var bu. Dolayısıyla bunun hesabı sorulacaksa bugün Suriye’de yaşanan krizler, Amerikan, Avrupa, dünya ambargosu, nefes alamıyorlar, savaş devam ediyor, İdlib bir taraftan Fırat’ın doğusu bir taraftan, ekonomik sıkıntılar, kolay değil tüm bunlar. Ancak yaşayan bilir. Bırakın bir yerden başlasın, sıra demokrasiye gelsin, Anayasa Komisyonu kurulsun, seçim yapılsın. Önümüzdeki yıl başkanlık seçimi var. Yardımcı olun eğer çözmek istiyorsanız. Yok istemiyorsanız zaten bin tane bahane var. Nitekim de o bahaneler devam ettiği için İdlib, Fırat’ın doğusu çözülmüyor. Bugün Türkiye Libya’da hava, kara, denizde. Medyada bir tek kelime yok bununla ilgili."

    'Bir tek Rami yok, en az 10 işadamı var'

    Yolsuzluklarla ilgili devletin soruşturmaları için "En az 10 kişi var" diyen Mahalli, savaşın zorlu günlerinde devletin parçası olarak destek olanların 'ben devlete destek oldum hırsızlığa devam ederim' deme hakları bulunmadığını söyledi:

    "En az 10 kişi var, bir tek Rami Alevi, öbürleri Sünni, büyük şirketler anlamında söylüyorum. Onlardan niye bahsedilmiyor? Bazı şirket sahipleri de Esma Hanım’a yakınmış. Bunlar da Suriye devletine savaşta yardımcı oldu. O parayı Suriye’de kazanmadın mı? Eğer devletin bir savaşın içindeyse sen de destek olmayacak mısın? Bu doğal ama şu doğal değil; ‘Ben devlete destek oldum, ama hırsızlığa devam ederim’. Azerbaycan ile ilgili inanılmaz hikayeler var. Ama kimse bununla ilgili tek kelime etmiyor, dünyanın hiçbir medyasında. Rusya’da yok mu bu tartışma, dolu. Rusya’daki zenginlerin, Yahudi lobilerinin, Yahudi kökenli iş adamları, yolsuzluklarla ilgili neler konuşuluyor. Ama ille Suriye konuşacaksak sorunun çözümünü engellemek hedef ise ki öyle gözüküyor bin tane şey ortaya atabilirsin. Bu tür dedikodular üzerinden hem Dera’da suikastlar yaptırırsın hem İdlib’de sorunun çözümünü engellersin hem Fırat’ın doğusundan Amerika çıkmaz, hem ambargoları devam ettirirsin. Korona var, yalvarıyorlar, bırakın cihaz istiyoruz, başka bir şey istemiyoruz. Solunum cihazları vb. tıbbi ekipmanlar korona ile mücadele sürecinde gerekiyor. Allah’tan korona yok orada, bir de o çıksaydı bir de onunla uğraşacaklardı.”

    Etiketler:
    İran, Yolsuzluk, Rusya, Beşar Esad, Suriye, Hüsnü Mahalli
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın